Bosphorus Swing Festival 2026
İstanbul, dünyanın dört bir yanından dansçıları buluşturan Bosphorus Swing Festival ile Lindy Hop’un küresel ruhuna ev sahipliği yapıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Mart ayının son günlerinde İstanbul, bir kez daha cazın ritmi ve swing dansının özgür ruhuyla dolmaya hazırlanıyor. 26-29 Mart tarihleri arasında düzenlenecek Bosphorus Swing Festival, dünyanın dört bir yanından dansçıları, müzisyenleri ve caz tutkunlarını aynı sahnede buluşturacak uluslararası bir Lindy Hop ve caz dansı festivali olarak İstanbul’un kültürel takviminde giderek daha güçlü bir yer edinmiş durumda. Organizasyon, İstanbul merkezli swing dans topluluğu Swing Planet tarafından hayata geçiriliyor ve yalnızca bir dans etkinliği değil; kökleri Harlem’in caz kulüplerine uzanan bir kültürün günümüzde nasıl yaşadığını gösteren canlı bir buluşma noktası olmayı hedefliyor.
Festival, İstanbul’un merkezindeki Dedeman Istanbul Gayrettepe’de gerçekleşecek. Geniş balo salonları, farklı atölye alanları ve geceleri dans pistine dönüşen atmosferiyle mekân, festivalin sosyal ve sanatsal dinamiğini aynı çatı altında topluyor. Gün boyunca atölyeler, söyleşiler ve yarışmalar düzenlenirken, akşamları sahne canlı orkestralara ve DJ setlerine bırakılıyor.
Swing kültürünün İstanbul’daki küresel sahnesi
Bosphorus Swing Festival’in temel amacı yalnızca dans öğretmek değil; swing kültürünün tarihini, müziğini ve topluluk ruhunu yeni kuşaklara aktarmak. Bu nedenle festival programı sadece derslerden oluşmuyor. Katılımcılar doğaçlama yarışmalarından sahne performanslarına, sosyal dans gecelerinden canlı konserlere kadar swing dünyasının farklı boyutlarını deneyimleme fırsatı buluyor.
Swing dansının kökenleri 1930’ların Harlem’ine, özellikle de efsanevi Savoy Ballroom’una uzanıyor. Bu salon, Lindy Hop’un doğduğu ve caz müziğiyle birlikte geliştiği yer olarak kabul ediliyor. Festivalin ruhu da tam olarak bu tarihsel mirası yaşatmak üzerine kurulu: doğaçlama, topluluk ve müziğe anlık tepki.
Uluslararası eğitmen kadrosu
Festival kapsamında ders verecek dans eğitmenleri, swing dansının farklı coğrafyalarda gelişen yorumlarını ve teknik yaklaşımlarını temsil eden uluslararası bir kadroyu bir araya getiriyor. Lindy Hop ve vernacular jazz geleneğinin tarihsel köklerinden beslenen isimler, performans sahnesindeki deneyimlerini ve pedagojik birikimlerini atölyelerde katılımcılarla paylaşacak.
Caleb Teicher, Hannah Lane, Timothy Christopher, Alexandre McCormack, Jill De Muelenaere, Alice Mei, Francesc Bujosa, Moe Sakan, Vincenzo Fesi, Pamela Gaizutyte, Charlotte Middlemiss, Joseph Sewell, Marta Chamosa, Pedro Vieira, Eun Jung Kim, Han Su Kim, Sonia Kutishcheva, Yavor Kunchev, Danka Vyroubalova, Sirom Cazzolli, Majda Stanojevic, Hanna Yanello, Kyler McKessy, Daniel Savage, Nii Attoh-Okine’den oluşan uluslararası kadro müzikalite, partner iletişimi, ritim duygusu ve doğaçlama üzerine yoğunlaşan derslerle festivalin eğitim programına yön verecek.
Caleb Teicher
Sunucu, DJ’ler ve topluluğun ritmi
Festivalin sahne enerjisini yöneten isim ise Bulgaristan’dan gelen sunucu Damyan Naydenov. Swing sahnesinde ‘MC Jimmy’ lakabıyla tanınan Naydenov, on yılı aşkın süredir dans festivallerinde öğretmenlikten organizasyona, DJ’likten sunuculuğa kadar birçok farklı rol üstlenmiş bir isim. Uluslararası swing topluluğunda özellikle pozitif enerjisi ve sahne hakimiyetiyle tanınıyor. Dans pistindeki coşkuyu seyirciye aktarmayı bilen sunucuların başında geliyor.
Festivalin gece hayatını şekillendiren DJ kadrosu da oldukça renkli. Brezilya kökenli DJ Marina Alves, gençliğinden beri caz müziğine duyduğu ilgi sayesinde Güney Amerika’dan Avrupa’ya uzanan swing etkinliklerinde tanınan bir isim haline geldi.
Londra merkezli DJ Pablo, özellikle tenor saksofon ustaları ve swing davulcularından ilham alan setleriyle biliniyor.
Almanya’da yaşayan DJ Aaron ise dans pistinin enerjisini sürekli hareket halinde tutan groove odaklı seçkileriyle Avrupa’daki büyük swing etkinliklerinin aranan DJ’lerinden biri.
Viyana sahnesinden DJ Hanna Yanello, Kansas City caz geleneğine duyduğu özel ilgiyle tanınıyor; güçlü üflemeli bölümlerinin dans pistinde yarattığı etkiyi ustalıkla kullanıyor.
Türkiye’den DJ "JJ" Ceyhan, klasik swing repertuvarını Rhythm & Blues ile harmanlayarak gece boyunca temposu düşmeyen setler hazırlıyor.
Çin ve ABD sahnelerinde deneyim kazanmış DJ Yulai ise nadir kayıtlar ve klasik swing parçalarını bir araya getirerek müzikal çeşitlilik sunuyor.
Almanya merkezli DJ Lukas ise orta tempolu groove parçalarıyla dansçıların akışını sürdüren bir isim olarak biliniyor.
DJ Lukas
Canlı müzik festivalin kalbi
Festival gecelerinin merkezinde canlı müzik yer alıyor. Bu yıl sahneye çıkacak ana grup, Barselona çıkışlı swing ve Rhythm & Blues topluluğu Martín Burguez & His Rhythm Combo.
Grubun lideri gitarist ve vokalist Martín Burguez, 1940’ların swing gitar stilini modern yorumlarla yeniden canlandıran müzisyenlerden biri olarak tanınıyor. Burguez’in müzikal dili, özellikle elektrik caz gitarının öncülerinden Charlie Christian’ın mirasına dayanıyor.
Martin Burguez & His Rhythm Combo
Grubun repertuvarı, swing çağının büyük isimlerinden Count Basie, Cab Calloway ve Fats Waller gibi efsanelerin müziğinden ilham alıyor. Aynı zamanda Jump Blues ve erken dönem Rhythm & Blues sanatçılarının repertuvarını da sahneye taşıyorlar. “Stompin’ the Beat” adını verdikleri özel konser programı, özellikle Lindy Hop dansçıları için tasarlanmış bir sahne deneyimi sunuyor.
Grubun kadrosunda kontrbasta Oriol Fontanals, davulda Arnau Julià, bariton saksafonda Pere Miró, tenor saksafonda Arnaud Desprez ve piyanoda Alberto Burguez yer alıyor. Grup, swing döneminin enerjisini korurken modern caz dinleyicisinin beklentilerine de cevap veren bir düzenleme anlayışıyla çalışıyor.
Festivalin açılış gecesinde ise İstanbul caz sahnesinden Jazz Matiz sahne alacak. Topluluğun çekirdeğini vokal ve gitarda Mesut Ahmet Demir, saksafonlarda Tugay Genç, basta Deniz Tanyeli ve davulda Murat Gürgen oluşturuyor. Grup, klasik swing repertuvarını modern caz yorumlarıyla harmanlayan performanslarıyla biliniyor.
Jazz Matiz
Rekabet, doğaçlama ve dansın saf hali
Festivalin önemli bölümlerinden biri de yarışmalar.
Lindy Hop kültüründe doğaçlama büyük önem taşıdığı için ‘Mix & Match’ formatı özellikle dikkat çekiyor. Dansçılar rastgele eşleşerek sahneye çıkıyor ve anlık müzikal yorumlarıyla jüriyi etkilemeye çalışıyor.
Deneyimli dansçılar için düzenlenen ‘Advanced Mix & Match’ kategorisi, teknik ustalık ile müzikal zekânın birleştiği bir alan yaratıyor.
‘Strictly Lindy’ kategorisinde ise önceden belirlenmiş partnerler koreografi ve uyumlarını sergiliyor. Festivalin son gününde düzenlenen Solo Jazz yarışması ise bireysel yaratıcılığın en güçlü şekilde ortaya çıktığı bölüm olarak öne çıkıyor.
Kültürler arası bir dans buluşması
Bosphorus Swing Festival, birkaç yıl içinde yalnızca bir dans etkinliği olmaktan çıkıp uluslararası swing topluluğunun buluşma noktalarından biri haline geldi. Avrupa, Amerika ve Asya’dan gelen dansçılar için İstanbul hem tarihsel atmosferi hem de kültürel çeşitliliği sayesinde benzersiz bir sahne sunuyor.
Cazın doğduğu şehir New Orleans ile Harlem’in dans salonlarından başlayan hikâye, bugün Boğaz kıyısında yeniden hayat buluyor. Müziğin ritmi değişse de swing kültürünün temel fikri aynı kalıyor: insanların bir araya gelmesi, doğaçlama yapması ve müzikle birlikte hareket etmesi.
26-29 Mart 2026’da İstanbul’da gerçekleşecek Bosphorus Swing Festival de tam olarak bu fikri kutlayan bir buluşma olacak. Dans pistinde atılan her adım, aslında yüz yıl önce Harlem’de başlayan hikâyenin bugün hâlâ devam ettiğini hatırlatacak.


