Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Büyükada’da iki farklı göz

Büyükada’da iki farklı göz

Büyükada’da iki farklı göz31 Ağustos 2026 - 04:08
Büyükada’daki Splendid Palace'ta devam eden “Yaz Göğünün O Güzel Adası” sergisi Türkiye fotoğrafının birbirinden neredeyse tamamen farklı iki görme biçimini temsil eden iki sanatçısını, Yıldız Moran ve Şahin Kaygun’u bir araya getiriyor.
YELİZ TİNGÜR
yeliztingur@gmail.com
 
Bazı sergiler sanatçıları bir araya getirmekle kalmaz; onların ait oldukları farklı zamanları ve bakış biçimlerini de aynı mekânda buluşturur. “Yaz Göğünün O Güzel Adası” da izleyiciye böyle bir karşılaşma alanı açıyor. Galerist ile Galeri Nev'in uzun yıllara dayanan iş birliğinden doğan sergi Türkiye fotoğrafının birbirinden oldukça farklı iki güçlü ismini, Yıldız Moran ile Şahin Kaygun'u, Büyükada'daki Splendid Palace'ın yüzyılı aşkın belleği içinde ağırlıyor.
 
 
Fotoğraf: Rana Kuseyri
 
Adını Lord Byron'ın “Fair Island of a Summer's Sky” dizesinden alan sergiyi özel kılan unsurlardan biri de Yıldız Moran'ın Büyükada'da çektiği fotoğrafların bugüne dek izleyiciyle buluşmamış olması. Moran'ın yıllar önce dönemin Devir dergisi için çektiği ancak yayımlanmayan Büyükada kareleri aradan geçen onca zamanın ardından ilk kez izleyici karşısına çıkıyor; tam da çekildikleri Ada’da. Moran'ın kadrajı bir yandan belgesel bir titizlik taşırken, diğer yandan âdeta bir şiir gibi akıyor. Şahin Kaygun ise fotoğrafa bambaşka bir yerden yaklaşan bir sanatçı olarak beliriyor; onun için fotoğraf, yalnızca görüntüyü kaydeden bir araç değil, müdahaleye, katmanlanmaya ve yeniden kurulmaya açık bir yüzey. İki bakış, iki kuşak, iki bambaşka dünya… Sergi de tam olarak bu karşıtlığın üzerinden ilerliyor.
 
18 Eylül 2026 tarihine dek Splendid Palace'ta ziyaret edilebilecek serginin ortaya çıkışını, arşiv sürecini ve iki sanatçının yan yana gelişini Galerist'ten Müge Çubukçu ve Galeri Nev'den Deniz Artun ile konuştuk.
 
 
Müge Çubukçu. Fotoğraf: Barış Özçetin
 
“Yaz Göğünün O Güzel Adası” sergisinin fikri nasıl ortaya çıktı? Yıldız Moran ile Şahin Kaygun'u aynı sergide buluşturma düşüncesi sizin için nasıl bir anlam taşıyor?
 
Müge Çubukçu: Bu sergi Galeri Nev ile yıllar içinde kurduğumuz eşsiz dostluğun ve birlikte üretme arzumuzun doğal bir sonucu olarak ortaya çıktı. Geçtiğimiz yaz Galeri Nev ile yaklaşık 10 senedir sürdürdüğümüz iş birliğinin bir devamı olarak Büyükada’daki Mizzi Köşkü’nde Armory Show New York fuarında sergileyeceğimiz eserlerden bir seçkinin tek günlük ön gösterimini gerçekleştirmiştik. Büyükada’da geçirdiğimiz o zaman, bize burada daha uzun soluklu bir sergi yapma hayalini kurdurdu; o günden sonra bu düşünce yavaş yavaş olgunlaştı ve “Yaz Göğünün O Güzel Adası” sergisine dönüştü. Bugün artık hayatta olmayan her iki sanatçının arşivine titizlikle sahip çıkan ailelerin bu mirası bize güvenle açmış olması serginin en kıymetli dayanaklarından biri oldu.
 
Yıldız Moran’ın Adalar’da çektiği fotoğraflar adanın gündelik yaşamına, insanlarına ve manzarasına büyük bir incelikle yaklaşıyor. Onun fotoğraflarında hem güçlü bir tanıklık hem de dingin bir şiirsellik var. Şahin Kaygun ise fotoğrafı yalnızca görüntüyü kaydeden bir araç olarak değil; müdahaleye, katmanlara ve yeniden kurmaya açık bir yüzey olarak ele alıyor. Kadrajını titizlikle tasarlıyor, görüntünün sınırlarını zorluyor. Kendi sözleriyle fotoğraf çekmekten çok fotoğraf ‘yapmayı’ amaçlamış ve grafik tasarım kökeninin de etkisiyle fotoğrafın yerleşik sınırlarını cesurca genişletmiş.
 
Bu iki ismin yan yana gelişi fotoğrafın hem gerçekliğe tanıklık eden hem de onu dönüştüren, bozan ve yeniden icat eden olanaklarını görünür kıldığı için bizim için çok anlamlı.
 
 
Yıldız Moran, İsimsiz, Adalar, İstanbul, 1954. Yıldız Moran ailesi ve Galeri Nev'in izniyle.
 
 
Şahin Kaygun, İsmisiz,1985. Şahin Kaygun varisi ve Galerist’in izniyle
 
Büyükada’nın kendine özgü atmosferi ve Splendid Palace’ın tarihi belleği, serginin kurgusuna nasıl katkı sağladı?
 
Müge Ç.: Başından beri bizi en çok heyecanlandıran noktalardan biri, iki galerinin de temsil ettiği sanatçılar üzerinden Türkiye fotoğraf sanatının çok önemli iki figürünü, Büyükada’da ve adanın güçlü bir hafızaya sahip bir mekânında buluşturma ihtimaliydi.
 
İstanbul Tepebaşı’ndaki Passage Petits-Champs içinde yer alan ana sergi mekânımız, beyaz küp yapısından çok farklı ve tarihi dokusuyla kimliğimizin çok önemli bir parçası. Galeri Nev’in Ankara’daki Kırlangıç Sokak ile ilişkisi de başka kriterler üzerinden olsa da aynı derecede özel. Dolayısıyla ev sahipliği yaptığımız sergilerde mekânın kendi mevcudiyetiyle eserlere ve serginin kurgusuna bir katman olarak eklenmesi geleneklerimizde var. Alışık olduğumuz galerilerimizde bile mekân her seferinde bizi şaşırtan bir şekilde kendini hissettiriyorken Splendid Palace gibi ikonik bir yapının içine girmek elbette serginin farklı biçimlerde okunmasında çok etkili oldu. Splendid’in sergiye kazandırdığı boyut, renk ve ışık büyüleyiciydi.
 
 
Yıldız Moran, İsimsiz (Nazan İpşiroğlu), İstanbul, 1958. Yıldız Moran ailesi ve Galeri Nev'in izniyle.
 
 
Şahin Kaygun, İsmisiz,1985. Şahin Kaygun varisi ve Galerist’in izniyle
 
Moran'ın belgesel ama şiirsel bakışı ile Kaygun'un müdahaleci ve deneysel yaklaşımı yan yana geldiğinde nasıl bir karşılaşma ortaya çıkıyor? Bu birliktelik izleyiciye fotoğrafın gerçeklikle kurduğu ilişkiye dair nasıl bir okuma alanı sunuyor?
 
Müge Ç.: Her iki sanatçının da öncü tavrında ve benzersiz dünyasında düş ile gerçeklik iç içe geçiyor. İki sanatçıyı aynı sergide buluşturan temel cümlenin, ayrı görme biçimleriyle benzer bir şiirselliğe yaklaşmaları olduğunu söyleyebiliriz. Yıldız Moran ve Şahin Kaygun birbirlerinden farklı kuşaklara ait olmalarına ve üretimlerini bambaşka bağlamlarda sürdürmelerine rağmen ikisinin pratiğinde de çok yoğun, özgün ve kişisel bir bakış var. 
 
 
Deniz Artun. Fotoğraf: Rana Kuseyri
 
Yıldız Moran'ın Büyükada'da çektiği fotoğraflar ilk kez yine adada, Splendid Palace'ta sergileniyor. Bu fotoğraflar arşivde nasıl bulundu ve seçki süreci nasıl ilerledi?
 
Deniz Artun: Yıldız Moran’ın olağanüstü zenginlikteki arşivinden henüz sergilenmemiş eserleri gün yüzüne çıkarmak için her fırsatı değerlendirmeye özel olarak gayret ediyoruz. Dolayısıyla Büyükada hayalini de ondan kareler ile gerçekleştirmeye can attık.
 
Yıldız Moran’ın Büyükada’daki gayrimüslim nüfusun yaşantısını belgelemek üzere görevlendirildiğini biliyoruz. Dolayısıyla fotoğraflarda kendi başına Ada ve Adalı olmaktan çok, Ada’da yerleşik belirli bir topluluğun parçası olmayı ön planda tutmasının istendiğini varsayabiliriz. Öte yandan Moran’ın buna benzer görevlerin hiçbirinde bir foto-muhabir gibi davranmadığını, daima tarif edilenin dışında hareket ettiğini de biliyoruz. Dolayısıyla sanıyorum Büyükada’nın onu, gittiği ve gördüğü her yer gibi, her yer kadar etkilediğini söyleyebiliriz.
 
Yıldız Moran, Büyükada fotoğraflarını zamanın ünlü dergisi Time’ın Türkçe versiyonu Devir için çekmiş. Kâzım Taşkent’in dergicilik tutkusu ve mali desteği ile Altemur Kılıç’ın genel yayın yönetmenliğinde çıkan Devir başlarda bol fotoğraflı bir dergiyken baskı maliyetleri giderek fotoğrafların azalmasına ve yazı ağırlığının artmasına neden olmuş. Ada fotoğrafları Yıldız Moran’a ısmarlanmış fakat nihayetinde dergide kullanılmamış. Bizim için en etkileyici olan gerçek anlamda bir ‘devrin’ kaydı olan bu görüntüleri ilk kez izleyici ile paylaşmak oldu.
 
 
Yıldız Moran, İsimsiz (Nazan İpşiroğlu), İstanbul, 1958. Yıldız Moran ailesi ve Galeri Nev'in izniyle.
 
 
Şahin Kaygun, İsmisiz,1985. Şahin Kaygun varisi ve Galerist’in izniyle
 
Bir şiir dizesinin bir fotoğraf sergisine isim olması sizce fotoğraf ile şiir arasında nasıl bir akrabalık kuruyor. Özellikle Moran'ın kendisinin de ‘şiirsellik’ üzerine söylediği sözler düşünüldüğünde?
 
Deniz A.: Aslında serginin fikri, sanatçıları ve eserler başlıktan önce vardı (bazen tam tersi de olabiliyor). Bu fikrin içinde altını çizmek istediğimiz güzellik/geçicilik, melankoli/hafiflik, hafıza/deneysellik, yaz ışığı/gölgesi, siyah ve beyaz/baskın kırmızlar gibi bazı anahtar sözcükleri ancak bir şiir bir araya getirebilirdi. Böylece gezgin şairler ve özellikle ‘ada’ imgesi üzerine düşünler hakkında araştırmaya başladık. Fakat aradığımız edebi bir göndermeden ibaret değildi; bulacağımız başlık zihnimizdeki adadan ya da adalardan da söz edebilmeliydi, ‘o’ adaya ve Büyükada’ya ancak Byron ile ulaşabildik.
 
Yıldız Moran’ı tarif etmek için seçtiğiniz sözcüklerin yani onun hem ‘belgesel’ hem de ‘şiirsel’ olması ya da bizim onu tarif ederken kullandığımız ifadeyle belgesel imgelerinin aynı zamanda son derece bedensel olmalarının, onu zamansız kılan özelliğin ta kendisi olduğunu düşünüyorum. Tüm coğrafyayı, coğrafyanın tüm ışıklarını, ışığın üzerine düştüğü ya da gölgede bıraktığı tüm tepeleri, bitkileri, nesneleri, insanları, üzerlerindeki kumaşı, bakışlarını, birbirlerinin yanında yer alışlarını, âdeta tek bir bedenin saçları, yüzü, omuzları, sarmalayan kolları, güçlü bacakları, nefesinin dolduğu göğsü gibi görmeyi ve göstermeyi başarabilmiş olması hem zamansız hem eşsiz.  
 
 
Fotoğraf: Rana Kuseyri
 

 

 
Etiketler: Büyükada  Yıldız Moran  şahin kaygun