Berlin’den İstanbul’a uzanan oda müziği buluşması
Berlin Philharmonie’deki prömiyerinin ardından ilk Türkiye konserini verecek Nexus Trio, 3 Kasım’da ENKA Oditoryum’da sahneye çıkıyor. v
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Keman, viyolonsel ve piyano… Oda müziğinin üç temel çalgısını bir araya getiren piyano üçlüsü repertuvarı, bestecilerin müzikal fikirlerini üç ayrı sesin karşılıklı etkileşimi üzerinden geliştirdiği özel bir alan oluşturuyor. Bu repertuvarın farklı dönemlerinden iki eseri programına alan Nexus Trio, uluslararası sahne yolculuğunun ardından İstanbul’da dinleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Hande Küden, Birsen Ulucan ve Çağ Erçağ’ın bir araya gelmesiyle kurulan topluluk, 3 Kasım Salı akşamı ENKA Sanat’ın konuğu olacak.
Berlin Philharmonie’deki prömiyerinin ardından Türkiye’de ilk kez dinleyici karşısına çıkacak olan Nexus Trio’nun ENKA Oditoryum’daki konseri saat 20.30’da başlayacak. Yaklaşık 60 dakika sürecek ve ara verilmeyecek program, Ludwig van Beethoven’ın “Op. 1 No. 3 Do Minör Piyano Trio”su ile çağdaş Türk besteci Oğuzhan Balcı’nın “1 Mumaralı Piyanolu Trio”sundan oluşuyor ve 18. YY’ın sonlarında şekillenen klasik piyano üçlüsü geleneği ile günümüz Türk besteciliğinin bir örneği aynı konserde buluşuyor.
Üç farklı müzikal birikim, ortak bir sahne
Nexus Trio’nun üyeleri, farklı müzikal deneyimlerini oda müziği çatısı altında birleştiriyor. Topluluğun keman sanatçısı Hande Küden, 2019 yılından bu yana Berlin Filarmoni Orkestrası’nın birinci keman grubunda yer alıyor. Adana’da başlayan müzik eğitimini Berlin’de Hochschule für Musik Hanns Eisler’de sürdüren Küden, Stephan Picard ve Tabea Zimmermann ile çalıştı. Berlin Filarmoni Orkestrası’na kabul edilen ilk Türk keman sanatçısı olan Küden, bu orkestradaki deneme sürecini tamamlayarak daimi üyeliğe geçti. Daha önce Alman Senfoni Orkestrası’nda başkemancı yardımcısı olarak görev yapan sanatçı, oda müziği çalışmalarının yanı sıra farklı uluslararası orkestralarla da konserler verdi.
Topluluğun diğer üyesi piyanist Birsen Ulucan’ın müzik yolculuğu Bulgaristan’ın Şumen kentinde başladı. Varna Müzik Okulu’ndaki eğitiminin ardından İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda Meral Yapalı ile çalışan Ulucan, eğitimini Londra’da Guildhall School of Music and Drama ve City University’de sürdürdü. Türkiye ve Avrupa’da çeşitli orkestralarla solist olarak sahne alan sanatçı, Salzburg Mozarteum ve İstanbul Müzik Festivali gibi etkinliklere katıldı. Keman sanatçıları Ayşen ve Özcan Ulucan’ın kardeşi olan piyanist, aile üyeleriyle gerçekleştirdiği müzikal çalışmaların yanı sıra farklı oda müziği projelerinde de yer aldı. Lila Müzik ve Çağsav Müzik etiketleriyle yayınlanmış altı albümü bulunan Ulucan, konser çalışmalarının yanında genç müzisyenlerle eğitim alanında da buluşuyor.
Viyolonsel sanatçısı Çağ Erçağ ise Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndaki eğitimini Jozsef Györffy ve Doğan Cangal ile tamamladı. Türkiye’nin önemli orkestralarıyla solist olarak konserler veren Erçağ, 2003-2025 yılları arasında Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nda viyolonsel grup şefi olarak görev yaptı. 2005-2023 döneminde Borusan Quartet üyeleri arasında bulunan sanatçı, toplulukla uluslararası konserler ve turneler gerçekleştirdi. Borusan Quartet, 2010 yılında New York’ta düzenlenen ICMEC Uluslararası Oda Müziği Topluluğu Yarışması’nda birincilik ve altın madalya kazandı. Erçağ da 2014 Donizetti Müzik Ödülleri’nde ‘Yılın Yaylı Çalgılar Yorumcusu’ seçildi.
Beethoven’ın ilk opus numarası taşıyan eserleri arasında
Konserin ilk bölümünde yer alan Beethoven’ın “Do minör Piyano Trio”su, bestecinin kariyerinin erken döneminde kaleme aldığı Op. 1 başlıklı üç piyano üçlüsünün sonuncusu. 1795 yılında yayınlanan bu üç eser, Beethoven’ın bestecilik kimliğini müzik dünyasına tanıttığı ilk önemli yayınlar arasında kabul ediliyor. Besteci, üçlüleri dönemin önemli destekçilerinden Prens Karl von Lichnowsky’ye ithaf etmişti.
“Op. 1 No. 3”, diğer iki üçlüden farklı olarak Do minör tonalitesinde yazılmış olması ve dramatik anlatımıyla öne çıkıyor. Beethoven’ın erken dönem çalışmalarında dahi kendine özgü müzikal dilini ortaya koyduğu eser, dört bölümden oluşuyor. İlk bölüm olan ‘Allegro Con Brio’ canlı ve güçlü bir başlangıç sunarken ‘Andante Cantabile Con Variazioni’ temanın çeşitlemeler üzerinden işlendiği ikinci bölümü oluşturuyor. ‘Menuetto. Quasi Allegro’ yani üçüncü bölümün ardından gelen ‘Finalle. Prestissimo’ ise hızlı temposuyla eseri tamamlıyor.
Piyano, keman ve viyolonsel arasındaki ilişkinin gelişimi açısından da önem taşıyan eser, üç çalgının müzikal fikirleri paylaşan üç ayrı ses olarak ele alınmasına katkıda bulunan piyano üçlüsü repertuvarının önemli örneklerinden biri. Beethoven’ın “Op. 1” üçlüleri, klasik dönem oda müziğinin sınırlarını genişleten çalışmaları arasında gösteriliyor.
Oğuzhan Balcı’nın üç bölümlü eseri
Programın ikinci bölümünde çağdaş Türk bestecisi Oğuzhan Balcı’nın “1 Numaralı Piyanolu Trio”su seslendirilecek. Eser; “Gün Kızılı”, “Duru Su” ve “Kısrak başlıklı üç bölümden oluşuyor. Beethoven’ın dört bölümlü klasik dönem eseriyle Balcı’nın üç bölümlü yapıtı aynı çalgı birleşimi üzerinden dinleyiciye sunuluyor.
1977 yılında İstanbul’da doğan Oğuzhan Balcı besteci, orkestra şefi ve keman sanatçısı olarak çalışmalarını sürdürüyor. Müzik eğitimine altı yaşında başlayan Balcı, İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda keman ve kompozisyon eğitimi aldı. Kompozisyon alanındaki çalışmalarını Haliç Üniversitesi’nde sürdürerek yüksek lisans eğitimini tamamladı. Türk müziği, caz ve klasik müzik alanlarında çalışmalar yapan bestecinin eserleri Türkiye’de ve farklı ülkelerde orkestralar ve müzik toplulukları tarafından seslendiriliyor. Balcı, İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Bestecilik Bölümü’nde akademik çalışmalarını da sürdürüyor.
Nexus Trio’nun ilk Türkiye konserinde Beethoven ve Balcı’nın eserlerinin yan yana gelmesi, piyano üçlüsü repertuvarının farklı dönemlerdeki iki örneğini aynı programda buluşturuyor. Topluluğun üç üyesinin solo, orkestra ve oda müziği alanlarında edindikleri deneyimle hazırladığı konser, Berlin Philharmonie’deki prömiyerin ardından İstanbul’daki dinleyiciyle ilk buluşma niteliğini taşıyor.
Etiketler: Berlin Philharmonie ENKA Oditoryum konser


