Milliyet Sanat
Milliyet Sanat »Yazarlar » Asu Maro | “Hayalci diyebilirsin ama tek değilim”

“Hayalci diyebilirsin ama tek değilim”

14 Haziran 2013 - 12:06
Taksim Meydanı’nda bir piyano... Şehrin kalbinden melodiler ayaklandı, direnişçilere ve polislere ulaştıBitmişti sahiden... Sözler bitmişti, şakalar bitmişti, gülecek, söyleyecek halimiz kalmamıştı, önceki kâbus gibi geceden sonra. Vali Mutlu, “Gezi Parkı’na müdahale edilmeyecek” dedikçe tepemize gaz bombaları inmiş, park sabaha darmadağın girmişti... Akşam olmadan yaralarını sarıp, ayağa kalkacağını tahmin etmek mümkün değildi ama oldu. Valinin anne babalara “Kum havuzunda oynayan çocuklarınızı oradan alın” der gibi verdiği talimat, ancak ailelerin kendi kararlarını verebilecek yaş ve zekadaki oğullarına, kızlarına desteğini artırmıştı.

Güneş doğdu, güneş battı... Ve 24 saat önce savaş alanına dönen meydan, bir kez daha rüya gibi, yıldızlı bir geceye ‘uyandı’. Böyle bir şey bir daha kime, ne zaman nasip olur bilemiyorum, Taksim Meydanı’nın ortasında bir kuyruklu piyano gördük. İstanbul’un kalbinden melodiler kanatlandı, aynı anda hem direnişçilere, hem önceki gün onlara gaz sıkan polislere ulaştı. Onlar da AKM’nin önünde, Gümüşsuyu’nun girişinde kaldırımlara oturmuş dinliyorlardı çünkü. Ve kafalarında kaskları, ellerinde copları, gözlerinde öfkeleri olmadığında, sana, bana benziyorlardı. Alman piyanist Davide Martello’nun tuşlarından çıkan ‘Imagine’ler, ‘Let It Be’ler, onların da gözünü yaşartmıştır, ihtimal. “Belki” diyorum, “Biz ne yapıyoruz?” diye sormuşlardır, bir an olsun... Olabilir mi? Bir umut...
Davide Martello, meğer diyar diyar gezen bir piyanistmiş, yolunu böyle bir zamanda İstanbul’a düşürmüş, özgürlük isteyen insanlara destek için gelmiş. Genç piyanist Yiğit Özatalay geçti sonra tuşların başına, ‘Karlı Kayın Ormanı’, ‘1 Mayıs Marşı’, ‘Yiğidim Aslanım’, ‘Sözlerimi Geri Alamam’, ‘Sil Baştan’... Piyano meydanın ortasından parkın girişine taşındı, orada devam etti resital, geç saate kadar...

Davide Martello, "Imagine" ve "Let It Be", Taksim Cumhuriyet Anıtı:



Duygulu ama buruk, Ankara’dan gelen çatışma haberleriyle endişeli, Ethem Sarısülük’ün ölümüyle çok hüzünlü, her şeye rağmen umutlu bir geceydi... Çünkü Davide Martello ‘Imagine’i çalarken John Lennon’a selam çakan, sınırların olmadığı, insanların hayatı barış içinde yaşadığı, ölmeye, öldürmeye değecek bir şeyin olmadığı bir dünyayı hayal eden insanlar doldurmuştu, Taksim’i. Ve “Hayalci” deyip de geçilemeyecek kadar çoktular.

Elemtere fiş...

Gezi direnişi en çok her sabah küllerinden doğan kara mizahıyla konuşuluyor ya, tam performans düşmeye başlamıştı ki, Necati Şaşmaz hızır gibi yetişti. Ne hikmetse Başbakan Erdoğan’la görüşmeye gitti, adımını atmadığı Taksim Gezi Parkı konusunda. Hakkında asılsız söylentiler çıkarılmış, efendim parkta görüldü demişler. “Beni” diyor, “Taraf etmeleri hiç hoşuma gitmedi, mahalle baskısı gibi geldi.” Ama meseleye de kafa yormuş, göze geldiğimizi anlamış. “Ülkemize nazar değmiştir, dua edelim üzerimizden gitsin” dedi. Bunun dışında 14 dakika süren uzun ve karmaşık konuşmasından bir şey anlayan olmadı... RedHack “Şifrelenmiş Necati Şaşmaz konuşmasını biz bile çözemeyiz, dünya teknolojisi halen o boyutta değil” diye açıklama yaparken, “direnturkce” TT oldu, konuşmanın ‘dublajlı’ versiyonu hazırlandı... Ve şöyle tweet’ler atıldı: “Penguen belgeselinin kıymetini bilemediniz, alın size Necati Şaşmaz”, “Türkçe öğretmenlerinin yüzde 50’sini evde zor tutuyoruz”, “Necati Şaşmaz’da ihtiyaç listesi: Özne, yüklem, zarf”, “Necati Şaşmaz’ın elinden son anda kurtulan bir grup dolaylı tümleç can havliyle Gezi Parkı’na sığındı”, “Necati Şaşmaz’ın basın açıklamasından sonra böyle bir olayın tekrar yaşanmaması için direnişçiler Topçu Kışlası inşaatına başladı.” Zaytung sabah “Necati Şaşmaz ile görüşen Başbakan’dan açıklama: ‘AKM’yi yıkacağız, yerine dev bir nazar boncuğu...” diye bildirirken, Gezi Parkı’nda dev nazar boncuğu pankartı dalgalanmaya başlamıştı bile... Elemtere fiş, kem gözlere şiş.