Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Sinema » Feminist sinema denince: “Cléo de 5 à 7”

Feminist sinema denince: “Cléo de 5 à 7”

Feminist sinema denince: “Cléo de 5 à 7”17 Mart 2014 - 12:03
Feminist sinemanın en ünlü karakterlerinden birine sahip olmasının yanı sıra, Cléo’nun geçirdiği 2 saati gerçek zamanlı olarak göstermesi açısından da sinema tarihinde önemli bir film
Yönetmen Agnès Varda. Varda, Fransız Yeni Dalgası'nın bir alt kolu olan Rive Gauche'un (Sol Yaka) en önemli temsilcilerindendi


Agnès Varda’nın imzasını taşıyan bu başyapıtı, ancak Fransız Yeni Dalgası’nın şartları doğurabilirdi. Nitekim 1962 yapımı filmde, Yeni Dalga’nın dahi çocuğu Jean Luc Godard, sadece anlatıma getirdiği yeniliklerin Varda’da bıraktığı izlerle değil, bizzat küçük bir rolde görülür.
Ama asıl mesele, filmin anlatım teknikleri değil, Varda’nın anlattığı hikayenin feminist sinemanın önemli yapıtlarından birine yol açmasıdır.

Hikayenin kahramanı genç ve güzel bir şarkıcı Florence "Cléo" Victoire (Corinne Marchand). Filmde onunla geçirdiğimiz iki saat, hayatındaki kritik saatler çünkü kanser olup olmadığının belli olacağı biyopsi sonucunu bekliyor: 5’den 7’ye kadar… Cleo’nun tarot falı baktırması ve morali çökük bir halde falcıdan ayrılmasıyla açılan filmin başlarında karakter kendisini tanımamız için önem taşıyan şu cümleyi kuruyor: “Güzel olduğum sürece hayattayım”. Film, şımarık, sürekli aynalardan kendisini izleyen, dış görünüşüne hem kendisi hayran hem de başkalarının da hayranlığının farkında olan bu kadının yaşadığı iç yolculuğu anlatıyor.


Cléo (Corinne Marchand), Dorothée (Dorothée Blanck) ile buluşuyor. Cléo de 5 à 7, yön. Agnès Varda, 1962


Ölümden çok çirkin olmaktan korkan, etrafını kaprisleriyle bezdiren ve insanlarla kurduğu ilişki tek taraflı olan Cleo, sonuçları beklerken bir değişim yaşıyor. Önce yalnız kalmak isteyen, filmin başında taktığı peruğunu atan, eski arkadaşlarını gören Cleo, son raddede, radyoda duyduğu, protestolarını gördüğü bir gerçeğin içinde yaşayan biriyle tanışıyor: Cezayir ile Fransa arasındaki savaşta bulunan ve izindeki bir askerle. Film finaline yaklaşırken, Cleo’nun ilk kez biriyle karşılıklı bir iletişim içine girdiğini, kendisi dışında biriyle ilgilendiğini ve sevme kapasitesine sahip olduğunu bu yabancıyla kurduğu iletişimde görüyoruz. Akşamüstü 5’de tanıştığımız Cleo, akşam 7’de ayrılırkenki halinden farklı bir insan…


Cléo (Corinne Marchand), asker Antoine (Antoine Bourseiller) ile. Cléo de 5 à 7, yön. Agnès Varda, 1962


Feminist sinemanın en ünlü karakterlerinden birine sahip olmasının yanı sıra film, Varda’nın bize Cléo’nun geçirdiği 2 saati gerçek zamanlı olarak göstermesi açısından da sinema tarihinde önemli. Belgesel kökenli bir isim olan Varda, karakterin geçirdiği zamana birebir eşlik ettiğimiz bir filmle, yönetmen olarak gücünü ve senaryosunun kusursuzluğunu kanıtlıyor. Varda, 1960’ların Paris’ini de hikayenin içerisine güçlü bir arka plan olarak yerleştirmeyi ihmal etmiyor.