'Bu Kızdan Bi’şey Olmaz'
Jülide Özenbaş, 14 Mayıs akşamı Taksim’deki 60 m2 sahnesinde kendi hayat hikâyesini müzikle yeniden yazdığı “Bu Kızdan Bi’şey Olmaz” performansıyla dinleyici karşısına çıkıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
“Bu Kızdan Bi’şey Olmaz” biçim olarak bir konser, içerik olarak ise tek kişilik bir müzikli anlatı. Özenbaş bu sahnede yalnızca şarkılarını seslendirmiyor; çocuklukta duyduğu ve yıllar içinde zihnine yerleşen bir cümleyi -bu kızdan bir şey olmaz- alıp parçalayarak yeniden kuruyor. Bu nedenle performans, klasik bir setlist akışından ziyade şarkılar, anekdotlar ve içsel monologlar arasında gidip gelen dramatik bir yapı üzerine kuruluyor.
Yaklaşık bir buçuk saatlik anlatı yer yer ironik, yer yer kırılgan bir tonla ilerlerken dinleyiciyi hem bir müzik deneyimine hem de bir öz-farkındalık alanına davet ediyor. Özenbaş’ın sahnedeki dili, didaktik olmaktan özellikle kaçınan ama kişisel olanı kolektif bir deneyime dönüştürmeyi başaran bir anlatım biçimi.
Kurumsal hayattan sahneye
Jülide Özenbaş’ın müzikle kurduğu ilişki, klasik anlamda erken yaşta başlayan bir kariyer çizgisinden ziyade, bilinçli bir kırılma anına dayanıyor. Karadeniz Ereğli Anadolu Lisesi’nin ardından Bilkent Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olan sanatçı, uzun yıllar kurumsal hayatta çalıştıktan sonra müziğe yönelme kararı aldı. Bu geçiş, kendi iç sesini merkeze alan bir yeniden yapılanma süreciydi.
Kendi kendine gitar öğrenmesiyle başlayan bu süreç, 2012 yılında yayınladığı ilk albüm “Olduğum Gibi” ile profesyonel bir hatta taşındı. Albüm, teknik olarak sade ama duygusal olarak yoğun bir anlatı dili kurarak Özenbaş’ın sonraki üretimlerinin de temelini attı.
Özenbaş’ın diskografisi, büyük prodüksiyonlardan çok, kişisel anlatının sürekliliği üzerine kurulu bir üretim hattına işaret ediyor. 2012 tarihli “Olduğum Gibi” albümünü, 2013’te genç yaşta kaybettiğimiz moda tasarımcısı Bahar Korçan sözleriyle yazılan “Benim Şarkım”, 2015’te “Doktor” ve 2018’de yayınlanan “Yolculuk” adlı mini albüm izledi.
2020 sonrası üretiminde ise daha yoğun bir tekli formatına yöneldi. “Kimse Bilmesin” ve “Bu Şehir” (2020), “Nefes” ve “Yeni Baştan Anlatsam” (2021) gibi parçalar, içsel dönüşüm temalarını daha belirgin bir şekilde işledi. 2024’te “Kim Olursan Ol” ile devam eden bu hat, 2025’te üretim açısından belirgin bir yoğunlaşmaya ulaştı: “Yorgun Yabancı”, “Yollar Beni Çağırıyor”, “Hymn of the Ancestors”, “Eylül” ve “21 Aralık” gibi tekliler, hem dil hem de tematik çeşitlilik açısından genişleyen bir anlatı alanı sundu.
2026 yılı ise sanatçının görünürlüğünün arttığı bir dönem olarak öne çıktı. “Hep Aşktan”, “Dostum” ve “Yaşlanıyorum” gibi teklilerin yanı sıra, “Anlamazlar” ve “Bi Güneş Uyansın Önce” parçalarının Spotify EQUAL Türkiye ve editör listelerine girmesi, Özenbaş’ın bağımsız üretim hattının daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaştığını gösterdi. 26 Mayıs’ta yayınlanacak “Kalk Gidelim” ise bu üretim sürecinin güncel halkasını oluşturuyor.
Özenbaş’ın üretimi yalnızca müzikle sınırlı değil. 2015’te tamamladığı ‘Adler Koçluk Eğitimi’ ve 2021’de Christine Stevens’dan aldığı “Drum Circle Facilitation” eğitimi, sanatçının müziği kolektif bir deneyim alanı olarak kurma yaklaşımını besliyor.
Kaz Dağları’nda yürüttüğü ritim çemberleri ve grup çalışmaları ile Communitas of Art Therapy çatısı altındaki jam sessionlar, sahnedeki anlatım diliyle doğrudan ilişki kuruyor ve dinleyiciyi pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp deneyimin aktif bir parçası haline getiren bir yaklaşımı ortaya koyuyor.
İç sesin izini sürmek
Özenbaş’ın müziği, ilk dinleyişte klasik bir singer-songwriter formuna yaslanıyor gibi görünse de, yapısal olarak daha hibrit bir alanda konumlanıyor. Parçalarında melodik yapı çoğu zaman geri çekilirken, anlatının ritmi ve sözlerin iç akışı belirleyici hale geliyor; bu da yer yer ‘spoken word’ estetiğine yaklaşan bir vokal kullanımını beraberinde getiriyor. Bu yaklaşım, Neil Diamond’ın doğrudan duygusal anlatım gücüyle Bülent Ortaçgil’in içe dönük, gündelik dil üzerinden kurduğu düşünsel derinlik arasında bir hat kuruyor. Ancak Özenbaş’ı bu iki referanstan ayıran nokta, şarkıyı yalnızca bir ifade aracı olarak değil, aynı zamanda bir çözümleme alanı olarak kullanması yani anlatının dışa dönük bir hikâye anlatımından çok, içsel bir yüzleşme sürecine dönüşmesi. Bu nedenle sanatçının müziği form olarak sade ama içerik olarak katmanlı, teknik olarak minimal ama duygusal olarak yoğun bir yapı sergiliyor.
“Hymn of the Ancestors”
“Hymn of the Ancestors”, Jülide Özenbaş’ın müzikal dilinde belirgin bir kırılma noktası olarak okunabilecek parçalardan. Sanat Terapisti ve “Sanat Bilmenin Bir Yoludur” kitabının yazarı Dr. Pat B. Allen’ın İngilizce sözleri ve Özenbaş’ın bestesiyle ortaya çıkan parçada sanatçının daha yerel ve kişisel anlatılarla kurduğu önceki çizgiden çıkarak daha evrensel, hatta ritüelistik bir ifade alanına yöneldiği görülüyor. Parçada vokal, klasik şarkı söyleme biçiminden ziyade tekrarlar ve tonlamalar üzerinden ilerleyen bir çağrı-yanıt hissi yaratıyor; bu da eseri yer yer ‘spoken word’ estetiğine yaklaştırsa da tamamen o forma teslim etmiyor. “Hymn of the Ancestors”, Özenbaş’ın müziğinde hikâye anlatımının bireysel olandan kolektif hafızaya doğru genişlediği, minimal düzenlemeler içinde güçlü bir atmosfer kurmayı hedefleyen bir çalışma olarak öne çıkıyor.
Kolektif üretim
Özenbaş’ın son dönemdeki sahne görünürlüğünde Sisters Music Chain önemli bir rol oynuyor. Sisters Music Chain, Türkiye’de kadın müzisyenleri görünür kılmayı ve birbirleriyle dayanışma içinde üretim yapmalarını amaçlayan bağımsız bir müzik kolektifi olarak konumlanıyor. Klasik bir menajerlik ya da prodüksiyon yapısından ziyade, daha yatay ilişkilerle işleyen bir ağ modeli üzerine kurulu SMC’de sanatçılar birbirlerinin üretim süreçlerine temas eden, destek veren bir topluluğun parçası.
Kolektifin düzenlediği konserler ve etkinlikler genellikle alternatif sahnelerde gerçekleşiyor ve ana akımın dışında kalan, kendi dilini kurmaya çalışan müzisyenler için önemli bir görünürlük alanı yaratıyor. Özellikle solo üretim yapan, kendi sözünü yazan ve sahneye taşıyan kadın sanatçılar için bir tür ‘güvenli üretim alanı’ işlevi görüyor.
Jülide Özenbaş gibi isimler açısından Sisters Music Chain, yalnızca bir sahne değil aynı zamanda anlatılarını doğrudan, filtrelenmeden kurabildikleri bir bağlam sunuyor. Bu da kolektifi, Türkiye’de bağımsız müzik sahnesinin alternatif damarlarından biri haline getiriyor.
Nitekim Özenbaş’ın Sisters Music Chain etkinliklerinde sergilediği performanslar, sahne hâkimiyetiyle birlikte boğuk ve derinden gelen vokal karakterini, duygusal aktarımı merkeze alan yorumuyla birleştirerek özgün müzikal dilini daha görünür kıldı; aynı zamanda güçlü bir canlı performans yorumcusu olduğunu da açık biçimde ortaya koydu.
60 m²’de yakın mesafe performans
14 Mayıs akşamı saat 20.00 itibarıyla Taksim 60 m2 sahnesinde gerçekleşecek performans, Özenbaş’ın bugüne kadar kurduğu tüm bu üretim hattını yoğunlaştırılmış bir formda sunacak. Büyük sahnelerden ziyade yakın mesafeli mekânları tercih eden sanatçı için bu tür alanlar, anlatının doğrudan kurulabildiği, filtresiz bir iletişim zemini anlamına geliyor.
Hayallerinin peşinden gitmek isteyen bir kadının kişisel hikâyesinden yola çıkan “Bu Kızdan Bi’şey Olmaz”; Jülide Özenbaş’ın yaşam yolculuğunu şarkıları aracılığıyla sahneye taşıdığı, müzikle anlatının iç içe geçtiği tek kişilik bir performans olarak şekilleniyor. Sanatçı, çocukluğundan itibaren sıkça duyduğu ve zamanla içselleştirerek hayatındaki kırılmaları etkileyen ‘bu kızdan bir şey olmaz’ cümlesini merkeze alarak, bu ifadenin yarattığı izleri espri ve müzikle yeniden kuruyor. İç sesini dinleyerek yeniden hayal kurmayı seçtiği bu anlatıda şarkılar ve kişisel hikâyeler birbirine eklemleniyor; ortaya hem duygusal hem de yer yer ironik bir sahne dili çıkıyor.
Yaklaşık bir buçuk saatlik bu müzikli sohbet, izleyiciyi kendi deneyimleriyle yüzleşmeye davet eden samimi ve doğrudan bir anlatım kurarken, aynı zamanda yıllarca bastırılmış bir cümlenin sahnede yeniden kurulması üzerinden bireysel bir hesaplaşmayı kolektif bir deneyim alanına dönüştürüyor.
Etiketler: Milliyet Sanat Jülide Özenbaş Bu Kızdan Bi’şey Olmaz Taksim


