Milliyet Sanat
Milliyet Sanat »Yazarlar » Filiz Aygündüz | Eve geri dönmek için
16 Nisan 2023 - 01:04
.
Bundan tam on ay önce bir doktor, bir hastanın hayatına değdi. Sihirli parmaklarıyla. Hekim hatası sonucu dikkate alınmamış ve giderek büyümüş hidrosefali (beyin omurilik sıvısının beyinde birikmesi, kafa içi basıncı artırması) nedeniyle, son üç yıldır bedenen yanımızda, ruhen uzaklarda olan babamın. Konuşamıyor, donuk gözlerle bakıyor, dengesini sağlayamıyordu. Haziran 2022’de geçirdiği hidrosefali ameliyatı sonrası ‘eve geri döndü’ babam. Ama nasıl özlemişiz. Sesini, o güzelim gülüşünü, esprilerini, bize soru sormasını, ağaçların budanması gerektiğini söylemesini, anneme duyduğu gecikmiş aşkı göstermesini, yemek seçmesini, yardımla da olsa yürümesini… Metafor değil, gerçekten babam üç yıl aradan sonra eve döndü. Çünkü bir doktor onun hayatına değdi: Prof. Dr. Talat Kırış.
 
Aynı doktor, beyaz önlüğünü çıkarıp, unvanlarını ve dünya çapındaki başarılarını bir kenara koyarak, bu defa kalemiyle değiyor hayatlarımıza. Doğan Kitap’tan yayımlanan “Uzak Deniz Küçük Yağmur” adlı kitabıyla. Anton Çehov, Engin Geçtan, Sir Arthur Conan Doyle, Khaled Hosseini, W. Somerset Maugham, Mikhail Bulgakov, Oliver Sacks, Irvin Yalom gibi. Edebiyat üzerinden. Yazar Talat Kırış olarak. 30 yılı aşkın bir zamana yayılan, bir kısmı çeşitli mecralarda yayımlanmış, bir kısmı ilk kez okurla buluşan toplam 33 öyküyle. İşin içine minnetimi hiç karıştırmadan okudum her birini. Türkçesinin zarafetine hayran kalarak, kitap boyu tartıştığı ‘mümkün geçmiş ve geleceklerimiz’i düşünerek, 213 sayfada devriâlem lüksüyle. Kapalıçarşı’daki Cevahir Bedesteni, Çamlıca tepesi, Venedik, Çötele, Hırhal, Çavreş yaylaları, İzlanda, Grönland, Arizona, Ankara Bahçelievler’e uzanan bir devriâlem, İstanbul’un hakkı saklı kalmak üzere.
 
Görkemli bir yolculuk
 
Endülüs’te yapışkan yağmurların yağdığı Tarifa adlı kasabaya yolu düşen Fransız komünist Aurore ve Bar Alameda’nın sahibi İspanyol Efren’in birbirlerini hikâyeleri üzerinden anlamaya çalışmaları. 12 Eylül’de babası Diyarbakır Cezaevi’nde işkenceye maruz kalmış Keje’nin Urfa’da başlayıp Fransa’da devam eden adalet arayışı. Yozgatlı Yasemin’in müzik aşkı. Bolivyalı müzisyen Tunupa ve teyzesinin el ele vererek bu aşkı mümkün bir ‘şimdi’ kılması. “Kurşun Askerle Balerin”de büyülü gerçekçiliğin mucizelerinin müthiş bir sanatsal birikimle aktarılması. Atanamayan bir edebiyat öğretmeninin kamyon şöförü olarak hayata tutunurken sevdiği kıza açılmasını sağlayan Udi Refik’in hikâyesi. Gedikpaşa’daki ayakkabı dükkânında çıraklıktan Arjantin’in ayakkabı krallığına yükselen karakter. En kuzeydeki İnuit köyü Ittoqqortoormiit gibi farklı coğrafyalar ve kültürlerden kahramanlar, hiç yabancılık çekmediğimiz; sanki okuduğumuz öykülerde kutup ayısı avına çok alışık okurlarmışız gibi. Dünyanın en köksüz insanıyla, en sağlam kökleri olan insanının birlikteliğindeki şiirsellik. Bir elinde içi ayva reçeliyle dolu ponçik, diğer elinde “Moby Dick” olan bir adamın sarı elbiseli, sarı saçlı, yüzü çilli, cüce bir kadın olan Azrail’le buluşması. Fonda çalan şarkılar eşliğinde… “Wish You Were Here”, “Kınıfır Bed Reng Olur”, “Ankara Rüzgârı”, “Hotel California”, “Nemrud’un Kızı”, “Rüyalarda Buluşuruz”, “Aisha”.
 
Bizi böylesi görkemli bir yolculuğa çıkararak değiyor hayatlarımıza Talat Kırış. Öykünün imkânlarını özgürce kullanarak, edebî koku hafızamızdaki Sait Faik’i uyararak. Yağmur bu öykülerin tümüne sızmış çok renkli bir karakter. Dövüşebilen, ölebilen, âşık olabilen, hıçkırarak ağlayabilen. Deniz tam orta yerde. Limanlar, tren istasyonları. Ve aşkın bir yazardan tüm alacağını tahsil edişi!
 
Velhasıl son zamanlarda başıma gelen en iyi şeylerden biri oldu “Uzak Deniz Küçük Yağmur”. Kahve içimlerime yol arkadaşlığı yapan. Hayatın derdinden tasasından uzaklaştığım, soluk aldığım. Kelimelerin lezzetiyle damağımın şenlendiği.
 
Diyeceğim o ki… Hastalıkta olduğu kadar sağlıkta da lazım bize Talat Kırış. Neşteri kadar kalemiyle de. Hayatlarımıza değip, zaman zaman uzaklaştığımız evlerimize geri dönebilmemiz için…
 
İyi pazarlar.