Bahar Korçan’ın Afife’si
Tasarımcı Bahar Korçan’ın 1998’de tasarladığı kostümler, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin yeni “Afife” prodüksiyonuyla yeniden AKM sahnesine taşınıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
1998’de ilk kez sahnelenen “Afife” balesi, Bahar Korçan’ın kostüm tasarımlarıyla bugün de yaşamaya devam ediyor. Altın, kırmızı, mor ve gümüş… Afife Jale’nin hayatının dört dönemini anlatan bu renkler, Korçan’ın modanın sınırlarını aşarak sahne için kurduğu dünyanın izlerini taşıyor. Korçan’ın 2021’deki vefatının ardından İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Afife Jale’nin sahneye çıkma mücadelesini anlatan modern bale “Afife”yi 2026-2027 sanat sezonunda yeni prodüksiyonuyla yeniden sahneye taşıyor. Eser, 10, 14, 15, 17 ve 19 Ekim tarihlerinde AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda izleyiciyle buluşurken, Korçan’ın imzası da yıllar sonra aynı sahnede yeniden hayat buluyor.
Bahar Korçan’ın adını yıllar sonra yeniden “Afife”nin künyesinde görmek beni 2000’li yılların başına, kendisiyle modanın geleceğini, kumaşların felsefesini ve kadın meselesini konuştuğumuz uzun söyleşiye götürüyor. O buluşmadan yıllar sonra adını bir bale eserinin künyesinde görmek, aradan geçen zamana rağmen değişmeyen bir şeyi hatırlatıyor: Bahar Korçan’ın tasarım anlayışı, yalnızca giyinme biçimleriyle ilgili değildi çünkü kumaşın, formun ve bedenin bir hikâye anlatabileceğine inanıyordu.
11 Kasım 2021’de, 57 yaşında hayatını kaybeden Korçan, Türkiye’de çağdaş moda tasarımının gelişmesinde öncü isimlerden biriydi. Profesyonel yaşamına Vakko’da başlayan tasarımcı, 1992’de İstanbul Tekstil ve İhracatçı Birlikleri’nin yarışmasında “Naturel” koleksiyonuyla birincilik kazanarak dikkat çekti. 1993’te kendi moda tasarım ofisini açtı; 1999’da İstanbul Moda Günleri’nde ‘En İyi Tasarımcı’ seçildi. Tarkan, Sezen Aksu, Yonca Evcimik ve Demet Akbağ gibi sanatçılar için hazırladığı sahne kostümlerinin yanı sıra Modern Dans Topluluğu ve Ankara Devlet Opera ve Balesi için yaptığı çalışmalarla da modayla sahne sanatları arasındaki sınırları genişletti.
Bahar Korçan
Korçan’ın “Afife”si 1998’de doğdu
Bugün İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin 2026-2027 sezonunda Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda yeniden sahnelediği “Afife”, yeni bir kostüm tasarımıyla ortaya çıkmış bir eser değil. Beyhan Murphy’nin librettosu ve koreografisi, Turgay Erdener’in müziğiyle hayat bulan yapıtın ilk sahnelenişi, 8 Aralık 1998’de İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Halk Sigorta’nın Cumhuriyet’in 75. yılı, Türk balesinin 50. yılı ve şirketin 55. yılı için desteklediği yapımın kostümlerini Bahar Korçan, dekorunu ise Savaş Camgöz hazırladı. Eser daha sonra Ankara Devlet Opera ve Balesi repertuvarına girdi.
“Afife”, Afife Jale’nin hayatını biyografik bir anlatı olarak aktarmaktan çok, onun yaşamını dört ayrı dramatik dönem üzerinden ele alan bir dans draması olarak tasarlandı. Afife’nin sahneye çıktığı, tutkularının ve hayallerinin peşinden gittiği yıllardan yalnızlık ve çöküş dönemine uzanan hikâye, dört farklı Afife üzerinden sahneye taşınıyor. Bu dönemler altın, kırmızı, mor ve gümüş renklerle tanımlanıyor.
Bahar Korçan’ın kostüm tasarımcısı olarak yaptığı iş, karakterlere dönem kıyafetleri giydirmekten çok daha fazlasına dönüşüyor. Renk, kumaş ve hareket, Afife’nin iç dünyasının sahnedeki karşılığını oluşturuyor. Kostümler, dansçıların bedenleriyle ve koreografinin ritmiyle birlikte eserin görsel dilini kuruyor.
Dört renk, dört Afife
Bahar Korçan, eserin orijinal kostümlerini tasarlarken giysileri adeta birer duygu durumu ve renk kodu olarak kurgulamıştı. Bugün sahnede izlediğimiz renklerin ardında derin bir dramaturji yatıyor.
Beyhan Murphy’nin koreografisinde Afife Jale’nin hayatı, dört farklı dönemi temsil eden dört dansçı tarafından sahneye taşınıyor. Altın Afife’yi Berin Günay, Kırmızı Afife’yi Büşra Ay, Mor Afife’yi Deniz Kılınç Tunçeli, Gümüş Afife’yi ise Berfu Elmas canlandırıyor.
Altın Afife: Berin Günay’ın yorumunda karşımıza çıkan Afife, hikâyenin en dramatik dönemlerinden biriyle, hastanedeki yalnızlığıyla öne çıkıyor. Geçmişini hatırlayan, yaşamının son döneminde kendi anılarıyla baş başa kalan Afife, bu bölümde sahnenin merkezinde farklı bir ağırlık kazanıyor. Günay’ın daha önce Gümüş Afife’yi de canlandırmış olması, aynı karakterin farklı dönemlerini yorumlama deneyimini de beraberinde getiriyor. Korçan, burada Osmanlı’nın geleneksel ihtişamını modern çizgilerle harmanlamıştı.
Kırmızı Afife: Büşra Ay’ın canlandırdığı Kırmızı Afife, sahneye ilk çıkışın ve bir hayalin peşinden gitmenin heyecanını taşıyor. Afife’nin tiyatro sahnesinde var olma mücadelesi, dönemin toplumsal engellerine rağmen sanatını icra etme isteğiyle birleşiyor. Bu rol, genç bir kadının kendi yolunu açma çabasını ve sahneye duyduğu bağlılığı öne çıkarıyor.
Mor Afife: Deniz Kılınç Tunçeli’nin yorumunda Afife artık sahneden uzaklaştırılmış, migren ağrıları ve morfin bağımlılığıyla mücadele eden bir kadın. Cumhuriyet’in ilanıyla gelen değişimi kendi sanatıyla paylaşamamanın hüznü de bu dönemin önemli bir parçası. Afife’nin yalnızlığı ve giderek ağırlaşan iç dünyası, sahnedeki anlatının karanlık katmanını oluşturuyor. Korçan, Afife’nin aynı zamanda bağımlılıkla mücadele ettiği bu dönemi dökümlü ve melankolik formlarla anlatıyor.
Gümüş Afife: Berfu Elmas’ın canlandırdığı Gümüş Afife, sanatçının Tanburi Selahattin Pınar’la ilişkisini ve bu ilişkinin iç dünyasında yarattığı çatışmaları öne çıkarıyor. Aşk, kırılganlık ve yaşam mücadelesi, Afife’nin kişisel hikâyesinin farklı yönlerini görünür kılıyor. Korçan’ın gümüş ve beyaz tonları, safiyeti sembolize ediyor.
Bu renk dramaturjisi bugün geriye dönüp bakıldığında, Korçan’ın tasarımına neden yalnızca ‘kostüm tasarımı’ demenin yetersiz olduğunu gösteriyor. Dört farklı yorum, sanatçının sahneye çıkma cesaretinden yaşamının trajik sonuna uzanan hikâyesini bir bütün olarak anlatıyor. Kostüm renkleri de bu karakterlerin sahnedeki ayrışmasına katkıda bulunuyor. Korçan’ın tasarımları, dansçıların hareketleriyle birlikte her bir Afife’nin kendine özgü dünyasını ortaya çıkaran görsel anlatımın parçası hâline geliyor.
Moda tasarımından sahne tasarımına
Bahar Korçan’ın kariyerinde sahne kostümleri ayrı bir yere sahipti. Popüler müziğin büyük yıldızları için hazırladığı kıyafetlerde sanatçının sahnedeki kimliğini görünür kılarken, bale ve modern dans çalışmalarında başka bir problemle karşı karşıyaydı: Kostüm yalnızca güzel görünmeyecek, hareket edecekti.
Bu nedenle Korçan’ın sahne kostümleri moda tasarımının ölçülerinden farklı bir düşünme biçimini gerektiriyordu. Dansçının bedeni, koreografinin ritmi, ışık ve kumaşın hareketi aynı kompozisyonun parçalarıydı.
Bir giysinin statik görünümüyle sahne üzerindeki etkisi birbirinden farklı olabilir; dans sırasında kumaşın aldığı biçim, karakterin hareketleriyle kurduğu ilişki ve ışık altında yarattığı görüntü, tasarımın anlamını da değiştirir.
“Afife”de bu yaklaşım özellikle belirginleşiyor. Kostüm, dansçının üzerinde duran bir nesne olmaktan çıkıyor; beden hareket ettikçe hikâyenin içine katılıyor. Korçan’ın moda tasarımından gelen birikimi, sahne sanatlarının kendine özgü gereklilikleriyle buluşuyor. Bu nedenle “Afife” için hazırladığı tasarımlar, onun yalnızca moda dünyasındaki üretimini değil, farklı disiplinlerde çalışma biçimini de anlamak açısından önemli.
Otuz yıla yaklaşan bir sahne hafızası
“Afife”, ilk sahnelenişinin ardından farklı yıllarda yeniden izleyiciyle buluştu. 2012’de İstanbul Devlet Opera ve Balesi repertuvarında yeniden yer alan yapımda dekor Adnan Öngün tarafından tasarlanırken kostüm tasarımı Bahar Korçan imzasını taşıdı. Eser, sonraki yıllarda da sahnelenerek Afife Jale’nin hikâyesini farklı kuşaklarla buluşturdu.
2026 prodüksiyonunda dekor tasarımı Efter Tunç’a, ışık tasarımı Cem Yılmazer’e, video tasarımı Aisha Hajiyeva’ya, kostüm tasarımı ise Bahar Korçan’a ait.
Korçan’ın tasarımlarının bu yeni sahnelemede de yer alması, moda ile sahne sanatları arasında kurduğu ilişkinin günümüzdeki karşılığını ortaya koyuyor. Moda çoğu zaman sezonlarla, koleksiyonlarla ve değişen eğilimlerle birlikte anılır. Sahne kostümü ise bir eserin dünyasına katılır; karakterlerle, koreografiyle ve müzikle birlikte anlam kazanır. Bu ilişkinin yıllar boyunca korunabilmesi, tasarımın tek başına bir giysi olmanın ötesine geçmesiyle mümkün.
“Afife”nin sahne tarihinde Korçan’ın imzasının bulunması, tasarımcının üretiminin farklı bir sanat dalı içinde yaşamayı sürdürdüğünü gösteriyor. Bir kostümün işlevi yalnızca dönemi ya da karakteri tanımlamak değil; seyircinin gördüğü, dansçının taşıdığı ve hikâyenin içinde hareket eden bir görsel dünya kurmak. Korçan’ın tasarımları da “Afife”nin anlatısında bu dünyanın bir parçası.
Bir başka hikâye
Bahar Korçan’ı yalnızca mesleki başarılarından tanımıyorum. Yıllar önce, Underwear Guide dergisinin genel yayın yönetmenliğini yaptığım dönemde onunla uzun bir söyleşi yapmıştım. O gün moda dünyası üzerine konuşurken karşımda yalnızca koleksiyon hazırlayan bir modacı değil, tasarım üzerine ciddi kafa yoran, üretiminin arkasındaki düşünceyi önemseyen bir kadın olduğunu hatırlıyorum.
Moda, kumaş ve kadın üzerine yaptığımız o söyleşide tasarımın yalnızca görünüşle sınırlı olmadığını konuşmuştuk. Kumaşın dokusu, formun bedende kazandığı anlam ve bir giysinin taşıdığı fikir, sohbetimizin önemli başlıkları arasındaydı.
Kostüm tasarımı, sahnede sadece karakterleri giydiren bir araç değil; hikayenin dramaturjisini, zamanın ruhunu ve insan ruhunun derinliklerini kumaşla çizen görkemli bir sanat dalı. Bu sanatın Türkiye'deki en vizyoner temsilcilerinden biri olan Bahar Korçan’ın 1998’de “Afife” balesi için tasarladığı kostümler, aradan geçen onlarca yıla rağmen Afife Jale’nin fırtınalı öyküsüne yön vermeye devam ediyor. Kendi döneminin sert yasaklarına ve toplumsal baskılarına meydan okuyarak sahneye çıkan, sırf sanatını icra edebilmek için ömür boyu mücadele veren Afife’nin ölümsüz direnişiyle bir başka öncü kadının, sanatçı Bahar Korçan’ın zamansız tasarımlarının yeniden buluşması, bir tasarım anlayışının ulaşabileceği en tepe nokta.
Bazı kostümler sadece bir dönemi sergiler; bazıları ise bir karakteri, bir başkaldırıyı, koca bir hikâyeyi ve toplumsal bir hafızayı yaşatır. Korçan’ın parmak izini taşıyan “Afife”, şüphesiz bu ikinci grupta; sanatın hafıza üreten tarafında yer alıyor.
Büyük sanatçı Bahar Korçan, bugün fiziken aramızda olmasa da, yıllar önce o keyifli moda sohbetlerimizde hissettiğim canlı vizyonuyla, bugün AKM sahnesindeki kumaşların ve renklerin arasından bizimle konuşmaya, üretmeye ve yaşamaya devam ediyor.
Etiketler: Bahar Korçan Afife İstanbul Devlet Opera ve Balesi


