Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Bozcaada’da yeryüzünün hikâyeleri perdeye taşınıyor

Bozcaada’da yeryüzünün hikâyeleri perdeye taşınıyor

Bozcaada’da yeryüzünün hikâyeleri perdeye taşınıyor08 Ekim 2026 - 05:10
Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali BIFED, 13. yılında 90 ülkeden gelen 600’ü aşkın başvuru arasından seçilen 44 filmi ücretsiz olarak izleyiciyle buluşturuyor. 7-11 Ekim tarihleri arasındaki festivalde filmlerin yanı sıra söyleşiler, atölyeler, sergiler ve ada buluşmaları düzenleniyor. Bu yılın odağında ise ekolojik kayıplara yol açan kararlar ve sonuçlarını yaşayanlar var.

 

 

Suzan Somalı Sönmez

ssomalisonmez@gmail.com

 

Bozcaada, Türk sinemasının hafızasında yalnızca bir ada manzarası olarak yer almıyor. Yeşilçam yıllarından günümüze farklı yapımların mekânlarından biri olan Bozcaada, beyazperdede kimi zaman bir yaz hikâyesinin, kimi zaman bir ayrılığın, kimi zaman da gündelik hayatın fonuna dönüştü. 2014’ten bu yana ise adanın sinemayla kurduğu ilişkiye farklı bir başlık eşlik ediyor: Ekoloji. Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali BIFED, 13 yıldır dünyanın farklı coğrafyalarından doğa, insan, toplum ve kültür ilişkisini anlatan belgeselleri adada bir araya getiriyor.,

13. Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali, 7 Ekim’de Bozcaada Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlenen açılış töreniyle başladı. 14 ülkeden yönetmen, konuk ve ada sakinlerinin katıldığı törende BIFED Etkinlik Koordinatörü Nigâr Mat, Bozcaada Belediye Başkanı Yahya Göztepe ve BIFED Kurucu Direktörü Petra Holzer konuştu.

 

 

 

 

 

BIFED Kurucu Direktörü Petra Holzer

Bu yıl ‘hesap verme sorumluluğu’ temasıyla düzenlenen festivalde çevresel kayıpların yanı sıra bu kayıplara yol açan kararlar ve sonuçlarından etkilenen topluluklar gündeme taşınıyor. Nigâr Mat, belgeselin görünmez bırakılmak istenen meseleleri görünür kılarak onları birer soruya dönüştürdüğünü vurgularken, Yahya Göztepe Bozcaada’nın geleceğinin bugün alınan kararların yarattığı sonuçlarla şekilleneceğine dikkat çekti. Petra Holzer ise 13. kez gerçekleştirilen festivalin hazırlanması için zorlu bir sürecin geride bırakıldığını belirterek programın doğayı, iklimi ve yaşam alanlarını olumsuz etkileyen projelerin sonuçlarını görünür kıldığını söyledi.

11 Ekim’e kadar sürecek festivalde Uluslararası Yarışma’da 10, Gaia Öğrenci Yarışması’nda 7, Panorama’da 15 ve Özel Gösterim’de 12 olmak üzere bu yıl 90 ülkeden gelen 600’ü aşkın başvuru arasından seçilen toplam 44 film gösterilecek. Halk Eğitim Merkezi ve Salhane’deki gösterimlere yönetmen söyleşileri, atölyeler, buluşmalar ve bir sergi de programa eşlik edecek. Festivalin tüm gösterim ve etkinlikleri halka açık ve ücretsiz.

BIFED’in 2026 Programı, çevresel kayıpları yalnızca sonuçları üzerinden ele almıyor. Festival; su, toprak ve biyoçeşitliliğin yanı sıra emek, eşitsizlik, zorunlu göç, savaş ve yaşam alanlarının kaybını da ekolojik meselenin parçası olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın merkezinde ise kararların nasıl alındığı ve sonuçlarının kimler tarafından taşındığı sorusu bulunuyor.

BIFED Kurucu Direktörü Petra Holzer, 13 yıldır Bozcaada’da sürdürülen festivalin kolektif emeğe dayandığını vurgularken BIFED’in yalnızca film izlenen bir etkinlik olmadığını belirtiyor. Holzer, bu yıl “Kararları kimler aldı, sonuçlarından kimler etkileniyor?” sorusunu gündeme taşıdıklarını söylüyor.

44 film, farklı coğrafyalardan 44 tanıklık

Festivalin 44 filmlik seçkisi dört bölümden oluşuyor. ‘Uluslararası Yarışma’da yer alan 10 film, ‘Fethi Kayaalp Büyük Ödülü’ ile ‘Madam Melpo Ödülü’ için yarışıyor. Öğrenci filmlerinin yer aldığı ‘Gaia Öğrenci Yarışması’nda yedi film bulunuyor. ‘Panorama’ bölümü farklı coğrafyalardan insan ve doğa hikâyelerini bir araya getiren 15 filmden oluşurken ‘Özel Gösterim’ bölümünde 12 film yer alıyor.

‘Özel Gösterim’ seçkisinin bir bölümünde Brezilya’nın yerli seslerine odaklanan filmler bulunuyor. Hindistan’daki ALT-EFF, All Living Things Environmental Film Festival, iş birliğiyle ekolojik belgeseller programa dahil edilirken Sicilya’daki SiciliAmbiente ile sürdürülen ada iş birliği de seçkiye yansıyor.

‘Uluslararası Yarışma’da Jacqueline Zünd’ün “Sıcak”ı, Yeşim Ustaoğlu ve Selen Heinz’ın “Kuru Taşın Başı”, Jérôme le Maire’in “Güneşin Bedeli”, “Yeşil Çöl”, Fany de la Chica’nın “Zeytinlikler Arasında Zaman, Didy, Claudia Neubern imzalı Rio Doce’yi Özlemek, Daniel Kötter’in Kukata Miti”, “Monikondee” ve Evrim İnci’nin “Gelgit” filmleri yer alıyor.

‘Gaia Öğrenci Yarışması’nda ise Tereza Smetanová’nın “Deniz Körlüğü”, Violeta Mora’nın “Zifirî Karanlık”, Lucia Lambarri Barberis’in “Buzullar Erirken Yürüyorum”, Crispin Yanisi’nin “Tilapia”, “M...'nın Balıkçıları”, Bedirhan Topcu’nun “Oltada Kılçıkı” ve Ayşenur Sülün’ün “Hayalet Ağları” izleyiciyle buluşacak.

‘Panorama’ bölümünde “Beyaz Ağıt”, Richard Ladkani’nin “Yanuni”, Eliana Otta’nın “Tehlike Altındaki Dünyalarda Yürümek ve Şarkı Söylemek,” Aslı Akdağ’ın “Arayış”ı ve İlkay Nişancı’nın “Yavaş Ölümü”nün de aralarında bulunduğu 15 film bulunuyor.

“Özel Gösterim” bölümünde ise Brezilya’nın yerli seslerine ayrılan seçkide “Rüya Ağacı”, “Düşünen Bir Kadın” ve “Timbó ile Balık Avı” gösterilecek. ALT-EFF iş birliğiyle “Kilometrelerce Uzak”, “Sundari’nin Kayıp Şarkıları”, Ben Zanskar’ım” ve “Atık ve Şehir - Mavallipura Çöplüğünün Hikâyesi” programa giriyor. SiciliAmbiente iş birliği kapsamında “Sis Yiyiciler” ve “Halkın Gücü” gösterilirken Türkiye’den “Aksona: Mavinin İsimsiz Kahramanları”, “Yaşamaya Mecbursun!” ve “Kardeş Türküler ile 30 Yıl” da özel gösterimler arasında yer alıyor.

Yusufeli’nin hafızasından Karaburun’un keçilerine

Festivalin Türkiye yapımları, insanın yaşadığı toprakla kurduğu ilişkinin farklı biçimlerine odaklanıyor. ‘Uluslararası Yarışma’da yer alan “Kuru Taşın Başı”, Yeşim Ustaoğlu ve Selen Heinz imzasını taşıyor. Dünya prömiyerini Mart 2026’da Selanik Uluslararası Belgesel Festivali’nde yapan film, Yusufeli Barajı nedeniyle yerinden edilen insanların toprakları, geçim kaynakları ve hafızalarıyla ilişkisini izliyor.

Kuzeydoğu Anadolu’da Çoruh Nehri çevresinde yüzyıllardır yaşayan köylüler, çiftçiler, arıcılar ve zanaatkârların hayatlarına odaklanan filmde Kezban, Serhat ve Mahmut’un hikâyeleri üzerinden büyük bir baraj projesinin ardından değişen yaşam koşulları takip ediliyor. Suyun ve toprağın yerini betonun ve yeni yaşam alanlarının aldığı dönüşüm, kişisel hikâyeler üzerinden aktarılıyor.

Filmin ortak yönetmeni ve görüntü yönetmeni Selen Heinz kısa filmleri, belgeselleri ve müzik videolarıyla Raindance Film Festivali, Ars Electronica ve Vienna International Film Festival gibi uluslararası organizasyonlarda yer aldı. Fotoğraf ve resim çalışmaları Viyana, Southampton, Londra ve Paris’te sergilenen Heinz’ın Kuru Taşın Başı, Yeşim Ustaoğlu ile gerçekleştirdiği ilk uzun metrajlı belgesel çalışması.

Evrim İnci’nin “Gelgit” filmi ise Karaburun yakınlarındaki bir adada yaşayan keçiler üzerinden başka bir insan-hayvan ilişkisine bakıyor. Sahipleri öldükten sonra adada mahsur kalan keçilere 1997’den bu yana neredeyse her gün kayığıyla su taşıyan Mustafa Simavlı’nın hikâyesi filmin merkezinde. Simavlı’nın hastalığı nedeniyle hayvanlara yaptığı son su yolculuğu da filmin parçası.

1992’de İzmir’de doğan Evrim İnci, Yaşar Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü’nden fakülte birincisi olarak mezun oldu. Dokuz Eylül Üniversitesi Film Tasarımı yüksek lisansını “Doğa Filmlerinde İnsan Temsili ve Sunumu” başlıklı teziyle tamamladı. 2019-2023 yılları arasında TRT Belgesel’de uygulayıcı yapımcı ve yönetmen olarak çalışan İnci, 2024’ten itibaren bağımsız film çalışmalarını sürdürüyor.

 

 

 

 

Görünen görüntünün ardında kalanlar

Festivalin 2026 afişi de bu yılki yaklaşımı kendi diliyle anlatıyor. Sanatçı ve tasarımcı Seda Portakal’ın hazırladığı çalışma, Bozcaada fotoğrafının üzerine gerçek iplikle işlenmiş bir nakıştan oluşuyor. Nakışın ön yüzündeki düzen ile arka tarafta ortaya çıkan düğümler birbirinden farklı iki görüntü yaratıyor.

Afişin bu iki yüzü, yapılan bir müdahalenin yalnızca görünen sonucundan ibaret olmadığını hatırlatan bir görsel yapı oluşturuyor. Ön tarafta düzenli bir yüzey görülürken arka taraftaki düğümler ve bağlantılar müdahalenin geride bıraktığı izleri gösteriyor. Portakal, festivalin görsel tasarımının yanı sıra ödül, festival çantası ve katalog tasarımlarında da görev alıyor.

Sinema salondan çıkıp adaya yayılıyor

BIFED’in programı bu yıl da film gösterimleriyle sınırlı kalmıyor. Alper Maral’ın “Ses Ekolojisinin İzinde Duyusal Tasarım” çalışması, ses ile çevre arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Ses manzarası, ses yerleştirmesi, çevresel sesler ve ses heykeli gibi üretim biçimlerinin ele alınacağı çalışmada katılımcılar çevrelerindeki sesleri kaydetme, seçme ve bir araya getirme yöntemlerini deneyimleyecek. Ortaya çıkan çalışmalar ses manzarası, ses belgeseli ya da ‘kulak sineması’ biçiminde değerlendirilebilecek.

Selçuk Gürışık’ın “Malzemenin Devamı” sergisi de festivalin film dışı programının bir başka bölümünü oluşturuyor. Üretimden geriye kalan kumaş, lif ve farklı yüzeylerin yeniden değerlendirilmesine odaklanan sergiye sanatçı buluşması eşlik ediyor. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde mimarlık eğitimi alan, Central Saint Martins’te sanat ve tasarım alanında doktora yapan Gürışık, kırk yılı aşan üretiminde keçe, lif ve farklı yüzeyleri kültürel bellek, dönüşüm ve yeniden kullanım ekseninde ele aldı. İstanbul Topkapı Sarayı’nın yanı sıra New York, Londra ve Milano’da elyaf sanatı ve Anadolu keçeciliği üzerine sergiler gerçekleştiren Gürışık, gösteri sanatları, sinema ve dans projelerinde de dekor, kostüm tasarımı ve sanat yönetmenliği yaptı.

Neslihan Acar’ın “Emeğin Ekolojisi” ve “İş, Sağlık ve Yaşam Hakkı” başlıklı buluşmaları ise ekoloji ile çalışma hayatı arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Acar, gemi söküm işçilerinin çalışma koşulları ve Dilovası’ndaki kirlilik başta olmak üzere iş, sağlık ve yaşam hakkını çalışanların deneyimleri üzerinden ele alacak.

Lalehan Öcal’ın “Kolektif Film Okuma Atölyesi”, filmlere birlikte bakmanın ve onları ortak bir tartışma içinde değerlendirmenin yollarını araştıracak.

Kenan Kahya ve Yırcalı kadınların katılımıyla gerçekleştirilecek “Mukufluk” buluşmasında ise ekoloji mücadelelerinde müşterek emek ve toplumsal bellek ele alınacak. Buluşmanın arka planında 2014’te Soma’nın Yırca Köyü’nde yapılmak istenen termik santrale karşı 6 bin 600 zeytin ağacının kesilmesiyle başlayan ve Türkiye’deki ekoloji hareketinin simge direnişlerinden birine dönüşen mücadele bulunuyor. Yırcalı kadınların direniş sonrasında ortak üretime yönelmesi ve bu deneyimin Mukufluk kitabında ele alınması buluşmanın başlıkları arasında. Ege ve Akdeniz’de kullanılan “mukuf” sözcüğü ise bilen, farkında olan, izleyen ve tanık olan anlamlarını taşıyor.

Prof. Dr. Turan Takaoğlu’nun “Arkeoloji ve Ekoloji: Aynı Sorular, Farklı Zamanlar” buluşmasında katılımcılar adadaki arkeolojik alanlardan birini gezecek. Ümit Hamlacıbaşı’nın duyusal ekoloji yürüyüşü de programda yer alıyor. Duyusal antropolog, yemek kültürü araştırmacısı ve yazar olan Hamlacıbaşı, Bozcaada’nın yemek kültürünü belgeleyen “Kala Afiyet” kitabının yazarı. Doktora araştırmasında İstanbul Kapalıçarşı’nın duyusal deneyimlerini ve mekânsal pratiklerini inceleyen Hamlacıbaşı’nın yürüyüşü, adayı farklı duyular üzerinden deneyimlemeye odaklanıyor.

Bir festivalden fazlasını kuran kolektif emek

BIFED’in 13 yıllık hikâyesinin önemli bir bölümü, festival programında adı görünmeyen bir emeğe dayanıyor. Konuklara kapılarını açanlar, yemek hazırlayanlar, ulaşımı sağlayanlar, mekânlarını paylaşanlar, gönüllüler, teknik ekipler ve yıllardır maddi ya da manevi katkı sunanlar festivalin sürdürülebilmesini sağlayan yapının parçaları.

Festivalin en önemli desteklerinden biri de kuruluşundan bu yana BIFED’i sahiplenen Bozcaada halkı. Organizasyon, Bozcaada Belediyesi’nin ev sahipliğinde; Avusturya Kültür Forumu, Goethe-Institut İstanbul, Fransız Kültür Merkezi İzmir, Brezilya Konsolosluğu, Hindistan Konsolosluğu ve yerel işletmelerin desteğiyle gerçekleştiriliyor. Rengigül Konukevi, Aral Tatil Çiftliği, Bağ Badem Konukevi, Nefesada, Delos ve Alesta Oteli de festivale katkı sağlayan yerel işletmeler arasında.

2026, BIFED açısından ekonomik olarak kolay bir yıl değil. Festivale katkı sağlayan önemli desteklerin sona ermesi, organizasyonu tarihinin en zor dönemlerinden biriyle karşı karşıya bıraktı. Festival buna rağmen 13 yıldır kendisini ayakta tutan dayanışma ağıyla yoluna devam ediyor. BIFED’in bugüne kadar oluşturduğu topluluk, bu devamlılığın temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Festival yönetmenliğini Petra Holzer, koordinatörlüğünü ise Ethem Özgüven yürütüyor. Belgesel yönetmeni ve yapımcı Ethem Özgüven aynı zamanda İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde görev yapıyor. BIFED’in organizasyonu gönüllülük ve kolektif emeğe dayanıyor. Festival, Green Film Network’ün de üyesi.

Bozcaada’dan Akdeniz’e uzanan ağ

BIFED’in Bozcaada’daki deneyimi farklı adalarda kurulan buluşmalara da taşınıyor. Adalar, iklim krizinin ve ekolojik dönüşümlerin sonuçlarının erken ve görünür biçimde yaşandığı coğrafyalar arasında bulunuyor. Festival, Bozcaada’da oluşan birikimi Türkiye’de Gökçeada ve Güney Marmara Adaları’ndan başlayarak Akdeniz’de Limnos ve Sicilya’ya uzanan bir ağ içinde paylaşıyor.

‘BIFED Film Günleri’, bu yıl Gökçeada’da üçüncü kez gerçekleştirildi. Bu çalışmaların amacı daha büyük bir festival oluşturmak değil; farklı adalarda birbirinden öğrenen, yerel ölçekte kurulabilen ve ortak deneyimlerin paylaşılmasına imkân veren küçük ama güçlü karşılaşma alanlarını çoğaltmak.

Festivalin ödülleri de bu yaklaşımın farklı alanlarını kapsıyor. ‘Uluslararası Yarışma’ birincisine ‘Fethi Kayaalp Büyük Ödülü’, ikincisine ‘Madam Melpo Ödülü’ verilecek. ‘En İyi Müzik ve Ses Tasarımı’ için ‘İdil Schneider-Bulut Ödülü’, ‘Gaia Öğrenci Yarışması’nın kazananı için ise ‘Naci Güçhan Ödülü’ sahiplerini bulacak.

2014’te başlayan BIFED, ekolojik belgesel sinema aracılığıyla doğa, insan, toplum ve kültür arasındaki ilişkileri ele alan bağımsız bir festival olarak 13. yılına ulaştı. 7-11 Ekim tarihleri arasında Bozcaada’da kurulacak program, 44 filmin yanı sıra farklı disiplinlerden sanatçıları, akademisyenleri, araştırmacıları, aktivistleri ve ada sakinlerini aynı zeminde buluşturacak. Festivalin bu yılki sorusu ise filmlerin ve buluşmaların ortak eksenini oluşturacak: Kararları kimler alıyor, sonuçlarından kimler etkileniyor?

 

Etiketler: Bozcaada  BIFED  film