Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Büyük Britanya ile “Ortak Duygular”

Büyük Britanya ile “Ortak Duygular”

Büyük Britanya ile “Ortak Duygular”28 Ekim 2025 - 01:10
20. yaşını kutlayan Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde 18 Ocak’a kadar izlenen “Ortak Duygular” sergisi British Council’ın sanat koleksiyonundan 30’u aşkın sanatçıyı bir araya getirdi. 1938’de kurulan British Council, yaklaşık 9000 yapıt ve 1700 sanatçılık birikimi ile halen dünyayı dolaşıyor. Kurum bu devasa koleksiyon için şu günlerde Londra’dan bir saatlik mesafede, sürpriz bir adrese de taşınma heyecanı içinde.
EVRİM ALTUĞ 
evrimaltug@gmail.com
 
Türkiye gündeminde Birleşik Krallık - İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın “Eurofighter” anlaşmasını da içeren kapsamlı başkent Ankara ziyareti yaşanırken, İstanbul Tepebaşı’nda 20. yaşını kutlayan Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, iki ülke arasındaki “Ortak Duygular”ın 20 ve 21. yüzyıla uzanan görsel kataloğunu yansıtıyor. 
 
18 Ocak 2026’ya kadar izlenecek sergi, “British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar”ı 29 Birleşik Krallık sanatçısının imzasıyla ortaya koyarken, küratörlüğünü Ulya Soley’in üstlendiği etkinlik İstanbul Birleşik Krallık Başkonsolosluğu ile mıntıka olarak da fiziken komşu haldeki müzenin ikinci işbirliği olarak, kayıtlara geçiyor. Koordinasyon ekibinde Zeynep Ögel, Begüm Akkoyunlu Ersöz ve İrem İnanç Divriş’in bulunduğu etkinlik, gerek İlayda Tunca’nın katalog, gerek sergiye işleyen grafik tasarım işçiliğiyle Yelta Köm ve ekibinin emeği de özellikle not alınacak uçuşkan ve eylemsi bir karakter yansıtıyor. 
 
 
Daha önce Grayson Perry ve Stephen Chambers gibi isimleri de başarıyla ağırlayan, “Duvarları Olmayan Müze” projesinde British Council ile çalışmış bulunan Pera Müzesi’nin Süreli Sergiler Yöneticisi Ersöz etkinliğin nasıl hazırlandığı hakkında basına ve kamuoyuna bilgi verirken (özetle) şu unsurların altını çiziyor: “Bu sergi ile aslında bir koleksiyonun hayatına ve yolculuğuna tanıklık ediyoruz. Serginin hoş ve değişik bir tasarımı var. Sergi içeriksel olarak da geçirgenliği, akışkanlığı ve aslında net olmamayı, süreç içinde değişkenliği barındırıyor. Ama bu ‘net’ net bir koleksiyon oluşturma anlamındaki bir anlayışla da epey çakışıyor. Aralarında girift bir durum var. Ama, pek çok üretim ve yeni fikirler bu gerilimden doğuyor. Sergideki eserler arasında da bu gerilimi ve akışı göreceksiniz.
 
Nitekim sergideki bir iki eserin sırtını da görebiliyoruz. Orada görünen birkaç etiket, aslında bir eserin yolculuğu ve tarihçesindeki hikâyeleri de bize anlatıyor. Biz izleyiciler, sanat tarihçileri ile bunu oldukça değerli buluruz. Çünkü bir eserin tarihçesi, kökenine inmekte zaman zaman çok zorlanırız. Ama, işte baktığımızda sergideki bu geçirgen duvarlar arkasından gördüğümüz etiketler, koleksiyonun tarihi hakkında bir ipucu veriyor, merak uyandırıyor.”
 
 
Direktör Özalp Birol’dan tarihsel referanslar 
 
Direktör Özalp Birol bu noktada British Council ile sağlamlaşan Britanya ile kültürel işbirliğinin hafızasını daha da derine indirerek, yakın geçmişteki Lure of The East” isimli sergide Tate Britain ve Yale Center for British Art ile yaptıkları işbirliğinden de gururla bahsediyor. Birol ayrıca, yine geçmişte Londra’daki Victoria and Albert Museum ile çalışarak sundukları “Masterpieces of the World Ceramics” isimli koleksiyon sergisini de anmadan edemiyor.
 
Sergi küratörü Ulya Soley ise etkinliğe dair yorumlarını yine özetle şöyle kayda geçiriyor:  “Bu koleksiyon aslında, ilk kez 2018’de British Council ile gerçekleştirdiğimiz “Duvarları Olmayan Müze” projesi kapsamında tanıştığım ve o dönem, çevrim içi biçimde yakından tanıma fırsatı bulduğum bir koleksiyondu. Aynı zamanda, Pera Müzesi ile de çeşitli sergiler üzerinden bu koleksiyon ile işbirliğimiz oldu. 
 
Bu koleksiyondaki eserlere yönelik bir sergi yapmak üzere başladığım araştırma sırasında, koleksiyona yaklaşabileceğimiz çok farklı perspektif ortaya çıktı. Yaklaşık dokuz bin eserden oluşan geniş kapsamlı bir koleksiyondu. Eser seçkisi ve konu bağlamında çok zengin olasılıklar barındırıyor. Koleksiyona zaman içinde yapılan alımlar da, zamanla ilgili dönemin politikasına dair de bir fikir veriyor. 
 
Bu sergiye hazırlanırken yaklaştığım temel soru, aslında ‘30’lardan bu yana, Birleşik Krallık’tan çıkan bir koleksiyonun, Pera Müzesi bağlamında nasıl sergilenmesi gerektiği’ şeklinde oldu. Bir diğer soru ise, ‘İçinde bulunduğu ekonomik ve siyasî ortamla beraber, dinamik bir şekilde şekillenen bir yapı olarak müze, bu koleksiyona ev sahipliği yaparken, nasıl bir rol üstlenmeli?’ şeklindeydi. 
 
 
Küratör Soley: “Sara Ahmed’in perspektifini düşündüm”
 
Bu soruları kurarken, feminist kuramcı Sara Ahmed’in perspektifini bir başlangıç noktası olarak düşündüm. Ahmed, ‘Duyguların toplumsal ilişkilerde nasıl şekillendiğini ve nesnelerden insanlara, insanlardan da birbirlerine ulaşarak, ‘yapışkan’ bir hale geldiğini anlatıyor.
 
Sergide yer alan yapıtların da bu anlamda, aslında ‘bulaşıcı potansiyeller taşıyan’ ve dolayısıyla da bir ortaklık kurmamıza da zemin hazırlayabileceğini düşündüm. 
Bu başlık bir anlamda, aslında ‘Batı felsefe tarihi boyu, mantık-duygu ikiliğinde güçsüz taraf olarak görülmüş duyguları, bu sergi ile daha güçlü bir yerden ele almak ve belki de, çok zor dönemlerden geçerken, bu ikiliği sorgulayarak, duyguları küçümsemek yerine onlara sahip çıkarak, ortak duygulara odaklanmak, bize bir yol haritası çizmekte yeterli olabilir mi?’ gibi bir motivasyonla ortaya çıkan bir başlık oldu. 
 
Sergi üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm, ‘Özeni korumak’ başlığını taşıyor. Burada, aslında müze pratiklerinde de güzelliği muhafaza etmenin imkânsızlığını vurgulamak ve bunun yerine, bu pratiklerde özeni korumaya odaklanma önerisi var. Lucian Freud, Lubaina Himid, Damien Hirst, David Hockney gibi önemli sanatçıların yapıtları bu bölümde yer alıyor. Ve aynı zamanda, sergiye girer girmez karşınıza çıkan, Anja Gallacio’nun işi, taze çiçeklerle hazırlanmış bir yerleştirme. Sergi süresince dökülüp solarak, yavaş yavaş kaybolacak. Bu bölümün işaret ettiği, eser, değer, koruma pratiklerinin ve müzelerin rolü konularıyla ile doğrudan ilişkilendiriliyor. Bu çalışma, bu anlamdaki beklentilerimizi de tersyüz ediyor. 
 
 
David Hockney “Müzedeki Adam (veya Yanlış Filmdesin”. © David Hockney. Fotoğraf: The British Council
 
Serginin ikinci bölümü, kişisel, duygusal, erişilebilir ve ilişki kurulabilir hikâyeleri paylaşan kadın, Queer ve beyaz olmayan sanatçıları, tanıdık yüzleri bir araya getiriyor. Kurumlar, sanat etrafında bir araya getirdiği topluluklarla nasıl ilgilenebilir ? Koleksiyonlar, bu perspektiften nasıl şekillenebilir ? Bu sorulara cevap arayan bir bölüm. Bu bölümde de Delaine Le Bas, Tracey Emin, Sarah Lucas gibi, yine önemli sanatçılar yer alıyor. 
 
 
Delaine Le Bas, “Kaybedecek Bir Şeyi Olmayan Bir Kadın”, 1988-2018. © Delaine Le Bas. British Council Koleksiyonu izniyle.
 
Serginin son bölümü ise, nesnelerin, koleksiyonların ve müzeler ile teknolojilerin geleceği üzerine düşünen spekülatif çalışmaları bir araya getiriyor. Burada da, ‘Koleksiyonları ve müzeleri nasıl bir gelecek bekliyor?’ ya da varlıklarını sürdürebilecekler mi, önemlerini koruyabilecekler mi, yoksa zaman içinde bunlar da, aslında işlevsiz hale mi gelecek gibi sorulara yanıt arayan bir bölüm görüyoruz. Bu bölümde, geleceği düşleyen, gelecek hayaline bakan Kate Malone, Wolfgang Tillmans, Suzanne Treister gibi sanatçıların yapıtları yer alıyor.” 
 
 
Suzanne Treister, Model Kiti No. 3.  © Suzanne Treister. British Council Koleksiyonu izniyle
 
Direktör Emma Dexter’dan Soley’e övgü dolu mesajlar
 
Pera Müzesi’ndeki Grayson Perry sergisi için, 2015’te İstanbul’a gelmiş British Council Görsel Sanatlar Direktörü Emma Dexter ise, sergi açılış toplantısında, 2018-2019 döneminde British Council Türkiye birimi tarafından, Londra ile işbirliği ile ‘online’ bir sergi olarak düzenlenen birkaç bölümlük ‘Duvarı Olmayan Müzeler’ projesi için konkur sonucu seçilen küratör Soley’in British Council ile yaptığı ortak çalışmadan büyük övgü ile söz ediyor. Dexter, Soley’in British Council Kültür - Sanatta Yaratıcılık Ödülü kazandığına değinerek, British Council Uluslararası Kültür Projeleri’ni hayata sokacak Geleceğin Liderleri Programı’na da kabul edildiğini, bunda kişiliğinin maceracı ruhunun da etkisi bulunduğunu vurguluyor. 
 
Dexter, bu noktada British Council Sanat Koleksiyonu’nu kamuoyuna şöyle anlatıyor: “Koleksiyon 1938’te kuruldu. Girişim, İkinci Dünya Savaşı ile yükselen, dönemin yükselen Avrupa ve ötesine yönelik gerilimine bir tür karşılık olarak ortaya konuldu. Ve elbette, Birleşik Krallık’taki insanlar ve diğer insanlar arasındaki diyaloğun oluşmasına katkısı oldu. British Council’in dil öğretiminden ayrı olarak hedeflediği bir diğer çalışma, sergiler ortaya koymak ve bunu dünyaya iletebilmek oldu. Bu yapılan, aynı zamanda bir nevî tartışma zemini yaratarak, Britanya halkı ile yaşam biçimi üzerine fikir verebilmek içindi. Koleksiyon böyle başladı, zira koleksiyonun deniz ötesine taşınması ile örneğin bir ABD’ye ya da Atlantik Savaşı esnasında öteki noktalara sergiler açıldı ki, bugünden bakınca bunu halen inanılmaz bulurum.
 
Dolayısıyla British Council neredeyse 90 yaşında. Ve açılan bu serginin de, anlattığım bu örneklerden bir diğeri olmasını arzu ediyorum. British Council’in dünya ölçeğinde barış ve refah taşıyabilmesini sürdürmesini, hepimizin de bu barış ve refahtan faydalanabilmesini temenni ediyorum. 
 
Yaşadığımız günler daha ziyade, aslında dışarıya gönderdiğimiz sergilerle şekillenmekten ziyade, ortaklarımızı yüreklendirmek, dünya çapındaki küratörlerin buraya gelip, buradaki koleksiyonu değerlendirmeleri, kendi yargıları, deneyimlerine, tercihleri ile bağlamsal çerçevelerine, seçtikleri kent veya müzeler ya da galeriler dahilinde tarafımıza başvurmalarını hedefliyor. Sanırım Ulya’nın yaptığı bu son seçki de British Council koleksiyonunu en güzel biçimde temsil etmekte; ki bundan ötürü son derece hoşnut ve gururlu durumdayız. Kendisinin ‘duvardan duvara’ yaptığı seçkinin, Britanya halkının çeşitliliğinin, farklı deneyimlerinin sanat ve kültüre bir yansıması olduğu inancındayız. Bu bizim koleksiyonumuz nezdinde büyük önem taşımaktadır. Kendisinin koleksiyon üzerinden yaptığı periyotlar olsun, malzeme çeşitliliği olsun, serginin de tasarım ve mimarisi ile bütünleşince, bu deneyimi biçimlendirmektedir. 
 
 
Kate Malone, “Denizkestanesi Karnında Deniz Yıldızı”, 1989. © Kate Malone.
British Council Koleksiyonu izniyle.
 
Dexter: “Bu sergi British Council için bir tür ‘zirve’dir”
 
Bizim Pera Müzesi’nde yaptığımız bu serginin de, British Council olarak geçirdiğimiz yıl için bir tür ‘zirve’ olduğu söylenebilir. 13 farklı ülkede, 16 farklı British Council sergisi tertipledik. Bu süreçte yüksek profilli müze ve galerilerle ödünç yapıt üzerine işbirliğine gittik. Ve sanırım böylece de yılda bir milyonu aşar bir ziyaretçi kitlesiyle bu programlar ile baş başa kalabildik. 
 
Sergiden bahsetmek gerekirse, etkinlikte David Hockney’in ‘Müzedeki Adam’ isimli (1962), bizim adımıza tam bir hazine olan işi bulunuyor. Yine Lucian Freud’un ‘Güllü Kız’ isimli (1947), erken tarihli inanılmaz bir resmi daha mevcut. Bununla beraber koleksiyondaki bir diğer ilginç eser Lubaina Himid’den geliyor. Kendisi Britanya Pavyonu’nda ülkemizi bu yılki Venedik Bienali’nde temsil etmiştir. Ben de bienalin pavyon küratörlüğünü üstlenmiştim. Kendisi ile çalışmaktan çok mutluyuz ve British Council koleksiyonumuzda şu anda dokuz işi bulunuyor. Bu da Britanya’da herhangi bir koleksiyondaki Himid eserlerinden fazlasına sahip olmamız anlamına geliyor. Kendisi 2017’de Turner Sanat Ödülü’nü kazanmıştır. 
 
 
Lucian Freud, “Güller ile Kız”, 1947-48. © Lucian Freud Arşivi, 2014. Tüm hakları saklıdır. Bridgeman Art Library. British Council Koleksiyonu izniyle.
 
Burada Ulya’nın kendisine ait eserlerden yaptığı tercihten ötürü müteşekkirim. Çünkü bu yapıt, diğerleri kadar fazla sergilenmiş de değildi. Kolay bir iş olmamakla birlikte, son derece önemlidir. Bu belki, biraz da 1989 tarihli olmasına dayanır. O dönemde kendisi hakkında çok fazla şey bilinmiyordu. Çünkü Siyahî Britanyalı Sanatçılar üzerine o döneme kadar bu denli derin araştırma yapılmış da değildi. Ben buraya, İstanbul’a henüz Cambridge’de açılan bir sergiden geldim. İlgili sergi, tam da Lubaina’nın ilgili dönemine odaklanır. Bu sergideki iş de, o projede öncü bir rol üstlenmektedir. Serginin temelinde Cambridge Üniversitesi’nden bir profesörün yaptığı ve henüz günışığına çıkan orijinal akademik çalışma bulunmaktadır. Bununla birlikte, sergide ayrıca Tracey Emin’e ait işler de yer alıyor.” 
 
 
Lubaina Himid, “Bay Salt’ın Koleksiyonunda (Kanadın Baladı), 1989.
Sanatçı ve Hollybush Gardens, London ve Greene Naftali, New York izniyle. Fotoğraf: Andy Keate. British Council Koleksiyonu izniyle.
 
Üç Ayaklı Kedi’nin İstanbul Bienali’ne Britanya’dan ‘alternatif’ gibi
 
Konstantinos Kavafis’in dizeleriyle bütünleşerek, Pera Müzesi’nde iki katta yer alan “Ortak Duygular” sergisi, yukarıda uzmanların da altını çizdiği çeşitliliği, biçim ve içerikte karşılayacak bir zenginlik vadediyor. Sergi, hani, deyim yerinde olacaksa, İKSV’nin 18. İstanbul Bienali ile estirdiği ‘Üç Ayaklı Kedi’ - Hayatta Kalma Sanatı iklimi karşısına, ta ‘Çörçil’ (Winston Churchill) döneminde tohumları atılmış “British Council” ile varlığı hissedilen ‘Dört Ayaklı Britanya Buldog’unun bütünleştiren ‘zeki, çevik ve sağlam’ bakışlarını bırakır bir tarihsel güvence ile geziliyor. Britanya’nın İngiliz Konsolosluğu’na komşu müzede gezilen sergide, kültür siyaseti, popüler kültür, sanat tarihi, kültürel çoğulculuk ve azınlık politikaları, sonluluk ve sonsuzluk ikilemi, cinsel kimlik(-ler), popüler kültür ve güncel sanatta modern yaklaşımlar gibi, birbirine karşılıklı akıştaki nice başlık, küratöryal bir filtrenin lezzetine haiz özgün eserlerin rehberliği ile duyumsanıp, nice açıdan münazara ediliyor. 
 
Yukarıdaki isimler de başta gelmek üzere, modern ve çağdaş ustalara ait, tamamına yakını görülmemiş, erken dönem orijinal işlerle baş başa kalabildiğiniz sergide bu anlamda ‘Brit Pop’ akımının bayrağı dik tutmuş Damien Hirst ve Michael Landy gibi imzaları seçilebiliyor. Yine sergide, onlara daha önce İstanbul’da Arter’de “Anlamsızlık Âleminde” sergisiyle tanıdığımız Jake ve Dinos Chapman “Haz ve Kazanç için Resim Yapmak” (2006) ya da daha önce 2010’larda, İstanbul Bienali’ne de katılmış Gilbert ve George gibi ‘şöhret’ler de, sözgelimi 1980 tarihli “Entelektüel Depresyon” isimli işleriyle ekleniyor. 
 
 
Gilbert & George, “ENTELEKTÜEL DEPRESYON”, 1980, Yerleştirme görüntüsü, ‘Fake Barn Country’, Raven Row. Sanatçıların izniyle. Fotoğraf: Marcus J Leith. British Council Koleksiyonu izniyle. 
 
Richard Hamilton’ın ‘çene beyazlatan’ açıklıktaki, 1968 tarihli gerçeküstü kara mizah fotoğrafik baskı kolajı “Eleştirmen Güler” ile akılda kalan sergide bunun dışında, Tracey Emin de “Ruhun Keşfi” ve “Kendimin Dışında” ile, “Bir Yanlışlık Var” (1994), seçilen işleriyle adeta ‘minyatür bir retrospektif’ düzenliyor. Toplumsal eleştiri ve hakikat seviyesini düşürmeyen sergide ayrıca, Sonia Boyce’un 1990 tarihli “Yastık Kılıfı” veya Cerith Wyn Evans’ın  2010 tarihli  “Gölge Etüdü” ve Eileen Cooper’dan “Dama Oyuncuları” (1982) gibi sosyal içerikli, dışavurumcu veya teknik soyutlamalar, farklı okuma ve perspektiflerle, art arda izleniyor.
 
Tepebaşı’nda ‘estetik bir demokrasi mitingi’ 
 
Ulya Soley’in yaptığı seçimler, estetik bir demokrasi mitingi etkisi yaratıyor. Euro olsun, soykırım olsun, ekonomik kriz olsun, kraliyet skandalı olsun, tabii ki futbol derbisi olsun, her fırsatta özgürce sokaklara akan Britanya halkının sözcüleri halini alan sanatçılar arasında bu meyanda ayrıca, ayrı bir köşede tutulması gereken bir isim de, yakın geçmişte iPad peyzajlarını Sabancı Müzesi’nde alkışladığımız David Hockney oluyor. Sergide sanatçının 1966 tarihli, “23-24 Yaşında İki Oğlan” ve 1964’ten, yine gravür ve akuatint malzeme ile üretilen “İskenderiye’de Kavafis Portresi” yaklaşık 10 diğer iş ile birlikte unutulmuyor.
 
Britanya sınırlarındaki modern ve çağdaş sanatın geçirdiği evrime bariz bir teşhis ve tanıklık fırsatı olarak tabir edilebilecek olan sergide ayrıca, 1935’ten mavi Madame Yevonde kompozisyonu, ya da üç yıl sonranın “Maske ve Derin Deniz Balıklarıyla Venüs” işi, yine sanatçının otoportresine yoldaşlık ediyor. 
 
Sergi açılışına da katılan Delaine LeBas’ın karışık tekstil düzenlemeleriyle coşkusunu katlayan sergide, Sarah Lucas’ın nü soyutlama heykelleri de alkışlanırken, eserlerin birbirinin üzerine çullanmadığı sergide, Wolfgang Tillmans da artık bugünün bir nevi gökyüzü kuğusu haline gelmiş Concorde süpersonik yolcu uçağına adadığı fotografik serisi de arşivleniyor. 
 
 
Laura Aldridge, “Anlam (ortalama)”, 2014. © Laura Aldridge. British Council Koleksiyonu izniyle
 
Londra İstanbul’a, İstanbul Londra’ya daha da akış içinde
 
Netice yerine, tıpkı adı gibi “Ortak Duygular”ın izinden giden sergi, dünya ve sanatta kalıcılık ile geçicilik, değer ile değersizlik arasına sıkışan varoluşçu onca soru ve yanıtı, sanat tarihsel bir soğukkanlılıkla, görev bilinciyle buluşturuyor. Etkinlik, Londra’yı İstanbul’a, İstanbul’u da Londra’ya defalarca ifadeyle daha bir yakınlaştırıyor, birbirine akış sağlıyor. 
 
British Council Görsel Sanatlar Direktörü Emma Dexter etkinlik vesilesiyle Milliyet Sanat’ın da sorularını, içtenlikle yanıtlıyor. İçinde bulunmaktan her seferinde mutluluk duydukları, alanında çetin bir ‘küresel yarışma’ olarak bakılan Venedik Bienali’nin tarihsel saygınlığını vurgulayan Dexter, ancak 1938 doğumlu British Council’in yaşının da hakkını tekraren veriyor. Dexter, en az 9000 dolayında eser içeren, 1700 sanatçıyı aşkın sayıdaki koleksiyon için Britanya’da, halihazırda kalıcı bir adres, bir kompleks veya müze olup olmadığını sorduğumuzda ise, bize ‘çok gizli’ deyip, çok önemli bir haber daha veriyor! Koleksiyonla ilgili her şeyin sorumluluğunu üstlendiğini söyleyen Dexter, eserlerin korunması, taşınması veya sanatçılarla bizzat ilgilenmek gibi çalışmaların bunların içinde bulunduğunu belirtiyor. 
 
Pera Müzesi sergilerinin, tam da koleksiyon adresinin Londra’dan taşınma arifesine rastladığını aktaran Dexter, British Council koleksiyonunun, çok yakında Londra’ya bir saat yolculuk mesafesindeki Coventry bölgesinde olacağını açıklıyor. Coventry Kent Konseyi’nin bu uğurda British Council’e harika bir yeni merkez vadettiğini müjdeleyen Dexter, bu mekânın da (şimdilik yüksek ihtimalle, elbette resmi süreç tamamlanır ise) yaklaşık beş senedir kullanım dışı bulunan, ülkede (2007’de) açılmış ilk eski IKEA yapısı olduğunu açıklıyor.
 
“Ortak Duygular”a Katılan Bütün Sanatçılar: 
 
Larry Achiampong, Laura Aldridge, Ed Atkins, Sonia Boyce, Jake and Dinos Chapman, Eileen Cooper, Tony Cragg, Tracey Emin, Jane England, Cerith Wyn Evans, Graham Fagen, Lucian Freud, Anya Gallacio, Gilbert and George, Richard Hamilton, Lubaina Himid, Damien Hirst, David Hockney, Michael Landy, Delaine Le Bas, Sarah Lucas, Kate Malone, Chris Ofili, Marc Quinn, Raqib Shaw, Wolfgang Tillmans, Suzanne Treister, Bedwyr Williams, Madame Yevonde.