Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Anadolu Ejderi bu kez senfoniyle yükseldi

Anadolu Ejderi bu kez senfoniyle yükseldi

Anadolu Ejderi bu kez senfoniyle yükseldi07 Ekim 2026 - 03:10
Gaye Su Akyol, Anadolu’nun müzikal mirasını senfonik bir yorumla Almanya’ya taşıdı. WDR Funkhausorchester eşliğindeki “Anatolian Dragon” konserleri Köln ve Dortmund’da kapalı gişe gerçekleşti.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Anadolu’nun geleneksel müzik mirasını Türk sanat müziği, psychedelic rock, surf rock ve post-punk gibi farklı müzikal damarlarla buluşturan özgün çalışmalarıyla tanınan İstanbul doğumlu şarkıcı, besteci, yapımcı ve görsel sanatçı Gaye Su Akyol, WDR Funkhausorchester eşliğinde Köln ve Dortmund’da gerçekleştirdiği “Anatolian Dragon” konserlerinde müziğini senfonik bir yapıya taşıdı. Mozart’ın “Rondo alla Turca”sının 9/8’lik aksak ritimle yeniden düzenlendiği konserlerde, Akyol’un dört albümünden seçilen eserler Gordon Hamilton’ın düzenlemeleri ve David Brophy yönetimindeki orkestra eşliğinde seslendirildi. İki konser de kapalı gişe gerçekleşirken proje için dünya turnesi planlanıyor.
 
Yeşilçam’ın fantastik ve bilim kurgu dünyasıyla müziğin canlı olarak buluştuğu bir İstanbul gecesinden Almanya’daki senfonik orkestra sahnesine uzanan bir çizgi. Gaye Su Akyol’un müzik yolculuğunda bu iki alan birbirinden uzak görünse de, sanatçının üretiminde görsel hafıza ile ses dünyası uzun zamandır yan yana ilerliyor. 2018’de Yılmaz Atadeniz’in 1972 tarihli “Yılmayan Şeytan” filmi için Bubituzak’la hazırladığı müzikleri canlı olarak seslendiren Akyol, bu kez Anadolu’nun müzikal hafızasını Batı’nın köklü senfonik orkestra geleneğiyle aynı sahneye taşıdı.
 
“Anatolian Dragon” başlıklı konser serisi, 2 Ekim Cuma akşamı Köln’deki WDR Funkhaus’un Klaus von Bismarck Saal’ında, 3 Ekim Cumartesi akşamı ise Konzerthaus Dortmund’da gerçekleşti. WDR Funkhausorchester’ın eşlik ettiği konserlerde Akyol vokalde yer alırken orkestrayı David Brophy yönetti; sunuculuğu ise WDR’nin COSMO kanalından Evren Zahirovic üstlendi. Köln konseri ayrıca ARD Klassik üzerinden canlı yayınlandı.
 
 
Doğu ile Batı aynı programda
 
Konserin repertuvarı, projenin adından başlayarak Akyol’un müziğinde uzun süredir birlikte hareket eden iki ayrı müzikal hafızayı aynı programda buluşturdu. Açılışta Wolfgang Amadeus Mozart’ın “Rondo alla Turca”sı, Avustralyalı besteci ve aranjör Gordon Hamilton’ın düzenlemesiyle seslendirildi. Eserin bir bölümü 9/8’lik aksak ölçüye taşındı. Böylece Mozart’ın 18. yüzyılda bestelediği ve Batı klasik müzik repertuvarında ‘Türk’ imgesiyle özdeşleşen parçası, bu kez Türk müziğinin ritmik yapılarından biri üzerinden yeniden ele alındı.
 
Mozart’ın ardından programın tamamı Gaye Su Akyol’un bestelerine ayrıldı. “Anadolu Ejderi”, “İstikrarlı Hayal Hakikattir”, “Hologram İmparatorluğu” ve “Develerle Yaşıyorum” albümlerinden seçilen parçalar, bu kez tek tek şarkı düzenlemelerinin ötesine geçen geniş bir senfonik yapı içinde ele alındı. “İstikrarlı Hayal Hakikattir”, “Bir Yaralı Kuştum” ve “Kör Bıçakların Ucunda” gibi Akyol repertuvarının öne çıkan parçaları, yaylılar, üflemeliler ve vurmalılarla genişletilen orkestra düzenlemeleriyle seslendirildi.
 
Akyol’un müziğinin temelindeki karşılaşmalar
 
Gaye Su Akyol’un bugün uluslararası müzik sahnesinde kendine ait bir alan oluşturmasının temelinde, birbirinden farklı müzik geleneklerini yan yana getiren bir üretim anlayışı bulunuyor. İstanbul doğumlu sanatçı; geleneksel Anadolu müziği, Klasik Türk müziği, psikedelik müzik, surf rock ve post-punk gibi farklı kaynakları fütüristik bir yaklaşımla bir araya getiriyor. Kendi müziğini ‘kavram olarak evrensel, ruh olarak yerel’ diye tanımlayan Akyol, ilk albümü “Develerle Yaşıyorum”u 2014’te yayınladı.
 
2016 tarihli “Hologram İmparatorluğu”, Akyol’un Türkiye dışındaki dinleyici kitlesinin genişlemesinde önemli bir dönemeç oldu. Albüm Almanya merkezli Glitterbeat Records ile Akyol ve Ali Güçlü Şimşek’in kurduğu Dunganga Records tarafından yayınlandı. Ardından 2018’de “İstikrarlı Hayal Hakikattir” geldi. Akyol’un söz ve bestelerin yanı sıra prodüksiyon, düzenleme ve kayıt aşamalarında da sorumluluk üstlendiği albüm, sanatçının bağımsız üretim anlayışının devamı niteliğindeydi. Albümle birlikte Akyol, Songlines dergisinin kapağında yer alan ilk Türkiye’den müzisyen oldu ve 2019’da derginin ‘Best Artist’ ödülünü aldı.
 
Dördüncü stüdyo albümü “Anadolu Ejderi” ise 25 Kasım 2022’de yayınlandı. Akyol’un son beş yılda yazdığı şarkılardan oluşan albüm, Anadolu popu, folk, Klasik Türk müziği ve Türkçe psikedelik rock kaynaklarını stoner rock, post-punk, caz, surf, disko, hip-hop, endüstriyel müzik, grunge ve Orta Doğu müziğinden izlerle bir araya getirdi. Gitar, bas ve davul üçlüsüne keman, ud, elektro bağlama, cümbüş ve sazbüş gibi geleneksel çalgılar eşlik etti.
 
Albümün uluslararası karşılığı da Akyol’un kariyerindeki dönüşümün göstergelerinden biri oldu. “Anadolu Ejderi”, The Guardian tarafından değerlendirildi; sanatçının üretimleri daha önce The New York Times, The Observer, Pitchfork, The Wire ve Songlines gibi yayınlarda da yer aldı. The Guardian’ın 2022 tarihli albüm değerlendirmesinde Akyol’un Anadolu halk müziği kaynaklarını psikedelik rock ve Türk popuyla bir araya getiren müzikal yapısına dikkat çekildi.
 
Yeşilçam’ın fantastik dünyasından senfoniye
 
Akyol’un müzikle sinema arasındaki ilişkisi “Anatolian Dragon” projesinden çok önce kurulmuştu. 2018’de Red Bull Music Festival İstanbul kapsamında düzenlenen ‘Art of B-Movies’ programında, Yılmaz Atadeniz’in “Yılmayan Şeytan” filmi için Bubituzak’la hazırladığı yeni müzikleri canlı olarak seslendirdi. 1972 yapımı film, Yeşilçam’ın fantastik, bilimkurgu ve macera damarının örneklerinden biri olarak yeniden ele alınmış; Akyol ve Bubituzak’ın müziği film gösterimiyle eşzamanlı icra edilmişti.
Bu çalışma, Akyol’un müzik dünyasında geçmişle bugünün yan yana gelişine dair somut örneklerden biriydi. “Yılmayan Şeytan”da Yeşilçam’ın görsel ve anlatısal hafızasına canlı müzikle eşlik eden sanatçı, yıllar sonra “Anatolian Dragon”da bu kez kendi repertuvarını Avrupa’nın büyük bir radyo orkestrasının senfonik imkânları içinde yeniden kurdu.
 
WDR Funkhausorchester’ın geniş repertuvarı
 
Bu buluşmanın diğer tarafında, Almanya’nın kamu yayın kuruluşu Westdeutscher Rundfunk’un orkestralarından WDR Funkhausorchester bulunuyor. Orkestranın kuruluşu 1947’ye uzanıyor. WDR’nin tarihçesine göre topluluk, farklı müzik topluluklarının bir araya gelmesiyle oluşturuldu ve zaman içinde müzikal tiyatrodan film müziklerine, klasik müzikten caz ve popa, dünya müziğinden video oyunu müziklerine kadar uzanan geniş bir repertuvar geliştirdi.
 
WDR Funkhausorchester’ın çalışma alanı, klasik senfoni orkestrası repertuvarının dışında kalan türleri orkestral yapı içinde ele alan projeleri de kapsıyor. Gordon Hamilton’ın daha önce WDR Funkhausorchester ile gerçekleştirdiği çalışmalar arasında film müziği ve sahne projeleri bulunuyor. WDR’nin arşivinde Hamilton’ın orkestrayla birlikte hazırladığı projeler arasında “Wunderschön” televizyon yapımının Norveç bölümüne eşlik eden canlı müzik çalışması ve 2025’te Robin Hood hikâyesini müzikle sahneye taşıyan proje de yer alıyor.
 
Gordon Hamilton’ın düzenlemeleri
 
“Anatolian Dragon”un senfonik tarafını Avustralyalı besteci ve aranjör Gordon Hamilton hazırladı.
Hamilton’ın üretiminde senfonik orkestralar ile alternatif, elektronik, popüler ve dünya müziği kaynaklarını bir araya getiren projeler öne çıkıyor. WDR Funkhausorchester ile daha önce de farklı disiplinleri buluşturan çalışmalar gerçekleştiren Hamilton, bu kez Akyol’un çok katmanlı müzikal yapısını orkestra için yeniden düzenledi.
 
Bu düzenlemelerin temel özelliği, Akyol’un şarkılarındaki ritmik ve melodik yapıların yalnızca yaylı ve üflemeli çalgılarla büyütülmesi değil, müziğin orkestral bir kompozisyon olarak yeniden ele alınmasıydı. Konser programında Mozart’ın “Rondo alla Turca”sına yapılan 9/8’lik müdahale de bu yaklaşımın ilk örneğini oluşturdu. Ardından Akyol’un repertuvarı, senfonik yapının farklı katmanları üzerinden ilerledi.
 
 
Köln’den Dortmund’a iki konser
 
“Anatolian Dragon”un ilk konseri 2 Ekim’de Köln’deki WDR Funkhaus’un Klaus von Bismarck Saal’ında gerçekleşti. WDR’nin programında konser 20.00’de başladı ve ARD Klassik üzerinden canlı yayımlandı. Bir gün sonra aynı program Konzerthaus Dortmund’a taşındı. Dortmund’daki konser de 20.00’de başladı ve WDR Funkhausorchester ile Gaye Su Akyol’u aynı sahnede buluşturdu.
Her iki konser de kapalı gişe gerçekleşti. Projenin canlı yayınlarla Almanya dışındaki dinleyicilere de ulaşmasının ardından, “Anatolian Dragon”un daha geniş kapsamlı bir dünya turnesine dönüştürülmesi planlanıyor. Böylece Köln ve Dortmund için hazırlanan senfonik proje, farklı ülkelerdeki uluslararası festivaller ve konser salonlarında sürdürülebilecek bir sahne prodüksiyonuna dönüşme aşamasına geldi.
 
Akyol: “Hayatımın en heyecanlı ve özel gecelerinden biri”
 
Konserlerin ardından Gaye Su Akyol, WDR Funkhausorchester ve Gordon Hamilton ile çalışmanın müzikal yolculuğundaki yerini şöyle anlattı:
 
“Kendi yazdığım ve Anadolu’nun köklü ses mirasıyla büyüttüğüm şarkılarımın Avrupa’nın en köklü senfoni orkestralarından biriyle bu kadar güçlü bir ruh birliği içinde tınlaması tarif edilemez bir duygu. Gordon Hamilton'ın harika aranjmanlarıyla şarkılar bambaşka bir boyuta taşındı. Bu gece sadece bir konser değil, Doğu ile Batı'nın, geçmiş ile geleceğin ortasında kurduğumuz ortak bir hayal alanına dönüştü. Hayatımın en heyecanlı ve özel gecelerinden birini yaşadım.”
 
“Anatolian Dragon”, Gaye Su Akyol’un bugüne kadar farklı müzik gelenekleri arasında kurduğu ilişkinin yeni bir aşaması. Anadolu’nun melodik ve ritmik mirası, psikedelik rock, surf, post-punk ve Türk müziğiyle şekillenen Akyol repertuvarı; bu kez WDR Funkhausorchester’ın senfonik yapısı içinde yeniden düzenlendi. Köln ve Dortmund’daki iki konser, Akyol’un müziğinin yalnızca farklı coğrafyalara taşınmasını değil, farklı müzik geleneklerinin içinde yeniden biçimlenmesini de görünür kıldı.
 
 
Etiketler: Anadolu Ejderi  Gaye Su Akyol  sanat