Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Booker’da altı roman, altı ayrı dünya

Booker’da altı roman, altı ayrı dünya

Booker’da altı roman, altı ayrı dünya29 Eylül 2026 - 04:09
İngilizce yazılmış çağdaş edebiyatın en önemli ödüllerinden Booker Prize’da 2026’nın Kısa Listesi açıklandı. 163 başvuru arasından seçilen altı roman; distopik bir gelecekten Orta Çağ sarayına, Jamaika’dan İskoçya’nın uzak bir adasına uzanıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Bir roman bazen yalnızca bir hikâye anlatmaz; okurun dünyaya baktığı yeri de değiştirir. Bazen tek bir insanın hikâyesinden yola çıkarak bir dönemin ruhunu, bir toplumun çatlaklarını ya da hiç konuşulmayan bir gerçeği görünür kılabilir. 2026 Booker Prize Kısa Listesi de birbirinden uzak coğrafyaları, zamanları ve hayatları aynı edebî haritada buluşturuyor. Kıyamet sonrası İngiltere’den 1980’lerin Jamaika’sına, isimsiz bir Orta Çağ sarayından İskoçya’nın Harris Adası’na uzanan altı roman; aile, kimlik, sınıf, güç, topluluk ve hayatta kalma meselelerini farklı anlatı dünyaları üzerinden ele alıyor.
 
22 Eylül’de açıklanan Kısa Liste, 1 Ekim 2025 ile 30 Eylül 2026 arasında Birleşik Krallık ve/veya İrlanda’da yayımlanan, İngilizce yazılmış uzun kurmaca eserler arasından oluşturuldu. 163 başvuru yapılan Booker Prize’da bu yıl jüriye klasikçi, yazar ve yayıncı Mary Beard başkanlık ediyor. Beard’ın jüri arkadaşları şair ve eğitimci Raymond Antrobus; müzisyen, yazar ve yayıncı Jarvis Cocker; gazeteci, editör ve eleştirmen Rebecca Liu ile Booker Kısa Listesi’nde daha önce yer alan yazar, şair ve denemeci Patricia Lockwood. Jüri, arasından önce 13 kitaplık uzun listeyi, ardından altı kitaplık kısa listeyi belirledi.
 
 
Uzun Liste’den Kısa Liste’ye
 
28 Temmuz’da açıklanan 13 kitaplık Uzun Liste, 22 Eylül’de altı romana indirildi. Uzun Liste’de Chloe Aridjis’in “The Shadow of the Object”, Emma Cline’ın “Switzy”, Makenna Goodman’ın “Helen of Nowhere”, M. John Harrison’ın “The End of Everything”, Marlon James’in “The Disappearers”, Luke Kennard’ın “Black Bag”, Rebecca Perry’nin “May We Feed the King”, Gwendoline Riley’nin “The Palm House”, Elizabeth Strout’un “The Things We Never Say”, Douglas Stuart’ın “John of John”, Djamel White’ın “All Them Dogs” ve Missouri Williams’ın “The Vivisectors” romanları yer aldı.
 
Türk yazar Kenan Orhan’ın “The Renovation” adlı romanı da 2026 Booker Prize’ın Uzun Liste’sine giren 13 eser arasında yer alırken Kısa Liste’ye seçilmedi. Altı kitaplık Kısa Liste’de M. John Harrison’ın “The End of Everything”, Marlon James’in “The Disappearers”, Luke Kennard’ın “Black Bag”, Rebecca Perry’nin “May We Feed the King”, Elizabeth Strout’un “The Things We Never Say” ve Douglas Stuart’ın “John of John” romanları bulunuyor.
 
Haritaların dışında kalan hikâyeler
 
Altı romanın ortak noktası, birbirinden farklı dünyalara açılmaları. “The End of Everything” okuru kıyamet sonrası Kent kıyılarına götürürken “John of John” İskoçya’nın Harris Adası’na, “The Disappearers” 1980’lerin sonundaki Kingston’a, “The Things We Never Say” ise 2024 ABD başkanlık seçimi öncesinde Massachusetts kıyılarına taşıyor. “Black Bag” bir üniversitedeki psikoloji deneyinin içine giriyor, “May We Feed the King” ise isimsiz bir Orta Çağ sarayında dolaşıyor.
 
Jüri başkanı Mary Beard, seçkideki romanların mizah ile huzursuzluk, korkutucu tuhaflık ile gündelik hayat, sarsıcılık ile daha örtük anlatım arasında geniş bir yelpaze oluşturduğunu belirtiyor. Jürinin değerlendirmesinde kimlik, aile bağları, topluluk, sırlar, güç, utanç, yalnızlık, travma ve hayatta kalma gibi temalar öne çıkıyor. Romanlar tarihsel kurmacadan çağdaş gerçekçiliğe ve spekülatif edebiyata kadar farklı anlatı biçimlerini bir araya getiriyor.
 
M. John Harrison: Kıyamet sonrasında Kent
 
Listenin en deneyimli isimlerinden M. John Harrison, “The End of Everything” ile kısa listeye girdi. Roman, toplumun çöktüğü ve gizemli bir uzaylı istilasının yaşandığı kıyamet sonrası İngiltere’sinde geçiyor. Phillip Tennant, teyzesiyle birlikte Kent kıyısında hayatta kalmaya çalışan bir çöpçü. Harrison, çökmüş bir dünyanın büyük olaylarından çok, bu ortamda yaşamını sürdürmeye çalışan insanların gündelik gerçekliğine odaklanıyor.
 
13 roman, beş öykü kitabı ve bir ‘anti-memoir’ın yazarı olan Harrison, 2022’de Booker Prize jürisinde yer aldı. Boardman Tasker Prize, Arthur C. Clarke Award ve Goldsmiths Prize gibi ödüllere sahip 81 yaşındaki yazar, kazanması halinde Booker tarihindeki en yaşlı kazanan olacak. Bu rekor halen 2019’da Margaret Atwood’un elinde; Atwood ödülü kazandığında 79 yaşındaydı.
 
Harrison’ın romanı, spekülatif edebiyatla kara mizahı bir araya getirirken insanın toplumsal düzen ortadan kalktığında neye tutunabileceği sorusunu da gündeme getiriyor. Jüri, kitabın çağdaş dünyaya mesafeli bakışına ve bu yıkım ortamında insan ilişkilerinin kazandığı ağırlığa dikkat çekiyor.
 
Marlon James: Jamaika’nın saklanan hikâyesi
 
Marlon James, Booker’a yabancı değil. Jamaikalı yazar 2015’te “A Brief History of Seven Killings” ile ödülü kazanmıştı. “The Disappearers” ile ikinci kez Booker’a uzanan James, romanında 1980’lerin sonundaki Kingston’a dönüyor.
 
“The Disappearers”, kapalı kapılar ardında kalan hikâyeleri ve özellikle Jamaika’daki homofobiyi odağına alıyor. Romanın merkezindeki karakter, ölümcül bir homofobik saldırının ardından intikam arayışına giriyor. Jüri, kitabın Jamaika’daki homofobiyle yüzleşmesini ve bu konuyu sakınmadan ele almasını vurguluyor.
 
James’in edebiyat kariyeri Booker’la sınırlı değil. ‘American Book Award’, ‘Los Angeles Times Ray Bradbury Prize for Science Fiction’, ‘Anisfield-Wolf Book Award’ ve ‘Dayton Literary Peace Prize’ gibi ödüller de yazarın aldığı ödüller arasında. “The Disappearers”, 2026’da Birleşik Krallık’ta eylül ayında yayımlandı ve aynı yıl ‘National Book Award’ın Uzun Listesi’nde de yer aldı.
 
Luke Kennard’dan bir psikoloji deneyi
 
Şair ve yaratıcı yazarlık profesörü Luke Kennard, “Black Bag” ile Booker Kısa Listesi’ne ilk kez girdi. Romanın çıkış noktası, üniversitedeki psikoloji derslerinde gerçekleştirilen bir deney. Deneyin parçası olarak bir oyuncuya siyah deri bir çanta giymesi için ödeme yapılması, Kennard’ın anlatısında absürt bir başlangıç noktası oluşturuyor.
 
“Black Bag”; kampüs atmosferini insanın kırılganlığı, tutku, kafa karışıklığı ve kimlik meseleleriyle birleştiriyor. Kennard’ın edebiyat geçmişinde şiir önemli bir yer tutuyor. Yedi şiir kitabı yayımlayan yazar, ‘Forward Prize for Best Poetry Collection’ ödülünü kazandı ve Poetry Book Society’nin 2014’te yayımladığı on yıllık “Next Generation Poets” seçkisinde yer aldı. “Black Bag”, yazarın üçüncü romanı.
 
Jüri, romanın deneysel çıkış noktasının altında daha kırılgan bir insan hikâyesinin bulunduğunu belirtiyor. Kitap, insan davranışını laboratuvar ortamında ölçmeye çalışan bir deney üzerinden, insanların kendileri ve birbirleri hakkında kurdukları varsayımları sorguluyor.
 
 
Rebecca Perry’den Orta Çağ’a farklı bir bakış
 
Kısa Liste’nin tek ilk romanı Rebecca Perry’nin “May We Feed the King”i. Şair olan Perry, daha önce iki şiir kitabı yayımladı; ‘T. S. Eliot Prize’a aday gösterildi ve ‘Michael Murphy Memorial Prize’ı kazandı. İlk romanı “May We Feed the King” ise temmuz ayında ‘Waterstones Debut Fiction Prize’ı kazandı.
 
Roman, günümüz dünyası ile isimsiz bir Orta Çağ sarayında geçen hikâye arasında hareket ediyor. Tarihsel kurmacanın alışılmış çizgisini izlemek yerine farklı dönemleri ve bakış açılarını yan yana getiren Perry, geçmişin tek bir doğrusu olduğu fikrini sorguluyor. Jüri de romanın tarihsel gerçekliğe yaklaşımını ve ‘tek bir evrensel tarihsel gerçek’ fikrini nasıl sarstığını vurguluyor.
 
Perry’nin Kısa Liste’ye girmesi, 57 yıllık Booker tarihinde ilk romanıyla aday gösterilen yazarların sayısını da yeniden gündeme getiriyor. Daha önce yalnızca altı ilk roman Booker ödülünü kazanmıştı. Bunların en sonuncusu Douglas Stuart’ın 2020’de ödül alan “Shuggie Bain” romanıydı.
 
Elizabeth Strout: Aile içindeki çatlaklar
 
‘Pulitzer’ ödüllü Elizabeth Strout, “The Things We Never Say” ile beş yıl aradan sonra Booker Kısa Listesi’ne döndü. Strout daha önce 2016’da “My Name Is Lucy Barton” ile Uzun Liste’ye, 2022’de “Oh William!” ile Kısa Liste’ye kalmıştı.
 
Yazarın 11. romanı olan “The Things We Never Say”, Massachusetts kıyılarında 2024 ABD Başkanlık Seçimi öncesinde geçiyor. Romanın odağında aile ilişkileri ve insanların birbirlerinden sakladıkları sırlar bulunuyor. Büyük siyasi gelişmeler, karakterlerin özel hayatlarında açılan çatlakların arka planında yer alıyor. Jüri, kitabın aile hayatındaki kırılganlıkları ve çağdaş dünyadaki daha geniş çatlakları ele alışını öne çıkarıyor.
 
Strout’un romanının çıkış noktalarından biri de eski bir ölüm ilanı. Yazar, bu metnin kendisini yıllar sonra bir hikâyenin peşine düşürdüğünü anlatıyor. Booker’ın resmi yazar söyleşisinde Strout, Virginia Woolf’un da yazarlığı üzerindeki etkilerinden söz ediyor.
 
 
Douglas Stuart: Adanın sessizliği
 
‘2020 Booker Prize’ kazananı Douglas Stuart, bu yıl “John of John” ile ikinci kez Kısa Liste’de. Glasgow doğumlu ve New York’ta yaşayan İskoç-Amerikalı yazarın romanı, Harris Adası’nda geçiyor.
John-Calum MacLeod adlı genç bir sanat mezunu, isteksiz biçimde, İskoçya’nın rüzgârlı ve muhafazakâr adasına dönüyor. Eski hayatıyla ve geride bıraktığı toplulukla yeniden karşılaşması, romanın merkezindeki çatışmayı oluşturuyor. Aile, sınıf, cinsellik, dinsel baskı ve küçük topluluklarda saklanan sırlar, adanın kapalı dünyasında birbirine bağlanıyor. Jüri, romanı bir baba-oğul ilişkisi üzerinden ilerleyen, küçük bir toplulukta geçmişin izlerinin beklenmedik biçimde geri döndüğü bir hikâye olarak tanımlıyor.
 
Stuart’ın ilk romanı “Shuggie Bain”, ‘2020 Booker Prize’ı kazanmıştı. Yazar ayrıca ‘British Book Awards’da ‘Debut of the Year’ ve ‘Book of the Year’ ödüllerini aldı ve ‘National Book Award’a aday gösterildi.
 
 
İki eski kazanan, bir önceki finalist
 
2026 Kısa Liste’nin dikkat çekici özelliklerinden biri, iki eski Booker kazananını aynı anda yeniden yarışa sokması. Marlon James 2015’te, Douglas Stuart ise 2020’de ödülü aldı. Elizabeth Strout ise daha önce iki kez Booker seçkisinde yer aldı.
 
Böylece altı isim arasında Booker deneyimi bulunan üç yazar var. M. John Harrison daha önce jüri üyeliği yaptı; Luke Kennard, Rebecca Perry ve diğer iki isim ise bu yıl ilk kez kısa listeye giriyor. Rebecca Perry aynı zamanda tek ilk roman yazarı. Kısa listedeki yazarlar İngiltere, İskoçya, Jamaika ve ABD'yi temsil ediyor.
 
Bağımsız yayınevleri de yarışta
 
Altı kitabın yayınevleri arasında büyük uluslararası grupların yanı sıra bağımsız yayınevleri de bulunuyor. M. John Harrison’ın “The End of Everything”i Profile Books’un Serpent’s Tail markasından, Rebecca Perry’nin “May We Feed the King’” ise Granta’dan yayımlandı.
 
Diğer dört kitap büyük yayınevlerinin farklı markalarından geliyor: Marlon James’in “The Disappearers”ı Penguin Random House bünyesindeki Hamish Hamilton tarafından, Elizabeth Strout’un “The Things We Never Say”i aynı grubun Viking markasından, Douglas Stuart’ın “John of John”u Pan Macmillan’ın Picador markasından, Luke Kennard’ın “Black Bag”i ise Hachette’in John Murray markasından yayımlandı. “Serpent’s Tail” dördüncü kez Booker Kısa Liste’ye girerken Granta daha önce altı Booker finalist kitabı yayımladı; bunlardan biri 2013 ödüllü Eleanor Catton imzalı “The Luminaries” oldu.
 
Son söz 9 Kasım’da
 
1969’da İngiltere’de kurulan Booker Prize, başlangıçta İngiliz Milletler Topluluğu ülkelerinden yazarlara açıkken bugün köken veya uyruğa bakılmaksızın, İngilizce yazılmış ve İngiltere ile İrlanda’da yayımlanmış kurmaca eserlere veriliyor. İlk ödül, 1969’da “Something to Answer For” adlı romanıyla P.H. Newby’ye verildi. Aradan geçen 57 yılda V.S. Naipaul, Iris Murdoch, William Golding, Margaret Atwood, Salman Rushdie, Bernardine Evaristo ve Hilary Mantel gibi yazarlar Booker’ın kazananları arasında yer aldı.
 
2026 seçkisinin başlangıç noktası 163 başvuruydu. 28 Temmuz’da açıklanan 13 kitaplık Uzun Listenin ardından 22 Eylül’de Kısa Liste altı romana indirildi. Kazanan, 9 Kasım Pazartesi günü Londra’daki Old Billingsgate’de düzenlenecek törende açıklanacak. Birinci seçilen romanın yazarı 50 bin sterlin kazanırken kısa listedeki diğer beş yazarın her birine 2 bin 500 sterlin verilecek.
 
Ödül töreninden bir gün önce, 8 Kasım’da kısa listedeki yazarların katılımıyla Southbank Centre’ın Queen Elizabeth Hall salonunda kitap okumaları ve söyleşiler düzenlenecek. Kazanan yazar ise 12 Kasım’da Newcastle’da, ödülün ardından haftadaki ilk ve tek halka açık etkinliğine katılacak.
2026 Booker seçkisi, farklı dönemleri, coğrafyaları ve anlatı biçimlerini aynı listede buluşturuyor. 9 Kasım gecesi ise bu altı romandan biri Booker Prize tarihindeki yerini alacak.
 
Etiketler: Booker  edebiyat  roman