Altın Portakal Başladı
Türkiye’nin en köklü film festivallerinden Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, “Daima” temasıyla 63. kez kapılarını açtı. Tilbe Saran ve Menderes Samancılar’a Onur Ödülleri’nin, Suzan Kardeş ve Abdurrahman Keskiner’e Sinema Emek Ödülleri’nin verildiği gecede, sinemanın yanı sıra özgür basın, emek, dayanışma ve savaşların gölgesinde sanat üretmenin önemi de gündeme geldi. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması jüri başkanlığını Derviş Zaim’in üstlendiği festivalde Ulusal Yarışma jürisinden sağlık sorunları sebebiyle çekilen Rahman Altın’ın yerine Gökhan Kırdar görevi devraldı.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Antalya, 63 yıllık sinema geleneğini bu yıl ‘Daima’ sloganıyla sürdürüyor. 24 Ekim’de geleneksel kortejle başlayan 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, aynı gün Antalya Spor Salonu’nda gerçekleştirilen açılış töreniyle sinema haftasına girdi. Antalya Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğindeki festival, ulusal ve uluslararası yarışmaların yanı sıra özel gösterimler ve çeşitli etkinliklerle 31 Ekim’e kadar devam edecek.
Festivalin açılış gecesinde sinema ve televizyon dünyasından isimler bir araya gelirken ‘Onur’, ‘Sinema Emek’, ‘Genç Başarı’ ve ‘Sinemaya Katkı’ ödülleri de sahiplerini buldu. Oyuncu Tilbe Saran ile Menderes Samancılar’ın ödül konuşmaları, sanatçıların toplumsal sorumluluğuna ve sinemanın insan hikâyelerini görünür kılma gücüne dikkat çekti. Gecede ayrıca Lübnan, İran, Filistin ve Ukrayna’dan filmlerin yer aldığı özel bölümle savaşların ortasında üretmeye devam eden sinemacılara alan açılması hedefi vurgulandı.
Antalya sokaklarında geleneksel kortej
Festivalin 24 Ekim Cumartesi günü düzenlenen geleneksel kortejinde sinema ve televizyon dünyasının tanınmış isimleri Antalyalılarla buluştu. Menderes Samancılar, Şenay Gürler, Mehmet Özgür, Suna Yıldızoğlu, Asuman Dabak, Levent Özdilek, Bilge Şen, Fadik Sevin Atasoy, Meryem Uzerli, Leyla Smyrna Cabas, Pınar Altuğ, Emre Kınay, Büşra Pekin, Ersin Korkut, Tim Seyfi, Mehmet Esen, Yüksel Arıcı, Necmettin Çobanoğlu, Coşkun Göğen, Ümit Okur, Muttalip Müjdeci, İlyas Salman, Oben Kuday, Şennur Nogaylar, Hülya Duyar ve Nurcan Eren korteje katılan isimler arasındaydı.
Menderes Samancılar, Leyla Smyrna Cabas
Kortejin ardından davetliler kırmızı halıdan geçerek Antalya Spor Salonu’ndaki açılış törenine katıldı. Gecenin sunuculuğunu oyuncular Pınar Altuğ Atacan ve Emre Kınay üstlendi. Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili ve Festival Başkanı Büşra Özdemir de konuşmasında, festivalin bu yılki ‘Daima’ temasının altını çizdi.
Özdemir, Antalya’nın sanatla kurduğu bağın ve Altın Portakal’ı yaşatma iradesinin geçici olmadığını belirterek sinemaya duyulan sevgi, kararlılık ve inancın sürekliliğine vurgu yaptı. Festivalin yalnızca bir etkinlik takvimi değil, 63 yıllık bir kültür birikimi olduğunu ifade eden Özdemir, bu mirası geleceğe taşıma kararlılığını dile getirdi.
Savaşın gölgesinde sinema: ‘Kökler, Kamera ve Işık’
Açılış konuşmasının öne çıkan başlıklarından biri, festival programına eklenen ve savaşların ortasında sanat üretmeye devam eden sinemacıların hikâyelerine odaklanan özel bölüm oldu. ‘Kökler, Kamera ve Işık’ başlıklı bölümde Lübnan, İran, Filistin ve Ukrayna’dan 13 film izleyiciyle buluşacak.
Özdemir, dünyanın farklı coğrafyalarından gelen savaş haberlerinin sıradanlaştırılmaması gerektiğini belirterek hiçbir çocuğun ölümünün bir haber başlığından ibaret görülemeyeceğini söyledi. Bölümün, yıkımın ortasında yaşamayı ve üretmeyi sürdüren insanların hikâyelerine tanıklık etme olanağı sunacağını ifade etti.
Konuşmasını Antalya’nın kültür ve sanat aracılığıyla Türkiye’yi dünyaya bağlayan konumuna değinerek sürdüren Özdemir, festivalin gelecek yıllarda da büyüyerek devam etmesi yönündeki iradeyi yineledi. “Daima sanatla, daima sinemayla, daima umutla,” sözleriyle tamamladığı konuşmasında, sinemanın ışığının dünyanın hiçbir coğrafyasında sönmemesi dileğini paylaştı.
Derviş Zaim’den 63 yıllık birikime vurgu
Gecede konuklara seslenen bir diğer isim, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Jüri Başkanı yönetmen Derviş Zaim oldu. İlk uzun metrajlı filmi “Tabutta Rövaşata” ile 1996’da Altın Portakal’da ilk ödülünü aldığını hatırlatan Zaim, yıllar sonra festivalde jüri başkanı olarak bulunmanın kendisi için gurur verici olduğunu belirtti.
Derviş Zaim
Zaim, 63 yıllık festival birikimine layık olmanın önemine dikkat çekerek jüri çalışmalarını soğukkanlılık, alçakgönüllülük ve mesafeyle yürütmeyi amaçladıklarını söyledi. Festivalin ilerleyen yıllarda gelişerek büyümesi temennisini dile getiren yönetmen, bu hedefin ortak çabayla gerçekleştirilebileceğine inandığını ifade etti.
Emre Kınay’ın Yeşilçam filmlerinden sevilen şarkıları seslendirdiği açılış gecesinde, hayatını kaybeden sinema sanatçıları da anıldı.
Tilbe Saran: “Sanat, betonu delip bize selam çakan çiçektir”
Festivalin ‘Onur Ödülleri’nden ilki, oyuncu Tilbe Saran’a verildi. Saran’a ödülünü, birlikte dört filmde çalıştığı yönetmenler Mehmet Binay ve Caner Alper takdim etti. Caner Alper’in, kendisiyle yeni filmler yapma isteğini esprili bir dille dile getirmesinin ardından sahneye çıkan Saran, ödüle layık görülmekten duyduğu memnuniyeti ifade etti. Menderes Samancılar’la aynı törende onurlandırılmayı da özel bir ayrıcalık olarak nitelendiren oyuncu, festivalin arkasındaki sinema emekçilerine teşekkür etti.
Konuşmasında sanatın toplumsal işlevi üzerinde duran Saran, ressam Vincent van Gogh’a atfedilen normallik ve çiçek metaforundan hareketle sanatın alışılmış sınırları aşan gücünü anlattı. Kamerayı zamanlar, sınırlar, diller ve dinler arasında dolaşan bir dervişe benzeten oyuncu, sinemanın başkalarının görmediği ya da duymadığı hikâyeleri ortaya çıkardığını ve insanlar arasında bağ kurduğunu söyledi.
Tilbe Saran, Caner Alper
Saran, sinemanın insanın üzerine yığılan taşların arasından başını uzatan bir çiçek gibi yol gösterdiğini ifade etti. Şair Yannis Ritsos’un dizelerini de anımsatan oyuncu konuşmasını Türkiye’de haksız yere hapiste bulunduğunu belirttiği milletvekilleri, gazeteciler, hukukçular, şehir plancıları, sinemacılar, bürokratlar, belediye başkanları, akademisyenler ve insan hakları savunucularının özgürlüğüne kavuşması dileğiyle tamamladı.
Menderes Samancılar ödülünü özgür basına adadı
Gecenin ikinci ‘Onur Ödülü’, Türk sinemasının usta oyuncularından Menderes Samancılar’a verildi. Samancılar’ın ödülünü, aynı zamanda yeğeni olan oyuncu Berkay Ateş sundu.
Ateş, konuşmasında yıllar önce Menderes Samancılar’ın kendisine armağan ettiği deri ceketin hikâyesini anlattı. Ceketin geçmişte oyuncu Tuncel Kurtiz tarafından giyildiğini, daha sonra Samancılar’a geçtiğini ve son olarak kendisine verildiğini aktaran Ateş, bu anıyı oyuncunun meslek yaşamı ve insani yönüyle ilişkilendirdi.
Menderes Samancılar
Samancılar’ı Orhan Kemal’in anlattığı Adana’nın bereketli topraklarına duyduğu sevgiden, şiirle kurduğu bağdan ve emekçilerin hikâyelerine gösterdiği duyarlılıktan hareketle anlatan Ateş, oyuncunun maden işçilerinin, pamuk işçilerinin ve hamalların sesi olmasına dikkat çekti. Hakkını arayan gençlere desteğini, sanatçı arkadaşlarına yaklaşımını ve umudu koruma çabasını da anan Ateş, Onur Ödülü’nün amcasına yakıştığını söyledi.
Samancılar ise ödülünü özgür basın emekçilerine adadı. Her yıl aldığı ödülü toplumsal mücadele veren farklı kesimler adına kaldırmayı tercih ettiğini belirten oyuncu; maden işçilerini, zeytinlikleri zarar gören köylüleri, şehit yakınlarını, gazileri, emeğinin karşılığını alamayan emeklileri, yoksulları, sokakta yaşayanları ve deprem mağdurlarını andı.
Suzan Kardeş ve Abdurrahman Keskiner’e ‘Sinema Emek Ödülü’
Açılış töreninde ‘Sinema Emek Ödülleri’, makyöz ve sanatçı Suzan Kardeş ile yapımcı Abdurrahman Keskiner’e verildi.
Suzan Kardeş’in ödülünü yönetmen Ömer Faruk Sorak takdim etti. Yaklaşık 40 yıldır birlikte çalıştıklarını belirten Sorak zaman içinde pek çok şey değişmesine karşın Kardeş’in heyecanını ve yeteneğini koruduğunu, sinemanın farklı alanlarında ortaya koyduğu çalışmalarla sektöre katkı sağladığını söyledi.
Altın Portakal’ı ‘Türkiye’nin Oscar’ı olarak gördüğünü belirten Kardeş, sinemayla bir ömür geçirmiş olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ödülünü hayatına giren herkese ve birlikte çalıştığı set emekçilerine adayan sanatçı, “Kızım bensiz büyüdü, ben onsuz yaşlandım ama sinema aşkı hiç bitmedi,” sözleriyle meslek yaşamının kişisel hayatındaki karşılığını anlattı. Kardeş, Türk sinemasına katkısını önemsediği Beşiktaş Kültür Merkezi’ne (BKM) de teşekkür etti.
Ömer Faruk Sorak ve Suzan Kardeş
Suna Yıldızoğlu, Abdurrahman Keskiner
Türk sinemasının deneyimli yapımcılarından Abdurrahman Keskiner’in ödülünü ise oyuncu Suna Yıldızoğlu sundu. Yapımcılıkta 60 yılı geride bıraktığını söyleyen Keskiner, ilk Altın Portakal ödülünü 1970’te “Çirkin Adam” filmiyle aldığını hatırlattı. Çok sayıda film, dizi ve belgeselin yapımında yer alan Keskiner, “Muhsin Bey” filminin de beş Altın Portakal kazanmış olmasını kariyerinin önemli duraklarından biri olarak andı.
Keskiner, sinema sektörünün geçmişteki koşullarıyla bugünkü olanakları arasında karşılaştırma yaparak kendi kuşağının sansürle ve filmleri yurt dışına çıkarma güçlükleriyle mücadele ettiğini anlattı. “Umut” filmini yurt dışına göndermesi nedeniyle üç yıl mahkemelerle uğraştığını belirten yapımcı, yeni kuşağın uluslararası başarılarını memnuniyetle karşıladığını ve geçmişte verilen emeğin karşılıksız kalmadığını düşündüğünü söyledi.
‘Genç Başarı Ödülleri’ Leyla Smyrna Cabas ve Cem Yiğit Üzümoğlu’nun
Sinema yolculuklarının başındaki yetenekleri desteklemek amacıyla verilen ‘Genç Başarı Ödülleri’, Leyla Smyrna Cabas ile Cem Yiğit Üzümoğlu’na takdim edildi.
Cabas, ödülünü Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Jüri Başkanı Derviş Zaim’den aldı. Kendisine sunulan fırsatların değerini bildiğini ve bunları en iyi şekilde değerlendirmeye çalışacağını söyleyen genç oyuncu kadınların ve kız çocuklarının hayallerine ulaşmakta, hatta hayatta kalmakta zorlandığı bir dünyada kendisini şanslı hissettiğini ifade etti. Cabas, kadınların hayallerini gerçekleştirebilmek için şansa ihtiyaç duymadığı bir gelecek diledi.
Cem Yiğit Üzümoğlu’na ödülünü oyuncu ve seslendirme sanatçısı Şenay Gürler verdi. Üzümoğlu’yla henüz lise öğrencisiyken aynı dizide çalıştıklarını anlatan Gürler, genç oyuncunun entelektüel birikiminden etkilendiğini belirtti. Gürler, Üzümoğlu’nun mesleki yeteneğinin yanı sıra toplumsal duyarlılığına da dikkat çekti.
Leyla Smyrna Cabas ve Cem Yiğit Üzümoğlu
Üzümoğlu teşekkür konuşmasında ödülü kendisine yol gösteren, destek olan ve hayata hazırlayan insanlara ithaf etti. Ailesine, hayat arkadaşına, oyuncu arkadaşlarına ve ustalarına teşekkür eden sanatçı, kendilerinden önceki kuşakların açtığı yolda ilerlerken kendilerinin de gelecekteki gençlere benzer fırsatlar sunması gerektiğini söyledi. Ankara Devlet Konservatuvarı’ndaki hocası Münir Caner’i anan Üzümoğlu, eğitim ve usta-çırak ilişkisinin önemini vurguladı.
‘Sinemaya Katkı Ödülü’ BKM’ye
Festivalin ‘Sinemaya Katkı Ödülü’, tiyatro ve sinema alanındaki çalışmalarıyla birçok sanatçının yetişmesine katkıda bulunan Beşiktaş Kültür Merkezi’ne verildi. Ödülü BKM adına oyuncular Ersin Korkut ve Ezgi Mola aldı.
Kurumla 30 yıllık geçmişi bulunduğunu belirten Ersin Korkut, BKM’de edindiği deneyimlerin meslek yaşamındaki yerini vurguladı. Ezgi Mola ise çocukluğundan itibaren çalışmalarını takip ettiği ve bir parçası olmayı hayal ettiği kurumda yer almaktan duyduğu gururu dile getirdi. Mola, ödülü kurumun çalışmalarında emeği bulunan herkes adına kabul ettiklerini belirterek teşekkür etti.
Ulusal yarışma jürisinde Rahman Altın’ın yerine Gökhan Kırdar
Festivalin açılışının ardından Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması jürisinde de değişikliğe gidildi. Jüri üyelerinden müzisyen Rahman Altın, özel bir sağlık sorunu nedeniyle görevini sürdüremeyeceğini bildirdi. Altın’ın yerine müzisyen, söz yazarı, besteci, aranjör ve yapımcı Gökhan Kırdar görevi devraldı. Festival yönetimi, Altın’a geçmiş olsun dileklerini iletirken Kırdar’a da jüri üyeliğini kabul ederek festivale verdiği destek için teşekkür etti.
1990’lardan itibaren Türk pop müziği ve televizyon müzikleri alanında tanınan Kırdar, kariyerinde pop, trip hop, elektronik müzik ve farklı etnik müzik gelenekleri arasında kurduğu bağlantılarla öne çıktı.
Gökhan Kırdar, 1991’de söz ve müziği kendisine ait “Karanlığın Gizi” adlı parçayla katıldığı Beyaz Güvercin Yarışması’nda adını duyurdu. 1990’larda yayınladığı “Yerine Sevemem” şarkısıyla geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Atıf Yılmaz’ın yönettiği 1994 tarihli Gece, Melek ve Bizim Çocuklar filmi için hazırladığı ve filmle aynı adı taşıyan bestesi ile 1995’te yayımladığı “Tutunamadım”, sanatçının müzikal çizgisinde belirleyici çalışmalar arasında yer aldı.
Kırdar, 1997’de yayımladığı “Trip” albümüyle trip hop türünü Türkiye’deki müzik ortamına taşıyan çalışmalarından birini gerçekleştirdi. Aynı yıl Loopus adlı müzik şirketini kurdu. Televizyon dizileri için hazırladığı müziklerle de geniş kitlelere ulaşan sanatçı “Kurtlar Vadisi”, “Haziran Gecesi” ve “Yabancı Damat” yapımlarının müziklerine imza attı.
2002 tarihli “Ethnotronix” ve 2004 tarihli “Keyf/Pleasure” albümlerinde elektronik, folk, country ve etnik müzik unsurlarını bir araya getirdi. 2005’te yayınlanan “Tüür – Yağmur Duası” ise Orta Asya müzik terapi gelenekleri ve çalgılarından yararlanan, elektronik ve rock müziği birleştiren yaklaşımıyla sanatçının deneysel arayışlarının devamı oldu.
Kırdar’ın 2020’de yayınladığı “Dem i Öz” albümü solo çalışmalarının sonraki dönemini temsil ederken “Kurtlar Vadisi” için bestelediği “Cendere” de yıllar sonra yeniden uluslararası dinleyici kitlesinin gündemine geldi. Parça, 2024’te DJ Mahmut Orhan tarafından ABD’de düzenlenen ‘Burning Man’ festivalinde çalındı.
Gökhan Kırdar’ın Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması jürisine katılmasıyla festivalin müzik alanındaki temsilinde de değişiklik yaşandı. Yönetmen Derviş Zaim başkanlığındaki jüri, yarışma filmlerini değerlendirirken 63. Altın Portakal’ın ulusal sinema seçkisindeki yapımların ödüllerini belirleyecek.
Yeşil Setler Mümkün’den sürdürülebilir sinema adımları
63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, sinemanın çevresel etkisini azaltmaya yönelik çalışmalara da ev sahipliği yapıyor. Festivale ikinci kez katılan Yeşil Setler Mümkün, bu yıl iklime duyarlı hikâye anlatıcılığını destekleyen 2 bin euroluk ‘İklime Duyarlı Hikâye Ödülü’ ile çekim süreçlerinde çevresel etkileri azaltmayı hedefleyen ‘Yeşil Prodüksiyon Ödülü’nü sunuyor. İkinci ödülün kazananına ücretsiz yeşil set danışmanlığı verilecek; yapımın çekim öncesi ve sonrası karbon ayak izi ölçülerek sonuçlar karşılaştırılacak.
İnisiyatif, 27 Ekim’de sektör temsilcileriyle bir yuvarlak masa toplantısı düzenleyerek sinemanın yeşil dönüşümü için gereken destekleri, teşvikleri ve uygulamaları değerlendirecek. Toplantıda COP31’e taşınabilecek ortak bir çağrının hazırlanmasına katkı sunulması hedefleniyor.
“Sinemanın Geleceği: Film Endüstrisinde İklim Odaklı Dönüşüm” başlıklı panel ise 28 Ekim’de saat 11.00’de festivalin etkinlik çadırında gerçekleştirilecek. Yeşim Girgin moderatörlüğündeki buluşmada Doğa Derneği, ÇEVKO Vakfı ve Avrupa İklim Vakfının katılımıyla iklime duyarlı hikâyeler, karbon emisyonlarının azaltılması, atık yönetimi ve sürdürülebilir prodüksiyon uygulamaları ele alınacak.
Film, dizi ve reklam prodüksiyonlarının çevresel etkilerini azaltmak amacıyla çalışan gönüllü sivil inisiyatif Yeşil Setler Mümkün, sürdürülebilir üretim uygulamalarının sektör genelinde yaygınlaşmasını amaçlıyor.
31 Ekim’e kadar sinema gündemi Antalya’da
24-31 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlenen 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, ulusal ve uluslararası yarışmalarıyla yeni sinema üretimlerini izleyiciyle buluşturmayı sürdürüyor. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda 12 film yer alırken festivalin farklı bölümlerinde uzun metraj, kısa film ve belgesel yapımlar da izleyici karşısına çıkıyor.
Açılış gecesinde verilen ödüller, sinemanın yalnızca kamera önündeki oyunculardan ibaret olmadığını; makyajdan yapımcılığa, eğitimden kurumların desteğine kadar geniş bir emeğin ürünü olduğunu bir kez daha ortaya koydu. ‘Daima’ temasıyla başlayan festival, bir yandan sinema tarihinin birikimini yaşatırken diğer yandan günümüzün toplumsal meselelerini ve farklı coğrafyalardan gelen hikâyeleri beyazperdeye taşıyor.
Etiketler: antalya altın portakal film festivali Daima ödül


