Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Aynur Ceylan’dan benlik ve ötekilik üzerine

Aynur Ceylan’dan benlik ve ötekilik üzerine

Aynur Ceylan’dan benlik ve ötekilik üzerine05 Kasım 2026 - 03:11
Aynur Ceylan’ın “Ben, Kendim ve Diğerleri” başlıklı kişisel sergisi, insanın tüm çelişkileriyle var olabilme çabasına odaklanıyor. Sanatçı, birbirine benzeyen ancak ayrıntılarda farklılaşan figürleri üzerinden kimlik, benlik ve topluluk arasındaki ilişkiyi 15 Kasım’da Beyoğlu’nda izleyiciyle buluşturuyor.

 

Suzan Somalı Sönmez

ssomalisonmez@gmail.com

 

 

 

İnsan kendisini tanımlarken hangi ölçütlere başvuruyor? Kusurları ve erdemleri, sakladıkları ve açığa çıkardıkları, kendisine ait gördükleri ve başkalarının ona yüklediği anlamlar arasında nasıl bir kimlik kuruyor?

 

 

Ressam Aynur Ceylan, “Ben, Kendim ve Diğerleri” başlıklı kişisel sergisinde bu soruları insan figürleri üzerinden ele alıyor. Eksik ile fazla, kusurlu ile kusursuz, gizli ile aşikâr, güzel ile çirkin, günahkâr ile masum gibi karşıtlıkları aynı düşünsel zeminde buluşturan sergi, bireyin kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkiye odaklanıyor.

 

 

Ceylan’ın soyut figüratif resimlerinde ilk bakışta birbirinin tekrarı gibi görünen figürler, ayrıntılarda belirginleşen farklılıklarıyla benzerlik ve özgünlük arasındaki ilişkiyi görünür kılıyor. Sergi, 15 Kasım 2026’da Beyoğlu’nda açılıyor.

 

 

 

 

İnsan olmanın çelişkileri

 

 

“Ben, Kendim ve Diğerleri”, insanı belirli sıfatlar ve karşıtlıklar üzerinden tanımlama alışkanlığını sorgulayan bir çerçeveye sahip. Eksik ve fazla, kusurlu ve kusursuz, gizli ve aşikâr, güzel ve çirkin, günahkâr ve masum gibi kavramlar, insan kimliğinin tek bir tanıma sığmayan yapısına işaret ediyor. Ceylan’ın eserleri, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin yanı sıra başkalarının bakışında nasıl var olduğu sorusunu da gündeme getiriyor.

 

 

Serginin başlığındaki ‘ben’, ‘kendim’ ve ‘diğerleri’ ayrımı, bireysel benlik ile toplumsal çevre arasındaki ilişkinin farklı katmanlarını bir araya getiriyor. Sergi, insanın yalnızca olumlu ya da olumsuz nitelikleriyle değil, bütün çelişkileriyle bir bütün olarak var olabilme imkânını ele alıyor.

 

 

Birbirine benzeyen figürlerin ayrışan dünyası

 

 

Ceylan’ın soyut figüratif olarak tanımlanan resimlerinde insan figürü belirgin bir yer tutuyor. İlk bakışta birbirinin tekrarı gibi görünen figürler, yakından incelendiğinde ayrıntılardaki farklılıklarıyla birbirinden ayrılıyor. ,

 

 

Sanatçı, sınırlı ve kontrollü bir anlatım dili içinde kurduğu bu görsel düzen aracılığıyla cinsiyetsizlik, aynılık içindeki farklılık ve çokluk içindeki birlik kavramlarını ele alıyor.

 

 

Figürlerin benzerliği ortaklığı, aralarındaki nüanslar ise her birinin özgünlüğünü ortaya koyuyor. Böylece bireyin topluluk içindeki yeri ve ortak bir bütünün parçası olurken farklılığını koruyabilmesi, resimlerin temel anlatım eksenini oluşturuyor.

 

 

 

 

 

Uygarlıkların izinden kişisel bir resim diline

 

 

Aynur Ceylan’ın sanat pratiğinin arka planında Ankara Üniversitesi’nde aldığı arkeoloji eğitimi sırasında edindiği tarihsel ve kültürel birikim bulunuyor. İlk Çağ’dan Antik Yunan ve Roma’ya, Mezopotamya, Sümer ve Hitit uygarlıklarına uzanan sanat tarihi incelemeleri, sanatçının farklı kültürlerin görsel anlatım biçimlerini değerlendirmesine olanak sağladı. Bu birikim, Ceylan’ın resimlerinde belirli bir dönemin ya da uygarlığın biçimlerini doğrudan yeniden üretmekten çok, geçmişin estetik ve düşünsel katmanlarını kendi yorumuyla ele alan bir yaklaşım olarak karşılık buluyor.

 

 

Sanatçının çalışmalarında Doğu ve Batı uygarlıklarına ait farklı görsel gelenekler, çağdaş bir ifade arayışı içinde bir araya geliyor. Arkeolojinin sunduğu tarihsel perspektif, insanın değişen toplumsal konumunu ve kültürler boyunca devam eden ortak deneyimlerini ele alan resim dilinin dayanaklarından birini oluşturuyor. Farklı uygarlıkların sanatını ve tarihsel gelişimini inceleyerek edindiği çok yönlü bakış, Ceylan’ın üretiminde kültürler arası bir perspektifin oluşmasına katkıda bulunuyor.

 

 

 

 

Mimariyle kurulan sanatsal ilişki

 

 

Ceylan’ın üretimi tuval resimleriyle sınırlı değil. Sanatçının çalışmaları arasında tarihî yapıların mimari özellikleriyle ilişki kuran iç ve dış mekân duvar resimleri ile ahşap yerleştirmeler de bulunuyor.

 

 

İstanbul’daki Kemal Unat Köşkü ve Ethem Efendi Konağı’nın yanı sıra, ilk Sırp Büyükelçiliği olarak kullanılan ve daha sonra restore edilerek otele dönüştürülen tarihî binada gerçekleştirdiği uygulamalar, sanatçının resim ve mimari arasındaki ilişkiye yönelik çalışmalarını ortaya koyuyor.

 

 

Eserleri çeşitli özel koleksiyonlarda da yer alan Ceylan’ın farklı yapılarda gerçekleştirdiği bu üretimler, sanatın yalnızca sergilendiği yüzeyle sınırlı kalmayan, bulunduğu mekânın mimari dokusuyla birlikte ele alınan yönünü de gösteriyor. Sanatını tuvalin dışına da taşıyan sanatçı, üretimini İstanbul’un Beyoğlu ilçesindeki atölyesinde sürdürüyor.

 

 

15 Kasım’da Beyoğlu’nda

 

 

“Ben, Kendim ve Diğerleri” kişisel sergisi, 15 Kasım 2026’da Beyoğlu’nda, Kılıçali Paşa Mahallesi İlyas Çelebi Sokak No: 13/10 adresinde açılıyor. Aynur Ceylan’ın arkeoloji eğitimiyle şekillenen kültürel birikimini soyut figüratif resim anlayışıyla buluşturduğu sergi, insanın bireysel kimliği, kendiyle ilişkisi ve toplumsal çevresi içindeki varoluşuna odaklanan çalışmalarını bir araya getiriyor.

 

 

Etiketler: Aynur Ceylan  sergi  sanat