Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Bir dünya starı nasıl olunur?

Bir dünya starı nasıl olunur?

Bir dünya starı nasıl olunur?26 Haziran 2026 - 09:06
Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alan ve iki saat sahnede kalan Chris Isaak, bu sorunun cevabını verdi.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
İzlediğim her konserden sonra bir süre durup düşünürüm, kendimi tartarım. Ne hissediyorum, ağzımda nasıl bir tat var anlamaya çalışırım. Chris Isaak konserinden çıktığımda ise cevabı düşünmeme bile gerek kalmadı: Son iki yılda izlediğim en iyi konserdi; hatta uzun yıllardır tanık olduğum en etkileyici canlı performanslardan biriydi.
 
Chris Isaak yıllardır dinlediğim, albümlerini ezbere bildiğim bir sanatçıydı. Ama sahnede karşıma çıkan isim, kayıtlarının da ötesinde bir müzisyendi. Yaklaşık iki saat boyunca yalnızca şarkı söylemedi; gerçek anlamda bir sahne dersi verdi. Harbiye'de sıradan bir  konser değil, dünya standartlarında bir performans izledik.
 
 
Önce şu gerçeği teslim etmek gerekiyor: Chris Isaak'ın sesi hâlâ olağanüstü. Pek çok sanatçı yıllar geçtikçe şarkıları daha düşük tonlardan söylemeyi tercih eder ya da vokal yükünü seyirciye bırakır. Isaak ise bunun tam tersini yaptı. Özellikle "Wicked Game", "Blue Hotel", "Forever Blue" ve "Somebody's Crying" gibi kariyerinin kilometre taşlarında stüdyo kayıtlarındaki temizliği ve kontrolü canlı performansa taşıdı. En küçük bir zorlanma hissettirmeden söylediği her nota, neden rock'n roll'un yaşayan efsanelerinden biri olarak görüldüğünü kanıtlıyordu.
 
Ancak gecenin etkileyici tarafı yalnızca sesi değildi. Chris Isaak, sahnede olmanın ne anlama geldiğini bilen eski kuşak yıldızlardan biri. Sürekli seyirciyle iletişim kuruyor, espriler yapıyor, sahnenin her köşesini kullanıyor, bir an bile enerjiyi düşürmüyor. Tribünlere çıkması, seyircilerin arasına karışması, Türkçe teşekkür etmesi ya da "Baby Did A Bad Bad Thing" sırasında dinleyicileri sahneye davet etmesi gösterinin doğal parçalarıydı. Bunların hiçbiri yapay ya da önceden ezberlenmiş görünmüyordu; tam tersine, samimi bir müzisyenin seyircisiyle kurduğu gerçek bağın yansımasıydı.
 
 
Gizli kahraman Silvertone
 
Konserin belki de en az konuşulan ama en önemli kahramanları, Chris Isaak'ın uzun yıllardır birlikte sahne aldığı Silvertone grubuydu. Gitarist Hershel Yatovitz, bas gitarist Rowland Salley ve davulcu Kenney Dale Johnson, yalnızca Isaak'a eşlik eden müzisyenler değil, konserin ruhunu birlikte inşa eden güçlü bir ekipti. Her biri enstrümanına olağanüstü hâkimdi; Yatovitz'in karakteristik gitar tonları, country ile rockabilly arasında kusursuz geçişler yapan düzenlemeler, ritim grubunun sarsılmaz disiplini ve geri vokaller, yılların birlikte çalmanın getirdiği eşsiz uyumu yansıtıyordu.
 
Hiçbir solo gereksiz yere uzatılmadı, hiçbir nota gösteriş uğruna çalınmadı; her ayrıntı şarkının hizmetindeydi. İşte büyük grupları gerçekten büyük yapan da tam olarak bu anlayış. Isaak'ın güçlü vokaliyle birleşen bu rafine müzisyenlik, ortaya yalnızca teknik açıdan kusursuz değil, gerçek bir grup kimliği taşıyan dünya standartlarında bir konser deneyimi çıkardı.
 
 
Dengeli konser akışı
 
Bir diğer dikkat çekici unsur repertuvardı. Isaak, yalnızca hitlerinin arkasına saklanmadı. Kariyerinin farklı dönemlerinden seçtiği şarkılarla çok dengeli bir konser akışı oluşturdu. "Beautiful Homes" ve "Somebody's Crying" ile başlayan gece, "Wicked Game"in büyülü atmosferiyle zirveye ulaştı. Roy Orbison'un "Pretty Woman"ı ve Elvis Presley'nin "Can't Help Falling in Love" yorumu ise müzikal köklerine duyduğu saygıyı gösterirken, rock'n roll tarihine de zarif bir selam niteliğindeydi.
 
Bugün birçok büyük konser; yüksek prodüksiyon, dev LED ekranlar, görsel efektler ve havai fişek gösterileri üzerine kuruluyor. Chris Isaak'ın bunların hiçbirine ihtiyacı yoktu. Bir mikrofon, olağanüstü bir grup ve birbirinden güçlü şarkılar, iki saate yakın bir süre boyunca binlerce kişiyi büyülemeye yetti. Harbiye'de bir kez daha gördük ki gerçek yıldızlık, teknolojinin arkasına saklanmadan yalnızca müzikle binlerce insanı iki saat boyunca peşinden sürükleyebilmekte saklı.
 
 
Türkiye turnesinin İzmir, Ankara ve İstanbul ayağında binlerce kişiyi aynı duyguda buluşturan Chris Isaak, bana göre yalnızca başarılı bir konser vermedi. Unutulmaya yüz tutan ‘şovmen müzisyen’ geleneğinin hâlâ yaşadığını da gösterdi. Günümüzde teknik olarak kusursuz konserler izliyoruz ama ruhu olan konserlere az rastlıyoruz. Chris Isaak'ın performansını özel yapan tam da buydu.
Harbiye'den ayrılırken aklımda tek bir düşünce vardı: Bazı konserler sadece güzel bir akşam yaşatır, bazıları ise yıllar sonra bile hafızanızdan silinmez. Chris Isaak'ın performansı, gerçek bir dünya yıldızını izlemenin nasıl bir şey olduğunu yeniden hatırlattı. ‘İyi ki bu mesleği seçmişim,’ dedirten konserlerden biriydi.
 
Etiketler: Milliyet Sanat  harbiye açıkhava tiyatrosu  Chris Isaak