Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » 100 portrede insanın hikâyesi

100 portrede insanın hikâyesi

100 portrede insanın hikâyesi28 Eylül 2026 - 04:09
TECNO ve görsel sanatçı Angélica Dass’ın iki yıllık “100 Portraits of Becoming” projesi, beş ülkeden 100 kişinin portreleri ve kişisel hikâyeleri üzerinden yapay zekâ çağında temsil meselesine bakıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Bir insanı tanımlamak için önce yüzüne bakıyoruz. Ardından yaşına, geldiği yere, yaptığı işe, ait olduğu kültüre ya da taşıdığı kimliklere dair birtakım anlamlar yüklüyoruz. Dijital görüntü teknolojileri de uzun zamandır bu bakışın bir parçası. Ancak yapay zekânın görüntü üretme, tanıma ve yorumlama kapasitesi arttıkça soru artık yalnızca bir insanın nasıl göründüğüyle sınırlı değil.
 
Görüntünün arkasındaki insanı ne kadar doğru görebiliyoruz?
 
TECNO ile görsel sanatçı Angélica Dass’ın iki yıllık “100 Portraits of Becoming” projesi bu soruyu beş ülkeye yayılan 100 portre üzerinden ele alıyor. Kenya, Filipinler, Suudi Arabistan, Türkiye ve Brezilya’yı kapsayan proje, farklı insanların kimlik, seçim, değişim ve gelişim süreçlerini portreleriyle birlikte dijital bir arşivde buluşturuyor. Çalışmanın ilk etabı Kenya’da tamamlandı; ilk 20 portre ve bu portrelere eşlik eden kişisel hikâyeler dijital galeride erişime açıldı.
 
 
Nairobi’den başlayan iki yıllık yolculuk
 
“100 Portraits of Becoming”in ilk resmi ayağı 4 Temmuz 2026’da Nairobi’de başladı. Kenya’nın ardından projenin rotasında Filipinler, Suudi Arabistan, Türkiye ve Brezilya bulunuyor. Çalışmanın tamamlanmasıyla beş ülkeden 100 kişinin portresi ve kişisel dönüşüm hikâyeleri aynı dijital arşivde bir araya gelecek.
 
Projenin başlangıç noktası olan Kenya’da fotoğraflanan kişiler arasında girişimciler, çiftçiler, dansçılar, sanatçılar ve farklı alanlarda üretim yapan insanlar bulunuyor. Topluluğu için yeni fırsatlar yaratan girişimci Alex Mutua Muli, bir yazılım şirketi kurarak yerel yeteneklere alan açan Alexander Odhiambo ve kadınlar için bir kaykay topluluğu oluşturan Jelimo Cheboi de ilk 20 portrede yer alan isimler arasında.
 
Portrelerin ortak noktası ise kişilerin tek bir sıfat ya da toplumsal tanımla sınırlanmaması. Projenin Kenya bölümünde yer alan insanlar, kendileri hakkında başkalarının oluşturduğu hazır anlatılar yerine kendi yaşam deneyimlerini ve dönüşüm hikâyelerini aktarıyor.
 
Projenin Kenya’daki başlangıcı tesadüfi değil. Nairobi, teknoloji girişimciliği ve dijital yenilik ekosistemi nedeniyle uzun süredir “Silicon Savannah” olarak anılıyor. Çalışmanın burada başlatılması, teknoloji ve insan hikâyeleri arasındaki ilişkinin ilk durağını da bu bağlamda oluşturuyor.
 
Portreden önce insan
 
Projenin arkasındaki isim Angélica Dass için portre, yalnızca bir yüzün fotoğrafını çekmek anlamına gelmiyor. Brezilyalı sanatçının uluslararası ölçekte tanınmasını sağlayan “Humanæ” projesi de insan teninin farklı renklerini fotoğraf yoluyla belgeleyerek ırk, kimlik ve ten rengi üzerine yerleşik sınıflandırmaları sorguluyor.
 
Dass, 2016’da TED sahnesinde anlattığı “Humanæ” projesinde dünyanın farklı yerlerinden binlerce insanın portresini, ten renkleriyle eşleştirdiği Pantone renk kodlarıyla birlikte ele aldı. Proje, ten rengini beyaz, siyah, kırmızı ya da sarı gibi kategorilerle tanımlamanın sınırlarını görünür kılarken, portreyi de insanları sınıflandırmak yerine bireyselliklerini gösterebilecek bir araca dönüştürdü.
 
“100 Portraits of Becoming” ise bu yaklaşımı başka bir noktaya taşıyor. Burada mesele yalnızca farklı ten renklerinin doğru görüntülenmesi değil, görüntüdeki kişinin kendi hikâyesinin de portreye eşlik etmesi. Her katılımcı tek bir kuşağın, ülkenin ya da kültürün temsilcisi olarak konumlandırılmak yerine kendi deneyimleriyle ele alınıyor.
 
Dass, Kenya etabının ardından yaptığı değerlendirmede portreyi teknolojiyle sınırlamayan bir yaklaşım ortaya koyuyor:
 
“Kenya bana anlamlı portrelerin sadece teknolojiyle oluşturulmadığını gösterdi. Portreler güvenle, dinlemekle ve kameranın karşısında durmayı seçen insanların cömertliğiyle başlar. Kamera, bu karşılaşmaların paylaşılmasına izin veren bir araçtır.”
 
Kameranın gördüğü ile insanın hikâyesi
 
Projenin teknoloji ayağını ise TECNO’nun CAMON serisinde kullandığı Universal Tone görüntüleme teknolojisi oluşturuyor. TECNO, Universal Tone’u farklı ten tonlarının görüntüde daha doğru ve doğal biçimde temsil edilmesi amacıyla geliştirdi. Teknoloji ilk olarak 2023’te tanıtıldı ve şirketin kamera sistemlerinde farklı cilt tonlarının algılanması ve işlenmesine yönelik çalışmalarının devamı niteliğinde.
 
TECNO’nun kendi açıklamasına göre Universal Tone, farklı ten tonlarını analiz ederek görüntü işleme süreçlerinde daha kapsayıcı sonuçlar elde etmeyi hedefleyen yapay zekâ destekli bir sistem. Şirket, sistemi geliştirirken renk bilimi alanındaki akademik çalışmalarla da iş birlikleri gerçekleştirdiğini belirtiyor.
 
“100 Portraits of Becoming”de ise bu teknoloji, portre fotoğrafının teknik doğruluğunun ötesinde, temsil tartışmasının bir parçası olarak konumlandırılıyor. Proje, yapay zekânın insanların nasıl görüldüğünü, tanındığını ve temsil edildiğini giderek daha fazla etkilediği bir dönemde, teknolojinin karşısındaki kişinin bireyselliğini nasıl yansıtabileceği sorusunu gündeme getiriyor.
 
TECNO Genel Müdürü Jack Guo da projenin çıkış noktasını temsil üzerinden açıklıyor:
“Doğru temsil, hakiki insani anlayışın temelidir. Her bir kare; neyin önemli olduğunu, kimin önemli olduğunu ve insanların nasıl anlaşıldığına dair varsayımlarımızı şekillendirir. Bu da, yapay zekâ çağında adil ve doğru temsili giderek daha önemli hale getiriyor. Ancak temsilin ötesinde daha büyük bir soru yatıyor: Görüntünün veya ona yapıştırılan etiketlerin arkasındaki gerçek insan kim?”
 
 
Sıradaki durak Filipinler
 
Kenya’da ilk 20 portreyle başlayan çalışma, bir sonraki etapta Filipinler’e geçiyor. Buradaki bölüm “Beyond Many Labels” yani “Etiketlerin Ötesinde” başlığını taşıyor. Filipinler etabında yalnız anneler ve yalnız ebeveynlikle bağlantılı 20 kişinin hikâyesi ele alınacak.
 
Dass, Kenya’nın ardından Filipinler’e geçişi, projenin farklı ülkelerde farklı toplumsal bağlamlarla şekillenmesinin bir parçası olarak değerlendiriyor:
 
“Kenya bu yolculuk için olağanüstü bir başlangıç oldu. Her karşılaşma bana her yerin kendine ait hikâyeleri, kendi ritimleri ve kendi güzelliği olduğunu hatırlattı. Aynı merakla dinlemeye, öğrenmeye ve ‘100 Portraits of Becoming’in bir sonraki bölümünü şekillendirecek insanları keşfetmeye hazır bir şekilde Filipinler'e varacak olmaktan heyecan duyuyorum.”
 
Filipinler’in ardından rota Suudi Arabistan, Türkiye ve Brezilya’ya uzanacak. Her ülkede projenin genel çerçevesi korunurken yerel sosyal ve kültürel bağlamın hikâyelere yansıması hedefleniyor. Böylece beş ülkeden 100 farklı kişinin yaşam deneyimleri, ortak bir görsel dil içinde ancak kendi özgün bağlamlarıyla arşivlenecek.
 
Türkiye de arşivin parçası
 
Türkiye, projenin beş ülkelik rotasında üçüncü duraklardan biri olarak yer alıyor. Türkiye etabında kaç kişinin hangi temayla fotoğraflanacağına ilişkin ayrıntılı program henüz kamuoyuyla paylaşılmış değil. Ancak proje tasarımı, her ülkede yerel hikâyelerin ve sosyal bağlamın öne çıkarılmasını öngörüyor.
Bu yönüyle “100 Portraits of Becoming”, geleneksel bir portre serisinin sınırlarını dijital arşiv fikriyle genişletiyor. Fotoğraf tek başına sergilenen bir görüntü olmaktan çıkıp, kişinin yaşam öyküsüyle birlikte kayda geçen bir belgeye dönüşüyor.
 
Projenin ilk 20 Kenya portresinin yayımlanmasıyla birlikte çalışma artık yalnızca duyurulmuş bir girişim olmaktan çıkarak izlenebilir bir arşiv niteliği kazandı. Önümüzdeki iki yıl içinde yeni ülkeler ve yeni portreler eklendikçe bu arşivin kapsamı da genişleyecek. ir insanın görüntüsünü doğru kaydetmek yeterli mi, yoksa o görüntünün arkasındaki hikâyeyi de görünür kılmak mı gerekiyor?
“100 Portraits of Becoming”, beş ülkeden 100 insanı bir araya getirerek bu soruya tek bir yanıt vermek yerine 100 ayrı yaşam üzerinden bakmayı amaçlıyor.
 
TECNO’nun teknoloji ekosistemi
 
Beş kıtada 70’ten fazla pazarda faaliyet gösteren TECNO; akıllı telefonların yanı sıra akıllı giyilebilir cihazlar, dizüstü bilgisayarlar, tabletler, akıllı oyun cihazları, HiOS işletim sistemi ve akıllı ev ürünlerini kapsayan bir teknoloji ekosistemi sunuyor. Şirket, ürün geliştirme yaklaşımında yapay zekâ ile çağdaş tasarımın birlikte kullanılmasını öne çıkarıyor ve marka yaklaşımını “Stop At Nothing” ifadesiyle tanımlıyor.
 
“100 Portraits of Becoming” de bu teknoloji yaklaşımının sanat ve fotoğraf alanındaki karşılıklarından biri olarak konumlanıyor. Kenya’da başlayan ve Türkiye’nin de dahil olduğu beş ülkeye yayılan çalışma tamamlandığında ortaya çıkacak dijital arşiv, 100 portreyi yalnızca görsel bir toplam olarak değil, insanların kimlik, seçim, değişim ve gelişim süreçlerini kayıt altına alan bir çalışma olarak bir araya getirecek.
 
 
Etiketler: TECNO  Angélica Dass  portre