Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Altın Koza’da belgeselin sekiz yüzü

Altın Koza’da belgeselin sekiz yüzü

Altın Koza’da belgeselin sekiz yüzü10 Eylül 2026 - 04:09
33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin Ulusal Belgesel Film Yarışması finalistleri belli oldu.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Belgesel sinema kişisel hafızadan toplumsal tarihe, göç deneyiminden görünmeyen emeğe, kadınların tribündeki varlığından yalnızlık duygusuna uzanan farklı anlatı biçimleriyle 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin yarışma programında yerini alıyor. Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından 26 Eylül-4 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlenecek festivalin Ulusal Belgesel Film Yarışması için yapılan 66 başvuru arasından sekiz film finale kaldı. Bu yapımlardan altısı dünya prömiyerini Adana’da gerçekleştirecek.
 
Mümin Barış’ın “Bay Okan”, Güneş Terkol’un “Epipe”, Salih Tuncer Singin’in “Hızır7Gün”, Hüseyin Kete’nin “Kağıdın Sesi”, Sezen Kayhan’ın “Mor Menekşeli Kadınlar”, Fuzule Tezcan’ın “Sende Bana Rastladım”, Gamze Terra’nın “Sıcak Bir Göz: Mehmet Güreli” ve Aylin Kuryel’in “Stella ile 8 Mart” adlı filmleri, festivalin belgesel yarışmasında jüri karşısına çıkacak.
 
Bir yönetmenin portresinden sinemanın hafızasına
 
Yarışmanın dünya prömiyerini yapacak filmlerinden “Bay Okan”, yönetmen Mümin Barış’ın imzasını taşıyor. 70 dakikalık Türkiye-Fransa ortak yapımı film, Otobüs gibi önemli filmleriyle tanınan yönetmen Tunç Okan’ın hibrit bir portresini kuruyor. Locarno ve Karlovy Vary gibi uluslararası festivallerin yanı sıra New York’taki New Directors/New Films seçkisinde de gösterilen filmleriyle tanınan Okan’ın yaşamının ilerleyen dönemine odaklanan yapım, Türkiye ile Yunanistan arasında gidip gelen yönetmenin mekânlar, anılar ve yarım kalmış jestlerle yeniden kurduğu ilişkiyi izliyor.
 
 
Bay Okan - Mu¨min Barıs¸
 
Filmde bu gözlemsel yapı, “Mercedes Mon Amour” filmini hatırlatan bir yol hikâyesiyle paralel ilerliyor. Avrupa’dan evine dönen karakterin taşıdığı yerinden edilmişlik ve zaman duygusu, belgesel gerçekliğiyle ölçülü bir kurmaca yolculuğu bir araya getiriyor. Sürgün, yaşlanma ve sinemanın sınırlar ötesindeki kalıcılığı üzerine kurulan “Bay Okan”, aynı zamanda bir yönetmenin portresi üzerinden imgelerin, tarihin ve coğrafyanın sabitlenmeyi reddettiği bir dünyada geriye ne kaldığına bakıyor.
Kırcaali, Bulgaristan doğumlu Mümin Barış, yetişkinliğe adım atmadan önce siyasi nedenlerle ailesiyle Türkiye’ye göç etti ve İstanbul’da büyüdü. Prag’daki FAMU’da Film Yönetmenliği eğitimi aldı; Londra’daki King’s College’da Film Çalışmaları alanında yüksek lisans yaptı ve Filmuniversität Babelsberg Konrad Wolf’tan uygulamalı doktora derecesi aldı. Melez sinema, belgesel ve deneme filmi pratikleri arasında çalışan Barış’ın üretimleri bellek, göç, sınırlar ve sanatsal pratiği araştırmayla bir araya getiren deneysel biçimlere yöneliyor. Béla Tarr’ın yürüttüğü bir film yönetmenliği atölyesine de katılan yönetmenin daha sonra Trieste Film Festivali’nin yarışma bölümünde gösterilen “Bereketli Bir Gün” adlı kısa filmi bulunuyor.
 
Kazan Tatarları’nın göç hafızası
 
Güneş Terkol’un 41 dakikalık “Epipe” adlı filmi, 19. yüzyılın sonlarından itibaren Rusya’dan Çin’e, ardından Türkiye’ye uzanan Kazan Tatarlarının göç yolculuklarını ele alıyor. Türkiye yapımı film, farklı coğrafyalar ve kuşaklar arasında aktarılan hafızayı yerel tanıklıklar üzerinden izliyor. Çizim, animasyon ve söyleşi pratiklerini bir araya getiren çalışma, çok katmanlı bir görsel-işitsel hafıza alanı kuruyor.
 
Filmin adı, Tatar halk kültüründe neşe, hareket ve topluluk ritmini simgeleyen meşhur bir kadın dans şarkısından geliyor. Savaşlar, işgaller ve rejim değişiklikleriyle sınanan bir topluluğun hayatta kalma iradesini odağına alan “Epipe”, zorunlu göçler sırasında korunan el emeği, bedensel eylemler ve bir arada olma pratiklerini kuşaklar arasında aktarılan bir direnç arşivi olarak ele alıyor.
 
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü mezunu olan Güneş Terkol, yüksek lisansını Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Bölümü’nde tamamladı; 2018’de MSGSÜ’de pedagojik formasyon aldı. Video, kumaş, dikiş, ses ve çizimi birlikte kullanan sanatçı, çalışmalarında toplumsal cinsiyet meselelerine yer veriyor. Kolektif üretimi önemseyen Terkol, farklı ülke ve şehirlerde gerçekleştirdiği atölyelerde katılımcıların gündelik gerçekliklerinden ve hayal dünyalarından hareketle ortak işler üretiyor. 2005’ten bu yana bireysel çalışmalarının yanı sıra Ha Za Vu Zu sanat kolektifiyle üretimini sürdüren sanatçı, GuGuOu müzik grubunda da performanslarına devam ediyor.
 
Karadeniz’de yedi günlük deniz döngüsü
 
Salih Tuncer Singin’in “Hızır7Gün” adlı 60 dakikalık belgeseli, Karadeniz’in İstefan (Çaylıoğlu) köyündeki küçük ölçekli balıkçıların yaşamına bakıyor. Filmde deniz yalnızca bir geçim kaynağı değil, kuşaklar boyunca aktarılan bir yaşam biçimi olarak ele alınıyor.
 
Memleketine huzur arayışıyla dönen müzisyen Şerafettin, taş ocaklarının dinamit sesleriyle sarsılan köyünde kendi elleriyle yaptığı evin duvarlarında oluşan çatlaklarla karşılaşıyor. Yönetmen, Şerafettin’i ve köyün balıkçılarını filmin adını aldığı ‘Hızır7’ teknesinin yedi günlük deniz döngüsü boyunca takip ediyor. İlk altı gün boş kalan ağların yedinci gün az miktarda balıkla dolması, bölgedeki yaşamın giderek daralan sınırlarını görünür kılıyor.
 
 
Hızır7Gu¨n - Salih Tuncer Singin
 
Azalan balık miktarı, trol avcılığı, taş ocağının yarattığı tahribat ve bölgede kurulması planlanan balık çiftlikleri, belgeselin izlediği günlük yaşamın arka planını oluşturuyor.
 
Görsel iletişim ve reklam alanında yaklaşık yirmi yıllık sanat yönetmenliği deneyiminin ardından yönetmenliğe yönelen Salih Tuncer Singin, son 15 yılda yaklaşık 50 reklam filmi ve 15 müzik klibi yönetti. Görsel anlatı, görüntü yönetimi, kurgu ve post-prodüksiyon alanlarındaki deneyimini bağımsız sinemaya taşıyan yönetmen, çalışmalarında gündelik hayatın gerçek karakterlerine, doğal ritme ve insanın yaşadığı çevreyle ilişkisine odaklanıyor.
 
Şehrin görünmeyen emeği
 
Hüseyin Kete’nin “Kağıdın Sesi” adlı 30 dakikalık belgeseli, kent hayatının arka planında kalan geri dönüşüm işçilerinin çalışma süreçlerini izliyor. Her sabah yeniden kurulan şehir düzeninde başkalarının geride bıraktığı kâğıt, plastik, metal ve çeşitli nesneleri toplayan insanların emeğini odağına alan film, iş yerleri sokaklar olan çalışanların görünmeyen dünyasına bakıyor.
“Kâğıdın Sesi”, tüketim ve unutma döngüsünde geride kalanların sessiz varlığını şiirsel ve gözlemci bir anlatımla görünür kılarken, söylemek istediklerini yalnızca söz üzerinden değil, görüntünün ve ifadenin gücüyle aktarmayı hedefliyor. Filmin merkezindeki soru da bu görünmezlik üzerinden kuruluyor: Bir şehrin hafızasında kimlerin izi kalıyor, kimlerin izi sürekli siliniyor?
 
1979’da Tunceli’nin Pertek ilçesine bağlı Tozkoparan köyünde doğan Hüseyin Kete, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını doğduğu coğrafyada geçirdi. Lise son sınıfta ailesiyle Adana’ya göç etti. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümü’nden 2000 yılında mezun olan Kete, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Yaşam Boyu Öğrenme ve Yetişkin Eğitimi Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yaptı. Yazıları Radikal Blog’da yayımlanan Kete, 2022’de “Ağlayan Konak” adlı öykü kitabını yayımladı.
 
Tribünden Türkiye’nin değişimine
 
Sezen Kayhan’ın Türkiye-Almanya ortak yapımı, 73 dakikalık “Mor Menekşeli Kadınlar” adlı belgeseli, kadınların futbol tribünlerindeki varlığını 1967’den bu yana Anadolu’daki küçük bir futbol takımına bağlı bir kadın taraftar grubu üzerinden ele alıyor.
 
1970’li yıllarda Orduspor’u destekleyen bir grup kadın taraftar, takımlarının amatör lige düşmesinden
ve Orduspor’un stadının yıkılmasından önce son bir maç için yeniden bir araya geliyor. Film, bu buluşma sürecinde kadınların kişisel hayatlarında, futbolda ve Türkiye’de yaşanan değişimlere tanıklık ediyor. Böylece tribündeki kadınların konumundan futbol kültürünün dönüşümüne, taraftar deneyiminden Türkiye’nin politik iklimine uzanan bir anlatı ortaya çıkıyor.
 
 
Mor Meneks¸eli Kadınlar - Sezen Kayhan
 
Bilkent Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nde lisans, Bahçeşehir Üniversitesi Sinema-TV Bölümü’nde yüksek lisans eğitimi alan Sezen Kayhan, İngiltere’deki National Film and Television School, Venedik Film Festivali kapsamında düzenlenen EIUC İnsan Hakları ve Sinema Okulu ve New York Film Academy’nin kısa dönemli programlarına katıldı. Saraybosna Film Festivali’ndeki ‘Sarajevo Talents’ programına senarist olarak seçilen yönetmenin kısa filmleri “Erik Zamanı”, “Elene” ve “İmparatorlukta Zor Bir Gün” aralarında Tribeca, BFI London, Montreal, Palm Springs, Santa Barbara, Cinemed, Sofya, Adana Altın Koza ve Antalya Altın Portakal’ın bulunduğu çok sayıda ulusal ve uluslararası festivalde gösterildi ve ödüller aldı. “Erik Zamanı”, 2012’de Shorts International tarafından ‘Oscar Aday Adayı’ olarak gösterildi. Koç ve Antwerp Üniversiteleri Sinema ve Görsel Kültür Müşterek Doktora Programı’nı tamamlayan Kayhan, Almanya’daki Johannes Gutenberg Üniversitesi Sinema Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor.
 
Yalnızlığın farklı biçimleri
 
Fuzule Tezcan’ın 43 dakikalık “Sende Bana Rastladım” adlı filmi, birbirinden farklı dört hayat üzerinden yalnızlığın çeşitli biçimlerini araştırıyor. Sahnede ‘Matmazel Coco’ adıyla var olan Seyhan Arman’ın görülme ve kabul edilme mücadelesi kimlik yalnızlığına açılırken, insanlarla kurmakta zorlandığı bağı bitkileriyle kuran peyzaj mimarı Begüm’ün hikâyesi varoluşsal yalnızlık üzerinden ilerliyor.
 
Ekonomik koşullar nedeniyle Senegal’den ayrılıp ailesinden uzakta Türkiye’de yeni bir hayat kurmak zorunda kalan Adama, zorunlu yalnızlığı temsil ederken, ‘Yalnızlık özgürlüktür’ diyerek dağlarda tek başına yaşamayı seçen Çoban Cengiz, yalnızlığın özgürleştirici ihtimalini ortaya koyuyor. Psikiyatrist Alper Hasanoğlu’nun bilimsel değerlendirmelerinin eşlik ettiği film, dört farklı hayatı ‘İnsan yalnız kaldığında kendinden mi uzaklaşır, yoksa ilk kez kendine mi rastlar?’ sorusunda buluşturuyor.
2016’da Yeditepe Üniversitesi Radyo, Sinema ve Televizyon Bölümü’nden mezun olan Tezcan, üniversite yıllarında dizi setlerinde çalışmaya başladı. Hazırlık rejisi, devamlılık, reji koordinasyonu ve yardımcı yönetmenlik alanlarında deneyim kazanan yönetmen, mezuniyetinin ardından Kanada’da bir süre yaşadı. Dizi, reklam ve belgesel alanlarında çalışan Fuzule Tezcan, aralarında Clinique, Sixt, Algida, Beko, Eti ve Aroma’nın da bulunduğu markalar için reklam filmleri yönetti. Deprem konulu belgeseli GAİN’de yayımlanırken, pandemi döneminde farkındalık amacıyla hazırladığı belgesel ulusal haber kanallarında yer aldı.
 
Mehmet Güreli’nin dünyasına bakış
 
Sanatçı Mehmet Güreli’nin müzik, sinema, resim ve edebiyat alanlarına yayılan üretimi ise Gamze Terra’nın “Sıcak Bir Göz: Mehmet Güreli” adlı 62 dakikalık belgeselinin merkezinde. Karina Film yapımı film, Güreli’nin çok yönlü sanat pratiğini ele alıyor ve onun üretim dünyasına yönetmen Terra’nın bakışı üzerinden yaklaşıyor. Filmin müzikleri de Mehmet Güreli’ye ait. Belgeselin ilk görüntüleri ve fragmanı Temmuz 2026’da paylaşılmıştı.
 
 
Sıcak Bir Go¨z - Mehmet Gu¨reli - Gamze Terra
 
Filmin yapımcılığını Görkem Yeltan ve Yalçın Akyıldız üstleniyor. Görüntü yönetmenliğini Arda Yıldıran’ın yaptığı yapımın sanat yönetmenleri Yelda Bilal ve Ekim Betül Uçar; kurgusu ise Süheyla İlay Arıkan ile A. Afrail Gök tarafından gerçekleştiriliyor. Film, Mehmet Güreli’nin farklı sanat disiplinleri arasında kurduğu bağları izleyerek onun üretim kronolojisine bakıyor.
 
1990’da Aydın’ın Nazilli ilçesinde doğan Gamze Terra, İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Bölümü Sinema Opsiyonu’ndan mezun oldu. İstanbul’da yaşayan ve video editörü olarak çalışan Terra’nın temel çalışma alanlarını belgesel ve deneysel sinema oluşturuyor.
 
8 Mart’ın hafızası
 
Aylin Kuryel’in “Stella ile 8 Mart” adlı 61 dakikalık belgeseli ise İstanbul’daki ‘21. Feminist Gece Yürüyüşü’ sırasında kadınların bir araya geldiği sokaklardan birine bakan bir evde geçiyor. Türkiye’de 1980 sonrası feminist mücadelenin kurucu figürlerinden Stella Ovadia ile feminizm, sosyalizm, azınlık olmak ve siyaset üzerine gerçekleştirilen parçalı sohbetler, dışarıdan yükselen slogan ve siren sesleriyle iç içe ilerliyor.
 
Kamera, eyleme katılmak üzere evden çıktığında geçmiş mücadelelerin hafızasıyla bugünün eylemliliğini aynı kadrajda buluşturuyor. Film, 2026’daki Documentarist 19. İstanbul Belgesel Günleri’nde ‘Türkiye Panorama’ seçkisinde gösterildi.
 
Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu olan Aylin Kuryel, yüksek lisans ve doktorasını Amsterdam Üniversitesi Kültürel Analiz programında milliyetçilikler ve imaj politikaları üzerine tamamladı. Halen Amsterdam Üniversitesi Literary and Cultural Analysis Bölümü’nde akademisyen olarak görev yapan yönetmenin filmografisinde “Şehir ve Mesih”, “Ulysses Çevirmek”, “Bir Savunma”, “Balkon ve Bizim Rüyalar”, “CemileSezgin”, “Baştan Başa” ve “Hoşgeldin Lenin” bulunuyor. “Stella ile 8 Mart”, daha önce Documentarist’in ‘Türkiye Panorama’ bölümünde de izleyiciyle buluştu.
 
Altın Koza’da jüri zamanı
 
Ulusal Belgesel Film Yarışması’nda finale kalan sekiz filmin değerlendirmesini bu yıl gazeteci ve yazar Ecevit Kılıç, sinema yazarı Evrim Kaya, yönetmen Rezan Yeşilbaş, yönetmen Sibel Karakurt ile yönetmen ve belgeselci Talha Eyüboğlu yapacak. Finalistleri ise sinema yazarı Burçin Yalçın, yönetmen Gülten Taranç ve sinema yazarı Necla Algandan oluşan Seçici Kurul belirledi.
 
Festival yönetmeliğine göre belgesel yarışmasının son değerlendirmesi 26 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında Adana’da gerçekleştirilecek; finale kalan filmler de bu tarihler arasında izleyiciyle buluşacak. 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin açılış töreni 26 Eylül Cumartesi, Büyük Ödül Töreni ve kapanış ise 3 Ekim Cumartesi günü yapılacak. Festival kapsamındaki film gösterimleri, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da 01 Burda AVM’deki CinemaPink by Maximum salonlarında gerçekleştirilecek.
 
33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali Ulusal Belgesel Film Yarışması, bir yönetmenin sinema hafızasından kuşaklar boyunca taşınan göç izlerine, Karadeniz’de giderek daralan balıkçılık yaşamından kentin görünmeyen emeğine, kadınların futbol tribünlerindeki tarihinden yalnızlığın farklı biçimlerine ve Türkiye sanat hayatının çok yönlü bir figürüne uzanan sekiz ayrı anlatıyı aynı yarışma çatısı altında buluşturacak.
 
33. Adana Altın Koza Film Festivali (26 Eylül-4 Ekim 2026)
 
Takvim:
 
26 Eylül 2026, Cumartesi
Festival Açılış Töreni
3 Ekim 2026, Cumartesi
Büyük Ödül Töreni ve Kapanış
 
Ulusal Belgesel Film Yarışması Finalistleri:
- “Bay Okan” Yönetmen: Mümin Barış (Dünya Prömiyeri)
- “Epipe” Yönetmen: Güneş Terkol (Dünya Prömiyeri)
- “Hızır7Gün” Yönetmen: Salih Tuncer Singin
- “Kağıdın Sesi” Yönetmen: Hüseyin Kete (Dünya Prömiyeri)
- “Mor Menekşeli Kadınlar” Yönetmen: Sezen Kayhan (Dünya Prömiyeri)
- “Sende Bana Rastladım” Yönetmen: Fuzule Tezcan (Dünya Prömiyeri)
- “Sıcak Bir Göz: Mehmet Güreli” Yönetmen: Gamze Terra (Dünya Prömiyeri)
- “Stella ile 8 Mart” Yönetmen: Aylin Kuryel
 
Etiketler: Altın Koza  film  sanat