Milliyet Sanat
Milliyet Sanat »Yazarlar » Filiz Aygündüz | ‘Dağ yapılı sanatkâr’, Folkart Gallery’de

‘Dağ yapılı sanatkâr’, Folkart Gallery’de

29 Ocak 2023 - 12:01
.
Türkiye’nin sanat alanındaki yaratıcılığını ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtmak. Sanat bilincini geliştirmek. Sanata olan ilgiyi yaygınlaştırmak. Bu üç hedefle 2015 yılında kuruldu Folkart Gallery. Folkart Yapı A.Ş’nin sosyal sorumluluk projesi olarak. Bugüne dek resim, heykel ve fotoğraf alanlarında 18 sergi düzenledi. Yüz binlerce sanatseveri ağırladı. 850 metrekarelik alanıyla Türkiye’nin en büyük sanat galerisi olan Folkart, bugün İzmir’in en önemli sanat duraklarının başında geliyor. Galeriye ne zaman gitsem, “Özel sektör bu modeli örnek alsa, her şehirde bir Folkart olsa, ülkenin sanat bilinci üst seviyeleri tecrübe eder” demekten kendimi alamıyorum. Bu bir temenni de aynı zamanda. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı için.
 
Bu özel galeri, Folkart, 24 Ocak’ta 19. sergisini açtı: “Zaman ve Mekânın Büyüsünde Bir Ressam-Şevket Dağ”. Sanatçı için bugüne dek düzenlenen en kapsamlı sergi bu. Serginin kataloğu -katalog dediğim 310 sayfalık muhteşem bir kitap aslında- Şevket Dağ’ın ilk basılı yayını olma özelliğini de taşıyor. Şevket Dağ, Sanayi-i Nefise Mektebi’nde öğrenim gördü. Osman Hamdi Bey, Alexandre Vallaury ve Salvatore Valeri’nin öğrencisi oldu. Büyük bir yetenek aynı zamanda disiplinli bir öğrenciydi ve resim tarzı Osman Hamdi Bey’inkine yakındı. Okulu da birincilikle bitirdi. İlk kişisel sergisini İstanbul Kuyucu Murat Paşa Türbesi’nin yakınlarında bulunan bir muhallebici dükkânında açtı. Bu aynı zamanda son kişisel sergisiydi. Sonraki yıllarda çok sayıda sergiye katıldı eserleriyle. 1911 yılında İtalya Societa Opera Binası’nda açılan Pera Sergisi’nde “Ayasofya Giriş”, “Ayasofya İçi” ve “III. Selim Türbesi” adlı eserleri sergilendi. Bu serginin ardından “Doğu’ya has eserler üreten fırça sahibi” olarak anılmaya başlandı. Kendisi hiç yurt dışına çıkmasa da uluslararası bir tanınırlığı oldu eserlerini gönderdiği yurt dışı sergileri sayesinde.
 
 
“Alsancak Garı” ve “Topkapı Sarayı”
 
 
Ressamın vedası
 
1909 yılında Galatasaray Lisesi’nin müdürü Tevfik Fikret’in isteğiyle okulda resim öğretmenliğine başladı. Öğrencileri arasında Fikret Mualla da vardı. Aynı yıl arkadaşlarıyla birlikte Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’ni kurdu. 1919 yılında ismi değişti kurumun, Türk Ressamlar Cemiyeti oldu. Öğretmenliğe 1916’dan itibaren İstanbul Darülmuallimin’de (İstanbul Erkek Öğretmen Okulu) devam etti. Bu okulda bir de resim atölyesi açtı.
 
1914 Kuşağı sanatçıları gibi empresyonist bir ressamdı Dağ. Ayasofya resimleri denilince akla ilk gelen sanatçıydı. İç mekân resimleri konusunda fark yarattı. 1944 yılında düzenlenen Galatasaray Sergisi’nden dönerken eve gitmek için bindiği vapurda kalp krizi geçirerek hayata veda etti. Vapurda fenalaştığında telaşlanan insanlara dönüp şöyle dedi: “Ne telaş ediyorsunuz? Ölüm davul zurna ile gelmez ya, insan dediğin işte böyle ölür”. Hemen ardından da can verdi.
 
Folkart Gallery’deki sergide Şevket Dağ’ın 60 eseri yer alıyor. Bu eserler 42 farklı koleksiyoner ve kurumdan alınmış. Başyapıtı olan “Ayasofya İçi” adlı eser galerinin içinde mücevher gibi parlıyor. Ki bu eser 1943’ten beri aynı duvarda asılıymış. İlk defa bu sergiyle sanatseverlerle buluşuyor. İnsan bakmaya doyamıyor. Serginin proje direktörü Fahri Özdemir, küratörü ise Özdemir Erdem. Sergide eserlerin yanı sıra, Dağ’ın eskiz defterlerini, kullandığı paleti, şövalesini, boya kutusunu, fotoğraflarını ve yazışmalarını da görüyoruz. Hazırlıkları dört yıl süren serginin açılışında konuşan Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak müjdeyi verdi: “Sergiyi Ankara’ya da İstanbul’a da taşıyacağız”. Aşiyan’da yatan Şevket Dağ başta olmak üzere tüm İstanbullular çok sevinecek bu habere. Bir o kadar da Ankaralılar.
 
İstanbul’un dilinden anlamak
 
Hikmet Feridun Es’in Akşam Gazetesi’nin, 28 Mayıs 1944 tarihli nüshasından bir alıntıyla yazıyı bitirelim: “(…) Edebiyatta Ahmet Rasim, Hüseyin Rahmi İstanbul’u birçok renkleriyle yazıya sokmuşlardır. İstanbul onlara çok şey borçludur. Şevket Dağ da İstanbul’un birçok köşesini resme sokmuştur. Harap sebillerin, gölgeli cami avlularının, unutulmuş mescitlerin, ihtiyar yalıların dillerinden hiç kimse bu hakikaten dağ yapılı sanatkâr kadar anlamamıştır.”
 
Özetle görkeminden sual olunmaz bir sergi karşımızdaki. İzlemenizi çok çok isterim.
 
İyi pazarlar.