Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Caz dünyası büyük bir ustayı kaybetti

Caz dünyası büyük bir ustayı kaybetti

Caz dünyası büyük bir ustayı kaybetti28 Mayıs 2026 - 08:05
Tenor saksofonun en büyük ustalarından Sonny Rollins, 95 yaşında hayatını kaybetti.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
II. Dünya Savaşı sonrası modern cazın en belirleyici figürlerinden biri olan saksafoncu Sonny Rollins; enstrümanının güçlü tonu, tematik doğaçlama yaklaşımı ve sürekli yeniyi arayan müzikal refleksiyle icracılığının yanı sıra cazın düşünsel sınırlarını genişleten bir figür olarak öne çıktı. Kendi ifadesiyle müziği ‘tek bir stile sığmayacak kadar büyük’tü; kariyeri boyunca da bu iddiayı doğrulayan bir çizgide ilerledi.
 
Başlangıç Harlem
 
New York’un Harlem semtinde 1930 yılında dünyaya gelen Sonny Rollins, bebop olarak bilinen yeni bir caz türünün yükselişte olduğu bir dönemde yetişti ve cazın bu altın çağını biçimlendiren temel aktörlerden biri olarak öne çıktı. 1940'ların sonlarında, çoğu genç caz saksafoncu minimal vibrato ile hafif bir tonu tercih ederken o, cazın ilk büyük tenor saksafoncusu Coleman Hawkins'in eski tarzına bir geri dönüş niteliğinde, dolgun ve güçlü bir ses geliştirdi. 1949’da ilk kayıtlarını yaptıktan sonra hızla New York sahnesinin merkezine yerleşti; Miles Davis, Thelonious Monk ve Bud Powell gibi isimlerle çalıştı. Bebop’un armonik karmaşıklığını ve ritmik esnekliğini içselleştirmiş olsa da, onu yalnızca bu akımla tanımlamak hiçbir zaman mümkün olmadı. Bebop sonrası dönemin arayışları içinde kendi sesini bulması uzun sürmedi; aksine, cazın dilini ileri taşıyan başlıca isimlerden biri haline geldi.
 
 
Erken dönem ve yükseliş
 
Rollins’in müzikal gelişimi, Charlie Parker ve Thelonious Monk gibi isimlerin açtığı yoldan ilerlese de, onun yaklaşımı daha geniş formlar ve tematik doğaçlamalar üzerine kuruldu. 1953’te “Sonny Rollins with the Modern Jazz Quartet”, 1954’te “Moving Out”, 1955’te “Worktime” ve “The Sound of Sonny” ile üretimini yoğunlaştırdı. Bu dönem, teknik ustalığın ötesinde anlatı kurabilen bir doğaçlamacı olarak kimliğini pekiştirdiği yıllar oldu. 1950’lerin ortasında Clifford Brown ve Max Roach ile gerçekleştirdiği “Sonny Rollins Plus 4” gibi çalışmalarla dikkat çekti.
 
1956 yılı, Rollins’in sanatında yoğunlaşmanın ve kalıcılaşmanın yılıydı. “Tenor Madness”, John Coltrane ile kaydedilen nadir ortak çalışmalardan biri olarak tarihe geçerken; “Saxophone Colossus”, Rollins’in kariyerinde bir dönüm noktası oldu ve caz tarihinin temel taşlarından biri haline geldi. Bu albümdeki “St. Thomas”, Karayip kökenlerine yaptığı açık göndermeyle caz repertuvarına kalıcı bir standart kazandırdı. “Blue 7” ise doğaçlamanın tematik boyutuna dair teorik tartışmaların referans noktası oldu. Aynı yıl "Rollins Plays for Bird", "Tour de Force", "Sonny Boy" albümlerini kaydetti.
 
Bu albümleri izleyen “Way Out West” (1957), "Sonny Rollins, Vol. 2" (1957), "The Sound of Sonny" (1957), Thad Jones ile kaydedilen split albüm "Sonny Rollins Plays" (1957), Live albüm "A Night at the Village Vanguard" (1957), “Newk’s Time” (1957) ve özellikle 19 dakikalık başlık parçasıyla sivil haklar meselesine doğrudan gönderme yapan “Freedom Suite” (1958), Rollins’in yalnızca müzikal değil, düşünsel olarak da genişleyen bir sanatçı olduğunu ortaya koydu. Aynı dönemde piyanosuz trio formunu tercih etmesi, doğaçlama alanını genişletmeye yönelik bilinçli bir müdahale olarak dikkat çekti. "Sonny Rollins and the Big Brass" (1958) ve "Sonny Rollins and the Contemporary Leaders" (1958) stüdyo albümleri bu dönemde yayınlandı.
 
 
Geri çekilme ve yeniden doğuş
 
Rollins’in kariyerindeki en çarpıcı kırılmalardan biri 1959’da geldi. "Sonny Rollins at Music Inn"  (1959) ve "Oleo 1959" (1959) live albümleri ile Stockholm’de kaydedilen “St Thomas” (1959)’ın ardından, müzikal olarak zirvedeyken sahnelerden çekildi. Kendi performansından duyduğu memnuniyetsizlik, onu iki yılı aşkın bir süre boyunca kamusal alandan uzaklaştırdı. Bu dönemde New York’taki Williamsburg Köprüsü’nde yaptığı uzun pratik seansları, caz tarihinin en güçlü anlatılarından biri haline geldi. 1962’de yayınlanan geri dönüş albümü “The Bridge, aynı zamanda sbu içsel sorgulamanın müzikal karşılığıydı. Bu dönem, caz tarihinde eşi benzeri az görülen bir içe dönüş olarak kabul edilir.
 
1960’lar boyunca Rollins, hard bop’tan modal caz ve serbest doğaçlamaya uzanan geniş bir yelpazede üretim yaptı. 1962 tarihli “Sonny’s Time”, “What’s New?”, "Our Man in Jazz" live albümü, 1963’te yeniden Coleman Hawkins ile buluştuğu “Sonny Meets Hawk!”, 1964’te "Now's the Time", "The Standard Sonny Rollins", 1965’te "Sonny Rollins on Impulse!" ve "There Will Never Be Another You" live albümün ardından 1966 tarihli, daha açık formlar içeren “East Broadway Run Down”, bu arayışların en belirgin örnekleri arasında yer aldı. Rollins ayrıca 1966 yapımı “Alfie” için bestelediği müzikle cazın sinema ile kurduğu ilişkiye önemli bir katkı sundu.
 
 
İkinci kayboluş ve yeniden konumlanma
 
1960’ların sonuna gelindiğinde Rollins bir kez daha ortadan kayboldu. 1966 ile 1972 arasında kayıt yapmadı; bu dönemde Japonya ve Hindistan’da zaman geçirerek daha çok spiritüel bir arayışa yöneldi. 1972’de “Next Album” ile geri döndüğünde, müziği de değişmişti. “Horn Culture” (1973), live albümler "Sonny Rollins in Japan" (1973) ve “The Cutting Edge” (1974), “Nucleus” (1975), 1976'da "The Way I Feel", 1977'de "Easy Living", 1978’de live albüm “Don’t Stop the Carnival” ve  1979'da "Don't Ask" gibi albümler funk, R&B, rock ve elektrikli enstrümanların dahil olduğu daha geniş bir ses dünyasına işaret etti. Bu tercih, eleştirmenler arasında tartışma yaratsa da Rollins için müziğini güncel tutmanın doğal bir uzantısıydı.
 
1980’lerde ve 1990’larda ise konser kayıtları ve canlı performanslar kariyerinin merkezine yerleşti. Rollins’in sahnedeki doğaçlamaları, çoğu zaman stüdyo kayıtlarının ötesine geçen bir anlatı gücüne sahipti. "Love at First Sight" (1980) ve "No Problem" (1981)’ın ardından 1981’de The Rolling Stones ile “Tattoo You” albümünde yer aldı. 1982'de "Reel Life", 1984'te "Sunny Days, Starry Nights", 1985’te live albüm "The Solo Album",  "1987'de "Dancing in the Dark" ve live albüm “G-Man”, 1989’da “Falling in Love with Jazz”, 1991’de “Here’s to the People”, 1993'te "Old Flames", 1996'da "Sonny Rollins + 3", 1998’de “Global Warming” ve 2000’de “This Is What I Do” albümlerini yayınladı. 2001’de gerçekleşen 9/11 saldırıları sırasında Dünya Ticaret Merkezi’ne 6 blok uzaklıkta oturuyordu ve sadece sakasafonunu alarak eşiyle birlikte evlerinden tahliye edildiler. Saldırıların ardından Manhattan’ı terk etti ve aynı yıl “Without a Song: The 9/11 Concert (2001)” live albümünü kaydetti. 2005’te kendi plak şirketi Doxy’yi kurdu ve arşiv kayıtlarını yayınlamaya başladı. 2006’da MRC etiketli “Sonny, Please” albümünü yayınladı. 2008’den itibaren ise "Road Shows, Vol. 1 (2008), Road Shows, Vol. 2 (2011), Road Shows, Vol. 3 (2014) ve "Road Shows, Vol. 4: Holding the Stage" (2016)’den oluşan dört albümlük “Road Shows” live serisini hayata geçirdi.
 
Ayrıca kariyeri boyunca Miles Davis, Dizzy Gillespie, J.J. Johnson, Thelonius Monk, Clifford Brown, Max Roach, Fats Navarro, McCoy Tyner ve The Rolling Stones başta olmak üzere dünyaca ünlü müzisyenlerin albümlerinde yer aldı.
 
2012’de verdiği konser, son sahne performansı olarak kayda geçti. 2014 itibarıyla tamamen çalmayı bırakan Rollins, müzik dünyasında teknik ustalığının yanı sıra müzikal anlatı kurma becerisiyle de ayrı bir konum kazandı. Yıllar boyunca avangart, caz-rock füzyonu ve diğer stillerle flört etti. Ancak vahşi enerjisi, beklenmedik anda beklenmedik bir nota çalma eğilimi ve alışılmadık sound’uyla -bazen sert ve alaycı, bazen de gür ve romantik- sınıflandırılamazdı.
 
 
Ödüller
 
İki Grammy ödülünün yanı sıra ‘Grammy Lifetime Achievement Award/ Yaşam Boyu Başarı Ödülü’, ‘National Medal of Arts/Ulusal Sanat Madalyası’ ve Kennedy Center Honors/Onur Ödülü’ gibi en yüksek onurlarla ödüllendirilen Rollins, 1983’te ‘NEA Jazz Master/Caz Ustası’ unvanını aldı. 2010’da American Academy of Arts and Sciences/Amerikan Sanat ve Bilim Akademisi’ üyeliğine seçildi.
 
Vefat
 
Sonny Rollins, 25 Mayıs 2026’da New York eyaletine bağlı Woodstock’taki evinde 95 yaşında hayatını kaybetti. Ölümü, uzun yıllardır birlikte çalıştığı halkla ilişkiler sorumlusu Terri Hinte tarafından yapılan bir açıklamayla kamuoyuna duyuruldu.
 
Rollins’in son yıllarında ciddi sağlık sorunları yaşadığı biliniyordu; özellikle solunum sistemiyle ilgili rahatsızlıklar nedeniyle 2012’de sahnelere veda etmiş, 2014’ten sonra ise tamamen çalmayı bırakmıştı. Ölüm nedeni resmi açıklamada ayrıntılandırılmadı ancak sanatçının ileri yaşa bağlı sağlık komplikasyonlarıyla mücadele ettiği uzun süredir kamuya yansımıştı.
 
Hayatının son dönemini büyük ölçüde gözlerden uzak geçiren Rollins, Manhattan’daki evinden ayrıldıktan sonra Hudson Vadisi’nde, ardından Woodstock’ta yaşamayı tercih etmişti. Buna rağmen müziğe ve arşiv çalışmalarına ilgisini sürdürdü; geçmiş kayıtlarının düzenlenmesi ve yayınlanmasıyla yakından ilgilenmeye devam etti.
 
Caz dünyasının devleri arasında kabul edilen Sonny Rollins’in hikâyesi disiplin, içsel sorgulama ve kendini yeniden inşa etme üzerine kurulu uzun soluklu bir anlatı. Bireyselliği merkezine alan bir müzik türünün standartlarına göre bile hem müzisyen hem de kişilik olarak öne çıkıyordu. “Tam anlamıyla tatmin, o sesi bulduğumda ve onu enstrümantal olarak dilediğim gibi ifade edebildiğimde mümkün olacak.” sözleriyle hayatı boyunca ‘ultimate sound/öz ses’in peşinde olduğunu dile getiren sanatçı, bu hedefe ulaştığını hiçbir zaman ilan etmedi. Sahnelerden çekilmiş olsa da müziği, tamamlanmış bir yapıdan ziyade kesintisiz bir arayış olarak varlığını sürdürdü. Sahneye ara verdiği dönemler dahi bu anlatının ayrılmaz parçaları oldu. Caz tarihinde çok az isim hem çaldıklarıyla hem de suskunluklarıyla bu kadar belirleyici bir iz bırakabildi.
 
 
Etiketler: Milliyet Sanat  saksafon  Sonny Rollins