Benzersiz bir ses evreni
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Elektronik müziğin kült ikilisi Thievery Corporation, 30. Yıl Turnesi kapsamında 16 Temmuz’da İstanbul Zorlu PSM sahnesine geliyor. Rob Garza ve Eric Hilton’un Washington D.C.’de kurduğu grup, üç on yıldır downtempo, trip-hop, dub, reggae, bossa nova ve dünya müziklerini harmanlayan benzersiz bir ses evreniyle küresel sahnede iz bırakıyor.
Kültürlerarası yolcululuğun 30 yılı
Thievery Corporation’ın hikâyesi 1995’te Washington D.C.’deki Eighteenth Street Lounge’da başladı. Rob Garza ve Eric Hilton’un bossa nova ve caz üzerine yaptıkları sohbet, kısa süre sonra elektronik müzik tarihine damga vuracak bir ortaklığa dönüştü. İlk albümleri “Sounds from the Thievery Hi-Fi” (1996), dub ve acid jazz etkilerini elektronik altyapılarla buluşturarak underground sahnede büyük yankı uyandırdı.
2000’de yayımlanan “The Mirror Conspiracy”, grubun daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağladı. Ardından gelen “The Richest Man in Babylon” (2002), reggae ve Orta Doğu ezgilerini elektronik dokularla kaynaştırarak onları dünya çapında festival sahnelerinin vazgeçilmez ismi haline getirdi. “The Cosmic Game” (2005) ise David Byrne ve Perry Farrell gibi isimlerle yaptıkları iş birlikleriyle dikkat çekti.
Thievery Corporation’ın üretkenliği, onları elektronik müzik sahnesinde ayrıcalıklı bir yere taşıdı. “Radio Retaliation” (2008), politik mesajlarıyla öne çıkarken; “Culture of Fear” (2011) toplumsal kaygıları müziğe dönüştürdü. 2014’te yayınlanan “Saudade,” bossa nova’ya adanmış bir albüm olarak grubun köklere dönüşünü simgeledi. “The Temple of I & I” (2017), Jamaika’da kaydedilen parçalarıyla reggae’ye güçlü bir selam gönderdi.
Sonraki yıllarda “Treasures from the Temple” (2018) ve orkestral düzenlemelerle öne çıkan “Symphonik” (2020) geldi. Bu albümler, grubun hem elektronik hem de akustik dünyada sınırları zorladığını gösterdi. Tekliler arasında “Lebanese Blonde” (1998), “Until the Morning” (2002) ve “Warning Shots” (2005) gibi parçalar, dinleyiciler için hâlâ kült statüsünde.
Bağımsız müzik sahnesinde sayısız dergi ve eleştirmen tarafından “kült grup” olarak tanımlanan grubun asıl başarısı, farklı kültürlerden müzisyenleri sahnede bir araya getirerek kolektif bir müzik deneyimi yaratması oldu. Latin Amerika’dan Orta Doğu’ya, Hindistan’dan Afrika’ya uzanan vokalistlerle kurdukları iş birlikleri, konserlerini bir müzik yolculuğuna dönüştürdü.
Ritmin merkezinde
16 Temmuz’daki Zorlu PSM konseri, grubun 30. Yıl Turnesi’nin en özel duraklarından biri olacak. İstanbul’un kozmopolit ruhu, Thievery Corporation’ın kültürler arası müziğiyle buluştuğunda ortaya çıkacak enerji şimdiden merak uyandırıyor. Biletleri satışa çıkan konser, sahne üzerinde ve ayakta düzenlenecek özel formatıyla dinleyicileri ritmin tam merkezine davet ediyor.


