Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Berlin’den İstanbul’a taşınan ses

Berlin’den İstanbul’a taşınan ses

Berlin’den İstanbul’a taşınan ses13 Ocak 2026 - 04:01
Güçlü vokaliyle son yılların dikkat çeken isimlerinden Zeynep Avcı, 13 Ocak Salı akşamı Çapa Pera’da sahne alıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Zeynep Avcı, 13 Ocak Salı akşamı Çapa Pera sahnesinde dinleyiciyle buluşurken yıllara yayılan bir sahne pratiğini, sınır aşan bir müzikal yolculuğu ve popüler kültürle kurduğu mesafeli ama etkili ilişkiyi de İstanbul’a taşıyor. Almanya’dan Türkiye’ye uzanan akşam, Avcı’nın yarışma sahnesinden kulüp konserlerine, oradan da üretim merkezli bir kariyere evrilen hikâyesinin canlı bir kesiti niteliğinde.
Zeynep Avcı’nın adı, Almanya’da katıldığı ‘The Voice of Germany’ süreciyle geniş kitlelerin hafızasına kazındı. Yarışma boyunca Türkçe şarkılarla sahneye çıkması, vokal gücünün yanı sıra repertuvar tercihiyle de dikkat çekmesini sağladı. Almanya’daki izleyici için alışılmadık bu tercih, Avcı’yı kısa sürede yarışmanın öne çıkan figürlerinden biri haline getirdi. Sosyal medyada milyonlarca kez paylaşılan performanslar, güçlü bir sahne kişiliği olduğunu ortaya koydu. Bu görünürlük, Avcı’ya hem Almanya’da hem Türkiye’de sadık ve süreklilik gösteren bir dinleyici kitlesi kazandırdı.
 
 
Avcı, yarışmada Tan Taşçı’nın “Yalan” adlı parçasını Alman jüri ve izleyiciler önünde seslendirerek dört jüri üyesinin birden dönmesini sağladı ve performansı sosyal medyada geniş yankı buldu. Ardından ikinci turda Zerrin Özer’in “Kıyamam” adlı eserini seslendiren Avcı, jüri tarafından ayakta alkışlandı ve bir üst tura yükseldi. Yarışmada ilerledikçe, Türkçe parçalar seçerek köklerine dair bilinçli bir duruş sergiledi ve bu şarkıları Almanya’daki izleyici kitlesinin ortak müzik hafızasıyla buluşturabilme potansiyeli gösterdi.
 
Bu yükseliş, Avcı’nın hem vokal kapasitesini hem de farklı dillerde, farklı kültürel kodlarla kurduğu duygusal bağın geniş kitleler tarafından hissedilebileceğini ortaya koydu. Yarışmada çeyrek finale kadar yükselmeyi başaran ve yarı finale yükselmeyi 0,2 puanla kaçıran Avcı, elenmesine rağmen performansıyla hem Almanya’da hem de Türkiye’de geniş bir hayran kitlesi kazandı.
 
Ancak Avcı’nın müzikal hikâyesi, yarışmayla başlayan ani bir yükseliş anlatısına indirgenemeyecek kadar katmanlı. Almanya’nın Berlin kentinde yaşayan ve yaklaşık yirmi yılı aşkın süredir sahne deneyimi olan Avcı’nın ailesi 1970’lerde Türkiye’den Almanya’ya göç etmiş Zonguldaklı bir işçi ailesi. Avcı, bu iki kültür arasında büyümenin duyusal zenginliğini müzikte erken yaşta somutlaştırdı. Küçük yaşlarda batı müziği ve Türk Sanat Müziği eğitimi almaya başlayan Avcı, Nuri Karademirli ile çalışma fırsatı buldu. Serap Saat’ten Türk Sanat Müziği konusunda dersler aldı. Bu çok katmanlı müzik altyapısı onun hem teknik hem ifade becerisini güçlendirdi.
 
 
Uzun yıllardır Berlin’de yaşayan sanatçı, kariyerini bu şehirde kurduğu sahne pratiği üzerinden şekillendirdi. Berlin’in çok kültürlü müzik ortamı, Avcı’nın yorumculuğunda belirleyici bir rol oynadı. Soul, pop, R&B ve elektronik altyapılarla kurduğu ilişki vokalini tek bir türe sabitlemek yerine geniş bir ifade alanına açtı.
 
Bu sürecin önemli duraklarından biri, Avcı’nın Beatztanbul Orkestrası ile kurduğu işbirliği oldu. Berlin merkezli bu orkestrayla yapılan çalışmalar, Avcı’nın sahne performansını belirgin biçimde dönüştürdü. Beatztanbul’un güçlü ritmik yapısı ve orkestral düzenlemeleri, Avcı’nın vokalini ön plana çıkaran ama onu yalnız bırakmayan bir zemin oluşturdu. Sahnedeki ilişki, klasik bir solist–eşlikçi dengesinden ziyade, karşılıklı dinleme ve anlık reaksiyonlara dayanan kolektif bir müzikal akış üzerine kurulu. Bu da Avcı’nın performanslarını her seferinde canlı, esnek ve tekrar edilmez kılıyor.
 
“Çığ”
 
Türkiye’deki profesyonel müzik dünyasına attığı adım ise “Çığ” adlı şarkıyla somutlaştı. Söz ve bestesi Sıla imzası taşıyan parça, Avcı’nın vokal karakteriyle güçlü bir uyum yakaladı. Şarkının stüdyo sürecinde Sıla ile birebir çalışılması, Avcı’nın yorumculuğuna yön veren detayların bilinçli biçimde inşa edildiğini gösteriyor. Aranjörlüğünü Gürsel Çelik’in üstlendiği “Çığ”, duygusal yoğunluğu yüksek ama dramatik abartıdan uzak yapısıyla Avcı’nın anlatım gücünü öne çıkarıyor. Şarkının klibi Murat Joker yönetmenliğinde, kalabalık bir teknik ekiple Zekeriyaköy’de çekildi ve Avcı’nın görsel dilinin de müziğiyle paralel bir ciddiyet taşıdığını ortaya koydu. Parça, Sony Music Türkiye etiketiyle dijital platformlarda yayımlanarak Avcı’nın Türkiye pazarındaki konumunu netleştirdi.
 
 
13 Ocak’ta Çapa Pera’da gerçekleşecek konser, bu birikimin sahneye taşındığı özel bir durak olarak öne çıkıyor. Avcı’nın Berlin’den getirdiği sahne disiplini, Beatztanbul Orkestrası ile şekillenen performans refleksi ve kendi repertuvarı bu akşamda bir araya geliyor. Konser, yalnızca “Çığ” etrafında şekillenen bir tanıtım gecesi değil; Avcı’nın vokal gücünü, sahne hâkimiyetini ve repertuvar çeşitliliğini bütünlüklü biçimde deneyimleme fırsatı sunuyor.
 
Zeynep Avcı, bugün kariyerini ne yarışma nostaljisine ne de tek bir hit şarkının gölgesine yaslıyor. Berlin’de kurduğu yaşam, Beatztanbul ile geliştirdiği sahne dili ve Türkiye’de başlattığı profesyonel kayıt süreci, onu uzun soluklu bir müzikal anlatının içine yerleştiriyor.
 
13 Ocak Çapa Pera
 
İstanbul’un canlı müzik haritasında kendine özgü bir yer edinen Çapa Pera, son yıllarda popüler isimlerin ötesinde sahneyle gerçek bir ilişki kuran sanatçıları ağırlayan bir mekân olarak öne çıkıyor. Samimi atmosferi, dinleyiciyle sanatçı arasındaki mesafeyi bilinçli biçimde kısaltan yerleşimi ve akustik olarak canlı performansı merkeze alan yapısıyla Çapa Pera, özellikle vokal temelli konserler için tercih edilen bir sahne haline geldi. 13 Ocak akşamı Zeynep Avcı’nın burada sahne alacak olması, mekânın bu kürasyon anlayışıyla da örtüşüyor; gösterişli prodüksiyonlardan çok, sesin, yorumun ve sahnedeki anın belirleyici olduğu bir konser deneyimini işaret ediyor.
 
Çapa Pera, İstanbul Beyoğlu’nda eğlence, sahne sanatları ve gastronomiyi tek bir potada buluşturmak üzere İzzet Çapa tarafından kurulan çok katmanlı bir performans mekânı. Türkiye gece hayatının son yirmi yılına damga vuran Cahide, Harbiye Balkon On5, Bodrum People ve benzeri projelerin arkasındaki isim olan Çapa, bu birikimi Çapa Pera’da daha bütüncül bir konsepte dönüştürüyor. Mekân, yalnızca konser ve DJ performanslarına ev sahipliği yapan bir sahne olmanın ötesinde; Levanten ve Akdeniz esintili mutfağı, sahneye yakın yerleşimi ve gece boyunca değişen atmosferiyle izleyiciyle sanatçı arasındaki mesafeyi bilinçli olarak daraltan bir yapı sunuyor.
 
Beyoğlu’nun tarihsel eğlence kültürüne referans veren Çapa Pera, canlı müziği deneyimin merkezine yerleştiren yaklaşımıyla İstanbul’un güncel müzik haritasında kendine özgü bir odak noktası olarak konumlanıyor.
 
Zeynep Avcı’nın 13 Ocak gecesi Çapa Pera’daki performansı, tek başına bir konserden öte, vokal hakimiyeti ile orkestral birlikteliğin canlı bir izdüşümünü sunacak. Avcı, repertuvarında hem kendi yayınladığı çalışmalara hem de müzikal kimliğini genişleten cover düzenlemelere yer veriyor. Performans boyunca dinleyiciler, Avcı’nın son çıkışı “Çığ” başta olmak üzere sahne pratikleriyle zenginleşen bir seçki deneyimleyecek. Mekân kapıları 20:30 civarında açılacak, program ise 21:30 itibarıyla başlayacak.