Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » “Bir Safâ Bahşedelim”

“Bir Safâ Bahşedelim”

“Bir Safâ Bahşedelim”31 Mart 2026 - 02:03
İstanbul Devlet Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Topluluğu, 31 Mart akşamı AKM Tiyatro Salonu’nda Hüzzam makamının zarif ve katmanlı dünyasını sahneye taşıyarak, geleneğin incelikli dilini bugünün dinleyicisiyle yeniden buluşturuyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
 
Bazı konserler vardır; repertuvarından önce taşıdığı niyetle konuşur. “Bir Safâ Bahşedelim” başlığını taşıyan bu özel gece de tam olarak böyle bir yerden sesleniyor. 31 Mart Salı saat 19.30’da Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro Salonu’nda gerçekleşecek konser, İstanbul Devlet Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Topluluğu’nun yıllara yayılan birikimini, Hüzzam makamı ekseninde yoğunlaştırdığı bir müzikal anlatı olarak şekilleniyor. Sanat yönetmenliğini Osman Kırklıkçı’nın üstlendiği bu buluşma, yalnızca seçilmiş eserlerin icrası değil; aynı zamanda Türk müziğinin hafızasında özel bir yere sahip olan bir makamın estetik dünyasına açılan disiplinli bir kapı.
 
Bir kurumun hafızası
 
İstanbul Devlet Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Topluluğu, Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren, Türkiye’nin en önemli kurumsal Türk müziği topluluklarından biri olarak uzun yıllardır sahnede ve akademik alanda varlık gösteriyor. Kuruluşundan itibaren yalnızca konser veren bir icra topluluğu olmanın ötesine geçerek, repertuvar derleme, nota arşivleme, unutulmuş eserleri gün yüzüne çıkarma ve geleneksel icra üsluplarını koruma gibi çok katmanlı bir misyon üstlendi.
 
 
Bu yönüyle topluluk, klasik Türk müziğinin yaşayan bir arşivi olarak değerlendirilebilir. Yalnızca bilinen eserleri tekrar etmek yerine, çoğu zaman arşivlerde kalmış, nadiren seslendirilmiş veya icra geleneği kesintiye uğramış eserleri yeniden sahneye taşımayı tercih etmesi, onu benzer kurumlardan ayıran temel özelliklerden biri. Bu yaklaşım, “Bir Safâ Bahşedelim” konserinin repertuvarında da belirleyici bir rol oynuyor.
 
Hüzzam makamı
 
Konserin merkezine yerleştirilen Hüzzam makamı, Türk müziği makam sistemi içinde hem teknik hem de duygusal açıdan en karakteristik yapılardan biri olarak kabul edilir. Karar perdesindeki özgün seyri, inici-çıkıcı hareketleri ve özellikle segâh perdesi etrafında kurduğu hassas dengeler, Hüzzam’ı icra açısından son derece incelikli bir alan haline getirir. Bu makam, çoğu zaman içsel bir gerilim ile zarif bir sükûnet arasında gidip gelen bir ifade dünyası sunar.
 
“Bir Safâ Bahşedelim” konseri, bu makamın yalnızca popüler örneklerine değil, daha az bilinen ve repertuvarda nadiren yer bulan eserlerine de odaklanarak, dinleyiciyi yüzeysel bir dinleme deneyiminin ötesine taşıyor. Saz eserlerinden oluşan özel bölüm ise makamın enstrümantal dilini öne çıkararak, sözsüz anlatımın derinliğini hissettirmeyi amaçlıyor.
 
Osman Kırklıkçı
 
Konserin sanat yönetmenliğini üstlenen Osman Kırklıkçı, Türk müziği icrası ve repertuvar oluşturma konusundaki titiz yaklaşımıyla bilinen bir isim. Kırklıkçı’nın yönetiminde hazırlanan programlar, genellikle tarihsel bağlamı göz ardı etmeyen, makam ve form bütünlüğüne dikkat eden ve icracı ile dinleyici arasında bilinçli bir köprü kurmayı hedefleyen bir çizgide ilerliyor.
 
 
Bu konserde de benzer bir yaklaşım söz konusu. Eserlerin seçimi, yalnızca estetik kaygılarla değil, aynı zamanda makamın farklı yönlerini ortaya koyacak şekilde kurgulanmış. Böylece dinleyici, Hüzzam makamını tek boyutlu bir duygu alanı olarak değil, çok katmanlı bir müzikal yapı olarak deneyimleme imkânı buluyor.
 
Kurumsal üretimin doğası
 
İstanbul Devlet Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Topluluğu’nun üretim biçimi, popüler müzikte alışıldık olan albüm ve single odaklı diskografi anlayışından belirgin şekilde ayrılır. Topluluk, bireysel sanatçılar gibi düzenli stüdyo albümleri yayımlamak yerine, daha çok konser kayıtları, radyo-televizyon yayınları ve özel projeler aracılığıyla dinleyiciye ulaşır.
 
Yıllar içinde TRT için gerçekleştirilen kayıtlar, çeşitli kültürel etkinliklerde yapılan canlı performanslar ve özel tematik konser serileri, topluluğun “dağınık ama zengin” olarak tanımlanabilecek bir arşiv oluşturmasına neden olmuştur. Bu arşiv, belirli tarihlere sabitlenmiş bir diskografiden ziyade, süreklilik içinde gelişen bir icra geleneğini yansıtır. Dolayısıyla topluluğun müzikal üretimini anlamak için albüm listelerinden çok, sahne repertuvarlarının ve proje temalarının izini sürmek gerekir.
 
Ödüller, tanınırlık
 
Topluluk, bireysel ödüller üzerinden değil, temsil ettiği kurumsal yapı ve kültürel katkı üzerinden değerlendirilen bir konumda yer alır. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde faaliyet göstermesi, onu doğrudan Türkiye’nin kültürel mirasını temsil eden resmi sanat kurumlarından biri haline getirir. Bu bağlamda elde ettiği en önemli “ödül”, Türk müziği geleneğinin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasındaki sürekliliktir.
 
Yurt içi ve yurt dışında gerçekleştirilen konserler, festivaller ve kültürel diplomasi etkinlikleri, topluluğun yalnızca ulusal değil, uluslararası düzeyde de bir temsil gücüne sahip olduğunu gösterir. Özellikle klasik Türk müziğinin özgün icra üslubunu koruma konusundaki istikrarı, onu alanında referans kabul edilen topluluklardan biri haline getirmiştir.
 
 
Bir ifade biçimi olarak nezaket
 
Konserin başlığı, Osmanlı Türkçesinin zarif ifade dünyasından ödünç alınmış bir cümle: “Bir safâ bahşedelim.” Bu ifade, yalnızca bir davet değil; aynı zamanda müziğin işlevine dair bir önerme içeriyor. Safâ, yani içsel ferahlık ve huzur, bu konserin temel hedeflerinden biri olarak sahneye taşınıyor.
 
31 Mart Salı akşamı saat 19.30’da AKM Tiyatro Salonu’nda gerçekleşecek bu buluşma, hızlı tüketilen müzikal içeriklerin hakim olduğu bir dönemde, dinlemeyi yeniden bir dikkat ve incelik meselesi haline getirmeyi öneriyor. İstanbul Devlet Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Topluluğu, bu konserle dinleyicisini yalnızca bir repertuvarla değil, bir dinleme biçimiyle de karşı karşıya bırakıyor.
 
“Bir Safâ Bahşedelim”, klasik Türk müziğinin incelikli yapısını yüzeyde bırakmayan, aksine derinleştiren bir yaklaşımın sahnedeki karşılığı. Hüzzam makamının zarif gerilimleri, seçilmiş eserlerin titiz icrası ve kurumsal hafızanın taşıdığı ağırlık, bu konseri sıradan bir etkinlik olmaktan çıkarıp, dikkatle dinlenmesi gereken bir müzikal metne dönüştürüyor. Bu metin, ancak kulak verildiğinde açılan bir dünya vadediyor.