Arturo Sandoval ve Sasha Berliner Akbank Caz Festivali’nde
Akbank Caz Festivali’nin 8 Ekim programı, cazın iki farklı kuşağını ve iki ayrı müzikal yaklaşımını aynı akşam İstanbul’un iki farklı sahnesine taşıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
İstanbul’da cazın aynı gece iki ayrı doğrultuda ilerlediği 8 Ekim’de, biri Küba’dan çıkan ve yarım yüzyıla yaklaşan kariyerinde cazın farklı geleneklerini buluşturan Arturo Sandoval, diğeri genç kuşağın dikkat çeken vibrafoncularından Sasha Berliner olmak üzere iki farklı kuşaktan müzisyen dinleyiciyle buluşacak. 26 Eylül-11 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 36. Akbank Caz Festivali’nin programında yer alan konserler, cazın hem tarihsel mirasını hem de bugün geçirdiği dönüşümü aynı gece izleme olanağı sunuyor.
Afro-Küba cazının usta trompetçisi
Arturo Sandoval’ın kariyeri, Küba cazının dönüşümünde önemli bir yere sahip Irakere ile başladı. Dizzy Gillespie’nin öğrencisi olan Sandoval, grubun kurucu üyeleri arasında yer aldı ve Afro-Küba müziğini caz, klasik müzik ve rock etkileriyle buluşturan yaklaşımın gelişmesinde rol oynadı. Trompet ve flugelhorn icracılığının yanı sıra besteci ve aranjör kimliğiyle de üretimini sürdüren müzisyen, farklı dönemlerde Stevie Wonder, Frank Sinatra, Celia Cruz ve Alicia Keys gibi farklı müzik dünyalarından isimlerle çalıştı.
Sandoval’ın müzik yaşamındaki önemli dönemeçlerden biri de Dizzy Gillespie ile kurduğu ilişki oldu. Küba’da 1970’lerde tanıştığı Gillespie, genç trompetçinin müzikal gelişiminde etkili bir mentor haline geldi. Sandoval daha sonra Irakere’den ayrılarak kendi grubuyla çalışmalarını sürdürdü ve kariyerini cazın yanı sıra klasik müzik alanına da taşıdı. Trompet konçertoları yazdı, senfoni orkestralarıyla sahne aldı ve sinema için müzikler besteledi.
Sandoval’ın kariyerinin uluslararası ölçekteki karşılığı ödüllerine de yansıyor. 10 Grammy ödülü ve 11 adaylığı bulunan sanatçı, 8 Ekim akşamı Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde geniş bir kadroyla sahneye çıkacak. Konserde Sandoval’a piyanoda Lisandro Pidre, gitarda William Brahm, davulda Daniel Feldman, basta Maximilian Gerl, saksafonda Michael Tucker, trompette Keith Fiala ve bariton saksafonda Larry Bustamante eşlik edecek.
Vibrafondan yeni bir caz dili
Aynı saatte Borusan Müzik Evi’nde sahneye çıkacak Sasha Berliner ise cazın başka bir kuşağını temsil ediyor. Los Angeles merkezli vibrafoncu, besteci ve grup lideri Berliner, genç yaşta caz sahnesinin dikkat çeken isimlerinden biri haline geldi. DownBeat Critics Poll’da “Rising Star – Vibraphone” seçilen ve NPR Jazz Night in America’nın 2024 Youngbloods seçkisinde yer alan sanatçı, kendi müziğinde caz geleneği ile farklı türlerden etkileri bir araya getiriyor. (Akbank Sanat)
Berliner’ın müzik yolculuğu vibrafondan önce davulla başladı. Oakland’da büyüyen müzisyen, çocuk yaşta davul çalmaya başladıktan sonra Oakland School for the Arts’ta vibrafonla tanıştı. 2016’da New York’a taşınarak The New School for Jazz and Contemporary Music’te eğitim aldı ve vibrafoncu Stefon Harris ile çalıştı. Harris’in armoni ve kompozisyon yaklaşımının kendi müzikal dili üzerindebelirleyici bir etkisi oldu.
Berliner’ın diskografisi de bu yaklaşımın izlerini taşıyor. 2019’da “Azalea” ile başlayan solo albüm çalışmaları “Onyx” ve 2025’te yayımlanan “Fantôme” ile devam etti. “Fantôme”da cazın geleneksel sınırları ile çağdaş müzikal yaklaşımlar arasındaki ilişkiyi araştıran Berliner, albümde Taylor Eigsti, Harish Raghavan ve Jongkuk Kim gibi isimlerle çalıştı. Albümde Billy Strayhorn standardı “U.M.M.G.”nin düzenlemesi de yer alıyor.
Vibrafonu ritim, armoni ve doğaçlamanın aynı anda çalışabildiği bir alan olarak kullanan Berliner, cazın geleneksel repertuvarıyla çağdaş bestecilik arasında kendi sesini kurmaya çalışıyor. Bu yaklaşım onu yalnızca caz çevresinde değil, farklı müzik alanlarında da görünür kıldı. Christian McBride, Tyshawn Sorey, Marcus Gilmore ve Cécile McLorin Salvant gibi isimlerle sahne paylaşırken Juicy J, Flea ve The Free Nationals gibi caz dışından müzisyenlerle de kayıtlar gerçekleştirdi.
8 Ekim gecesi Borusan Müzik Evi’nde Berliner’a piyanoda ve klavyelerde Rasmus Soerensen, davulda Jamie Peet eşlik edecek. Üçlü yapı, vibrafonun melodik ve armonik kapasitesini piyano ve davulla birlikte öne çıkaran daha küçük ölçekli bir sahne düzeni oluşturacak. Konser saat 20.30’da başlayacak.
Aynı saat, iki ayrı caz anlayışı
Arturo Sandoval ile Sasha Berliner, Akbank Caz Festivali’nin kuşaklar ve müzikal yaklaşımlar arasındaki geniş yelpazesini de görünür kılıyor. Zorlu PSM’de Afro-Küba müziği, caz ve klasik müzik arasında yarım yüzyıla yaklaşan birikimiyle Sandoval; Borusan Müzik Evi’nde ise vibrafon merkezli çağdaş bestecilik ve doğaçlama anlayışıyla Berliner dinleyici karşısına çıkacak.
Biri caz tarihinin Küba eksenindeki önemli isimlerinden, diğeri bu tarihin bugünkü dilini yeniden tartışan genç kuşağın temsilcilerinden. 8 Ekim gecesi İstanbul’da iki konser arasındaki mesafe yalnızca Zorlu ile Beyoğlu arasındaki şehir mesafesi olmayacak; cazın geçmişten bugüne uzanan iki farklı müzikal yönünü de aynı anda işaret edecek.
Etiketler: Akbank Caz Festivali Sasha Berliner Arturo Sandoval


