Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Black Coffee, 25 Eylül’de İstanbul’da

Black Coffee, 25 Eylül’de İstanbul’da

Black Coffee, 25 Eylül’de İstanbul’da24 Eylül 2026 - 05:09
Güney Afrika’dan doğan ve elektronik müziğin küresel diline dönüşen Afro house’un en güçlü temsilcilerinden Black Coffee, Ataköy Marina Açık Hava Sahnesi’nde saat 16.00’da sahne alacak.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Elektronik müzikte Afrika kökenli ritmik mirası küresel sahneye taşıyan en belirleyici isimlerden biri olan Black Coffee, 25 Eylül’de İstanbul dinleyicisiyle buluşuyor. Ataköy Marina Açık Hava Sahnesi’nde saat 16.00’da başlayacak performans, Afro house’un derin ve katmanlı yapısını açık hava prodüksiyonuyla birleştirerek sezonun öne çıkan etkinliklerinden biri olarak konumlanıyor. TemaCC ve 712 Presents organizasyonuyla gerçekleşecek gece, İstanbul’un uluslararası elektronik müzik trafiğinde önemli bir durak niteliği taşıyor.
 
1976 yılında Güney Afrika’nın KwaZulu-Natal bölgesinde doğan Nkosinathi Innocent Maphumulo’nun müzikle kurduğu ilişki, çocukluk yıllarında yerel disco ve pop kayıtlarıyla başladı; DJ’lik pratiği ise kuzeninin mobil ses sistemiyle erken yaşta şekillendi. Gençlik döneminde kurduğu SHANA projesi ticari karşılık bulmasa da, Afrika kökenli müzikal yapı ile elektronik ses arayışını birleştirme yönündeki ilk girişim olarak kayda geçti. Durban University of Technology’de aldığı caz eğitimi ve 2003’te katıldığı Red Bull Music Academy, sanatçının üretim yönünü belirleyen temel eşikler oldu. Hugh Masekela ile kurduğu erken dönem ilişki ve 2005 tarihli “Stimela” remiksi, müzikal yaklaşımında gelenek ile çağdaş üretim arasındaki hattı netleştirdi.
 
 
Black Coffee
 
1990 yılında Nelson Mandela’nın serbest bırakılmasının kutlandığı gecede geçirdiği trafik kazası sonucu sol kolunu kullanamaz hale gelen Maphumulo, bu durumu üretim pratiğini yeniden tanımlayan bir kırılma olarak ele aldı. Bu fiziksel sınırlılık müziğinde teknik disiplin, tekrar ve yapı kurma becerisini öne çıkaran bir çalışma yöntemine dönüştü.
 
Black Coffee’nin diskografisi, bu üretim yaklaşımının kronolojik izini açık biçimde ortaya koyar. 2005 yılında yayınlanan “Black Coffee”, caz, soul ve Güney Afrika vokal geleneğini elektronik altyapıyla birleştiren ilk kapsamlı çalışması olarak dikkat çekti ve aynı yıl Güney Afrika Müzik Ödülleri’nde (SAMA) ‘En İyi Dans Albümü’ ödülünü kazandı. 2007’de gelen “Have Another One”, Avrupa pazarına açılan yapısı ve vokal iş birlikleriyle sanatçının uluslararası dolaşımını genişletti. 2009 tarihli “Home Brewed” Hugh Masekela, Zakes Bantwini ve Zonke gibi isimlerle kurulan iş birlikleriyle hem eleştirel hem ticari karşılık buldu; bu albüm sanatçıya SAMA kapsamında ‘En İyi Erkek Sanatçı’ ve ‘En İyi Dans Albümü’ ödüllerini getirdi.
 
2010’da yayınlanan “Juju (Remixes EP)” ile kulüp odaklı prodüksiyon dilini pekiştiren Black Coffee, 2012’de yayınlanan “Africa Rising” projesiyle kariyerinde belirleyici bir sıçrama yaşadı. 24 kişilik orkestra eşliğinde sahnelenen proje, DVD ve CD formatında yayınlandıktan sonra kısa sürede çift platin sertifika elde etti. 2015 tarihli “Pieces of Me”, Güney Afrika’da platin satış rakamlarına ulaşırken, aynı dönemde sanatçı uluslararası DJ Awards’ta ‘En İyi Deep House DJ’ ödülünü kazandı ve BET Awards’ta ‘En İyi Uluslararası Sanatçı (Afrika)’ kategorisinde ödüle layık görüldü.
 
2016’da “The Journey Continues EP” ile üretimini sürdüren sanatçı, 2018’de yayınladığı “Music Is King EP” ile SAMA kapsamında ‘Yılın Erkek Sanatçısı’ ödülünü kazandı ve aynı projeyle birçok kategoride adaylık elde etti. 2021’de yayınlanan “Subconsciously”, Black Coffee’nin kariyerindeki en önemli uluslararası eşiklerden biri oldu ve 64. Grammy Ödülleri’nde ‘En İyi Dans/Elektronik Albüm’ ödülünü kazandı. Bu ödül, Black Coffee’yi bu kategoride Grammy kazanan ilk Afrikalı DJ’lerden biri haline getirdi.
 
Ekim 2021'de, Mpho Sebina'nın "Too Late for Mama" adlı single'ının yeniden yorumlanmış halini üretti ve bu parça “Music Forever” adlı EP'de yayınlandı. 2022’de Drake'in “Honestly, Nevermind” albümündeki üç şarkının ortak yazarı ve ortak yapımcısı oldu. Haziran 2023'te yayınlanan ve Billboard ABD Afrobeats Şarkı listesinde 41 numaraya yükselen Keinemusik'in "Rapture Pt. III" adlı parçasında yer aldı. 2023 tarihli Madison Square Garden'daki gösterisi biletleri tükendi ve bunu başaran ilk Güney Afrikalı olarak tarihe geçti.
 
Sanatçının küresel sahnedeki görünürlüğü, 2025 yılı itibarıyla yeni bir eşiğe daha taşındı. Black Coffee, 31 Temmuz ve 1 Ağustos 2025 tarihlerinde Old Royal Naval College’de gerçekleştirilen etkinlikte sahne alarak, UNESCO Dünya Mirası statüsündeki bu mekânda headliner olarak performans sergileyen ilk DJ oldu. Bu performans, elektronik müzik sanatçılarının tarihsel ve kültürel öneme sahip mekânlardaki temsiline dair yeni bir eşik olarak kayda geçti.
 
Black Coffee’nin son yıllardaki üretim modeli, klasik albüm döngüsünden çok küresel iş birlikleri, festival sahneleri ve seçilmiş tekli projeler üzerinden ilerliyor. Bu yaklaşım, onu yalnızca bir DJ ya da prodüktör olarak değil, Afro-house estetiğinin uluslararası dolaşımındaki en etkili küratörlerden biri hâline getiriyor.
 
Sahne pratiği
 
Diskografisine paralel olarak gelişen sahne pratiği, Black Coffee’yi Panorama Bar’dan Ibiza’daki Hï kulübüne, Ultra Music Festival’dan Coachella’ya uzanan geniş bir performans ağına taşıdı. New York’taki Madison Square Garden’da kapalı gişe sahne alan ilk Güney Afrikalı sanatçı olması, bu küresel yükselişin somut göstergelerinden biri olarak kayda geçti. Drake ile gerçekleştirdiği prodüksiyon iş birlikleri, David Guetta ile yayımladığı “Drive” ve uluslararası elektronik müzik sahnesindeki kolektif projeler, müziğinin ana akım ile yeraltı arasında kurduğu dengeyi pekiştirdi.
Sanatçının üretim modeli yalnızca müzikle sınırlı kalmadı; Soulistic Music etiketi üzerinden yeni sanatçıları destekleyen bir yapı kurarken, Black Coffee Foundation aracılığıyla eğitim ve sosyal destek projeleri geliştirdi. Bu yaklaşım, müzikal üretimi ekonomik ve kültürel sürdürülebilirlik eksenine taşıyan bir model olarak öne çıktı.
 
 
Güç dengelerinin yeniden dağılımı
 
Black Coffee’nin kariyerine dışarıdan bakıldığında hızlı ve kesintisiz bir yükseliş izlenimi oluşsa da, bu tablo gerçekte uzun yıllara yayılan bir inşa sürecinin sonucu. 1990’lardan itibaren şekillenen bu müzikal yolculuk sahne pratiği, kolektif üretim deneyimi ve estetik arayışın katmanlı bir bileşimi olarak okunmalı. Bu yönüyle Black Coffee, ‘bir anda ortaya çıkan’ bir elektronik müzik figürü değil aksine, kendi dilini zamana yayarak kuran nadir isimlerden.
 
Sanatçının müzikal yaklaşımını belirleyen en kritik eksenlerden biri, caz eğitimi ile elektronik müzik üretimi arasında kurduğu bilinçli ilişki. Özellikle Hugh Masekela ile kurduğu bağ ve onun repertuvarına yaptığı göndermeler, bu yaklaşımın tesadüfi değil teorik bir zemine oturduğunu gösteriyor. Black Coffee’nin Afro house sound’u bu nedenle Afrika müzik geleneğinin çağdaş elektronik müzik içinde yeniden formüle edilmesi olarak değerlendirilmeli.
 
1990 yılında geçirdiği kazanın ardından geliştirdiği disiplin, sanatçının üretim pratiğini doğrudan şekillendiren bir diğer belirleyici unsur. Bu kırılma noktası, müziğinde hissedilen minimal ama yoğun katmanlı yapının arkasındaki çalışma metodolojisini de açıklıyor. Teknik bir sınırlılık, zamanla estetik bir tercihe dönüşerek Black Coffee’nin imzası haline geliyor.
 
Kariyerinin ilerleyen dönemlerinde kurduğu Soulistic Music yapısı ise sanatçıyı yalnızca bir DJ ya da prodüktör olarak değil, aynı zamanda bir üretim modeli kurucusu olarak konumlandırıyor. Büyük ölçekli iş birlikleri bu bağımsız yapının küresel ölçekte görünürlük kazanmasını sağlarken, sanatçının ana motivasyonunun estetik kontrol ve üretim özgürlüğü olduğu açıkça görülüyor.
 
Black Coffee’nin sahnedeki rolü de klasik DJ tanımının ötesine geçiyor. Setlerinde yer verdiği genç prodüktörler ve henüz yayınlanmamış parçalar, onu aynı zamanda bir küratör figürüne dönüştürüyor. Bu yaklaşım, yalnızca kendi kariyerini değil, içinde bulunduğu sahnenin geleceğini de şekillendiren bir etki yaratıyor.
 
Müzikal yolculuğu, bireysel başarı anlatısının ötesinde, küresel müzik endüstrisinde üretim, dağıtım ve temsil biçimlerinin yeniden tanımlandığı bir model, Kendi estetik çizgisini koruyarak uluslararası ölçekte varlık gösterebilmesi, Black Coffee’yi çağdaş elektronik müzik sahnesinde ayrıcalıklı bir konuma yerleştiriyor.
 
Sosyal sorumluluk
 
Sanatçının müzik üretimi kadar sosyal sorumluluk alanındaki çalışmaları da kariyerinin belirgin bir parçasını oluşturuyor. Black Coffee Foundation aracılığıyla yürüttüğü projeler kapsamında, 2025 yılında Güney Afrika’nın Mthatha bölgesinde yaşanan sel felaketinin ardından başlatılan yardım kampanyasında 500 bin randın üzerinde bağış toplandı. Vakfın CEO’su Lungie Maphumulo’nun “Bu yalnızca bir yardım çalışması değil; kriz anlarında toplum olarak sorumluluk alma çağrısı” sözleriyle çerçevelediği girişim, sanatçının toplumsal katkı üretme kapasitesiyle de küresel ölçekte konumlandığını ortaya koyuyor.
 
İstanbul performansı
 
Black Coffee, Türkiye'deki yoğun hayran kitlesi nedeniyle geçmiş yıllarda Mart 2019’da İstanbul, Eylül 2021’de Antalya, Haziran 2022’de İstanbul ve Nisan 2023’de İstanbul KüçükÇiftlik Park’da sahne aldı. Son olarak yaklaşık 7 bin kişinin katılımıyla Ekim 2024’te  İstanbul Maximum Uniq Açıkhava’da set başına geçen sanatçının normal şartlarda bu yıl için planlanan ve büyük heyecan yaratan Haziran 2026 İstanbul konseri ise organizasyon kararıyla ileri bir tarihe ertelenmişti. Bu ertelemenin ardından, müzikseverlerin merakla beklediği büyük buluşma resmi olarak 25 Eylül 2026 Cuma gününe kaydırıldı.
 
Black Coffee’nin İstanbul performansı, sanatçının Afro house ekseninde şekillenen müzikal kimliğini geniş ölçekli bir açık hava deneyimine taşıyacak. Güney Afrika elektronik müzik sahnesinden çıkan sanatçı, dans müziğinin ritmik yapısını Afrika müziğinin melodik ve perküsyon ağırlıklı unsurlarıyla birleştiren yaklaşımıyla uluslararası ölçekte tanınıyor. Setlerinde öne çıkan katmanlı ritmik yapı, poliritmik perküsyonlar ve güçlü bas hatları, melodik motifler ve vokal geçişlerle birleşirken uzun süreli build-up’lar ve kontrollü düşüşler performansın akışını belirliyor. 2022’de “Subconsciously” albümüyle Grammy’de ‘En İyi Dans/Elektronik Müzik Albümü’ ödülünü kazanan Black Coffee, İstanbul’da bugüne kadarki en büyük Türkiye performanslarından birini gerçekleştirecek.
 
25 Eylül’de Ataköy Marina Arena’da gerçekleşecek İstanbul performansı, farklı kuşaklardan ve elektronik müziğin farklı alt türlerinden DJ ve prodüktörler Gwen De Lien, IDA, Ezgi Hocaoğlu, TMZ Brothers ve Efe Erçelik’i bir araya getirerek Black Coffee’nin setine uzanan kesintisiz bir müzikal akış sunacak. TEMACC ve 712 Presents organizasyonuyla gerçekleştirilecek etkinlikte, yaklaşık 10 bin kişilik bir açık hava alanında gün boyunca sürecek bir müzik programı hazırlanıyor. Saat 16.00’da başlayacak programda ön gruplar ve destekleyici DJ’ler sırasıyla kabine geçecek. Gecenin ilerleyen saatlerinde, yaklaşık 21.00-22.00 arasında sahne alması planlanan Black Coffee’nin performansıyla program gece yarısına kadar devam edecek.
 
Gecenin yerli ve yabancı kadrosu
 
Black Coffee’den önce kabine geçecek DJ ve prodüktörler  elektronik müziğin farklı yönlerini temsil ediyor.
 
Bulgaristan kökenli, İstanbul merkezli DJ ve prodüktör Gwen De Lien, Afro house ve Melodic Techno’yu house temelli bir yapı içinde buluşturuyor. Güçlü baslar, groove odaklı ritimler ve melodik vokallerin öne çıktığı setleriyle tanınan De Lien’in “Out EP” çalışması ‘Beatport Melodic Techno Top 100’ listesinde 6. sıraya kadar yükseldi. Sanatçı ayrıca Tiësto, Steve Aoki, Fideles, Stephan Bodzin ve Chris Avantgarde gibi isimlerle aynı sahneyi paylaştı. Kendi prodüksiyonlarının yanı sıra Türk müziğinden eserleri elektronik altyapılarla yeniden yorumlayan De Lien, DJ’lik ve prodüksiyon eğitimi de veriyor; aynı zamanda Morotune Records’un kurucusu olarak çalışmalarını sürdürüyor.
 
 
Gwen De Lien
 
Gecenin kadın DJ’lerinden IDA ise house, Deep House ve Afro House arasında kurduğu geçişlerle İstanbul elektronik müzik sahnesinde öne çıkıyor. Elektronik müzik kariyerine 2019’da techno ile başlayan IDA, zaman içinde daha groove ve akış odaklı bir müzikal çizgiye yöneldi. Setlerinde ritmik yapı kadar dinleyiciyle kurduğu etkileşimi de önemseyen DJ; Spago at The St. Regis Istanbul’un yanı sıra Klein Phönix, Kastel ve farklı İstanbul mekânlarında sahne aldı. Black Coffee gecesinde de Afro house’un dans odaklı yapısını daha geniş bir elektronik müzik programının içine taşıyacak.
 
Gecede sahne alacak Türk djlerden Ezgi Hocaoğlu’nun müzik yolculuğu ise farklı bir geçmişten geliyor. 11 yıllık profesyonel jimnastik kariyerinin ardından müziğe yönelen Hocaoğlu, Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi mezunu. Eski bir Survivor yarışmacısı da olan DJ ve prodüktör, setlerinde özellikle vokal unsurların öne çıktığı Melodic House ve Afro House çizgisinde çalışıyor. İstanbul ve Bodrum başta olmak üzere farklı etkinlik ve festival sahnelerinde performans gösteren Hocaoğlu, 25 Eylül’de Black Coffee’nin İstanbul programında kabine geçecek isimlerden biri olacak. Bunun yanı sıra DJ’lik çalışmalarını dijital platformlarda yayımladığı mix’lerle sürdürüyor.
 
TMZ Brothers ve Efe Erçelik
 
Gecenin bir diğer dikkat çeken ismi TMZ Brothers ise 2018’den bu yana birlikte çalışan Yiğit ve Mert adlı ikiz kardeşlerden oluşuyor. Indie Dance ve Melodic House ekseninde üretim yapan ikili, enerjik ve groove odaklı setleriyle tanınıyor. Parça ve editleri Diplo, Vintage Culture, Carlita ve Pablo Fierro gibi uluslararası DJ’lerin desteğini alan TMZ Brothers, Türkiye’nin yanı sıra Almanya, Sırbistan ve Kıbrıs’ta da performanslar gerçekleştirdi. Klein Phönix ve Kastel gibi İstanbul kulüplerinde sahne alan ikili, Colyn, Damian Lazarus, Jan Blomqvist ve Marten Lou gibi isimlerle aynı programlarda yer aldı. 25 Eylül’deki etkinlikte de Black Coffee’nin performansına uzanan akışın önemli halkalarından biri olacak.
 
 
Efe Erçelik
 
Gecenin merakla beklenen isimlerinden Efe Erçelik ise Black Coffee’den hemen önce kabine geçecek. Ana performans öncesinde sahne alarak pisti Black Coffee’nin setine hazırlayacak genç DJ’in setlerinde gecenin temposunu yükselten, akıcı ve dans odaklı house ritimleri öne çıkıyor. Erçelik, IDA, Gwen De Lien, Ezgi Hocaoğlu ve TMZ Brothers ile birlikte 25 Eylül gecesinin line-up’ında yer alarak Black Coffee’nin performansına uzanan müzikal zincirin son halkasını oluşturacak.
Ataköy Marina Arena’daki program, Afro House, Deep House, Melodic House, Melodic Techno ve Indie Dance gibi elektronik müziğin farklı damarlarını aynı açık hava sahnesinde buluşturacak. Saat 16.00’da başlayacak programın ilerleyen saatlerinde sahneye çıkması planlanan Black Coffee ise gecenin ana performansını üstlenecek. Gün boyunca farklı DJ ve prodüktörlerin setleriyle şekillenecek etkinlik, gece yarısına kadar devam edecek.
 
 
 
Etiketler: Black Coffee  Afro house  Ataköy Marina Açık Hava Sahnesi