Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Sinema » Leyla Sayar dünyadan sessiz sedasız ayrıldı

Leyla Sayar dünyadan sessiz sedasız ayrıldı

Leyla Sayar dünyadan sessiz sedasız ayrıldı03 Ağustos 2016 - 03:08
Sadece dokuz yıl süren sinema kariyerinde derin bir iz bırakan oyuncu Leyla Sayar, 22 Temmuz’da sessiz sedasız bu dünyadan ayrıldı. Vefatı, hayatının büyük bölümünü geçirdiği inzivaya uygun olarak dün duyuldu
NİL KURAL
 
Yeşilçam’ın gelmiş geçmiş en önemli kadın oyuncularından, film kariyeri kısa sürmesine rağmen derin bir iz bırakan Leyla Sayar, 77 yaşında hayatını kaybetti. 22 Temmuz’da tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi’nde vefat eden Sayar, uzun yıllardır çekildiği inzivaya uygun bir şekilde 23 Temmuz’da Merkez Efendi Mezarlığı’na sessiz sedasız defnedildi ve vefat haberi ancak dün duyuldu. Sayar’a bu yıl ocak ayında kanser teşhisi konmuştu.
 
Belgin Doruk ve Cüneyt Arkın ile 'Aşk ve Kin'de (1964).
 
17 yaşında başladığı sinema kariyerinde dokuz yılda 170 filmde rol alan Sayar, 27 yaşında sinemayı ani bir kararla bıraktı. Kendini inanç ve dine adadı. 2011 yılında ‘geri döndüğünü’ ve filmlerde rol almaya sıcak baktığını açıklasa da bir projede yer almadı.
 
'Can Mustafa'da (1960) Turgut Özatay'la.
Leyla Sayar, 1939 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Çerkez ve Selanik göçmeni bir ailenin kızıydı. Üsküdar Kız Koleji’nde okumaya başladı ancak dikkat çekince bu okulu bırakarak Ankara Devlet Tiyatrosu’nda eğitimine devam etti. 1957 yılında o dönemin Yeşilçam yıldızlarının geleneksel keşif yolundan o da geçti ve Yıldız Dergisi’nin yarışmasında dereceye girdi. Türkiye Güzellik Yarışması’nda da ikinci seçildi.
 
İlk filmini Yıldız Dergisi’nin yarışmasından bir yıl sonra çekti: Şinasi Özonuk’un yönettiği başrolünü Hüseyin Peyda ile paylaştığı dram ‘Üç Garipler’de başrolde, afişte ismi en tepedeydi. Sinemaya başrollerle başlayan ender isimlerden olan Sayar, o dönemde her yıl birçok filmde rol aldı.
 
Filmlerini izlemiyordu
 
‘Duvaklı Göl’de Sadri Alışık’la, ‘Dertli Irmak’ta Fikret Hakan’la, ‘Ninno’da Orhan Günşıray’la kamera karşısındaydı. O dönemde verdiği söyleşilerde küçük yaştan itibaren ‘artist’ olmak istediğini ifade ediyordu. Ancak sonraki demeçlerinde sinema dünyasının şöhret tarafıyla hiç barışamadığını, filmlerini izlemediğini, galalarına da katılmadığını söyleyecekti.
 
1960 tarihli Ayhan Işık’la başrolleri paylaştığı ‘Yangın Var’ın yönetmen koltuğunda Türk sinemasının en önemli isimlerinden Lütfi Ö. Akad oturuyordu. Film, Leyla Sayar’ın en önemli filmleri arasında yerini koruyor.
 
Gani Turanlı ve Ayhan Işık ile.
 
Aynı yıl Türk sinemasının diğer önemli bir yönetmeniyle Atıf Yılmaz’la ‘Ölüm Perdesi’ adlı filmde birlikte çalıştı. Senaryosunu Attila İlhan’ın kaleme aldığı film, macera türündeydi. 1960 tarihli popüler film, ‘Ayşecik’te ise Memduh Ün’ün yönetiminde rol aldı.
 
1961 yapımı Ülkü Erakalın imzalı ‘İki Yetime’de rol arkadaşı Muhterem Nur’du. Aynı yıl, bir kez daha Memduh Ün yönetiminde ‘Boş Yuva’da Fatma Girik’le kamera karşısına geçti. Önemli filmlerinden bir diğeri Halit Refiğ’in yönettiği melodram ‘Şafak Bekçileri’ydi (1963).
 
Sevil Candan, Sevda Ferdağ,Fatma Girik ve Selma Güneri'yle 'Beş Şeker Kız'da (1964).
 
Yalnızlığı severek seçti
 
O dönem birçok filmde rol almayı sürdüren Sayar’ın son filmi 1970 tarihli, Muzaffer Arslan’ın yönettiği ‘Ankara Ekspresi’ oldu. 1970’lerin başlarında sahneye çıktı, dans etti. Bu dönemden sonra ani bir kararla sinemayı bıraktı. Bunun nedenini 2011 yılında Milliyet gazetesinde Zeynep Miraç’a verdiği söyleşide “Çünkü mânâ beni sarmaya başladı. Peygamberleri görmeye başladım” cümleleriyle anlatacaktı. Her zaman inançlı biri olduğunu ve inzivaya çekildiği dönemde çok mutlu olduğunu ifade eden Sayar, köşesine çekildiği uzun yıllarda henüz yayınlanmamış birçok kitap yazdığını da belirtiyordu. Sayar’ın hayranları son dönemde verdiği az sayıda söyleşiden Nişantaşı’ndaki evinde inzivaya çekildiğini ve mütevazi koşullarda bir yaşam sürdüğü öğrendiler.
 
Yılmaz Duru, Mahir Özerden, Kaleci Varol (Ürkmez), Leyla Sayar 'Kavgasız Yaşayalım'da (1963) (Recep Ekicigil Arşivi'nden).
 
Sayar, sinemada çok kısa bir zaman geçirdi. Ancak bu kısa sürede Yeşilçam’ın en önemli yönetmenleri ve oyuncularıyla çalıştı. Sonra kendi kararıyla kendini unutturmaya çalıştı ve her fırsatta yalnızlığı severek seçtiğini söyledi. Yeşilçam’ın en hızlı parlayan yıldızlarından biriydi, hep merak edilmeyi ve sevgiyle anılmayı sürdürdü.