Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » 'Belcanto’nun Kalbi Leyla Gencer’in Mirası'

'Belcanto’nun Kalbi Leyla Gencer’in Mirası'

'Belcanto’nun Kalbi Leyla Gencer’in Mirası'10 Mayıs 2026 - 05:05
Ankara Devlet Opera ve Balesi, 10 Mayıs’ta Türkiye’nin en ünlü divası Leyla Gencer’i anmak için üç kadın sanatçının sesleri ve müziğiyle Belcanto geleneğini yeniden sahneye taşıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
10 Mayıs Pazar akşamı saat 20.00’de Resim Heykel Müzesi Operet Sahnesi’nde gerçekleşecek “Belcanto’nun Kalbi Leyla Gencer’in Mirası” konseri, Türkiye opera tarihinin en büyük divalarından Leyla Gencer’i anmak için düzenleniyor. Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek gecede soprano Esra Çetiner, mezzo soprano Asude Karayavuz ve piyanist Zeynep Ülbeci sahne alarak Belcanto geleneğinin en nadide eserlerini seslendirecek.
 
Son yıllarda klasik müzik sahnesinde sıkça karşılaşılan ‘anma konserleri’, çoğu zaman repertuvarın güvenli sınırlarında dolaşan, nostaljik bir tekrar hissi yaratıyor. Ancak 10 Mayıs’ta gerçekleşecek Bel Canto buluşması, bu kalıptan bilinçli biçimde ayrılıyor. Soprano Esra Çetiner’in fikir öncülüğünde şekillenen proje, Zeynep Ülbeği ve Asude Karayavuz ile birlikte, repertuvar seçiminden sahne yaklaşımına kadar daha analitik bir çerçeve kuruyor. Projenin odağında yer alan isim ise Türkiye opera tarihinin en güçlü figürlerinden biri olan Leyla Gencer. Ancak burada amaç, Gencer’i yalnızca ‘anımsamak’ değil temsil ettiği vokal yaklaşımı bugünün sahne dili içinde yeniden üretmek.
 
Leyla Gencer’in mirası
 
Leyla Gencer, 20. yüzyılın en önemli sopranolarından biri olarak yalnızca Türkiye’de değil, dünya sahnelerinde de opera tarihine damgasını vurdu. Milano La Scala’dan Roma’ya, Paris’ten Londra’ya kadar uzanan kariyerinde Donizetti, Bellini ve Verdi’nin eserlerinde unutulmaz performanslar sergileyen Gencer, “La Diva Turca” olarak anıldı. Onun mirası, yalnızca Leyla Gencer, 20. yüzyılın en önemli sopranolarından biri olarak yalnızca Türkiye’de değil, dünya opera sahnelerinde de “La Diva Turca” unvanıyla anıldı. 1950’den 1983’e kadar Milano La Scala başta olmak üzere Roma, Venedik, Viyana, Paris, Londra ve Buenos Aires gibi merkezlerde başrollerde sahne aldı ve 23 bestecinin 72 eserini repertuvarına kattı.  
 
 
Leyla Gencer
 
Asıl adı Ayşe Leyla Çeyrekgil olan sanatçı, 10 Ekim 1928’de İstanbul Polonezköy’de doğdu. Babası Safranbolu’nun köklü ailelerinden Hasanzade İbrahim Çeyrekgil, annesi ise Polonya kökenli Alexandra Angela Minakovska’ydı. Kültürler arası bir ortamda büyüyen Gencer, Fransız bakıcısından dil öğrenerek Fransız klasiklerini okudu; çocukluğunda edebiyat, tiyatro ve müzikle iç içe bir eğitim aldı. Notre Dame de Sion ve İstanbul İtalyan Lisesi’nde öğrenim gördü, ardından İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda şan eğitimi aldı. Burada Reine Gelenbevi, Cemal Reşit Rey ve Muhittin Sadak gibi önemli isimlerin öğrencisi oldu.
 
1946–1949 yılları arasında İstanbul Şehir Korosu’nda solo sanatçı olarak yer aldı. Kariyerindeki dönüm noktası, ünlü soprano Giannina Arangi Lombardi’nin sesini dinleyip onu Ankara’ya davet etmesi oldu. Gencer, Ankara Devlet Operası’nda koro sanatçısı olarak işe başladı ve kısa sürede solistliğe yükseldi. 1950’de “Cavalleria Rusticana” operasında ‘Santuzza’ rolüyle sahneye çıkarak profesyonel opera kariyerine adım attı. Bu rol, İtalya’daki ilk sahne deneyimi de oldu.
 
Gencer, kısa sürede Milano’daki La Scala Operası’na adım attı ve burada Donizetti, Bellini, Verdi gibi bestecilerin başrollerini üstlendi. Özellikle Donizetti’nin unutulmuş eserlerini yeniden sahneye taşımasıyla tanındı. “Lucia di Lammermoor”, “Norma”, “Aida”, “Tosca” ve “Madam Butterfly” gibi operalardaki performansları, onu dünya çapında bir primadonna haline getirdi. İtalyan basını tarafından ‘La Gencer’ ve ‘La Regina’ olarak anıldı.
 
Gencer sahne performanslarının yanı sıra genç sanatçılara verdiği eğitim ve yönlendirmelerle de opera dünyasında kalıcı bir iz bıraktı. 1980’lerden itibaren İstanbul’da ve Avrupa’da genç sopranolara dersler verdi, Türkiye’de opera sanatının gelişmesine katkıda bulundu. 10 Mayıs 2008’de Milano’da hayatını kaybettiğinde ardında yalnızca bir sanat kariyeri değil, aynı zamanda bir kültürel miras bıraktı. Bugün hâlâ’gelmiş geçmiş en iyi beş kadın opera sanatçısından biri’ olarak anılıyor.
 
Gencer’in uluslararası ölçekte önem kazanmasının temel nedenlerinden biri, 20. YY’ın ortalarında görece az sahnelenen bel canto operalarının yeniden keşfedilmesinde oynadığı aktif rol. Gencer bu yönüyle repertuvarın genişlemesine katkı sunan bir sanatçı olarak değerlendiriliyor.
 
Belcanto
 
Belcanto geleneği, yüzeyde ‘güzel şarkı söyleme’ olarak tanımlansa da, aslında 17. ve 18. YY İtalya’sında doğan ve 19. YY’ın başlarında Donizetti, Bellini ve Rossini gibi bestecilerle zirveye ulaşan bir vokal estetik anlayışı. Bu yaklaşım, yalnızca sesin güzelliğini değil, aynı zamanda teknik mükemmelliği ve dramatik anlatımı da zorunlu kılar. Şarkıcıdan nefesin kusursuz kontrolü, sesin tüm bölgelerinde homojen bir tını, uzun legato çizgiler ve dramatik pasajlarda net artikülasyon beklenir. Belcanto repertuvarı, şarkıcıya yalnızca teknik bir sınav değil, aynı zamanda dönemin stilini ve estetik anlayışını doğru biçimde aktarma sorumluluğu yükler. Donizetti’nin dramatik yoğunluğu, Bellini’nin lirik zarafeti ve Rossini’nin virtüöz pasajları, bu geleneğin farklı yönlerini ortaya koyar. Belcanto’nun özü, sesin bir enstrüman gibi kullanılmasında yatar: Şeffaf bir ton, kusursuz nefes akışı ve dramatik ifade, bu geleneği yalnızca bir teknik değil, aynı zamanda bir estetik ideal haline getirir. Bugün hâlâ opera dünyasında en zorlu ve en prestijli vokal yaklaşım olarak kabul edilen belcanto, şarkıcıya hem virtüözite hem de zarafet talep eden bir miras bırakır.
 
Üç kadının buluşması
 
Konserin fikir anası soprano Esra Çetiner, yetenekli piyanist Zeynep Ülbeci ve güçlü mezzo soprano Asude Karayavuz, Leyla Gencer’in anısını yaşatmak için bir araya geliyor. Üç sanatçı, Belcanto repertuvarının nadir eserlerinden oluşan özel bir program hazırladı. Çetiner’in berrak soprano çizgisi, Karayavuz’un dramatik mezzo derinliği ve Ülbeci’nin piyanodaki zarif dokunuşları, sahnede güçlü bir birliktelik yaratacak.
 
 
Asude Karayavuz
 
Konserde soprano Esra Çetiner, mezzo soprano Asude Karayavuz ve piyanist Zeynep Ülbeci sahnede olacak. Ulusal ve uluslararası sahnelerde yer alan Esra Çetiner, özellikle bel canto ve lirik repertuvara hâkimiyeti, temiz artikülasyonu ve sahne üzerindeki dramatik kontrolüyle öne çıkan bir yorumcu; opera prodüksiyonlarının yanı sıra konser repertuvarında da aktif olarak yer alıyor ve farklı dönem eserlerini stil bilgisine sadık kalarak yorumlamasıyla dikkat çekiyor. Çeşitli projelerde sahne alan sanatçı aynı zamanda akademik birikimini Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı'nda genç yeteneklere aktarmaya devam ediyor.
 
Mezzo soprano Asude Karayavuz ise koyu ve karakteristik ses rengi, dramatik yoğunluğu ve sahne üzerindeki oyunculuk gücüyle özellikle karakter rollerinde öne çıkan bir isim. Halen besteci Güldiyar Tanrıdağlı imzasıyla bir Türk kadın besteci tarafından yazılmış ilk opera eseri olarak kayda geçen “Edusa” operasında ‘Namirek’ rolüyle sahne alan Karayavuz, romantik dönem operalarından çağdaş sahne projelerine uzanan repertuvarıyla, klasik vokal geleneğini güncel sahne diliyle buluşturan bir çizgi izliyor ve İtalya - Türkiye arasında bir çok projede yer alıyor.
 
Piyanist Zeynep Ülbeci ise özellikle vokal repertuvar eşlikçiliği alanındaki uzmanlığıyla öne çıkıyor. Şan-piyano ilişkisini yalnızca teknik bir eşlik olarak değil, dramatik anlatının aktif bir parçası olarak ele alan Ülbeci, sahnede kurduğu dengeli ve duyarlı eşlik anlayışıyla vokal performansı tamamlayan değil, onunla birlikte ilerleyen bir müzikal yapı kuruyor. Üç sanatçının bir araya geldiği bu yapı, klasik resital formunun ötesinde, vokal ve piyano arasında daha bütüncül ve katmanlı bir sahne dili öneriyor.
 
 
Zeynep Ülbeci
 
Teknikten estetiğe
 
Hazırlanan program, Belcanto geleneğinin inceliklerini ortaya koyan nadir eserlerden oluşuyor. Donizetti’nin dramatik pasajları, Bellini’nin lirik çizgileri ve Verdi’nin güçlü vokal yapıları, bu üç sanatçının yorumuyla yeniden hayat bulacak. Konser, yalnızca bir anma değil, aynı zamanda Belcanto’nun Türkiye’deki köklerini hatırlatan bir müzikal yolculuk olacak.
 
Projenin sahne yapısı, klasik resital formatına yakın görünse de, üç sanatçının kurduğu ilişki bu yapıyı farklı bir noktaya taşıyor. Esra Çetiner ve Asude Karayavuz’un vokal diyalogu, Zeynep Ülbeği’nin eşliğiyle yalnızca armonik bir zemin değil, dramatik bir bütünlük oluşturmayı hedefliyor.
 
Bu tür üçlü yapılar, opera repertuvarında genellikle sahne prodüksiyonları içinde yer bulurken, konser formatında daha az tercih edilir. Bu açıdan proje, form açısından da dikkat çekici bir deneme olarak okunabilir.
 
“Belcanto’nun Kalbi Leyla Gencer’in Mirası” konseri, Türkiye’nin en ünlü divasının anısını yaşatırken yeni kuşak kadın sanatçıların sesleriyle Belcanto geleneğini geleceğe taşıyor. Bu özel gece, hem Leyla Gencer’in mirasına saygı duruşu hem de müziğin evrensel gücünü hatırlatan bir buluşma olacak.