37. Ankara Film Festivali’nin Onur Ödülleri açıklandı
12–20 Kasım 2026 tarihlerinde düzenlenecek 37. Ankara Film Festivali’nde ‘Onur Ödülü’ alacak Demet Akbağ’dan Bülent Ortaçgil’e, Atilla Dorsay’dan Bige Önal ve Boran Kuzum’a uzanan beş isim; tiyatro, müzik, sinema ve sinema yazarlığı alanlarında farklı kuşakların üretimlerini bir araya getiriyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından düzenlenecek 37. Ankara Film Festivali, bu yılın ‘Onur Ödülleri’yle yalnızca sinema oyuncularını değil, Türkiye’nin kültür hayatında farklı alanlarda iz bırakmış beş ismi aynı çatı altında buluşturuyor. 12 Kasım akşamı düzenlenecek törende Demet Akbağ’a ‘Aziz Nesin Emek Ödülü’, Bülent Ortaçgil’e ‘Sanat Çınarı Ödülü’ Atilla Dorsay’a ‘Kitle İletişim Ödülü’, Bige Önal ile Boran Kuzum’a ise ‘Vakıf Özel Ödülü’ verilecek. Festival, 12-20 Kasım tarihleri arasında Kızılay Büyülü Fener Sineması’nda gerçekleştirilecek.
Ödül gerekçelerine bakıldığında beş ayrı kariyerin ortak noktası, uzun soluklu üretim ve farklı dönemlerde değişen seyirciyle kurulan ilişki. Demet Akbağ tiyatrodan televizyona ve sinemaya uzanan oyunculuk kariyeriyle, Bülent Ortaçgil yarım yüzyılı aşan müzik serüveniyle, Atilla Dorsay yazıları, kitapları ve sinema kurumlarına yaptığı katkılarla, Bige Önal ve Boran Kuzum ise genç kuşağın tiyatro, televizyon, sinema ve dijital platformlar arasındaki hareketliliğini temsil eden çalışmalarıyla festivalin ödül programında yer alıyor.
Demet Akbağ: Sahneyle başlayan uzun yol
Demet Akbağ’ın sanat yolculuğu İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda aldığı tiyatro eğitiminin ardından 1980’li yıllarda farklı topluluklarda sahneye çıkmasıyla şekillendi. Kent Oyuncuları, Hadi Çaman Yeditepe Oyuncuları, Devekuşu Kabare, Dormen Tiyatrosu ve Ortaoyuncular gibi topluluklarda çalışan Akbağ, daha sonra televizyon ve sinemada geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Tiyatrodaki erken dönem çalışmalarında “Yorgun Matador” ve “Otogargara” gibi yapımların yanı sıra, daha sonraki yıllarda “Sen Hiç Ateşböceği Gördün mü?”, “Bana Bir Şeyhler Oluyor”, “Haybeden Gerçeküstü Aşk” ve “Aydınlıkevler” gibi oyunlarda rol aldı. 2026 yılında “Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan” ile de sahne çalışmalarını sürdürdü.
Akbağ’ın televizyon kariyerinin en belirgin dönüm noktalarından biri “Bir Demet Tiyatro” oldu. Yılmaz Erdoğan’la birlikte hazırlanan yapım, 1990’ların ortalarından itibaren televizyon komedisinin önemli örnekleri arasında yer aldı. Akbağ’ın farklı karakterlerle kurduğu oyunculuk dili, tiyatrodaki sahne deneyiminin televizyon ritmiyle birleştiği bu dönemde geniş bir seyirciye ulaştı. “Ölümsüz Aşk” ve çeşitli televizyon programlarının ardından oyuncu, sinemadaki çalışmalarını da yoğunlaştırdı.
Sinemadaki ilk yılları “Davacı” ve “Tersine Dünya” ile başlayan Akbağ’ın filmografisi “Vizontele”, “Vizontele Tuuba”, “Neredesin Firuze”, “Organize İşler”, “O... Çocukları”, “Eyyvah Eyvah”, “Eyyvah Eyvah 2”, “Hükümet Kadın”, “Hükümet Kadın 2”, “Kış Uykusu”, “Eyyvah Eyvah 3”, “Nadide Hayat”, “Niyazi Gül Dörtnala”, “Kurtuluş Son Durak” ve “Hedefim Sensin” gibi yapımlarla genişledi. “Aile Saadeti” dizisinde de rol alan Akbağ’ın güncel projeleri arasında “Organize İşler: Karun Hazinesi” bulunuyor.
Akbağ’ın ödül geçmişi de tiyatro, televizyon ve sinema arasındaki bu geçişin bir karşılığı. “Tersine Dünya”daki performansıyla 1993 Antalya Film Festivali’nde ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ ödülünü aldı. “Vizontele” ile 2001’de Altın Portakal ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülüne uzandı. “Neredesin Firuze” performansı Sadri Alışık ve SİYAD ödülleriyle karşılık bulurken “Eyyvah Eyvah” ile Yeşilçam Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu seçildi. “Kış Uykusu”ndaki performansı da Sadri Alışık Sinema ve Tiyatro Oyuncu Ödülleri’nde ‘Özel Jüri dülüne değer görüldü. (IMDb)
Ankara Film Festivali’nin ‘Aziz Nesin Emek Ödülü’ gerekçesinde de Akbağ’ın 40 yılı aşan tiyatro, sinema ve kültür hayatı vurgulanıyor. Ödül, 12 Kasım’daki törende sanatçıya takdim edilecek.
Bülent Ortaçgil: Şarkıların zamana karşı direnci
Festivalin müzik alanındaki ödülü ise Bülent Ortaçgil’e gidiyor. Ortaçgil’in hikâyesi, popüler müzik piyasasının merkezinde olmadan kalıcı bir dinleyici kitlesi oluşturmanın Türkiye’deki en belirgin örneklerinden biri. Ankara’da başlayan müzik ilgisi lise yıllarında şekillenen sanatçı, 1974’te “Benimle Oynar Mısın?” albümüyle profesyonel müzik yaşamının ilk büyük adımını attı. Albümde Onno Tunç ve Ergun Pekakçan gibi müzisyenlerle çalıştı; “Benimle Oynar Mısın?”, “Olmalı mı Olmamalı mı?”, “Şık Latife”, “Yüzünü Dökme Küçük Kız” ve “Değirmenler” gibi şarkıları sonraki yıllarda farklı kuşaklar tarafından yeniden yorumlandı.
İlk albümünün ardından Ortaçgil’in müzik kariyerinde uzun bir ara geldi. 1980’lerin başında Fikret Kızılok’la kurduğu Çekirdek Sanatevi, bu suskunluğun ardından yeni bir üretim alanı oluşturdu. Bostancı’daki Çekirdek, yalnızca iki müzisyenin çalışmalarını sürdürdüğü bir mekân değil, dönemin bağımsız müzisyenlerinin konser verdiği ve kayıt yaptığı bir buluşma noktası haline geldi. 1984 tarihli “Rüzgâra Söylenen Şarkılar”, Erkan Oğur ve Yaz Baltacıgil’in de katıldığı canlı kayıtları bir araya getirdi. Bir yıl sonra Kızılok’la “Biz Şarkılarımızı...” geldi. 1986’da ise ortak müzikal üretim “Pencere Önü Çiçeği” ile devam etti.
Ortaçgil’in albüm kataloğunun temelini oluşturan solo çalışmaların ikinci dönemi 1990’da “2. Perde” ile başladı. Onno Tunç’un önemli katkısının bulunduğu albümü 1991’de “Oyuna Devam”, 1994’te “Bu Şarkılar Adam Olmaz”, 1998’de “Light”, 2003’te “Gece Yalanları” ve 2010’da “Sen” izledi. 1999 tarihli “Eski Defterler” geçmiş dönem şarkılarının yeni yorumlarını bir araya getirirken, 2007’de Teoman’la verilen konserlerin kayıtları “Konser” adıyla yayımlandı. Aynı yıl, Fikret Kızılok’la daha önce hazırlanan “Büyükler İçin Çocuk Şarkıları” da albüm olarak dinleyiciye ulaştı.
Sanatçının 2022 tarihli “Elli Buçuk” çalışması ise bu uzun diskografinin yeni bölümünü oluşturdu. Ortaçgil’in 50. sanat yılı için hazırlanan albümde “Elli”, “Hangisi Hayat”, “Göründüğü Gibi”, “Olmuyor Blues” ve yeniden kaydedilen “Ak Kuşlar Kara Kuşlar” yer aldı. Projenin “Buçuk” bölümünde ise arşiv niteliğindeki kayıtlar dinleyiciyle buluştu. Böylece 1974’te başlayan yolculuk, ilk dönem şarkılarının izlerini koruyarak yeni bestelerle devam etti.
Ortaçgil’in kayıt dünyası solo albümlerle de sınırlı kalmadı. Erkan Oğur’la “The Other Side of Turkey” ve “Bir Ömürlük Misafir”, Ayşegül Yeşilnil’in “Rüzgâra Şarkılar Söyle”si, Zuhal Olcay’ın “Başucu Şarkıları” ve farklı sanatçıların Ortaçgil bestelerini yorumladığı “Şarkılar Bir Oyundur” gibi çalışmalarda yer aldı. Şarkıları farklı kuşaklardan müzisyenler tarafından da yeniden yorumlandı. 50. sanat yılı dolayısıyla gerçekleştirilen Harbiye konserinde Teoman, Zuhal Olcay, Ceylan Ertem, Hayko Cepkin, Birsen Tezer, Jehan Barbur, Erkan Oğur ve başka pek çok sanatçı Ortaçgil repertuvarından parçalar seslendirdi.
Ortaçgil’in müziğinde folk, caz ve rock etkileri, Türkçe söz yazarlığıyla aynı zeminde buluşuyor. Ancak onun kariyerini belirleyen yalnızca türler arasındaki geçiş değil; albümler arasında değişen müzikal anlayışa rağmen söz, melodi ve gitar merkezli kişisel anlatımını koruması. Ankara Film Festivali’nin ‘Sanat Çınarı Ödülü’ gerekçesinde de bu uzun soluklu üretim, yarım asrı aşan katkı ve özgün üslup öne çıkarılıyor.
Atilla Dorsay: Sinemayı yazıyla kayda geçirmek
‘Kitle İletişim Ödülü’nün sahibi Atilla Dorsay için sinema, yalnızca filmlerin izlendiği bir sanat alanı değil, aynı zamanda yazıyla belgelenmesi gereken geniş bir kültür tarihi oldu. 1966’da sinema yazarlığına başlayan Dorsay, Cumhuriyet’ten Milliyet’e, Sabah’tan T24’e uzanan gazetecilik kariyerinde film eleştirileri, yönetmen ve oyuncu portreleri, festival yazıları ve kültür-sanat metinleri kaleme aldı. 1966’dan bu yana eleştirmenlik yapan Dotrsay aralarında Cannes, Berlin, Venedik dışındaki pek çok uluslararası festivalin de bulunduğu organizasyonlarda jüri üyeliği yapıyor.
Dorsay’ın yazarlığı gazete köşeleriyle sınırlı kalmadı. Sinema tarihi ve eleştiri alanındaki kitapları arasında “Mitos ve Kuşku”, “Sinema ve Çağımız”, “Yüreğimin Orta Yeri Sinema”, “Sinemayı Sanat Yapanlar”, “100 Yılın 100 Yönetmeni”, “100 Yılın 100 Filmi”, “100 Yılın 150 Oyuncusu” ve “50 Unutulmaz Film” gibi çalışmalar bulunuyor. Yılmaz Güney ve Türkan Şoray üzerine biyografileri de yazan Dorsay, sinema dışındaki kültür alanlarına ilişkin kitaplar da yayınladı.
Sinema Yazarları Derneği’nin kurucu isimlerinden olan Dorsay, uzun yıllar derneğin başkanlığını yürüttü ve daha sonra onursal başkan oldu. İstanbul Film Festivali’nin kuruluş ve gelişim sürecinde danışmanlık görevleri üstlendi; televizyon ve radyoda da sinema ve müzik programları hazırladı. TRT 2’deki sinema programları, filmlerin tarihsel bağlamını televizyon seyircisine taşıyan çalışmalar arasında yer aldı.
Dorsay’ın ödül geçmişi de yazarlık ve kültür hayatındaki uzun süreli varlığını yansıtıyor. Fransız kültür kurumlarından aldığı nişanların yanı sıra Türk Dil Kurumu Basın Dil Ödülü ve farklı şehirlerdeki film festivallerinin emek ve onur ödülleri bulunuyor. Müzik tarihine duyduğu ilgiyi ise “Ne Şurup-Şeker Şarkılardı Onlar...” kitabında bir araya getirdi.
Ankara Film Festivali’nin ‘Kitle İletişim Ödülü’ gerekçesi de tam bu noktaya işaret ediyor: Dorsay’ın sinemayı gazete, dergi, kitap, televizyon ve sinema yazarları örgütlenmesi üzerinden daha geniş bir toplumsal alana taşıması.
Bige Önal: Televizyondan bağımsız sinemaya
Festivalin ‘Vakıf Özel Ödülü’nü alan Bige Önal’ın kariyeri, televizyon dizileriyle başlayan ve giderek sinema ile dijital platform yapımlarına yayılan bir çizgi izliyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi mezunu olan Önal, profesyonel oyunculuk kariyerinin ilk yıllarında “Kısmetim Otel”, “Elde Var Hayat”, “Muhteşem Yüzyıl”, “Benim Adım Gültepe”, “Maral”, “Bodrum Masalı”, “Tehlikeli Karım”, “Bozkır” ve “Hakan: Muhafız” gibi yapımlarda rol aldı.
“Bir Başkadır”daki Hayrünnisa karakteriyle dijital platform izleyicisinin karşısına çıkan oyuncu, “Yeşilçam” ve “Erşan Kuneri” gibi dizilerde de rol aldı. Sinemada ise “Olanlar Oldu”, “Martıların Efendisi”, “Sen Ben Lenin”, “On Saniye” ve “Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana” filmlerinde yer aldı. “On Saniye” ve “Yan Yana” gibi farklı tür ve anlatım biçimlerine sahip yapımlar, Önal’ın kariyerindeki sinema ağırlığını artırdı.
2026’da “Her Şey Yolunda” projesinde Türkan karakteriyle yer alan Önal’ın filmografisinde ayrıca yeni projeler bulunuyor. Oyuncunun kariyerinde televizyonun geniş seyirci alanı ile daha sınırlı ölçekli sinema projeleri arasında gidip gelen bir çalışma düzeni öne çıkıyor. Festival yönetimi de Vakıf Özel Ödülü’nün gerekçesinde, Önal’ın popüler yapımların yanı sıra bağımsız çalışmalardaki oyunculuğunu vurguluyor.
Boran Kuzum: Tiyatrodan uluslararası yapımlara
Boran Kuzum’un kariyeri ise tiyatro eğitimiyle başlayıp televizyon, sinema ve dijital platformlara açılan genç kuşak oyunculuk çizgisinin örneklerinden. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü mezunu olan Kuzum, 2015’te “Analar ve Anneler” ile başlayan televizyon kariyerinin ardından “Muhteşem Yüzyıl: Kösem” ve “Vatanım Sensin”de rol aldı. “Vatanım Sensin”deki Leon karakteri, oyuncunun geniş bir izleyici kitlesi tarafından tanınmasını sağladı.
Kuzum’un sinema çalışmaları arasında “Cingöz Recai”, “Biz Böyleyiz”, “Aşkın Kıyameti”, “Hazine”, “Bihter”, “Mucize Aynalar” ve “Mevlana Mest-i Aşk” bulunuyor. Dijital platformlarda “Hakan: Muhafız”, “Saygı” ve “Kimler Geldi, Kimler Geçti” projelerinde yer aldı. Tiyatroda ise Anton Çehov’un “Martı” oyununda Treplev karakterini canlandırdı; oyun, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği ve Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri kapsamında ödül ve adaylıklarla anıldı.
Kuzum’un kariyerinde 2026 ayrı bir dönem oluşturdu. “Big Mistakes” ile uluslararası bir dizi projesinde Yusuf karakterini canlandıran oyuncu, aynı dönemde “Kimler Geldi Kimler Geçti”nin üçüncü sezonunda da yer aldı. Ödül geçmişinde ise 2022 ELLE Style Awards’da ‘Yılın Stil Sahibi Erkek Oyuncusu’ ödülü bulunuyor; ayrıca televizyon ve tiyatro çalışmalarında çeşitli adaylık ve ödüller aldı.
Ankara Film Festivali, Vakıf Özel Ödülü’nün gerekçesinde Kuzum’un tiyatrodan gelen oyunculuk birikimini, tarihsel karakterlerden çağdaş rollere uzanan repertuvarını ve uluslararası yapımlara açılan kariyerini öne çıkarıyor.
Beş kariyer, tek festival buluşması
37. Ankara Film Festivali’nin bu yılki ‘Onur Ödülleri’, sinemanın yalnızca yönetmen ve oyunculardan oluşan bir üretim alanı olmadığını da gösteren geniş bir tablo ortaya koyuyor. Demet Akbağ’ın sahneden televizyona ve sinemaya uzanan oyunculuk çizgisi, Bülent Ortaçgil’in yarım yüzyılı aşan şarkı yazarlığı, Atilla Dorsay’ın altmış yıla yaklaşan sinema yazarlığı, Bige Önal’ın farklı mecralar arasında gelişen oyunculuk kariyeri ve Boran Kuzum’un tiyatrodan uluslararası dijital yapımlara uzanan çalışmaları, festivalin ödül programında farklı dönemleri yan yana getiriyor.
12 Kasım’da Kızılay Büyülü Fener Sineması’nda düzenlenecek törenle sahiplerine verilecek ödüller, bir yandan Türkiye’nin kültür-sanat hafızasında farklı alanlarda üretim yapan isimleri onurlandırırken, diğer yandan Ankara Film Festivali’nin sinemayı müzik, tiyatro, edebiyat, eleştiri ve iletişim alanlarıyla birlikte ele alan yaklaşımını sürdürüyor.
Etiketler: 37. Ankara Film Festivali onur ödülü sanat


