Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » 8. Kaş Caz Festivali başlıyor

8. Kaş Caz Festivali başlıyor

8. Kaş Caz Festivali başlıyor26 Ağustos 2026 - 04:08
Kaş Caz Festivali, sekizinci yılında ‘Kökler ve Göçler’ temasıyla 28-30 Ağustos’ta Setur Kaş Marina’da gerçekleşiyor. Julia Biel, Michel Godard, Jembaa Groove, Anıl Şallıel ve Şenay Lambaoğlu’nun da yer aldığı program, cazı farklı coğrafyaların müzikal mirasıyla buluşturuyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Akdeniz’in kıyısında, yazın son günlerinde Kaş bir kez daha cazın farklı seslerini ağırlamaya hazırlanıyor. 28-30 Ağustos tarihleri arasında sekizinci kez düzenlenecek Kaş Caz Festivali, Setur Kaş Marina’nın deniz ve doğayla iç içe atmosferinde gerçekleşecek. Festivalin bu yılki mottosu “Kökler ve Göçler”. Program da bu başlığın işaret ettiği doğrultuda, farklı coğrafyalardan gelen müzikal geleneklerin cazın doğaçlamaya açık yapısı içinde yeniden buluşmasına odaklanıyor. Festival, MarineERA katkısıyla konserlerin yanı sıra söyleşiler, atölyeler, gün doğumu ve farkındalık etkinlikleri, DJ performansları ve gece yarısına uzanan programıyla üç güne yayılan bir müzik ve kültür rotası oluşturuyor.
 
Bu yılki programda İngiltere’den Julia Biel, Fransa’dan Michel Godard ve Berlin merkezli çok kültürlü Jembaa Groove gibi uluslararası isimlerin yanında Anıl Şallıel, Şenay Lambaoğlu, Öner Karaçuha Quartet ve Feride Hakim Quintet gibi Türkiye caz sahnesinin farklı kuşaklarından müzisyenler bulunuyor. Michel Godard’ın Ihab Radwan ve Derya Türkan ile kurduğu üçlü, Anadolu, Ortadoğu ve Avrupa müzik gelenekleri arasında bir hat kurarken, Coşkun Karademir Trio’nun “Folk’n’Jazz” projesi de Anadolu halk müziğinin melodik yapısını cazın doğaçlamaya dayalı diliyle bir araya getiriyor. Festivalin kapanışını ise Serkan Çağrı, Tuluğ Tırpan, Mehmet Özen ve Mehmet Akatay’dan oluşan Homeland yapacak.
 
‘Kökler ve Göçler’ ekseninde üç gün
 
Kaş Caz Festivali’nin bu yılki programı yalnızca konserlerden oluşmuyor. Gündüz saatlerinde MarineERA’da gerçekleşecek buluşmalar, cazın müzikal geçmişini arkeoloji, tarih, denizcilik ve kültürel hafızayla birlikte ele alıyor. Prof. Dr. Erol Murat Yıldız’ın “Zamanın İzleri” başlıklı buluşması, Julia Biel’in “Kökler ve Göçler: Sesin Coğrafyası” başlıklı söyleşisi, Ahmet Ertürk ve Prof. Dr. Havva İşkan’ın deniz fenerleri ve liman kentleri üzerine konuşması, Hakan Atala’nın plak kültürü ve caz tarihine odaklanan buluşması ile Michel Godard, Derya Türkan ve Hakan Atala’nın ‘Kökler ve Göçler’ temasını müzik üzerinden ele alacağı etkinlikler festivalin konser dışındaki programını oluşturuyor.
Bu yaklaşım, festivalin müziği yalnızca sahne üzerinde gerçekleşen bir etkinlik olarak görmediğini de ortaya koyuyor. Kaş gibi liman tarihi güçlü bir kentte ‘kökler’in sabit bir geçmişi, ‘göçler’in ise farklı coğrafyalar arasında taşınan kültürleri ifade etmesi, festival programındaki sanatçı seçimlerine de yansıyor. Setur Marinas’ın resmi festival duyurusunda da bu yılki programın doğayla kurulan ilişkiyi, müziğin farklı kültürel kaynaklarla bağlantısını ve disiplinlerarası buluşmaları odağına aldığı belirtiliyor.
28 Ağustos Cuma günü festivalin konser programı 20.30’da Şenay Lambaoğlu Quartet ile başlayacak. Lambaoğlu’na piyanoda Tolga Bedir, basta Eylem Pelit ve davulda Turgut Alp Bekoğlu eşlik edecek. Gecenin ikinci konserinde ise saat 22.30’da Julia Biel sahneye çıkacak; Biel’e saksafon ve geri vokalde Idris Rahman, kontrbasta Matej Cerný ve davulda Pharoah Russell eşlik edecek. Festival programında günün gündüz bölümünde ise Prof. Dr. Erol Murat Yıldız ve Julia Biel’in katılacağı buluşmalar yer alıyor.
 
29 Ağustos Cumartesi akşamı 18.30’da Öner Karaçuha Quartet sahne alacak. Toplulukta Karaçuha davulda, Oğuz Can Bilgin trompette, Ayberk Güngör klavye ve synthesizer’da, Enver Ferah ise bas gitarda yer alıyor. Ardından saat 20.30’da Anıl Şallıel’in 166 Days projesi Deniz Taşar’ın vokaliyle sahneye çıkacak. Gecenin uluslararası konuğu Jembaa Groove ise 22.30’da konser verecek. Festivalin paylaşılan güncel programında Jembaa Groove kadrosunda Eric Owusu, Peter Ntiri Somuah, Godwin Vata Sonzi, Yannick Nolting ve Nir Tom Sabag yer alıyor.
 
30 Ağustos Pazar günü ise program Feride Hakim Quintet ile başlayacak. Hakim’e saksafonda Kemal Ergün, piyanoda Yusuf Çebe, kontrbasta ve geri vokalde Eylül Güntekin, davulda Hakan Kara eşlik edecek. Ardından Michel Godard Trio sahneye çıkacak; üçlüde Godard serpent, tuba ve bas gitar, Ihab Radwan ud, Derya Türkan ise kemençe çalacak. Gecenin ve festivalin kapanış konseri saat 22.30’da Homeland tarafından gerçekleştirilecek. Serkan Çağrı’nın klarnet, Tuluğ Tırpan’ın piyano ve klavye, Mehmet Özen’in bas gitar, Mehmet Akatay’ın davul ve perküsyon üstlendiği Homeland, programdaki doğu-batı geçişkenliğini en doğrudan temsil eden projelerden biri.
 
Festival boyunca gece programı, MarineERA katkısıyla gerçekleşen after party etkinlikleriyle devam edecek. Gündüz söyleşileri ile gün doğumu buluşmasının ücretsiz olduğu açıklanırken, konser programı için günlük ve kombine bilet seçenekleri satışta.
 
Julia Biel: Caz, şarkı yazarlığı ve kişisel anlatı
 
Festivalin uluslararası programındaki en dikkat çekici isimlerden biri İngiliz caz vokalisti, besteci, şarkı yazarı ve multi-enstrümantalist Julia Biel. Londra doğumlu Biel, Oxford Üniversitesi’nde Fransızca ve Almanca eğitimi aldı. Üniversite yıllarında Idris Rahman ile bir grupta çalıştı. Başlangıçta piyanist olan sanatçı daha sonra vokalist olarak kariyerini geliştirdi. 2000 yılında ‘Perrier Young Jazz Vocalist of the Year’ ödülünü kazanması, kariyerinin erken dönemindeki önemli dönemeçlerden biriydi. Daha sonra Londra’nın yaratıcı müzik çevrelerinden F-IRE Collective içinde yer aldı.
 
Biel’in ilk solo albümü “Not Alone” 2005’te yayınlandı. 2014 tarihli “Nobody Loves You Like I Do” EP’sinin ardından 2015’te “Love Letters and Other Missiles” geldi. Bu albüm, Biel’e MOBO Awards’ta ‘Best Jazz Act’ adaylığı getirdi. 2018 tarihli “Julia Biel” albümünün ardından sanatçı 2020’de ‘Black and White, Vol. 1’i yayınladı. Tamamı solo vokal ve piyano kayıtlarından oluşan çalışma, Biel’in farklı kültürel kimliklerini ve kendisine piyanoyla eşlik eden şarkıcı kimliğini aynı yapı içinde ele aldı. Albümün ardından sanatçının kendi anlatımıyla yeni çalışmaları üzerinde üretim süreci devam etti.
Biel’in müzik kariyeri solo çalışmalarının yanında farklı sanatçılarla yaptığı işbirlikleriyle de genişledi. Sanatçı, Polar Bear’ın “Dimlit” albümünde yer aldı; Soothsayers’ın çalışmalarına katkıda bulundu. Ben Watt ile “Guinea Pig” ve Stimming, Ben Watt ve Biel ortaklığındaki “Bright Star” da bu işbirlikleri arasında bulunuyor. Sanatçı 2019’da Bob Dylan’ın davetiyle Stuttgart’taki Jazzopen Festival kapsamında Dylan’ın konseri öncesinde sahne aldı.
 
Biel’in diskografisinin erken dönemindeki “Not Alone”, “Love Letters and Other Missiles” ve “Julia Biel” albümleri, şarkı yazarlığı ile caz arasındaki çizgiyi ortaya koyarken "Black and White, Vol. 1” daha yalın ve doğrudan bir vokal-piyano yaklaşımı taşıyor. Kaş’taki konserinde ise bu kişisel anlatıyı dört kişilik kadroyla genişletecek; saksafonda Idris Rahman, kontrbasta Matej Cerný ve davulda Pharoah Russell ile sahne alacak.
 
Michel Godard: Serpentten caza uzanan bir müzik tarihi
 
Festivalin ‘Kökler ve Göçler’ temasını en doğrudan karşılayan isimlerden biri Michel Godard. 1960’ta Fransa’nın Héricourt kentinde doğan Godard, tuba ve serpent icracısı olarak tanınıyor. Serpent, tubanın tarihsel öncüllerinden biri olan eski bir nefesli çalgı. Godard, bu unutulmuş enstrümanı çağdaş doğaçlama, caz ve erken dönem Avrupa müziği içine yeniden taşıyan müzisyenlerden biri oldu. 18 yaşında Radio France Philharmonic Orchestra’ya katılan sanatçı, daha sonra French National Jazz Orchestra ve farklı klasik, erken müzik ve çağdaş doğaçlama topluluklarında çalıştı. 2002’den bu yana Paris’teki Conservatoire National Supérieur de Musique’de “Serpent” dersi veriyor.
Godard’ın lider ve ortak lider olarak uzanan diskografisi birkaç on yıla yayılıyor. 1980’lerin sonlarından itibaren “Le Chant du Serpent”, “Aborigène”, “Sous Les Voutes, Le Serpent...”, “Castel del Monte”, “Castel del Monte II: Pietre di Luce”, “Cousins Germains”, “Impertinance”, “Archangelica”, “Le Concert des Parfums”, “Ivresses”, “Monteverdi”, “Three Seasons”, “Stupor Mundi” ve “Awakening” gibi çok sayıda albüm yayınlayan sanatçı, Rabih Abou-Khalil ile “The Sultan's Picnic”, “Arabian Waltz”, “Odd Times”, “The Cactus of Knowledge”, “Morton’s Foot”, “Songs for Sad Women”, “Em Português” ve “Trouble in Jerusalem” gibi çalışmalarda yer aldı. Pierre Favre, Samo Salamon ve farklı Avrupa doğaçlama topluluklarıyla yaptığı üretimler de bu diskografiyi genişletti.
 
Godard’ın çalışma alanı klasik müzik, caz ve doğaçlamanın yanı sıra erken dönem Avrupa müziğine kadar uzanıyor. Radyo France, Donaueschingen Music Festival ve Fransa Kültür Bakanlığı tarafından kendisine besteler sipariş edildi. Bu nedenle Kaş’taki üçlü yalnızca uluslararası bir caz konseri değil; serpent, ud ve kemençenin aynı müzikal yapı içinde buluştuğu özel bir proje niteliği taşıyor. Godard’a ud sanatçısı Ihab Radwan ve kemençe sanatçısı Derya Türkan eşlik edecek.
 
Anıl Şallıel: ‘166 Days’ ve yerel kaynaklardan yeni bir caz dili
 
Türkiye caz sahnesinde son yılların üretken isimlerinden Anıl Şallıel, Kaş’a ‘166 Days’ projesiyle geliyor. Saksafoncu, besteci ve aranjör olarak çalışan Şallıel’in müziğinde caz, Türk müziğinin makam ve ritimlerinden funk, soul ve farklı çağdaş seslere kadar uzanan etkilerle buluşuyor. 166 Days bu yaklaşımın en belirgin projelerinden biri.
 
Albümde yer alan “Türk Caz Musikisi”, Şallıel’in Türk müziği motiflerini caz formuna taşıyan çalışmalarının en bilinen örnekleri arasında. Projede Deniz Taşar, Mustafa Koray Üsgülen, Enver Muhamedi ve Ekin Cengizkan gibi müzisyenlerle kurulan yapı, canlı performanslarda doğaçlamaya ve farklı enstrümanlar arasındaki diyaloğa alan açıyor. Şallıel’in daha önce Şallıel Bros ve What Da Funk gibi farklı projelerdeki üretimleri de bulunuyor.
 
Kaş konserinde ‘166 Days’ projesi Deniz Taşar’ın vokaliyle sahnede olacak. Klavyede Mustafa Koray Üsgülen, basta Enver Muhammedi ve davulda Ekin Cengizkan’ın yer aldığı kadro, Şallıel’in albümde kurduğu caz ile yerel müzik arasındaki ilişkiyi canlı performansa taşıyacak. Programdaki yeri de festivalin ‘Kökler ve Göçler’ temasının Türkiye ayağı açısından önemli bir örnek oluşturuyor.
 
Şenay Lambaoğlu: Türkçe sözün caz içindeki karşılığı
 
Şenay Lambaoğlu, Türkiye caz sahnesinde vokal kimliğinin yanı sıra besteci ve söz yazarı olarak da yer alan isimlerden. Almanya’nın Kiel kentinde doğan Lambaoğlu, müzik eğitimine okul korosu ve orkestrasında başladı; Pera Güzel Sanatlar Akademisi’nde müzikal ve drama eğitimi aldı, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Müzik Toplulukları Şan bölümünde eğitim gördü. 2000’li yıllardan itibaren Türkiye’deki farklı caz projelerinde ve uluslararası festivallerde sahne aldı.
 
İlk solo albümü “İçimde Aşk Var” 2012’de yayınlandı. Albümdeki parçalar Lambaoğlu’nun Türkçe sözlü caz anlayışının temelini oluşturdu. 2014 tarihli Zarf Tümleci, Ercüment Orkut, Can Çankaya, Cem Tuncer, Cenk Erdoğan ve Volkan Hürsever gibi isimlerin aranjeleri ve Ediz Hafızoğlu, Yahya Dai, Engin Recepoğulları, Barış Doğukan Yazıcı gibi müzisyenlerin katkılarıyla şekillendi. İlhan Şeşen’in “Sıcaklardandır”ı ve “Kadifeden Kesesi” gibi farklı kaynaklardan gelen eserlerle kendi bestelerini aynı albümde buluşturdu.
 
Lambaoğlu’nun 2015’te yayınlanan “Başka Türlü Bir Şey” albümü, caz ile alternatif pop arasındaki çizgide ilerleyen repertuvarıyla öne çıktı. 2018’de “Rüyalarıma Gir”, 2021’de “Hayat Defteri”, 2023’te “Sığınak” yayınlandı. Single çalışmaları arasında “Aman Avcı”, “Böyle Olmasını İstemezdim”, “Sis”, “Hava Kararınca” ve 2024 tarihli “Kartpostal” bulunuyor. Sanatçı 2015’te Radyo Boğaziçi Müzik Ödülleri’nde ‘En İyi Caz Müzik Sanatçısı’, 2014’te Müzik Ekspres Alternatif Müzik Ödülleri’nde ‘En İyi Kadın Sanatçı’ ve 2018’de internet medyası ödüllerinde ‘Alternatif Pop Yorumcusu’ ödüllerine layık görüldü.
 
Kaş’ta Tolga Bedir, Eylem Pelit ve Turgut Alp Bekoğlu’ndan oluşan quartet ile sahne alacak Lambaoğlu, festivalin yerel müzik hafızasını temsil eden vokal ağırlıklı bölümünün merkezinde yer alıyor.
 
Öner Karaçuha Quartet: Yeni dönem
 
Öner Karaçuha Quartet’in Kaş programındaki repertuvarı “A New Era Begins” albümü etrafında şekilleniyor. Modern cazın alternatif ve groove odaklı taraflarını öne çıkaran çalışma, Karaçuha’nın beste ve düzenlemelerini çağdaş bir sound içinde bir araya getiriyor. Albümden parçaların daha önce “Dünyadan Sesler” için kaydedilen canlı versiyonunda Karaçuha’ya trompette Oğuz Can Bilgin, klavye ve synthesizer’da Çağkan Irmak Koç, basta Enver Ferah eşlik etmişti.
 
Kaş konserinde ise topluluğun güncel kadrosunda Karaçuha davulda, Oğuz Can Bilgin trompette, Ayberk Güngör klavye ve synthesizer’da, Enver Ferah bas gitarda bulunuyor. Bu yapı, festivalin Türkiye cazındaki genç ve üretken müzisyenleri uluslararası isimlerle aynı sahnede buluşturma yaklaşımının bir başka örneği.
 
Jembaa Groove: Berlin’den Batı Afrika’ya
 
Berlin merkezli Jembaa Groove, festivalin ‘göç’ fikrini en görünür biçimde temsil eden topluluklardan biri. 2020’de kurulan yedi kişilik interkültürel topluluk, Gana ve Batı Afrika ritimlerini caz, soul, highlife ve groove ağırlıklı çağdaş Berlin müzik ortamıyla bir araya getiriyor. ‘Jembaa’ kelimesini ‘hayat’ fikriyle ilişkilendiren grup, farklı kıtalardan gelen müzisyenlerin ortak üretimi üzerine kurulmuş bir yapıya sahip.
 
Grubun ilk albümü “Susuma”, 2022’de yayınlandı. Uluslararası müzik basınının ve KEXP, BBC 6 Music, Gilles Peterson, WDR ve FIP gibi radyo platformlarının dikkatini çeken çalışma, grubun yüksek tempolu Afrika köklerine dayanan sesinin Berlin’deki modern soul ve caz çevresiyle kurduğu bağlantıyı görünür hale getirdi. 2024’te yayınlanan ikinci stüdyo albümü “Ye Ankasa/We Ourselves”, Gana highlife’ının 1970’lerdeki temel unsurlarını çağdaş caz, soul ve diğer etkilerle bir araya getirdi.
Kaş’ta Eric Owusu, Peter Ntiri Somuah, Godwin Vata Sonzi, Yannick Nolting ve Nir Tom Sabag’dan oluşan kadroyla sahne alacak Jembaa Groove, festival programındaki en ritmik ve dans odaklı konserlerden biri olacak.
 
Coşkun Karademir Trio: ‘Folk’n’Jazz’
 
Festival programında gündüz ve konser seçkisinin temasını tamamlayan projelerden biri de Coşkun Karademir Trio’nun ‘Folk’n’Jazz’ çalışması. 30 Ağustos programını açacak trio’da bağlama ve kopuz sanatçısı Coşkun Karademir’e piyanoda Selen Gülün ve davulda Robert Mehmet İkiz eşlik ediyor. Proje, Anadolu halk müziğinin melodik ve duygusal yapısını cazın doğaçlamaya açık özgür formuyla yeniden ele alıyor.
 
Karademir’in farklı müzik gelenekleri arasında kurduğu bu ilişki, uluslararası üretimlerinin de temelinde yer alıyor. Folk’n’Jazz ise bu yaklaşımı doğrudan Anadolu repertuvarı üzerinden ele alıyor. Trio’nun 2026’da yayınlanan çalışmaları arasında yer alan proje, Karademir’in bağlama ve kopuzdaki birikimini Gülün’ün piyanosu ve İkiz’in davuluyla aynı müzikal yapıda buluşturuyor.
 
Homeland: Doğu ile Batı arasında
 
Festivalin kapanış projesi Homeland, Serkan Çağrı, Tuluğ Tırpan, Mehmet Özen ve Mehmet Akatay’dan oluşuyor. Klarnet, piyano ve klavye, bas gitar, davul ve perküsyonun birleştiği kadro; Anadolu ve çevre coğrafyaların müzikal hafızasını çağdaş caz düzenlemeleri içinde ele alıyor. Doğu ile batı arasında müzikal bir köprü kuran projede Serkan Çağrı klarnet, Tuluğ Tırpan piyano ve klavye, Mehmet Özen bas gitar, Mehmet Akatay ise davul ve perküsyonu üstleniyor. 30 Ağustos gecesi saat 22.30’da gerçekleşecek performans, festivalin ‘Kökler ve Göçler’ temasının kapanıştaki karşılığı olacak.
 
2026 programında cazın çevresindeki sesler
 
Kaş Caz Festivali’nin bu yılki yapısı, müziğin etrafında oluşturulan içeriklerle de okunabiliyor. Arkeoloji, tarih ve denizcilik üzerine konuşmalar; plak kültürü ve caz tarihine ilişkin buluşmalar; müzisyenlerle yapılan söyleşiler, gün doğumu etkinlikleri, warm-up performansları ve after partiler festivalin müziği farklı zaman katmanlarıyla ilişkilendiren yapısını oluşturuyor.
 
Bu anlamda festivalin programında uluslararası cazın farklı damarları aynı çizgide buluşuyor. Julia Biel’in modern şarkı yazarlığı ve vokal caz yaklaşımı, Michel Godard’ın erken Avrupa müziği ile doğaçlama arasındaki çalışmaları, Jembaa Groove’un Batı Afrika ve Berlin eksenindeki müziği, Şallıel’in Türk müziği ile caz arasında kurduğu ilişki, Lambaoğlu’nun Türkçe sözlü caz yaklaşımı ve Homeland’in kültürlerarası repertuvarı birbirinden farklı müzikal kaynakların aynı üç günlük program içinde yan yana gelmesini sağlıyor.
 
Gün doğumundan gece yarısına
 
Festivalin ritmi yalnızca akşam konserleriyle sınırlı değil. Gün doğumu buluşmalarıyla başlayan gündüz akışı, MarineERA’daki söyleşilerle devam ediyor; akşam saatlerinde konser programı başlıyor ve gece yarısından sonra after party etkinlikleriyle sürüyor. Gün doğumunda nefes ve farkındalık seansları, MarineERA katkılarıyla gün batımında DJ performansları ve gecenin ilerleyen saatlerinde canlı caz programı birbirini tamamlıyor.
 
Kaş Caz Festivali, sekizinci yılında klasik festival formatından daha geniş bir günlük akış oluşturuyor. Dinleyici aynı gün içinde bir müzisyenle söyleşiye katılabiliyor, tarih veya denizcilik üzerine bir konuşma dinleyebiliyor, gün doğumunu müzik eşliğinde karşılayabiliyor ve akşam farklı coğrafyalardan gelen müzisyenleri aynı sahnede izleyebiliyor. Festival alanının Setur Kaş Marina olması da bu programın denizle doğrudan bağlantılı bir mekânda gerçekleşmesini sağlıyor.
 
Sekizinci yılda genişleyen festival
 
Kaş Caz Festivali’nin ilk yıllarından itibaren müzik ile Kaş’ın doğal ve kültürel dokusunu bir araya getiren yapısı, 2026 programında daha geniş bir çerçeveye taşınıyor. ‘Kökler ve Göçler’ başlığı, hem festivalde yer alan sanatçıların coğrafi çeşitliliğini hem de müziğin farklı kültürler arasında dolaşan yapısını tanımlıyor.
 
Festival programının merkezinde yalnızca caz türünün farklı alt başlıkları değil müziğin nasıl taşındığı ve dönüştüğü sorusu da bulunuyor. Kaş’ın tarihsel olarak liman ve geçiş noktası olması, festivalin 2026 temasına doğrudan bir coğrafi arka plan sağlıyor. Programda yer alan müzisyenlerin farklı ülkelerden ve kültürel çevrelerden beslenmesi ise bu başlığı yalnızca kavramsal bir festival mottosu olmaktan çıkarıp konserlerin içeriğine de taşıyor.
 
28-30 Ağustos tarihlerinde Setur Kaş Marina’da gerçekleşecek 8. Kaş Caz Festivali, yazın son günlerinde cazın farklı kuşak ve coğrafyalardan gelen seslerini aynı programda buluşturacak.
Kaş’ta üç gün boyunca caz, farklı coğrafyalardan gelen hikâyelerin, geleneklerin ve çağdaş üretimlerin birbiriyle karşılaşmasını sağlayan ortak bir alan olarak yer alacak.
 
8. Kaş Caz Festivali (28-20 Ağustos 2026)
 
 Marine Era Resto Bar - Setur Kaş Marina
Program:
 
28 Ağustos:
 
- Söyleşi: “Zamanın İzleri”
Konuşmacı: Prof. Dr. Erol Murat Yıldız
11.00  Marine Era Resto Bar
- Söyleşi: Kökler ve Göçler “Sesin Coğrafyası”
Konuşmacı: Julia Biel
14.00 Marine Era Resto Bar
- Warm Up: Jazzmosis
18.30 Setur Marina
- Konser: Barış Demirel
19.30 Setur Marina
- Konser: Şenay Lambaoğlu
Enver Muhamedi, Turgut Alp Bekoğlu, Tolga Bedir
20.30 Setur Marina
- Konser: Julia Biel
Matej Cerny, Pharoah Russell, Idris Rahman
22.30 Setur Marina
- After Party
00.00 Marine Era Resto Bar
...
 
29 Ağustos:
 
- Günü Uyandırma: Emiran
06.30 Amfi Tiyatro
- Söyleşi: Köklerde Yolculuk “Deniz Feneri ve Limanlar”
Konuşmacılar: Ahmet Ertürk (Setur Marina Müdürü) & Prof. Dr. Havva İşkan (Pîrî Reis Üniv.)
11.00 Marine Era Resto Bar
- Söyleşi: Caz, İnsan ve Müzikal Bağlar “Lale Plak Tarihi”
Konuşmacı: Hakan Atala
14.00 Marine Era Resto Bar
- Warm Up: Jazzmosis
18.30 Setur Marina
- Konser: Öner Karaçuha Quartet
Oğuzcan Bilgin, Ayberk Güngör, Enver Ferah
19.30 Setur Marina
- Konser: Anıl Şallıel ‘166 Days’
Deniz Taşar, Enver Muhamedi, Mustafa Koray Üsgülen, Nesim Maxhuni
20.30 Setur Marina
- Konser: Jembaa Groove
Eric Owusu, Yannick Nolting, Nir Tom Sabag, Peter Somuah, Vata Godwin Sonzi
22:30 Setur Marina
- After Party
00.00 Marine Era Resto Bar
 
30 Ağustos:
 
- Söyleşi: Kökler ve Göçler “Kadim Nefesler, Zamanı Aşan Melodiler ve Toprağın Hafızası”
Konuşmacı: Michel Godard
11.00 Marine Era Resto Bar
- Söyleşi: Kökler ve Göçler
Konuşmacılar: Derya Türkan, Hakan Atala
14.00 Marine Era Resto Bar
- Warm Up: Jazzmosis
18.30 Setur Marina
Konser:  Coşkun Karademir Trio ‘Folk’n’Jazz’
Coşkun Karademir, Selen Gülün, Robert Mehmet İkiz
 19.30 Setur Marina
- Konser: Michel Godard
Ihab Radwan, Derya Türkan
20.30 Setur Marina
- Konser: Homeland
Serkan Çağrı, Sabri Tuluğ Tırpan, Ekin Cengizhan, Mehmet Özen
22.30 Setur Marina
- After Party
00.00 Marine Era Resto Bar
 
Tüm söyleşiler ve Amfi Tiyatro'daki ‘Günü Uyandırma’ etkinliği ücretsiz.
 
Etiketler: 8. Kaş Caz Festivali  müzik  sanat