Buray ile “Buzlu Cam” üzerine…
2025 yazına damgasını vuran yeni şarkısı “Buzlu Cam” ile yazın en melankolik ama bir o kadar da içten melodilerinden birine imza atan Buray, müziğin iyileştirici gücünü, yeni projelerini ve sahnede yarattığı büyülü atmosferi Milliyet Sanat’a anlattı.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
"Buzlu Cam" çok taze bir parça. Bu şarkının hikâyesi nasıl ortaya çıktı? Yazarken sizi en çok etkileyen duygu neydi?
Emrah’tan ilk demosu geldiğinde Brezilya ritimli hazır yapılmış bir beat üzerine hızlıca hazırlanmış, maksat fikir vermek amaçlı bir demoydu. O şekilde bile ilk duyumda etkilenmiştim. “Sebebi şu hırçın rüzgâr, sebebi sensiz koltuklar… “Tam da o anda bahçede hışır hışır sallanan yapraklar ve kanepede tek başıma uzanmışım. Bu bana bir işaret gibi geldi…
Sözler ve sound oldukça melankolik. "Buzlu Cam" ile vermek istediğiniz mesaj neydi?
Buzlu cama yazı yazmak nasıldır bilirsiniz. Bir dakika sonra silinir, sadece puslu bir izi kalır. Birine okutmak isteseniz okunmaz bile ama siz o çizgilerin nerede olduğunu bilirsiniz. Yaşadığımız aşk gibi, duygular gibi. Sonra güneş doğar, ne buz kalır ne damlalar. Her şey çabucak geçer gider, hafızalardan kaybolur. Zihninizin bir köşesinde ufak anı kırıntıları olarak bir köşede hep bekler durur.
Son dönemde hem duygusal hem daha elektronik altyapılarla ilerliyorsunuz. Bu yeni müzikal yönelim bilinçli bir değişim mi?
Elektronik müzik, kendini sürekli güncelliyor. Modern ve popüler müzikteki trend seslere biz de ayak uyduruyoruz, kendimizi güncelliyoruz. Ama siz de biliyorsunuz ki ben akustik kökenli bir müzisyenim. Gitar, piyano (hatta bağlama bile), lise orkestrasından tutun da konservatuardaki klasik müzik yıllarına kadar organik ve akustik elementler müzikal kariyerimde hep vardı, hep olacak. Ne kadar elektronik camiasıyla içli dışlı olsam da, şarkılarımın her bir remix’inde bile mutlaka bir akustik enstrüman duyacaksınız. Buzlu camdaki flamenko gitar bunun bir örneği.
2025’te dört yeni şarkı projesinden bahsetmiştiniz. Biraz ipucu verir misiniz? Özellikle yabancı dildeki şarkılar ne zaman geliyor?
O kadar çok var ki, hangisini insanlara sunacağımızı bilmiyoruz. Sadece şarkılar bitince iş bitmiyor zaten. Bu projelerin görselleri, kapak tasarımları, anlatmak istediğimiz tema ve hikayeleri o kadar çok detaylı işle uğraşıyoruz ki, biraz da gidişata göre yol alıyoruz.
Sony Music ile iş birliğiniz size nasıl bir özgürlük ve destek alanı sağladı?
Sony Music ve ekibi ile de çok planlı programlı ve ahenk içinde profesyonel bir çıkış süreci yönettik hep beraber. Hepimiz çıkan sonuçtan gayet memnunuz.
“Ne Oldu Bize” klibini Etna yanardağında çektiniz. “Buzlu Cam” da böyle çarpıcı bir hikâyeye sahip mi?
Ben, gezerken klip çekmeye bayılıyorum. Hem yeni bir yer, yeni bir kültürü yaşarken, oradaki sihirli anları da dinleyiciye aktarıyoruz. “Buzlu Cam”da hem Atina sokakları, Yunanistan’ın sıcacık kültürü hem de yapay zekayla paralel boyutta depresyondaki bir Buray’ı harmanladık. Sonuçta herkes huzura kavuşuyor.
Konserlerde sahne performansınızı sürekli yeniliyorsunuz. 10 Ağustos'ta “İstanbul Festivali’nde sahne alacaksınız, izleyiciyi neler bekliyor?
Bizim konsere gelenler biliyor. Orkestranın bir parçası gibi bir geri vokal ordusu kuruyoruz orada. İnteraktif bir şekilde konseri dinleyiciyle beraber yapıyoruz. Herkes şarkı söylüyor. Herkes sözleri ezbere biliyor. Konser sonu herkesin sesi kısılıyor. Bağımlılık yapıyor. Gelen bir daha geliyor. Deneyip görün isterseniz.
Hayranlarınızdan gelen en ilginç “Buzlu Cam” yorumu neydi?
“Buray abi, sakalları sakın uzatma. Sana yakışmıyor!”
Buray ve Sony Müzik Direktörü Özden Bora
Buray dinleyicilerine bu yaza özel bir mesajınız var mı?
Herkes yıl boyunca çok çalışıp didindi. Biraz keyif hakkımız. Herkesin tatile ihtiyacı var. Biraz müzik açıp bağıra çağıra şarkı söyleyip stres atmamız lazım. Herkes kendini güzel konserlerle mükafatlandırsın.
Dünya bir kaosun içinde. Irkçılık, faşizm ve savaşın prim yaptığı bu acayip dönemde sanatın nasıl bir katkısı olabilir? Sanatın iyileştirici gücüne inanmalı mıyız?
Bob Marley’in bir lafı vardır: “Müzik en güçlü silahtır.” Siyaseti, politikacıları susturursunuz, kapatırsınız, dinlemezsiniz ama müzik her yerden size ulaşır. Taksideki radyodan, berberdeki televizyondan, spor salonu, sokak, asansör, bir film sahnesi, sosyal medya… Her yerden girer, kulağınızın içine doğru, çıkaramazsınız. Oradaki mesaj çok önemli. Kimisi dert yanar, kalbi kanar, kimisi sokakları anlatır, kimisi eleştirir, iyileştirir, kimisi aşkı hatırlatır (mesela biz). Anlatacak çok hikâye var.
