Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » 2026 Booker Ödülü uzun listesi açıklandı

2026 Booker Ödülü uzun listesi açıklandı

2026 Booker Ödülü uzun listesi açıklandı30 Temmuz 2026 - 04:07
Edebiyatın sınırlarını zorlayan 13 roman arasında Kenan Orhan’ın “The Renovation / Yenileme”si de var.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Mizah, tarih, distopya, gerçeküstücülük ve bireysel dramların buluştuğu ‘2026 Booker Ödülü’ uzun listesi açıklandı. İngiltere ve İrlanda’da yayımlanan 163 eser arasından seçilen 13 roman; farklı coğrafyalardan yazarların hafıza, kimlik, kayıp, iktidar ve insanın dönüşüm hikâyelerine nasıl farklı biçimlerde yaklaştığını ortaya koyuyor. Bu yılın dikkat çeken isimlerinden biri ise Türk-Amerikalı yazar Kenan Orhan. İlk romanı “Yenileme” ile listeye giren Orhan, Booker tarihinde ödüle aday gösterilen ilk Türk kökenli yazar.
 
Dünyanın en prestijli edebiyat ödüllerinden biri kabul edilen Booker Ödülü, her yıl çağdaş romanın farklı yönlerini görünür kılan seçkileriyle yalnızca ödül sezonunun değil, edebiyat dünyasının da gündemini belirliyor. 2026 uzun listesi de tek bir edebi eğilime bağlı kalmayan, farklı türleri ve anlatım biçimlerini bir araya getiren yapısıyla dikkat çekiyor.
 
Bu yılın jürisine başkanlık eden tarihçi ve yazar Mary Beard, güçlü edebiyatın belirli bir kalıba sığmadığını vurgularken, uzun listedeki eserlerin mizah ile rahatsızlık, gerçekçilik ile fantastik unsurlar, bireysel hikâyeler ile toplumsal meseleler arasında geniş bir anlatı alanı kurduğunu belirtiyor.
 
 
Fotoğraf: Yuki Sugiura
 
Yedi ülkeden 13 farklı hikâye
 
2026 Booker uzun listesinde Jamaika, Meksika, Türkiye, İngiltere, İskoçya, İrlanda ve Amerika Birleşik Devletleri’nden yazarlar yer alıyor. Liste, edebiyatın günümüzde sınırları aşan yapısını da ortaya koyuyor.
 
Adaylar arasında Chloe Aridjis’in “Nesnenin Gölgesi”, Emma Cline’ın “Switzy”, Makenna Goodman’ın “Hiçliğin Helen’i”, M. John Harrison’ın “Her Şeyin Sonu”, Marlon James’in “Kaybolanlar”, Luke Kennard’ın “Kara Çanta”, Kenan Orhan’ın “Yenileme”, Rebecca Perry’nin “Kralı Besleyebilir miyiz?”, Gwendoline Riley’nin “Palmiye Evi”, Elizabeth Strout’un “Asla Söylemediğimiz Şeyler”, Douglas Stuart’ın “John’un John’u”, Djamel White’ın “Bütün Köpekler” ve Missouri Williams’ın “Canlı Deneyciler” adlı romanları bulunuyor.
 
Uzun listedeki eserler; Meksika’daki bir hastaneden kıyamet sonrası Britanya kıyılarına, Jamaika’nın yakın tarihinden isimsiz bir ortaçağ sarayına kadar farklı zaman ve mekânlarda geçen hikâyeler aracılığıyla insan deneyiminin geniş bir haritasını çıkarıyor.
 
Kenan Orhan’ın Booker yolculuğu
 
Listenin Türkiye açısından en dikkat çekici ismi Kenan Orhan oldu. Türk-Amerikalı yazar, çağdaş edebiyatta özellikle göç, kimlik, aidiyet, siyasal baskı ve bireyin tarih karşısındaki konumu üzerine kurduğu hikâyeleriyle tanınıyor. Kansas’ta yaşayan Orhan’ın öyküleri; The Atlantic, The Paris Review, The Common ve Massachusetts Review gibi önemli edebiyat dergilerinde yayımlandı. Kurgusal eserleri ayrıca The O. Henry Prize Stories ve The Best American Short Stories gibi antolojilerde yer aldı.
 
Orhan, kısa öykü derlemesi “I Am My Country and Other Stories” ile edebiyat dünyasında dikkat çekti. 2023’te Random House tarafından yayımlanan bu kısa öykü kitabı, PEN/Robert W. Bingham Ödülü’nde finalist oldu ve ‘The Story Prize’ tarafından uzun listeye alındı. Kitaptaki öyküler; Türkiye’nin yakın tarihinden, toplumsal çatışmalardan ve bireylerin baskı karşısındaki hayatta kalma çabalarından yola çıkarak gerçeküstü, yer yer masalsı anlatım biçimleriyle şekilleniyor.
 
 
Kenan Orhan
 
Yazarın Booker uzun listeye giren ilk romanı “The Renovation / Yenileme” ise daha önce kısa öykü olarak kaleme aldığı bir fikrin genişletilmiş hali olarak ortaya çıktı. Roman, yaşlı babasının bakımı için hayatını yeniden düzenlemeye çalışan Dilara’nın, evindeki tadilat sonrasında karşılaştığı imkânsız bir durum üzerinden ilerliyor. Basit bir banyo yenileme girişimi, zamanla Türkiye’deki bir hapishane hücresini andıran gerçeküstü bir mekâna dönüşüyor.
 
Orhan, bu sıra dışı çıkış noktasından hareketle yalnızca fiziksel bir mekânı değil sürgün, hafıza, geçmişle bağ kurma, siyasal baskı ve insanın kendisini ait hissettiği yerle kurduğu karmaşık ilişkiyi sorguluyor. Roman, bir göçmenlik hikâyesi olmanın ötesinde kaybedilen bir ülke, değişen bir kimlik ve geçmişe duyulan özlem üzerine alegorik bir anlatı kuruyor.
 
Kenan Orhan’ın edebiyatındaki belirgin özelliklerden biri, ağır toplumsal meseleleri kara mizah ve gerçeküstü unsurlarla birlikte ele alması. Yazar, gündelik hayatın içindeki absürt durumları kullanarak bireyin büyük tarihsel ve politik dönüşümler karşısındaki kırılganlığını görünür kılıyor. Bu yönüyle Yenileme, Booker jürisinin de dikkat çektiği biçimde, yalnızca bir hapishane metaforu üzerinden değil; insanın aile, toplum ve geçmiş tarafından kuşatılma biçimleri üzerine düşündüren bir roman olarak öne çıkıyor.
 
“The Renovation / Yenileme)”nin ABD baskısı Amerikan edebiyatının köklü yayınevlerinden Farrar, Straus and Giroux tarafından 10 Şubat 2026’da yayımlandı. İngiltere baskısı ise 26 Mart 2026’da uluslararası edebiyat dünyasının güçlü yayınevlerinden Hamish Hamilton tarafından yayımlandı,  ciltli baskısı aynı yıl 26 Nisan 2026 tarihinde çıktı. Penguin Random House UK bünyesindeki Hamish Hamilton özellikle çağdaş edebiyat, kurmaca ve edebi nitelikli eserleriyle tanınan bir yayınevi olarak öne çıkıyor.
 
 
Orhan’ın ilk romanının iki önemli yayınevi tarafından uluslararası okura sunulması, yazarın daha Booker listesine girmeden önce edebiyat dünyasında dikkat çeken yeni seslerden biri olarak değerlendirildiğini gösteriyor.
 
Kenan Orhan, “The Renovation / Yenileme” ile ilgili daha önce yaptığı açıklamalarda romanın merkezindeki gerçeküstü fikrin, göç, kayıp ve aidiyet meseleleriyle bağlantılı olduğunu vurguluyor. Yazar, hikâyenin yalnızca fiziksel bir mekân olarak hapishaneyi değil; insanın geçmişi, dili, ülkesi ve kendi hayatıyla kurduğu karmaşık ilişki üzerinden hissettiği görünmez sınırları da ele aldığını belirtiyor.
 
Orhan’ın edebiyatında Türkiye ile kurulan bağ, uzakta olmanın yarattığı mesafe ve geçmişin bugünkü hayat üzerindeki etkisi önemli bir yer tutuyor. “The Renovation / Yenileme)” de bu çizgiyi sürdürerek, sürgün deneyimini yalnızca politik bir durum olarak değil, insanın kendini ait hissetme ve özgür olma arayışı üzerinden ele alan gerçeküstü bir anlatıya dönüştürüyor.
 
Kenan Orhan: “Hikâyenin kökenini izlemek, bir rüyanın köklerine inmeye çalışmak gibidir.”
 
Kenan Orhan, “The Renovation / Yenileme” fikrinin ortaya çıkışını bilinçli bir kurgu planından çok, zihninde beliren güçlü bir imgeye bağlıyor. The Atlantic’e verdiği söyleşide yazar, hikâyenin ilk kıvılcımının gece uykusundan uyandıran tek bir cümleyle geldiğini, daha sonra bu gerçeküstü başlangıcın etrafında hafıza, kayıp ve sürgün temalarının şekillendiğini anlatıyor.
 
Orhan’a göre hikâyenin merkezindeki baba figürü, Alzheimer hastalığı nedeniyle geçmişini kaybetmeye başlayan bir insanı; göçle birlikte geride bırakılan ülke ve anılar ise başka bir tür kaybı temsil ediyor. Yazar, kimliğimizin büyük ölçüde yaşadığımız yerlerden, büyüdüğümüz şehirlerden ve geçmiş deneyimlerimizden oluştuğunu düşünüyor. Bu nedenle “The Renovation / Yenileme”de Dilara’nın babasının hafızasına tutunma çabası, aslında kaybedilen İstanbul’a ve geçmişteki hayatına ulaşma arzusuna dönüşüyor.
 
Orhan, söyleşisinde özellikle İstanbul’un romanındaki yerinden söz ederken, şehirlerin yalnızca fiziksel mekânlar olmadığını; içinde yaşayan insanların anıları, ihtimalleri ve hayatlarıyla anlam kazandığını ifade ediyor. İstanbul’u yeniden hatırlamanın, onun için yalnızca bir kenti değil, geçmişteki bir kimliği yeniden kurma çabası olduğunu belirtiyor.
 
 
Yazar, sürgün deneyimini anlatırken gerçeküstü anlatımın gücüne de dikkat çekiyor. Orhan’a göre politik sürgün gibi son derece karmaşık ve absürt bir durum, yalnızca gerçekçi bir anlatımla ele alındığında deneyimin bütün katmanlarını aktarmakta zorlanabilir. Gerçeküstü ve masalsı unsurlar ise farklı hayat deneyimleri arasındaki mesafeyi azaltarak, kayıp ve özlem gibi evrensel duyguları görünür kılabilir.
 
Orhan’ın edebiyat anlayışında bu nedenle farklı türler, sesler ve anlatım biçimleri önemli bir yer tutuyor. Yazar, ilk öykü kitabı “I Am My Country and Other Stories”de de farklı karakterlerin ve anlatıcıların bakış açılarına yöneldiğini; kurmacanın kendisi için farklı hayatları deneyimleme ve farklı seslere ulaşma alanı olduğunu söylüyor.
 
Kafka, Italo Calvino ve Jorge Luis Borges gibi gerçeküstü anlatının önemli isimlerinden etkilendiğini belirten Orhan, özellikle Calvino’nun farklı türleri ve biçimleri bir araya getirirken insanı merkeze alan yaklaşımından ilham aldığını ifade ediyor. Bu edebi çizgi, “The Renovation / Yenileme”de kendini gösteriyor: Gerçek dışı bir olay üzerinden, insanın geçmişiyle, ülkesiyle ve kendisiyle kurduğu bağları sorgulayan bir anlatı ortaya çıkıyor.
 
Booker jürisinin gözünden “The Renovation / Yenileme”
 
Booker Ödülü 2026 jürisi, Kenan Orhan’ın “The Renovation / Yenileme” romanını gerçeküstü çıkış noktası, kara mizahı ve arka planındaki güçlü politik katmanlarıyla dikkat çekici bir eser olarak değerlendirdi. Jüriye göre roman, absürt ve eğlenceli bir hikâye üzerinden aidiyet, siyasal baskı ve özgürlüğün sınırları üzerine rahatsız edici sorular yöneltiyor.
 
Jürinin değerlendirmesine göre roman, Türkiye’den ayrılarak İtalya’nın sıradan bir köyünde yaşayan Dilara’nın evindeki bir tadilatla başlıyor. Banyosunu yenilemek için çağırdığı ustalar, beklenmedik biçimde ona yeni bir hapishane hücresi inşa ediyor. İçinde bir gardiyanın da bulunduğu bu sıra dışı mekân, İstanbul’daki bir hapishaneyle gizemli bir bağlantı kuruyor. Jüri, bu gerçeküstü durumun mizahi yönünün yanı sıra, ‘hapsetme’ kavramının yalnızca fiziksel bir mekânla sınırlı olmadığını; sürgün, yabancılaşma, hastalık ve toplumsal koşullar gibi farklı biçimlerde de ortaya çıkabileceğini vurguladı.
 
Eleştirmenler ne dedi?
 
Eleştirmenler de Orhan’ın romanındaki temel izleğin kaybedilen geçmişe, yurda ve kimliğe duyulan özlem etrafında şekillendiğine dikkat çekti. Kirkus Reviews, romanın imkânsız görünen başlangıç noktasının kısa sürede kayıp duygusu ve insanın geri kazanamadığı geçmişle kurduğu ilişki üzerine güçlü bir anlatıya dönüştüğünü belirtti. Eleştirmene göre “The Renovation / Yenileme”, gerçeküstü unsurlarını samimi ve etkileyici bir duygusal derinlikle birleştiren, özgün bir roman olarak öne çıkıyor.
Harvard Review yazarı Victoria Zhuang ise romanı, göçmenlik deneyiminin yarattığı görünmez hapsolma duygusu üzerinden değerlendirdi. Orhan’ın, sürgünün birçok insan için kendi başına bir tür mahkûmiyet biçimi olabileceğini gösterdiğini belirten Zhuang, Dilara karakterinin yeni bir ülkede kök salmaya çalışırken yaşadığı yalnızlık, kimlik kaybı ve aidiyet sorunlarının romanın merkezinde yer aldığını ifade etti.
 
Eleştirmenlere göre Orhan’ın güçlü yanı, gerçeküstü bir anlatı kurarken insanın en temel duygularını; kayıp, yabancılık, hafıza ve ait olma ihtiyacını görünür kılması. “The Renovation / Yenileme”, fantastik bir hikâyenin sınırları içinde bireyin hem kendi geçmişiyle hem de içinde yaşadığı dünyanın görünmez duvarlarıyla mücadelesini anlatıyor.
 
Geçmişin ödüllü isimleri ve yeni sesler
 
2026 uzun listesi, edebiyat dünyasının tanınmış isimleriyle ilk roman sahiplerini aynı platformda buluşturuyor. Daha önce ‘Booker Ödülü’ kazanan iki yazar da listede yer alıyor.
 
2020 yılında “Shuggie Bain” ile ‘Booker Ödülü’nü kazanan Douglas Stuart ve 2015 yılında “A Brief History of Seven Killings” ile ödüle ulaşan Marlon James, bu yıl yeni romanlarıyla yeniden yarışıyor.
Elizabeth Strout da daha önce Booker listelerinde yer alan deneyimli yazarlardan biri. Pulitzer Ödülü sahibi Strout, insan ilişkileri, aile bağları ve gündelik hayatın görünmeyen çatışmalarını ele alan romanlarıyla çağdaş Amerikan edebiyatının önemli isimleri arasında bulunuyor.
 
Listenin genç kuşak temsilcilerinden biri ise 28 yaşındaki Djamel White. “Bütün Köpekler” adlı romanıyla aday olan White, bu yılın en genç Booker adaylarından biri olarak öne çıkıyor.
 
Hafızadan geleceğe: 2026 listesinin ortak temaları
 
Bu yılın Booker seçkisindeki romanlar farklı türlere yayılsa da ortak bazı izleklerde buluşuyor. Hafıza, ölüm, dönüşüm, kimlik arayışı, toplumsal çöküş, aile ilişkileri ve geçmişle hesaplaşma bu eserlerin temel meseleleri arasında yer alıyor.
 
Chloe Aridjis’in “Nesnenin Gölgesi”, hastane ortamında gelişen bir dostluk ve kayıp duygusu üzerinden insan ilişkilerinin kırılganlığına bakarken; Emma Cline’ın “Switzy” adlı romanı yaşamın sonunda geriye kalan anlamları sorguluyor.
 
M. John Harrison’ın “Her Şeyin Sonu”, toplumsal çöküş ve gizemli bir gelecek tasviri üzerinden distopik bir dünya kurarken; Marlon James’in “Kaybolanlar”ı Jamaika’nın yakın tarihine dönerek suç, şiddet ve kimlik meselelerini ele alıyor.
 
Luke Kennard’ın “Kara Çanta”sı ise üniversite dünyasını sıra dışı bir deney üzerinden hicvederken, modern erkeklik ve bireyin toplum içindeki konumu üzerine sorular yöneltiyor.
 
Booker Ödülü’nü kazanmak ne anlama geliyor?
 
2026 ‘Booker Ödülü’nün kazananı, altı kitaptan oluşan kısa listenin 22 Eylül’de açıklanmasının ardından 9 Kasım 2026’da düzenlenecek törenle duyurulacak. Kazanan romanın yazarı, dünyanın en prestijli edebiyat ödüllerinden biri kabul edilen ‘Booker Ödülü’nün yanı sıra 50 bin sterlinlik para ödülünün sahibi olacak. Kısa listeye kalan diğer beş yazarın her biri ise 2 bin 500 sterlin ödül alacak.
İlk kez 1969 yılında İngiltere’de verilen ‘Booker Ödülü’, bugün Booker Prize Foundation tarafından yürütülen uluslararası saygınlığa sahip bir edebiyat ödülü olarak kabul ediliyor. Ödülün ortaya çıkışında İngiltere merkezli Booker, McConnell Ltd.’nin sponsorluğu önemli rol oynadı. Başlangıçta İngiliz Milletler Topluluğu (Commonwealth), İrlanda ve Güney Afrika’dan İngilizce yayımlanan eserlere açık olan ödül, 2014 yılından itibaren İngilizce yazan ve Birleşik Krallık’ta yayımlanan tüm yazarlara açık hale geldi.
 
Booker’ın edebiyat dünyasındaki ağırlığı yalnızca verdiği para ödülünden değil, kazanan eserlerin yarattığı uluslararası etkiden kaynaklanıyor. Ödülü kazanan ya da listeye giren romanlar, dünya çapında daha geniş okur kitlelerine ulaşıyor, farklı dillere çevrilme süreçlerinde önemli avantaj elde ediyor ve yazarların kariyerlerinde kalıcı bir dönüm noktası oluşturuyor.
 
Salman Rushdie, Margaret Atwood, Kazuo Ishiguro, J.M. Coetzee ve Hilary Mantel gibi çağdaş edebiyatın önemli isimlerinin Booker geçmişi, ödülün kültürel ağırlığını gösteren örnekler arasında yer alıyor. Booker, yalnızca yılın dikkat çeken romanını seçen bir yarışma değil farklı coğrafyalardan gelen sesleri, yeni anlatım biçimlerini ve çağının toplumsal meselelerine odaklanan eserleri uluslararası edebiyat gündemine taşıyan bir platform olarak değerlendiriliyor.
 
Ödülü diğer edebiyat yarışmalarından ayıran temel unsurlardan biri, romanın edebi niteliğinin yanı sıra çağının meseleleriyle kurduğu ilişkiye de bakması. Kimlik, tarih, göç, toplumsal dönüşüm, siyaset ve bireyin dünyayla ilişkisi gibi konuları özgün anlatım biçimleriyle ele alan eserler, yıllardır Booker jürilerinin dikkatini çekiyor.
 
Bir romanın Booker uzun listesine ya da kısa listesine girmesi bile yazar için önemli bir uluslararası görünürlük sağlarken, ödülü kazanmak eserin çağdaş edebiyat tarihinde kalıcı bir yer edinmesine yardımcı oluyor. Bu nedenle Booker Ödülü, yalnızca bir edebiyat ödülü değil; romanın küresel dolaşımını etkileyen, yeni yazarları dünya sahnesine taşıyan ve çağdaş edebiyatın yönelimlerini görünür kılan önemli bir kültürel kurum olarak kabul ediliyor.
 
Booker 2026 Jürisi
 
‘Booker Ödülü 2026’nın kazananını belirleyecek jüri, farklı disiplinlerden gelen beş güçlü isimden oluşuyor. Kurula klasik çağ uzmanı, yazar ve yayıncı kimliğiyle tanınan Mary Beard başkanlık ediyor. Cambridge Üniversitesi’nde uzun yıllar Klasikler profesörü olarak görev yapan Beard; Antik Roma tarihi üzerine çalışmaları, BBC programları ve “SPQR: A History of Ancient Rome, Pompeii: The Life of a Roman Town” ve “Women & Power” popüler tarih kitaplarıyla uluslararası başarı kazanan ve akademi dışındaki geniş kitlelere de ulaşan bir isim.
 
Jürinin diğer üyeleri arasında Britanyalı-Jamaikalı şair ve eğitimci Raymond Antrobus, müzisyen, yazar ve yayıncı Jarvis Cocker, gazeteci ve eleştirmen Rebecca Liu ile Booker kısa listesine daha önce kalan romancı, şair ve denemeci Patricia Lockwood yer alıyor.
 
 
Fotoğraf: Yuki Sugiura
 
Şair Raymond Antrobus, şiirlerinde dil, kimlik, hafıza ve işitme deneyimi gibi temalara odaklanırken; Jarvis Cocker, müzik kariyerinin yanı sıra edebiyatla kurduğu ilişkiyle de tanınıyor. Pulp grubunun solisti olan Cocker, şarkı sözleri, radyo programları ve yazılarıyla çağdaş İngiliz kültürünün önemli figürlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Rebecca Liu ise edebiyat eleştirileri ve kültür gazeteciliği alanındaki çalışmalarıyla; Patricia Lockwood ise şiir, kurmaca ve anı türlerindeki eserleriyle çağdaş edebiyatın farklı damarlarını temsil ediyor.
 
Beş kişilik jüri, 1 Ekim 2025 ile 30 Eylül 2026 tarihleri arasında Birleşik Krallık ve/veya İrlanda’da İngilizce yayımlanan uzun kurgu eserleri değerlendirerek önce 13 kitaplık uzun listeyi, ardından altı kitaplık kısa listeyi belirledi. Farklı uzmanlık alanlarından gelen bu yapı, Booker’ın yalnızca edebi teknik başarıyı değil; romanların tarih, toplum, kimlik ve insan deneyimiyle kurduğu ilişkiyi de değerlendirme yaklaşımını yansıtıyor.
 
Edebiyatın genişleyen sınırları
 
‘Booker Ödülü’nün 2026 uzun listesi, romanın hâlâ farklı biçimlerde kendini yenileyebilen güçlü bir anlatı alanı olduğunu gösteriyor. Bilim kurgudan tarihsel romana, kara mizahtan psikolojik çözümlemelere uzanan seçki; çağdaş edebiyatın tek bir tanıma indirgenemeyeceğini ortaya koyuyor.
Son yıllarda farklı coğrafyalardan gelen yazarların Booker listelerinde daha görünür hale gelmesi, ödülün yalnızca İngilizce yazılan edebiyatın merkezlerini değil, küresel hikâyelerin çeşitliliğini de yansıtan bir platforma dönüştüğünü gösteriyor.
 
Etiketler: 2026 Booker Ödülü  edebiyat  yenileme