Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Bir ağıtın sınırları aşan yolculuğu

Bir ağıtın sınırları aşan yolculuğu

Bir ağıtın sınırları aşan yolculuğu18 Mart 2026 - 03:03
İngiliz soprano Isolde Roxby, Türk müziğinin en derin hafıza taşıyıcılarından biri olan “Çanakkale Türküsü”nü yeniden yorumlayarak, yerel bir ağıtı evrensel bir anlatıya dönüştürüyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Londra merkezli uluslararası opera sahnesinde yükselen bir isim olan Isolde Roxby, kariyerinde ilk kez bir Türk halk türküsünü yorumlayarak dikkat çekici bir eşik aşıyor. 111. Çanakkale Zaferi ve Şehitlerini Anma haftasında Avrupa Müzik Yapım etiketiyle yayınlanan “Çanakkale Türküsü”, tarihsel bir hafızayı yeniden seslendirmekten çok daha fazlasını yapıyor; farklı coğrafyalara ait duyguların ortak bir müzikal dilde nasıl buluşabileceğini gösteriyor. Müziğin kültürler arası dolaşımına dair güçlü bir önerme olan projenin merkezinde yer alan sade piyano-vokal düzenleme, eserin dramatik yükünü büyütmek yerine yoğunlaştırmayı tercih ediyor.
 
Bir yorumun anatomisi
 
“Çanakkale Türküsü”, Türkiye’de kuşaklar boyunca aktarılan, kolektif hafızanın en güçlü ağıtlarından biri. Soprano Isolde Roxby’nin yorumu ise bu yerel anlatıyı teknik bir opera formuna taşımak yerine, kontrollü bir kırılganlık üzerinden yeniden kuruyor. Sanatçının vokal yaklaşımı, klasik soprano tekniğinin berraklığı ile halk müziğinin içsel doğrudanlığı arasında dikkatli bir denge kuruyor.
 
Piyanoda esere eşlik eden ve aynı zamanda düzenlemeyi üstlenen Jomy Jai, minimal bir yaklaşım benimsiyor. Aranjman, melodik yapıyı gölgelemeyen, aksine vokalin duygusal katmanlarını açığa çıkaran bir çerçeve sunuyor. Bu tercih, eserin dramatik yoğunluğunu artırırken, dinleyiciyi söz ve ses arasındaki ilişkiye daha yakından odaklanmaya davet ediyor.
 
 
Isolde Roxby: Opera sahnesinden kültürel geçişlere
 
Uluslararası opera sahnesinde yükselen bir isim olan İngiliz soprano Isolde Roxby, Guildhall School of Music & Drama’dan üstün başarıyla mezun olduktan sonra Avrupa opera sahnelerinde hızla görünürlük kazanan bir şancı olarak öne çıktı. Eğitimi boyunca özellikle İngiliz şarkı repertuvarı ve lirik soprano rolleri üzerine yoğunlaşan Roxby, teknik hâkimiyetinin yanı sıra metin yorumuna verdiği önemle dikkat çekiyor.
 
Sanatçı kariyeri boyunca Cendrillon, Eugene Onegin, Die Freischütz, Die Fledermaus, Le Nozze di Figaro, Don Giovanni ve La Bohème gibi repertuvarın temel eserlerinde sahne aldı. Bu yapımlar, onun hem klasik Avrupa operası içindeki yerini sağlamlaştırdı hem de farklı stilistik dönemler arasında esnek hareket edebilme yetisini geliştirdi.
 
Roxby’nin kariyerindeki önemli dönüm noktalarından biri, International Opera Awards bursiyeri olarak seçilmesi oldu. Bunun yanı sıra kazandığı John Kerr Award for English Song, özellikle lied ve sanat şarkısı yorumculuğundaki başarısını tescilledi. Bu ödüller, yalnızca sahne performanslarıyla değil, aynı zamanda vokal anlatımın inceliklerine hâkimiyetiyle de öne çıktığını gösteriyor.
 
Roxby’nin kariyeri, birçok çağdaşı gibi stüdyo albümleri etrafında değil ağırlıklı olarak sahne performansları ve konser kayıtları üzerinden şekillendi. Bu nedenle geleneksel anlamda geniş bir solo albüm diskografisinden söz etmek mümkün değil. 2020’li yılların ilk yarısına kadar sanatçının kayıtlı repertuvarı, çoğunlukla opera prodüksiyonlarına ait canlı kayıtlar ve konser performanslarından oluşan sınırlı arşivlerle temsil edildi.
 
Sanatçının dijital platformlardaki ilk resmi solo yayını ise 2026 yılında yayınlanan “Çanakkale Türküsü” oldu. Bu kayıt, Roxby’nin diskografisinde hem kronolojik bir başlangıç hem de sanatsal yöneliminde de dikkat çekici bir genişlemeye işaret ediyor. Klasik Batı repertuvarı dışına çıkarak farklı kültürlere ait müzikleri yorumlama yönündeki bu adım, onun ilerleyen dönemde nasıl bir kayıt çizgisi izleyeceğine dair güçlü ipuçları sunuyor.
 
Projeye eşlik eden video çalışması, müziğin önüne geçmeyen, aksine onu destekleyen bir görsel dil kuruyor. Roxby’nin performansına odaklanan sade estetik, eserin taşıdığı hüzün ve saygı duygusunu doğrudan yansıtmayı amaçlıyor. Yapımcılığını Yunus Dalgıç ve Hayrullah Şevik’in üstlendiği proje, Londra merkezli uluslararası bir ekip tarafından hayata geçirildi.
 
Roxby’nin yorumu, müziğin coğrafi ve kültürel sınırları nasıl aşabildiğine dair somut bir örnek sunarken, Çanakkale Zaferi’nin Türkiye için taşıdığı derin tarihsel ve simgesel anlamı da uluslararası bir ifade alanına taşıyor.
 
 
Tarihsel hafızayı evrensel dile taşımak
 
1915’te Türk askerinin büyük fedakârlıklar gösterdiği Çanakkale Zaferi, yalnızca Kurtuluş Savaşımızın seyrini değiştiren bir askeri başarı değil, ulusal direnişin ve kolektif hafızanın simgesi olarak nesiller boyunca hafızalara kazınmış bir dönüm noktasıdır. Anonim bir halk türküsü olan Çanakkale Türküsü, bu tarihsel bağlamı duygusal bir anlatıya dönüştüren ve ulusun kolektif hafızasını yansıtan bir ağıttır
Roxby’nin güçlü ve duygulu yorumu, bu ağıdı farklı bir dil ve vokal gelenek üzerinden yeniden hayat vererek, yalnızca müziğin evrenselliğini değil, aynı zamanda tarihsel anlatının insanlığın ortak duygularına hitap edebilme gücünü de görünür kılıyor.
 
Bu bağlamda çalışma, Isolde Roxby için bir ilk adım olmanın ötesine geçerek, opera sahnesinden gelen bir sanatçının repertuvarını kültürel hafızalar ve tarihsel anlatılar arasında köprü kuracak şekilde genişletebileceğini gösteren güçlü bir öneriye dönüşüyor.
 
Eğer bu yönelim devam ederse, Roxby’nin diskografisi önümüzdeki yıllarda yalnızca operayla sınırlı kalmayan, tarihsel hafızalarla beslenen ve kültürler arası bir ses atlasına dönüşen özgün bir hat çizebilir.