Boğaziçi’nde ışık zamanı
EVRİM ALTUĞ
İstanbul Arnavutköy semti Beyazgül Sokak’daki beyaz, tarihi bir bina, şu günlerde İskoçya doğumlu, Londra’da yaşayan ve çalışan çağdaş sanatçı Robert Montgomery’i (tekrar) ağırlıyor.
Yapıtları, daha önce Çanakkale Bienali veya Ankara CerModern gibi adreslerde de sergilenen Montgomery, 2009’da Demet Müftüoğlu Eşeli ile Alphan Eşeli’nin kurdukları “İstanbul ‘74” projesinin misafirliğini yeniden yaşamanın sevincini, ‘James Baldwin’in İstanbul Balkonu ve Öteki İşler’ isimli yeni kişisel sergisi ile tadıyor.
Sergi, İstanbul ‘74’ün yakın zaman önce açtığı yeni mekânında sunulurken, etkinlikte sanatçının daha önceki projelerine dair özgün baskı fotoğraf işleri ile yapıtlarının gündelik eşyalara sirayet eden özel tasarım versiyonları ile de zenginleşiyor. Montgomery’nin sergisi, Arnavutköy binasının üç katına saçılırken, sergide sanatçının en yeni neon işleri / şiir düzenlemelerine, son dönem tuvalleri refakat ediyor. Sanatçı, sergide İngiltere’deki atölyesinden getirdiği eserlerini ortaya koyarken, hafıza ve kent ilişkisini genişleten çalışmalar ‘mesafe, özlem ve geri dönüş’ gibi duygulara da odaklanıyor.
Yapıtları Fransa, Güney Kore ve ABD gibi ülkelerin müzelerinin envanterine katılmış bulunan, ‘ateş şiirleri’, billboard çalışmaları ve gravürleriyle de bilinen sanatçının yeni İstanbul sergisi, İstanbul ‘74 ile daha önce sunduğu ‘Chapter 6’ adlı çalışmasının ardından yaptığı ikinci sergi olarak da kayda alınıyor. İstanbul’un yanı sıra, daha önce Bodrum’da da eserleri izlenen Montgomery, yeni sergisinde kültür tarihi, İstanbul’un zenginliği ve edebiyat ile müzik ikonlarını hemzeminde buluşturan resimlerinin yanı sıra, kendisi için karakteristik hale gelen neon manzum düzenlemeleriyle de izleyici karşısına çıkıyor.
Açılışına Ali Akay, Seza Paker, Serdar Bilgili, Genco Gülan, Suzan Sabancı ve İzzet Öz ile Ertuğrul Özkök ve Mehmet Y.Yılmaz gibi birçok basın, kültür, sanat, iş ve müzik dünyası figürlerinin de katıldığı sergideki resimler, Montgomery’nin imgesel ve simgesel yaratı katmanlarını tuvallerinde kesiştirdiği ‘plastik kolaj’larıyla bütünleşiyor.
Metinlerin, tarihsel figürler ve coğrafyaların üst üste pozlandığı çalışmalarıyla, sanatçı, ziyaretçileri hayal gücü, sanat tarihi, popüler kültür hafızası ve zaman ile mekânı aynı düzeyde deneyimleme ve tartışmaya davet ediyor. Bu yönüyle eserler, Montgomery’nin dünyasıyla özdeşlik adına da çetin birer görsel ve metinsel bulmaca haline geliyor.
Tümü İngilizce eserler arasında, Montgomery’nin eşine yaptığı evlilik teklifinin ‘görsel ve edebi heykeli’ denilebilecek olan “I want to cry in your arms for a hundred years / I want to wake up in your arms for a hundred years” da (Kollarında bir yüzyıl ağlamak istiyorum / Kollarında bir yüz yıl uyanmak istiyorum) bulunuyor.
Sergide ayrıca, Roland Barthes, Jean Baudrillard ve Guy Debord gibi düşünürlerden etkilenmiş, ayrıca Jenny Holzer ve Felix Gonzalez Torres gibi meslektaşlarının da izinden gitmiş sanatçının İstanbul güzellemeleri ile “The people you love become ghosts inside of you and like this you keep them alive” (Sevdiklerin içinde birer hayalet ve bu yüzden onları canlı kılıyorsun) gibi yeni manzum düzenlemelerine de rastlanabiliyor. Etkinlik, İstanbul ‘74 platformunun Montgomery ile işbirliğinin de 15. yılı adına bir kutlama olarak deneyimleniyor. Robert Montgomery daha önce de İsviçre, Almanya ve Kıbrıs gibi coğrafyalarda türlü sergiler açmış, ilk monografisi 2015’te basılan sanatçı, bir özel kitap projesinde de yapıtlarını devasa boyutlarla arşiv ve koleksiyonlara kazandırmıştı.


