Carlos Paredes 100 yaşında
Portekiz’in ‘bin parmaklı adamı’ Carlos Paredes’in mirası “100Paredes” projesi kapsamında 12 Şubat’ta CSO Ada Ankara’da ve 13 Şubat’ta İstanbul Deniz Müzesi’nde sahneye taşınıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Portekiz’in melankolik ruhunu Fado’dan evrensel bir başyapıta dönüştüren Carlos Paredes, doğumunun 100. yılında dünya çapında özel bir turneyle anılıyor. “100Paredes” projesi, Portekiz gitarının parmak uçlarındaki büyüsünü 12 ve 13 Şubat’ta CSO Ada Ankara ve İstanbul Deniz Müzesi’nde yeniden hayat bulduracak. Konserler, sıradan bir anma etkinliğinden öte, bir enstrümanın kaderini değiştiren bir dehanın müzikal manifestosuna tanıklık etme fırsatı sunuyor.
‘Bin parmaklı adam’
Fado’nun melankolisini evrensel bir dile dönüştüren efsanevi besteci Carlos Paredes, Lizbon’un dar sokaklarından yükselen hüzünlü ve vakur tınıyı dünyanın en prestijli salonlarına taşıdı. ‘Bin parmaklı adam’ olarak anılan sanatçı, Portekiz gitarını yalnızca bir eşlik enstrümanı olmaktan çıkarıp başlı başına bir orkestraya dönüştürdü. Müziği, Portekizlilerin ‘saudade’ tabir ettiği geçmişe özlemle geleceğe umut arasında salınan tarif edilemez duygunun vücut bulmuş haliydi. Salazar diktatörlüğü döneminde siyasi duruşu nedeniyle hapis yattığında bile gitarını susturmadı, hücre duvarlarında hayali gitarıyla beste yapmaya devam etti. Bu yüzden Paredes’in müziği yalnızca melodilerden değil, bir halkın direnişinden ve onurundan da beslenir.
Carlos Paredes
Carlos Paredes’in biyografisi, Portekiz müziğinin ve özellikle Fado’nun evrenselleşme hikâyesiyle iç içe geçmiş bir yaşam öyküsü.
1925’te Coimbra’da doğan Paredes, köklü bir müzisyen ailesinin çocuğuydu. Babası Artur Paredes, Portekiz gitarının modernleşmesinde öncü bir isimdi; dedesi ve amcası da bu enstrümanın ustalarıydı. Henüz dört yaşında müzikle tanışan Carlos, babasının ona verdiği eski ve kırık bir gitarla ilk çalışmalarını yaptı. Çocukluk yıllarında Lizbon’a taşındı ve burada hem piyano hem keman dersleri aldı. 14 yaşında babasıyla birlikte Emissora Nacional radyosunda düzenli olarak çalmaya başladı; bu deneyim onun erken yaşta sahne disiplinini kazanmasını sağladı.
Gençlik yıllarında mühendislik eğitimi için Instituto Superior Técnico’ya girse de bir yıl sonra bıraktı. 1949’dan itibaren São José Hastanesi’nde röntgen arşivinde memur olarak çalıştı ve bu görevini 1986’daki emekliliğine kadar sürdürdü. Müziği hiçbir zaman profesyonel bir meslek olarak görmedi; onun için gitar, yaşamın özüydü.
1950’lerde Salazar diktatörlüğüne muhalif duruşu nedeniyle tutuklandı ve yıllarca hapis yattı. Bu dönemde gitarından uzak bırakılmasına rağmen, hayali gitarıyla beste yapmaya devam ettiği anlatılır. Hapisteyken bile müziği Portekiz halkı için bir özgürlük sembolü oldu. Serbest kaldıktan sonra müziğe daha büyük bir tutkuyla sarıldı ve bu dönemin izleri onun eserlerindeki derin melankoliye yansıdı.
Paredes’in kariyerinde dönüm noktası, 1963’te António da Cunha Telles’in yönettiği “Os Verdes Anos” filmi için yaptığı müzik oldu. Filmdeki “Verdes Anos” parçası, Portekiz gitarının evrensel bir dile kavuşmasını sağladı. 1967’de yayınlanan “Guitarra Portuguesa” albümü, enstrümanın yalnızca Fado’ya eşlik eden bir araç değil, başlı başına bir orkestral güç olduğunu kanıtladı. Ardından gelen “Movimento Perpetuo” (1971) ve “Espelho de Sons” (1987) albümleri, hem teknik virtüözlüğünü hem de bestecilik yeteneğini ortaya koydu.
2004’te Lizbon’da hayata veda eden Paredes, ardında yalnızca albümler değil, bir ülkenin kültürel hafızasını bıraktı. Bugün 100. doğum yılı vesilesiyle düzenlenen “100Paredes Dünya Turnesi”, sanatçının mirasını yeniden sahneye taşıyor. Konserler, yalnızca müzisyeni anmak için değil, Portekiz gitarının bir halkın ruhunu nasıl evrensel bir dile dönüştürdüğünü hatırlamak için eşsiz bir fırsat sunuyor.
Portekiz gitarının teknik yapısı, Paredes’in sesini benzersiz kılar. Çiftler halinde gruplanmış 12 çelik tel, gözyaşı biçimli gövde ve hassas akort sistemi enstrümana metalik ama sıcak bir tını kazandırır. Parmak uçlarına takılan özel tırnaklarla çalınan gitar, Paredes’in elinde hem hıçkırık gibi kesik notalar hem de nehir gibi akan akorlar üretir. Bu teknik incelikler, albümlerinde zirveye ulaşır: “Guitarra Portuguesa” Portekiz gitarını evrensel bir orkestraya dönüştürürken, “Movimento Perpetuo” klasik disiplinle halk müziği samimiyetini birleştirir. “Espelho de Sons” ise olgunluk döneminin evrensel mirasıdır. Ayrıca caz efsanesi Charlie Haden ile yaptığı işbirlikleri, Paredes’in müziğinin ne kadar açık uçlu olduğunu gösterir.
“100Paredes”
“100Paredes” projesi, Carlos Paredes’in doğumunun 100. yılı için Portekiz’de başlatılan ve dünya çapında sahnelere taşınan özel bir anma girişimi. Amacı, Portekiz gitarının en büyük ustasının mirasını yalnızca Fado geleneği içinde değil, evrensel bir müzik dili olarak yeniden yorumlamak. Proje, Paredes’in repertuvarını çağdaş düzenlemelerle sahneye taşıyor ve onun müziğini bugünün dinleyicisine ulaştırıyor. Proje, Paredes’in repertuvarını çağdaş düzenlemeler, görsel öğeler ve farklı disiplinlerle harmanlayan multidisipliner bir yapıya sahip.
100 Paredes
Bu özel turnenin merkezinde üç usta müzisyen var: Portekiz gitarında Bruno Costa, akustik gitarda Nuno Miguel Botelho ve bas gitarda André Varandas. Sanat yönetimi ve müzikal düzenlemeler Bruno Costa ve André Varandas tarafından üstleniliyor.
Bruno Costa, Portekiz gitarının Coimbra ekolünü temsil eden en önemli virtüözlerden biri; Paredes’in ağlayan ve ardından umutla parlayan çalma tekniğini günümüze en yetkin şekilde aktaran isim olarak kabul ediliyor.
André Varandas hem Portekiz bas gitarında hem de piyano ve akordeonda uzman; aynı zamanda projenin görsel ve belgesel boyutunu da şekillendiren sanatçı. Bas gitarla müziğe derinlik katarken, aynı zamanda modern oda müziği disiplinini sahneye taşıyor.
Kadronun diğer önemli ismi Nuno Miguel Botelho ise klasik gitar yorumcusu olarak Paredes’in müziğine oda müziği titizliğiyle yaklaşan bir müzisyen. Botelho’nun katkısı, Portekiz gitarının metalik ve parlak tınısını akustik gitarın daha sıcak ve dengeli sesleriyle buluşturmak. Böylece sahnede hem geleneksel hem modern bir ses dokusu yaratılıyor.
Ankara ve İstanbul konserleri
“100Paredes” projesi, bu mirası bugünün tınılarıyla harmanlıyor. Portekiz gitarında Bruno Costa, akustik gitarda Nuno Botelho ve bas gitarda André Varandas, Paredes’in karmaşık ama içten kompozisyonlarını sahneye taşıyor. Özellikle Bruno Costa, Paredes’in ağlayan ve ardından umutla parlayan çalma tekniğini günümüze en yetkin şekilde aktaran isimlerden biri olarak kabul ediliyor. Üçlü, Paredes’in müziğindeki sarsılmaz hüznü ve “saudade” duygusunu korurken, modern yorumlarla dinleyiciyi zaman ötesi bir yolculuğa çıkarıyor.
Portekiz gitarının sınırlarını zorlayan bir dehanın mirasını bugünün tınılarıyla yeniden keşfetme fırsatı sunan Ankara ve İstanbul konserleri 12 Şubat’ta CSO Ada Ankara Bankkart Mavi Salon’da saat 20:00’de, 13 Şubat’ta ise İstanbul Deniz Müzesi’nde gerçekleşecek. Sahneye çıkan üç müzisyenle birlikte dinleyiciler yalnızca bir konser değil, bir halkın acılarını, bir dâhinin hapishane duvarlarında hayal ettiği notaları ve bir ülkenin onurunu temsil eden 12 telli mucizeyi dinlemiş olacak.


