Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Plastik Sanatlar » Heykele tahammülümüz yok

Heykele tahammülümüz yok

Heykele tahammülümüz yok30 Mayıs 2016 - 11:05 | İspanyol sanatçı Amancio Gonzalez Andres'in İzmir metroda sergilenen 'Müzisyen' adlı eseri, birkaç hafta boyunca özellikle AKP üyelerinin protestosuna uğradıktan sonra bir İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanı tarafından kırıldı.
Üst üste yaşanan heykel hırsızlığı ve vandalizmi kamusal alandaki sanat eserine olan bakışı tekrar gündeme getirdi. Görüşlerine başvurduğumuz isimler eserlerin korunmamasından şikâyetçi
GÜLDEN ÖKTEM
 
Geçen çarşamba günü, Ankara'daki Seğmenler Parkı'na heykeltıraş İlhan Koman'ın 1991 yılında yerleştirilen bronz heykelinin çalındığı iddia edildi. Önceki gün ise İzmir metrosunun İzmirspor istasyonundaki, İspanyol sanatçı Amancio Gonzalez Andres'e ait 'Müzisyen' isimli ahşap heykel Serdar K. isimli bir vatandaş tarafından, 'alenen çocukları cinsel teşhire uğrattığı sonucunu doğurması ve vatandaşları rahatsız etmesi' sebebiyle tahrip edildi. Daha sonra hakkında 'mala zarar vermek' suçlamasıyla işlem yapılan Serdar K., cumhuriyet savcısının talimatıyla serbest bırakıldı. Ancak 'Müzisyen' heykelinin başına gelenler bununla sınırlı değildi. 25 Mayıs tarihinde, E.K. isimli bir kişi de heykelin müstehcen bulduğu noktasını bezle kapatmaya kalkmıştı.
 
İlhan Koman'ın 1991'de Seğmenler Parkı'na yerleştirilen bronz heykeli çalındı.
 
Kamusal alanlardaki sanat eserlerine olan saygının gün geçtikçe azalması, bu alanlardaki 'eser'lerin sadece devlet büyüklerinin büstlerinden ya da kentleri temsil eden büyük seramik çaydanlık heykellerinden ibaret olacağı endişesini de beraberinde getiriyor. Bu fikirden yola çıkarak sanatçıların, küratör ve sanat yazarlarının görüşlerine başvurduk. Bir heykeli tahrip etmenin psikolojideki karşılığını ise psikiyatrist Alper Hasanoğlu değerlendirdi.
 
Ali Artun (Sanat eleştirmeni): "Palmira'yı akıllara getiriyor"
 
Son yıllarda heykellere ve genel olarak sanata karşı süregelen bu vandalizm, aslında sadece bize özgü değil. Bütün coğrafyamızda yükselip duruyor. Tabii akla hemen, Afganistan'daki Bamyan Budaları'na yapılan saldırıyı getiriyor. Sonra, Suriye'de Palmira ve Rakka'daki sanat eserlerine ve Musul Müzesi'ne yapılan saldırıları getiriyor. Hepsi aynı ikonoklazm. 
 
Işıl Eğrikavuk (Sanatçı ve sanat yazarı): "Sanat kanunlarla korunan bir şey değil"
 
Sanat, kanunlarla korunan bir şey değil. Bu konuda bir mevzuat yok. Dolayısıyla bir sanat eserini kırmayı, dökmeyi, sansürlemeyi kendine hak görebiliyor insanlar. Aslında sanat eserlerinin arkasında duracak bir yaptırım gücü olsa bu kadar kolay olmaz bir eserin çalınması ya da tahrip edilmesi. Belediyelerin eserleri yasalar çerçevesinde koruması gerekiyor. İnsanların bir bilinç kazanması ve bu alanda eğitilmesi de ayrı meseleler, ama bu kadar kolay olmaması gerekiyor. ABD'de ve Avrupa'da belediyelerin sanat konseyleri var ve kamusal alandaki eserler, işinin ehli insanlar tarafından demokratik seçimlerle yerleştiriliyor ve kanunlarla korunuyor. Türkiye'deki heykel daha politik bir malzeme olarak görülüyor.
 
Koray Ariş (Heykeltıraş): "Sanat eserleri 'malzeme' olarak görülüyor"
 
Sanat eserinin çalınmasının en büyük nedenlerinden biri onun 'malzeme' olarak görülmesi. Demir, bakır ve bronz olan eserleri çalıp eriterek para kazanıyor insanlar. Kamusal alandaki bu tür malzemelerden yapılmış eserler, genellikle bu amaç için çalınıyor. Daha önce de böyle olaylar Türkiye'de yaşandı. Birkaç heykel de müstehcen bulunduğu gerekçesiyle yıllar önce kaldırıldı. İlhan Koman'ın eserinin de içi doludur, diye düşünüyorum ve çalan kişi için de önemlidir. Sanatsever birinin çalmış olması mümkün değil. Diğer eserin tahrip edilmesine gelecek olursak, benim de yıllar önce Adana'ya yaptığım bir eser yok edildi. Bir esere zarar vermenin nasıl bir duygunun karşılığı olduğunu anlayamıyorum. 
 
 
Vasıf Kortun (Küratör ve yazar): "Çalan kişi heykel olarak görmüyor"
 
Kanalizasyon kapağı çalmakla İlhan Koman heykeli çalmak arasında hiçbir fark yok çünkü ona malzeme olarak bakıyor çalanlar. Heykel olarak görmüyor onu çalan kişi. O adam için demir ya da bronz. Dünyada her yerde çok olan bir durum bu, çünkü para ediyor. Metrodaki bir heykelin tahrip edilmesi de, daha önce dünyanın pek çok yerinde yaşanan olayların bir benzeri. İtalya'da da, Polonya'da da oldu... Her ülkede saldırılanlar ve saldırılamayanlar var. Kimi yerde çıplaklık oluyor bu, kimi yerdeyse politik bir duruş oluyor. 
 
Alper Hasanoğlu (Psikiyatrist): "Bu olaya vandalizm deniyor"
 
İzmir'de yaşanan bu olaya vandalizm deniyor. Yapan kişinin içinde agresif bir tavır ateşlenmiş olabilir. İdeolojik bir gerekçeyle yapıyor olsalar bile bu, sonuç olarak vandalizmdir. Vandalizm, kişinin öyle ya da böyle baskı altında olduğu durumlarda ortaya çıkan bir şeydir. Kişi istek ve ihtiyaçlarını sözel olarak ifade edebilecek bilince sahip olmadığında şiddet ve vandalizm ortaya çıkar. Bu şiddet de sanat eserine yönelik bir şiddetti. Geleneklere aykırı bulunduğu ya da çıplaklığın çocukların cinsellik ya da kişilik gelişimine sekte vuracağı gibi bir gerekçeyle yapılmış. Bu durum sanki saldırganın hakkıymış gibi, kendisini bir şeyler yapmış gibi hissetmesine, ya da kendisini değerli ve önemli hissetmesine, başkalarının gözünde daha farklı konumda hissetmesine sebep olur. Bu aslında çok ciddi bir aşağılık kompleksinin sonucu olarak ortaya çıkan bir şeydir. Bir de, sanatçı 'öteki'dir ve farklıdır biraz onların gözünde. Son zamanlarda ülkemizde de dünya da kendinden farklı olanın düşman olarak görülmeye başlamasının eğilimi sanatçıya, sanatçının eserine yönelik bir vandalizmi de körüklemiş olabilir.