2026 Akademi Ödülleri sahiplerini buldu
13 dalda aday gösterilen “One Battle After Another”, altı Oscar ödülüyle geceye damga vurdu.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Hollywood’da düzenlenen 98. Academy Awards gecesi, beklendiği gibi “One Battle After Another” filminin zaferiyle sonuçlandı. Yönetmen Paul Thomas Anderson imzalı politik gerilim, toplam 13 adaylıktan altı Oscar kazanarak gecenin en çok ödül alan yapımı oldu. Filmin başlıca rakibi ise vampir temalı gerilim “Sinners”dı. Yönetmen Ryan Coogler’ın filmi güçlü bir adaylık listesiyle yarışa girmiş olsa da geceyi dört ödülle tamamladı.
Los Angeles’taki Dolby Theatre’da gerçekleşen tören, ödül sonuçlarının ötesinde sürprizleri, politik göndermeleri ve film endüstrisinin geleceğine dair tartışmalarıyla dikkat çekti.
İki film arasında büyük rekabet
Oscar yarışının merkezinde “One Battle After Another” ile “Sinners” arasındaki rekabet vardı. Vampir gerilimi “Sinners”, törene 16 adaylıkla gelerek dikkat çekse de en önemli kategorilerde üstünlük Anderson’ın filmine geçti.
Paul Thomas Anderson, hem ‘En İyi Film’ hem de ‘En İyi Yönetmen’ ödüllerini kazanarak kariyerinin en büyük başarılarından birine ulaştı. Anderson konuşmasında ödüllerin görece niteliğine değinerek 1975 Oscar adaylarını hatırlattı ve sinema tarihine geçen filmler arasında +en iyinin’ seçilmesinin aslında anın ruhuna bağlı olduğunu vurguladı.
Film ayrıca ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’, ‘En İyi Kurgu’ ve Akademi’nin bu yıl ilk kez verdiği ‘En İyi Casting’ ödüllerini de kazandı. Anderson aynı zamanda ‘Vineland’ romanından uyarladığı senaryoyla ‘En İyi Uyarlama Senaryo’ ödülünün de sahibi oldu.
Michael B. Jordan’ın zaferi
Gecenin en çok konuşulan ödüllerinden biri ‘En İyi Erkek Oyuncu’ kategorisinde verildi. Michael B. Jordan, ‘Sinners’ filmindeki performansıyla Oscar kazanarak kariyerinde önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Bu başarı aynı zamanda Oscar tarihinde dikkat çekici bir eşik anlamına geliyor: Jordan, ‘En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kazanan altıncı siyahi oyuncu oldu.
Bu kategoride ödül kazanan ilk siyahi aktör, 1964’te “Lilies of the Field” filmiyle Sidney Poitier olmuştu. Poitier’den sonra ödülü kazanan isimler sırasıyla “Training Day” ile Denzel Washington (2002), “Ray” ile Jamie Foxx (2005), “The Last King of Scotland” ile Forest Whitaker (2007) ve King Richard ile “Will Smith” (2022) olmuştu. Jordan’ın zaferi böylece Oscar tarihindeki bu sınırlı ama giderek genişleyen listeye yeni bir halka ekledi.
Michael B. Jordan
Jordan’ın en güçlü rakibi, Timothée Chalamet’ydi. Chalamet, “Marty Supreme” filmindeki rolüyle yarışın favorileri arasında gösteriliyordu. Ancak yoğun kampanyası ve son dönemde opera ve bale hakkında yaptığı tartışmalı açıklamalar gece boyunca yapılan esprilerin hedefi oldu.
“Sinners”ın bir diğer tarihi başarısı ise görüntü yönetmeni Autumn Durald Arkapaw’ın kazandığı ‘En İyi Görüntü Yönetimi’ ödülüydü. Arkapaw, bu kategoride ödül kazanan ilk kadın sinematograf olarak Oscar tarihine geçti.
‘En İyi Kadın Oyuncu’ Jessie Buckley
İrlandalı aktris Jessie Buckley, “Hamnet” filmindeki etkileyici performansıyla ‘En İyi Kadın Oyuncu ‘Oscar’ını kazandı. Buckley, sahnedeki kabul konuşmasında hem rol arkadaşlarına hem de film ekibine teşekkür ederek, bu ödülün kariyerindeki en anlamlı dönüm noktalarından biri olduğunu vurguladı. Oscar, Buckley için sadece kişisel bir başarı değil, aynı zamanda İrlanda sinemasının uluslararası alandaki görünürlüğünü artıran bir an oldu. Buckley, bu ödülü kazanan ilk İrlandalı sanatçı olarak da tarihe geçti.
Jessie Buckley
Yardımcı oyuncu ödülleri deneyimli isimlere
‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülü, bu yıl sinema dünyasının en saygın isimlerinden biri olan Sean Penn’e gitti. Penn,” One Battle After Another” filmindeki etkileyici performansıyla bu prestijli ödülü kazanarak kariyerine bir diğer önemli başarıyı ekledi; bu, ünlü aktörün Oscar tarihindeki üçüncü ödülü olarak da kayda geçti ancak törene kaltlmadı.
‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ ödülünü ise veteran oyuncu Amy Madigan kazandı. “Weapons” filmindeki rolüyle bu ödüle layık görülen Madigan, kariyerindeki ilk Oscar’ını alırken bu başarıyı eşi Ed Harris’e ve uzun yıllar süren desteklerine borçlu olduğunu duygusal bir konuşmayla ifade etti.
Bu zaferler, her iki oyuncunun da yıllar içinde biriktirdiği birikimi ve sahne/sinema deneyimini Oscar sahnesinde taçlandırdığı anlar olarak törenin en dikkat çeken sahnelerinden oldu.
‘En İyi Uluslararası Film’, “Sentimental Value”
2026 Oscar gecesinin en dikkat çekici anlarından biri, “Sentimental Value”nun ‘En İyi Uluslararası Film’ ödülünü kazanması oldu. Joachim Trier ve Eskil Vogt’un imzasını taşıyan bu yapım, İskandinav sinemasının güçlü anlatı geleneğini çağdaş bir duyarlılıkla yeniden yorumluyor. Film, bireysel hafıza ile toplumsal değerler arasındaki gerilimi incelikli bir senaryo ve görsel estetikle sahneye taşıyor. Uluslararası alanda aldığı bu ödül, yalnızca yönetmenlerin sinemasal başarısını değil, aynı zamanda Avrupa sinemasının küresel ölçekteki etkisini de pekiştiriyor. Sentimental Value, Oscar tarihine geçtiği bu anla birlikte, gelecek yıllarda da tartışılacak ve referans gösterilecek bir film olarak öne çıkıyor.
Paul Thomas Anderson (solda) ve Joachim Trier (sağda)
Filmin başrolünde oynayan İsveçli deneyimli aktör Stellan Skarsgård, ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ kategorisine aday gösterilmişti ancak ödül Sean Penn’e gitti. Skarsgård, tören sırasında yaptığı konuşmada meslektaşlarını ve film ekibini övgüyle anarak, uzun kariyeri boyunca kazandığı deneyimlerin kendisini sürekli olarak yeni rollere adapte etmeye ittiğini paylaştı.
Mr Nobody’den savaşları hemen durdurma çağrısı
Oscar gecesinin en politik ve tartışmalı ödüllerinden biri, “Mr Nobody Against Putin”in ‘En İyi Belgesel Film’ dalında ödül kazanması oldu. Film, Rusya’daki otoriter yapıya karşı bireysel direnişi ve görünmez kahramanların hikâyesini merkezine alıyor. Yönetmen, sıradan bir insanın politik baskılar karşısındaki mücadelesini belgesel diliyle aktarırken, kişisel tanıklıkları küresel bir tartışmaya dönüştürüyor. Yapım, yalnızca sinemasal başarısıyla değil, cesur anlatısıyla da öne çıktı; izleyiciyi hem bireysel özgürlük hem de toplumsal sorumluluk üzerine düşünmeye davet etti. “Mr Nobody Against Putin”, 2026 Oscar gecesinde sinemanın politik gücünü hatırlatan en çarpıcı örneklerden biri olarak tarihe geçti. Belgeselin kahramanı Mr. Nobody, ödülü bizzat kabul ederek “Tüm savaşları hemen durdurun,” çağrısı yaptı.
Büyük adaylar az ödül
Oscar gecesinin dikkat çeken başlıklarından biri de bazı güçlü filmlerin beklenen başarıyı yakalayamamasıydı.
Guillermo del Toro’nun yönettiği “Frankenstein” üç teknik ödül kazanırken, eleştirmenlerin favorilerinden biri olan “Hamnet” sekiz adaylığa rağmen yalnızca Jessie Buckley’e gelen ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülüyle yetindi.
Dokuz adaylıkla yarışa giren “Marty Supreme” ise geceyi ödülsüz kapattı. Benzer şekilde “The Secret Agent” ve “Bugonia” gibi festival başarılarıyla öne çıkan yapımlar da Oscar’dan eli boş döndü.
KPop Demon Hunters’tan ‘En İyi Orijinal Şarkı’
Gecenin müzik ödüllerinden biri, Güney Kore ve ABD ortak yapımı animasyon filmi KPop Demon Hunters’a gitti. Film, En İyi Orijinal Şarkı kategorisinde “Golden” parçasıyla ödül kazandı. Sahneye çıkan şarkıcı Ejae, dinamik performansıyla izleyenleri coşturdu. Bu zafer, KPop ve global animasyon müziğinin Oscar sahnesinde kendine yer bulduğunu gösterdi.
Ludwig Göransson’a ‘En İyi Orijinal Film Müziği’ ödülü
2026 Oscar gecesinde müzik dünyasının en prestijli ödüllerinden biri de ‘En İyi Orijinal Film Müziği (Best Original Score)’ dalında verildi. Bu kategoride ödül, “Sinners” filmiyle Ludwig Göransson’a gitti. Sinematografik anlatıyı duygusal derinlik ve blues temalarıyla başarıyla destekleyen müzik, jüri tarafından gecenin en güçlü skorlarından biri olarak seçildi.
Göransson bu ödülle kariyerindeki üçüncü Oscar zaferini elde etmiş oldu; daha önce “Black Panther” (2019) ve “Oppenheimer” (2023) gibi başarılı yapımlar için de benzer müzik kategorilerinde ödül kazanmıştı.
Yapay zekâ tartışmaları gecenin gündemindeydi
Törende yalnızca ödüller değil, sinema sektörünün geleceği de konuşuldu. Özellikle yapay zekânın film üretiminde giderek artan rolü, birçok konuşmada gündeme geldi.
Sunucu Conan O'Brien, Hollywood yıldızlarının yer aldığı yapay zekâ üretimi bir videonun viral olmasına gönderme yaparak bu teknolojinin yaratıcı sektör için oluşturduğu tehditlere dikkat çekti. Animasyon ödülünü sunarken konuşan Will Arnett ise “Animasyon sadece bir komut yazmaktan ibaret değildir” sözleriyle insan emeğinin önemini vurguladı.
Politik mesajlar ve ince göndermeler
Oscar sahnesinde siyasete dair göndermeler de eksik olmadı. Sunucular ve bazı konuşmacılar doğrudan isim vermese de ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarına yönelik eleştiriler gece boyunca hissedildi.
Komedyen Jimmy Kimmel, ifade özgürlüğü tartışmalarına gönderme yapan esprileriyle salonda büyük alkış aldı. Bazı ödül konuşmalarında ise otoriter yönetimler ve savaşlara dair mesajlar verildi.
Örneğin belgesel ödülünü kazanan David Borenstein, filminde işlediği otoriterlik temasını günümüz politik atmosferiyle ilişkilendirerek izleyicilere “küçük sessizliklerin büyük sonuçlar doğurabileceği” uyarısında bulundu.
Kısa film Kategorisinde beraberlik
Gecenin ilginç anlarından biri de ‘En İyi Kısa Canlı Aksiyon Film’ kategorisinde yaşandı. Akademi tarihinde nadir görülen bir durum gerçekleşti ve iki film aynı oy sayısını aldı.
Böylece “Two People Exchanging Saliva” ile “The Singers”, Oscar’ı paylaşarak ödül kazanan yapımlar oldu.
Sinema dünyasında çalkantılı dönem
2026 Oscar töreni yalnızca ödüllerin dağıtıldığı bir gece değil, aynı zamanda sinema sektörünün içinde bulunduğu politik ve teknolojik dönüşümün de yansıdığı bir platform oldu.
Sunucu Conan O’Brien açılış konuşmasında, dünyadaki siyasi gerginliklere değinerek izleyicilere şu sözlerle seslendi:
“Şu anda dünyada pek çok kişi için zamanlar oldukça kaotik ve korkutucu.”
Bu atmosfer içinde Oscar gecesi, bir yandan sinema sanatını kutlarken diğer yandan sanatın toplum üzerindeki etkisini ve sorumluluğunu yeniden hatırlatan bir sahneye dönüştü.
Performanslar
Tören, belki de Oscar tarihindeki en az sahne performansı gerçekleştirilen etkinlik oldu. Buna rağmen unutulmaz performanslarlar izleyenleri büyüledi.
Gecenin en çarpıcı anlarından biri, Misty Copeland’ın klasik bale performansıydı. Geçtiğimiz sonbaharda American Ballet Theatre’daki baş dansçılık görevinden emekli olan öncü balerin, Sinners filminden Oscar’a aday gösterilen “I Lied to You” şarkısı sırasında sahnede adeta bir görsel şölen sundu. Copeland, Miles Caton, söz yazarı Raphael Saadiq, Shaboozey ve Alice Smith ile birlikte sergilediği bu kısa performans, baleyi ana akıma taşıyarak kültürel bir mesaj da verdi. Copeland kostümünde kullanılan sankofa motifi, geçmişten bilgelik çekerek daha güçlü bir gelecek inşa etme anlamını taşırken, 1982’de Dance Theatre of Harlem tarafından sahnelenen tarihi prodüksiyonun ruhunu yeniden canlandırdı.
Bu performans aynı zamanda, genç oyuncu Timothée Chalamet’nin kısa süre önce opera ve balenin artık kültürel ana akımın dışında kaldığını ima eden açıklamalarının ardından, klasik sanatların hâlâ güçlü bir sahne etkisi yaratabileceğini gösteren sembolik bir an olarak yorumlandı. Copeland ise tören öncesi yaptığı açıklamada bu durumun planlı bir mesaj olmadığını, performansın tamamen sanatsal bir işbirliğinin sonucu olduğunu vurguladı.
Bale ve vokal performanslarının yanı sıra KPop Demon Hunters filminden “Golden” şarkısı da sahnede hayat buldu. Güney Kore asıllı ABD’li şarkıcı Ejae, animasyon filmine özgü koreografi ve sahne tasarımıyla izleyicilere hem K-pop estetiğini hem de sinematik enerjiyi hissettirdi.
Ayrıca tören boyunca aday filmlerin müziklerinden kısa orkestral medley’ler sunuldu. Özellikle Paul Thomas Anderson’ın One Battle After Another film müziği, dramatik ve epik bir atmosfer yaratarak geceye duygusal bir yoğunluk kattı.
Uluslararası filmlere dair sunumlarda ise Priyanka Chopra ve Javier Bardem, ödül takdim ederken sahnede kısa bir kültürel gösteri ile törene global bir perspektif ekledi. Bu anlarda geleneksel dans ve müzik motifleri, filmlere atıf yapacak şekilde sahneye taşındı ve izleyicilere çok kültürlü bir deneyim sundu.
Gecenin performansları, ödül töreninin sadece bir rekabet alanı olmadığını; sanatı, kültürü ve hikaye anlatımını bir araya getiren görkemli bir sahneye dönüştürdüğünü bir kez daha kanıtladı.
‘In Memoriam’
2026 Akademi Ödülleri’nde her yıl olduğu gibi, film dünyasında hayatını kaybedenler saygıyla anıldı. Törenin ‘In Memoriam’ kısmı, hem duygusal hem de görsel olarak izleyenleri derinden etkiledi.
Sunucular, kaybettiklerimizi anarken kısa videolar ve sahne ışıklarıyla bir anma atmosferi yarattı. Anmanın merkezinde elbette birkaç simgesel figür vardı; tören sırasında bunlardan bazılarının özel anları da sahnede paylaşıldı. Özellikle bu bölümde Barbra Streisand, 2025’te vefat eden Robert Redford’u anarken duygusal bir konuşma yaptı. Streisand, Redford’un hem kamera önünde hem de yönetmen olarak sinemaya kattığı vizyonu ve toplumsal etkilerini vurguladı; onun “öykü anlatımındaki içtenliği ve liderliğiyle nesiller boyunca ilham kaynağı olduğunu” belirtti. Streisand sahnede klasik film “The Way We Were”ün temasını seslendirerek duygu yüklü bir saygı duruşu gerçekleştirdi.
Sunucu ve oyuncu Billy Crystal ise sessiz sahnede yönetmen Rob Reiner’ı andı; uzun yıllar süren dostluklarının ve Reiner’ın sinema tarihine bıraktığı mirasın altını çizdi. Reiner’ın yanında aynı trajik olayda hayatını kaybeden eşi Michele Singer Reiner da onurlandırıldı.
Ayrıca tören sırasında sahnede Diane Keaton’a da özel bir gönderme yapıldı. Keaton, uzun kariyerinde sinemaya kazandırdığı unutulmaz karakterler ve katkılar için anılırken, izleyicilerle kısa bir retrospektif görüntü paylaşıldı. Keaton’un kariyeri ve sinemaya katkısı, Rachel McAdams tarafından sahnede duygu yüklü bir şekilde hatırlandı; McAdams, Keaton’ın iz bırakan rolleri ve sanatsal etkisi üzerine içten bir konuşma yaptı. Bu an, hem Keaton’ın film tarihindeki yerini hem de sinemadaki kadın sanatçılara ilham veren mirasını öne çıkardı.
Bu üç özel anmanın yanı sıra, tören boyunca birçok aktör, yönetmen, yapımcı ve sinema emekçisi kısa montajlarla anıldı. Montajda yer alan isimler arasında Claudia Cardinale, Robert Duvall, Catherine O'Hara gibi Hollywood’un önemli yüzleri ile birlikte, teknik ve yaratıcı ekipten birçok değerli isim de vardı.
Tören sonrası bazı eleştiriler, gönderilen anma mesajlarına rağmen segmentte yer almayan sinema figürlerine de dikkat çekti. Ancak ‘In Memoriam’ bölümü, gecenin diğer anlarından farklı olarak sessizlik ve saygı ile örülüydü; müzik ve görüntüler, kaybettiklerimizin mirasını onurlandıracak şekilde özenle seçilmişti. Bu bölüm, izleyicilere hem geçmişe dönük bir saygı duruşu hem de sinema dünyasının sürekliliğine dair bir hatırlatma sundu.
İşte 2026 Oscar kazananları:
• En İyi Film: “One Battle After Another”
• En İyi Kadın Oyuncu: Jessie Buckley – “Hamnet”
• En İyi Erkek Oyuncu: Michael B. Jordan – “Sinners”
• En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Amy Madigan – “Weapons”
• En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Sean Penn – “One Battle After Another”
• En İyi Yönetmen: Paul Thomas Anderson – “One Battle After Another”
• En İyi Animasyon Film: “KPop Demon Hunters”
• En İyi Uluslararası Film: “Sentimental Value”
• En İyi Belgesel Film: “Mr Nobody Against Putin”
• En İyi Özgün Senaryo: “Sinners” – Ryan Coogler
• En İyi Uyarlama Senaryo: “One Battle After Another” – Paul Thomas Anderson
• En İyi Özgün Şarkı: “Golden” – KPop Demon Hunters
• En İyi Özgün Müzik: “Sinners” – Ludwig Goransson
• En İyi Görüntü Yönetimi: “Sinners” – Autumn Durald Arkapaw
• En İyi Kurgu: “One Battle After Another” – Andy Jurgensen
• En İyi Ses: “F1” – Gareth John, Al Nelson, Gwendolyn Yates Whittle, Gary A Rizzo ve Juan Peralta
• En İyi Görsel Efekt: “Avatar: Fire and Ash” – Joe Letteri, Richard Baneham, Eric Saindon ve Daniel Barrett
• En İyi Prodüksiyon Tasarımı: “Frankenstein” – Tamara Deverell ve Shane Vieau
• En İyi Casting: “One Battle After Another” – Cassandra Kulukundis
• En İyi Saç ve Makyaj Tasarımı: “Frankenstein” – Mike Hill, Jordan Samuel ve Cliona Furey
• En İyi Kostüm Tasarımı: “Frankenstein” – Kate Hawley
• En İyi Kısa Animasyon: “The Girl Who Cried Pearls”
• En İyi Kısa Film (Canlı Aksiyon): “The Singers ve Two People Exchanging Saliva” (beraberlik)
• En İyi Kısa Belgesel: “All the Empty Rooms”


