54. İstanbul Müzik Festivali’nde zirve
125 yıllık Viyana Senfoni geleneği, Beethoven’ın dramatik Do minör dünyası ile Schubert’in “Büyük” Senfonisi arasında kurulan köprüde, Bruce Liu’nun yükselen piyano diliyle 54. İstanbul Müzik Festivali sahnesine taşınıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Borusan Holding sponsorluğunda, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen 54. İstanbul Müzik Festivali, 23 Haziran’da müthiş konuklara sahne oluyor.
125. yılını kutlayan Viyana Senfoni Orkestrası, festival kapsamında vereceği iki konserden ilkinde daimi şefi Petr Popelka yönetiminde 2021 Uluslararası Chopin Piyano Yarışması birincisi Bruce Liu’ya eşlik ediyor. Orkestra, festivaldeki ilk konserinde Beethoven’ın dramatik yoğunluğu ve lirizmi ustalıkla bir araya getiren 3. Piyano Konçertosu ile Schubert’in ihtişamı nedeniyle ‘Büyük’ olarak anılan “9. Senfoni”sini seslendirecek.
Viyana Senfoni Orkestrası 125. yaşında
1900 yılında kurulan Vienna Symphony Orchestra, 20. yüzyılın başından itibaren Avrupa müzik yaşamının merkezinde konumlanarak hem Viyana geleneğinin taşıyıcısı hem de bu geleneğin dönüşümünü yönlendiren kurumsal yapılardan biri olarak gelişti. Kuruluşundan itibaren orkestranın sanatsal kimliği, bir yandan klasik repertuvarın yorum geleneğini disiplinli bir biçimde sürdürürken, diğer yandan çağının yeni müzik dillerine alan açan esnek bir program anlayışı üzerine inşa edildi.
Viyana Senfoni Orkestrası. Fotoğraf: Peter Rigaud
İki dünya savaşını kapsayan tarihsel kırılmalar, Avrupa’nın kültürel haritasında olduğu gibi orkestranın kurumsal yapısında da belirleyici bir eşik oluşturdu ancak bu dönemler, orkestranın sürekliliğini kesintiye uğratmak yerine onun repertuvar çeşitliliğini ve yorum geleneğini daha da pekiştiren bir etki yarattı. Savaş sonrası dönemde yeniden yapılanan Avrupa müzik ortamı içinde Vienna Symphony Orchestra, Viyana’nın tarihsel müzik hafızasını temsil eden kurumlar arasında yerini koruyarak hem yerel hem de uluslararası sahnede referans noktası olmayı sürdürdü.
Beethoven, Schubert ve Bruckner gibi Viyana klasik ve romantik repertuvarının kurucu bestecileri, orkestranın yorum pratiğinde merkezi bir yer tutarken bu eserlerin icrası, yalnızca tarihsel bir aktarım değil, aynı zamanda sürekli yeniden üretilen bir yorum geleneği olarak ele alındı. Bu yaklaşım, orkestrayı özellikle Beethoven senfonileri ve Viyana romantizminin geniş ölçekli yapıtlarında sıkça başvurulan bir yorum otoritesine dönüştürdü.
Öte yandan orkestranın tarihsel rolü yalnızca yerleşik repertuvarla sınırlı kalmadı. 20. YY modernizminin önemli kırılma noktalarından biri olan Schönberg çevresiyle kurulan dolaylı estetik bağ ve Ravel gibi bestecilerin eserlerinin ilk seslendirilme süreçlerine katkı sunan prömiyer pratiği, orkestranın çağdaş müzik tarihindeki konumunu da güçlendirdi. Böylece Vienna Symphony Orchestra, bir yandan Viyana klasik mirasının taşıyıcısı olarak anılırken, diğer yandan modern ve erken modern repertuvarın şekillenme sürecinde aktif rol üstlenen bir yorum kurumu kimliği kazandı.
Daimi Şef Petr Popelka
Orkestranın güncel sanatsal yönelimi, daimi şef Petr Popelka yönetiminde belirginleşen yeni bir yorum çizgisi üzerinden şekilleniyor.
1986 doğumlu Çek şef ve besteci Popelka, müzik eğitimine kontrbas icracısı olarak başlamış, uzun yıllar Avrupa’nın önde gelen orkestralarında görev alarak sahne pratiğini doğrudan orkestral iç dinamiklerin içinden geliştirmiş bir isim olarak öne çıkıyor. Bu icracı geçmiş, şeflik yaklaşımında orkestranın iç akışına ve müzikal gerilimin üretim biçimine odaklanan bir perspektif oluşturuyor.
Popelka’nın kariyerinde önemli bir dönüm noktası, 2019 yılında kazandığı Malko Conducting Competition sonrası uluslararası görünürlüğünün hızla artması oldu. Bu süreçten itibaren Avrupa’nın farklı senfonik topluluklarıyla çalışarak repertuvar genişliğini hem klasik hem de 20. ve 21. YY eserlerine doğru genişletti. Bu çok katmanlı repertuvar yaklaşımı, şeflik dilini geleneksel Alman-Avusturya ekolüyle sınırlı olmayan, daha esnek ve çağdaş bir yorum alanına taşıdı.
Şef Petr Popelka
Popelka’nın yorum yaklaşımı, Viyana senfonik geleneğinin tarihsel ağırlığını korurken aynı zamanda orkestrayı daha şeffaf, ritmik açıdan daha keskin ve dramatik kontrastları daha belirgin bir icra estetiğine yönlendiriyor. Bu çerçevede özellikle artikülasyon netliği, dinamik kontrol ve orkestral denge üzerine kurulu çalışma yöntemi Vienna Symphony Orchestra’nın ses karakterinde çağdaş bir yeniden yorum alanı yaratıyor.
Bu sanatsal yönelim, orkestranın uluslararası turne programında da karşılık buluyor. Avrupa’nın farklı merkezleri ile Asya’ya uzanan konser dizileri, yalnızca bir performans ağı değil, aynı zamanda Viyana geleneğinin güncel bir temsil biçimi olarak konumlanıyor. 125. yıl sezonu kapsamında gerçekleştirilen özel konser serileri ise orkestranın kurumsal hafızası ile güncel icra pratiği arasında kurulan dengeyi merkezine alırken Popelka’nın liderliği bu süreci tarihsel süreklilik ile çağdaş yorum arasında kurulan aktif bir eşik olarak tanımlıyor.
Bruce Liu
Konserin solisti Bruce Liu, 2021 Uluslararası Chopin Piyano Yarışması’nda elde ettiği birinciliğin ardından uluslararası kariyerinde hızlı ve belirleyici bir yükseliş yaşayan bir yorumcu olarak öne çıkıyor.
Paris’te doğup Montreal’de büyüyen Çin kökenli sanatçının çok kültürlü arka planı, repertuvar yaklaşımını ve ses üretim estetiğini şekillendiren temel bir unsur olarak değerlendiriliyor. Bu çok katmanlı kültürel yapı, Liu’nun icrasında teknik netlik ile romantik ifade yoğunluğu arasında kurulan dengede doğrudan karşılık buluyor.
Bruce Liu. Fotoğraf: Christoph Koestlin
Liu’nun yorum dili, özellikle Chopin repertuvarında ortaya koyduğu kontrollü rubato anlayışı, pedal kullanımındaki şeffaflık ve melodik çizgideki uzun soluklu legato yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Eleştirmenler tarafından sıkça vurgulanan ‘gösterişten uzak virtüözite’ tavrı, sahne estetiğini teknik yeterlilikten ziyade müzikal anlatımın bütünlüğü üzerine kurduğunu gösteriyor. Bu yaklaşım, sanatçıyı kuşağının hem teknik açıdan hem yorum derinliği açısından öne çıkan piyanistlerinden biri haline getiriyor.
Deutsche Grammophon etiketiyle Kasım 2021’de yayınlanan “Chopin Competition Winner 2021” canlı kayıt albümüyle uluslararası görünürlüğünü pekiştiren Bruce Liu, ardından Kasım 2023’te yayınlanan ilk stüdyo albümü “Waves: Music by Rameau, Ravel, Alkan” ile repertuvar odağını Barok’tan erken 20. YY’a uzanan Fransız piyano literatürü ekseninde genişletti. Kasım 2024 tarihli “Tchaikovsky: The Seasons” kaydı ise sanatçının Fransız repertuvarının ötesine geçerek Rus romantik geleneğine yöneldiğini ve karakter parçaları üzerinden daha içe dönük bir anlatım alanı kurduğunu gösterdi. Avrupa ve Amerika ekseninde yoğunlaşan konser programı, Carnegie Hall’dan büyük Avrupa salonlarına uzanan bir sahne görünürlüğü yaratırken, Liu’yu genç kuşak piyano icracıları arasında istikrarlı bir uluslararası figür haline getirdi.
Bu çerçevede Bruce Liu’nun Vienna Symphony Orchestra ile aynı sahneyi paylaşması farklı yorum geleneklerinin aynı repertuvar ekseninde kesiştiği bir müzikal karşılaşma olarak konumlanıyor.
Beethoven’dan Schubert’e uzanan program
Programın merkezinde yer alan Ludwig van Beethoven’ın 3. Piyano Konçertosu, Do minör, Op. 37, bestecinin klasik dönemden erken romantik duyarlılığa geçiş çizgisini belirginleştiren eserlerinden biri olarak konumlanıyor. Eser, tonal gerilimin daha koyu bir ifade alanına taşındığı Do minör tonu üzerinden, orkestral giriş ile piyanonun diyalog halinde gelişen dramatik yapısını merkeze alırken Beethoven’ın form anlayışında bireysel ifade ile klasik yapı disiplininin eş zamanlı varlığını görünür kılıyor. Konçertonun özellikle ilk bölümündeki uzun soluklu gelişim bölümleri ve kadans yapıları, piyanonun yalnızca solistik bir parça değil, orkestral bütünlüğün aktif bir bileşeni olarak ele alındığı bir dramaturji kuruyor.
Franz Schubert’in D 944 numaralı 9. Senfonisi ise, ‘Büyük’ unvanıyla anılan geniş ölçekli mimarisiyle Viyana romantizminin senfonik düşünce alanında ulaştığı en kapsamlı yapılardan birini temsil ediyor. Dört bölümlü formu içinde uzun melodik hatlar, genişletilmiş gelişim süreçleri ve orkestral renk çeşitliliği, Schubert’in senfonik dili klasik dönem kalıplarının ötesine taşıdığı bir alan yaratıyor. Özellikle eserin tematik dönüşüm mantığı ve orkestral yoğunluk kurgusu, erken romantik dönemin geniş zaman algısını ve anlatı sürekliliğini belirginleştiriyor.
Her iki eser de Viyana müzik geleneğinin farklı tarihsel katmanlarını aynı program içinde bir araya getirerek, klasik repertuvarın hem yapısal hem estetik sürekliliğini görünür kılıyor. Beethoven’ın dramatik gerilim ve form inşası ile Schubert’in geniş soluklu lirizmi, aynı konser akışı içinde Viyana ekolünün iki farklı yönünü temsil eden tamamlayıcı bir karşıtlık oluşturuyor. Bu birliktelik, repertuvarın tarihsel bir ardışıklığın yanı sıra yorum geleneği içinde sürekli yeniden üretilen bir estetik alan olduğunu ortaya koyuyor.
Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda saat 20.00 itibarıyla gerçekleşecek konser, İstanbul Müzik Festivali kapsamında Viyana ekolünün iki temel bestecisi üzerinden kurulan bu repertuvar hattını, orkestranın 125 yıllık kurumsal hafızası ve Bruce Liu’nun güncel icra diliyle aynı sahnede buluşturuyor.
İstanbul Müzik Festivali (11-25 Haziran 2026)
23 Haziran Salı
Viyana Senfoni Orkestrası & Bruce Liu Konseri
20.00 AKM Türk Telekom Opera Salonu, İstanbul
Viyana Senfoni Orkestrası Şef: Petr Popelka
Solist: Bruce Liu (Piyano)
Program
Süre: 125’ (ara dahil)
Ludwig van Beethoven: Piyano Konçertosu No. 3, Do minör, Op. 37
Franz Schubert: Senfoni No. 9, Do Majör, D 944, “Büyük”
Etiketler: viyana senfoni orkestrası 54. İstanbul Müzik Festivali piyano


