Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Müzik » Salon bahara yeni isimlerle merhaba diyor

Salon bahara yeni isimlerle merhaba diyor

Salon bahara yeni isimlerle merhaba diyor12 Şubat 2019 - 11:02
Salon baharı müjdeleyen, birbirinden usta isimlerin ve yeni keşiflerin yer aldığı yepyeni bir programa tanıklık etmek için dinleyiciyi davet ediyor.
Mart, Nisan ve Mayıs aylarında sekiz yeni konseri programına ekleyen Salon, bahara enerji dolu bir merhaba demek isteyenleri Seafret, Mammal Hands, Alice Phoebe Lou, The Limiñanas, Jakuzi ve Kikagaku Moyo ile buluşmak üzere Beyoğlu’ndaki mekanına davet ediyor. 
 
 
 
Piyano Günü: Peter Sandberg / 29 Mart Cuma / 21.30
İsveçli “multi-enstrümantalist”, neo-klasik müzik bestecisi ve prodüktör Peter Sandberg’in, açık zihni ve yetenekli elleriyle ürettiği müziği; alabildiğine samimi, yeri geldiğinde sımsıcak, yeri geldiğinde ise kış rüzgârları kadar serin. Hislerini tüm açıklığıyla notalara döken, neo-klasik müziği, zaman zaman cazı, kimi zaman ise elektronik altyapıları kendisine mesken edinen Sandberg, piyano, gitarlar, yaylılar ve synthesizer’ların rolleri bölüştüğü kompozisyonları yaratmada bir usta.
 
 
 
Garanti Caz Yeşili: Alice Phoebe Lou / 5 Nisan Cuma, 22.00 / 6 Nisan Cumartesi, 22.30
Güney Afrika doğumlu, Berlin’de yaşayan, özgür ruhunu indie folk, caz ve blues’la besleyen şarkıcı ve şarkı sözü yazarı Alice Phoebe Lou, doğduğu Güney Afrika’nın sımsıcak ikliminde, piyano dersleri alırken, bir başına gitar çalmayı öğrendi. Paris ve Amsterdam arasında mekik dokuduğu dönemin ardından, tarih boyunca birçok müzisyen ve sanatçı için kendini yeniden keşfetme noktası olan Berlin’e taşındı. 
 
 
 
The Limiñanas / 13 Nisan Cumartesi / 22.30
Serge Gainsbourg & Jane Birkin’in 21. yüzyıldaki yansıması, Fransız rock’n roll çifti Marie (davul, vokal) & Lionel Limiñana (gitar, bas gitar, org, vokal) The Velvet Underground, Suicide, The Stooges, Nick Cave ve Serge Gainsbourg’un rock’n roll tavırlarına adeta tapıyorlardı. 60’lar ve 70’lerin müzik devrimini alıp Frankofon ruhuyla modern zamanlara uyarladılar. 
 
 
 
Jakuzi “Hata Payı” İlk Konser / 16 Nisan Salı & 17 Nisan Çarşamba / 21.30
Jakuzi, Kutay Soyocak’ın solo projesi olarak 2016 yılında kuruldu. Akıllara kolayca kazınan synthesizer’lar ve Kutay Soyocak’ın nev-i şahsına münhasır vokaliyle yıldırım aşkı başladı. İlk albüm ‘Fantezi Müzik’, ismiyle müsemma olarak kaset formatında yayımlamasının ardından, 2017 yılının başında bu sefer Berlin menşeli City Slang Records tarafından yeni şarkılarla birlikte yayımlandı. Yerli sahnenin gözbebeğine dönüşen Jakuzi, ‘Fantezi Müzik’le uluslararası prestijli mecralarda kendine yer buldu. 
 
 
 
Seafret / 20 Nisan Cumartesi / 22.30
Vokalist Jack Sedman ve gitarist Harry Draper’dan mütevellit İngiliz indie-pop ikilisi Seafret, buğulu olduğu kadar ümit dolu bir müzik yapıyorlar. 2014'te ilk kısa çalarları 'Give Me Something'i, 2015'te ise ikinci kısa çalarları 'Oceans'ı yayımladılar. Game of Thrones’un Arya’sı Maisie Williams’ın başrolde olduğu ilk teklilerinin klibi ‘Oceans’, YouTube’da 66 milyondan fazla izlendi, tekli ise Spotify’da 74 milyondan fazla dinlendi. 
 
 
 
 
Kikagaku Moyo / 3 Mayıs Cuma / 22.00
Kikagaku Moyo, bol efektli gitarlar ve makine düzeninde tekrar eden Krautrock ritimlerinin ahenkle dans ettiği, kendi isimlerini taşıyan ilk albümlerini 2013’te yayımladılar. Uzak Doğu ezgileri ve geleneksel Hint müziğinden enstantanelerle saykedelik rock’ın Batı normlarını Doğu’yla buluşturmaları, grubu muadillerinden ayıran en büyük özellik. 2014 yılında, uzay boşluğuna sürükleyen uzun metraj gitar soloları, çılgın atan davullar ve sitar maestrosu Ravi Shankar’ın kulaklarını çınlatan sitarlarla dolu ‘Mammatus Clouds’ ve ‘Forest of Lost Children’ isimli iki albüm birden yayımladılar. 
 
 
 
 
Mammal Hands / 8 Mayıs Çarşamba & 9 Mayıs Perşembe / 21.30
Piyanoda Nick Smart, davul ve tablada Jesse Barrett, saksafonda Jordan Smart’tan oluşan İngiliz caz, folk, ambient ve elektronika grubu Mammal Hands, Jesse’nin başta tabla ustası Sirishkumar Manji olmak üzere şaman geleneğinden ödünç aldığı ritmik ve melodik altyapılarla hipnotik tesiri arttırdılar, caz harmonileri ve güncel klasik müzikle boyut değiştiren bir John Coltrane etkisi yarattılar.