Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Bir kasaya kaç tane ‘X’ sığar?

Bir kasaya kaç tane ‘X’ sığar?

Bir kasaya kaç tane ‘X’ sığar?14 Ağustos 2026 - 05:08
Derya Yücel direktörlüğündeki Kasa Galeri’de açılan ‘X’ sergisi, 2024’te ortaya çıkan bir fikre dayanırken, ikisi video olmak üzere, toplam 26 çalışmayı kapsıyor. Yunus Ak imzalı, Filiz Ağdemir küratörlüğündeki sergi 22 Ağustos’a kadar izlenebiliyor. Sergi, boşluk ve doluluk, varlık ve hiçlik, tayin ve belirsizlik gibi nice ikilemeyi, tarihi galeri alanının üç bölümlü görsel koreografisine birer ‘serçe çığlığı’ ile zerk ediyor.
EVRİM ALTUĞ
evrimaltug@gmail.com
 
 
Yunus Ak’ın İstanbul Karaköy’deki tarihi Minerva Han’da bulunan Sabancı Üniversitesi Kasa Galeri’de 7 Ağustos’ta açılan kişisel sergisi ‘X’, 22 Ağustos’a kadar görülebiliyor. 
 
Derya Yücel direktörlüğündeki galeride açılan sergi, 2024’te ortaya çıkan bir fikre dayanırken, ikisi video olmak üzere, toplam 26 çalışmayı kapsıyor. 
 
Filiz Ağdemir küratörlüğündeki sergi, boşluk ve doluluk, varlık ve hiçlik, tayin ve belirsizlik gibi nice ikilemeyi, tarihi galeri alanının üç bölümlü görsel koreografisine birer ‘serçe çığlığı’ ile zerk ediyor. 
 
 
Galeride gezindikçe, bu ‘serçelere’ görsel etkisiyle, nice ‘kargalar’, ‘karıncalar’, ‘yılanlar’ ve suretler de ekleniyor. İmgenin çıkardığı sese göre, serginin de ürettiği tek ve çok sesli beste, durmaksızın dönüşüp, evriliyor.
 
Sergi, X unsurunun bereketini şiirde, mantıkta, matematikte, grafik tasarımda ve kavramsal sanatta hasat etme gayretiyle kendi sabitliğinden çıkıp, sürekli bir hareket ve olasılık derinliğine yol alıyor.
 
Etkinlik galeriye inişte size düşe kalka refakat eden imge-yönlendirmelerle başlıyor.
 
 
Serginin girişindeki tarihi kasa üzerine bırakılan keçeli üç renk kalem ile devasa bir ziyaretçi defteri / günce, ziyaretçilerin sergi deneyimi öncesi ve sonrasında, zamana ve mekâna bırakacakları mesajların da tanığı oluyor. Serginin süresiyle güncenin iriliği arasına, bu arada ironik bir fanilik mesafesi karışıyor.
 
‘Rapida’ yazı karakteri ile mekâna saçılan anlam, iz ve imgelerin izleyciyle köşe kapmaca oynadığı X sergisinde, Fadile Ak, Z. Özüm Ak, Abdu Pala, Kenan Yiğit, Emirhan İvecan, Atakan Yılmaz ve Ayşe Ecem Gözütok’un da emekleri bulunuyor.
 
Küratör Ağdemir’in de altını çizdiği gibi, ihtimaller, folyo kesim tekniği ile mekâna saçılan işleri bitiştiren ‘X’ sergisinin en önemli materyali olarak ziyaretçinin sergideki duruşuna ikram ediliyor. 
 
 
Sergideki işlere verilen ‘TEKST’, ‘GÖZ/BURUN/GÖZ’, ‘KAPAT’, ‘XANAX’, ‘AÇ/KAPA’, ‘MAJİSKÜL/MİNİSKÜL’ gibi metaforik ‘kodlar’ da, mekân ve ziyaretçi duyusuna sızdırılan ‘Şey’lerin tabirlerine (açılan veya kapanan) birer anahtar (ve aynı düzeyde neşeli birer kilit ) vazifesi görüyor.
 
‘X’ sergisi, bir yanıyla da Rene Magritte, Joseph Kosuth, Yoko Ono, derken Ayşe Erkmen, Şenol Yorozlu ve İsmet Doğan ile Selim Birsel, Memed Erdener gibi bir çok imzaya şapkasını da çıkarıp selam yollayan bir sergi. Su açıdan da sanat tarihsel bir arkeolojik saha etkisi taşıyor. 
 
Etkinlik, çekim gücünü bu simgenin göstergebilimsel ve grafik hafızasından alıyor. İmge ve simgenin yokluğundan türeyen kamusallık, tüm ziyaretçileri sessiz bir mecliste söz almaya buyur ediyor.
 
 
Oyun duygusu, önermelerin sınırsızlığı, duyuların sınanması, önyargı ve tabirlerin keskinliğinin eleştirisi, serginin içinden türeyen önemli etkileşimler olarak kayda geçiyor.
 
Bakılan ile görülenin mutabakata vardığı, kapılara ve gizli kameralara, tarihi zemin dokusuna varıncaya kadar sempatik bir alan üreten ‘X’ sergisi, doğru ve yanlışı baş köşeye oturtmuyor. 
 
İmgenin oyunculuk potansiyeline imkân sağlıyor. Bunu yaparken, simgenin de varlık hacmini esnetiyor. 
 
Tam en başa dönüldü derken, Kasa’daki X hesabı, kendi faiziyle sermayesini artırıyor ve iştahı artan ziyaretçiyi tekrar kontuara yönlendiriyor. 
 
 
Bu haldeyken akla Mehmet Rifat’ın yolgösterici başyapıtı ‘Homo Semioticus ve Genel Göstergebilim Sorunları’ (ile kendisinin tüm metinleri) geliyor. Rifat, Yapı Kredi Yayınları’nca basılan öncül çalışmasında bize şunu salık veriyor:
 
”Homo Semioticus dünyayı okur: Bütün duyu, duygu ve belleğiyle okur. Dünya onun için hem ‘sonlu bir metin’dir hem de birbiriyle ilişkili, ‘sonsuza açılabilen bir metinler toplamı’dır. Bir başka deyişle, Dünya ve insanlar, Homo Semiotics için hem üretilmiş yapılardır, hem de sonsuza açılabilecek üretim kaynaklarıdır.”
 
 
 
Etiketler: Derya Yücel  sergi  sanat