Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Cazın şehrin tamamına yayıldığı dört gün

Cazın şehrin tamamına yayıldığı dört gün

Cazın şehrin tamamına yayıldığı dört gün24 Eylül 2026 - 05:09
2025’te orman yangınları nedeniyle gerçekleştirilemeyen Alanya Uluslararası Caz Festivali, 20. yılında dört günlük programıyla geri döndü.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Bir festivalin başarısını yalnızca sahnedeki sanatçıların performansıyla ölçmek mümkün değil. Hele söz konusu olan farklı ülkelerden sanatçıların, ulusal basın mensuplarının, yerel yönetimin ve kent halkının aynı program içinde buluştuğu bir organizasyonsa, sahnede duyulan müziğin arkasındaki bütün yapı da önem kazanıyor. 20. Uluslararası Alanya Caz Festivali’ni 17-20 Eylül tarihleri arasında izlerken benim için öne çıkan tam olarak buydu. Dört gün boyunca Alanya’da yalnızca konserleri değil, iyi planlanmış bir festival organizasyonunun nasıl çalıştığını da gözlemleme fırsatı buldum.
Festivalin 20. yılı ayrı bir anlam taşıyordu. 2025’te Alanya ve çevresinde yaşanan orman yangınları nedeniyle düzenlenmesi planlanan festival iptal edilmiş, festival için ayrılan kaynakların yangından etkilenen bölgelere aktarılması kararı alınmıştı. Bir yıl sonra Kızılkule Meydanı yeniden müzikle buluştu ve 20. yıl kutlaması dört günlük ana programla gerçekleştirildi. Festivalin 12 Eylül’deki özel 20. Yıl Konseri’nde Kerem Görsev Trio’nun İç Kale Seyir Terası’nda sahne aldığını da belirtmek gerek. Ben, o konser sırasında Alanya’da değildim; 17-20 Eylül arasındaki ana programı takip ettim.
 
 
İyi organizasyonun görünmeyen tarafı
 
Festivalin açılışına Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, ALTAV Başkanı ve Alanya Belediye Başkan Danışmanı Abdurrahman Açıkalın, Alanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turan Sağer, Belediye Meclis Üyeleri, Festivalin Onur Konuğu TV ve Radyo Yapımcısı İzzet Öz ile yağışlı havaya rağmen yüzlerce cazsever katıldı.  Başkanın “Caz herkesi kıpır kıpır ettiren, hayatında farklı sesler ve tınılar duymamızı sağlayan bir müzik. Sizlerde bu his ve duygularla buraya geldiniz. 800 yıl önce yapılan Kızılkule ve 799 yıl önce yapılan Tersane önünde eşsiz, keyifli müzikler dinleyeceğiz.” sözleriyle başlayan festivalde dört gün boyunca dikkatimi çeken en önemli ayrıntılardan biri, organizasyonun neredeyse hiç aksamadan ilerlemesiydi. Pr’ından yerel yönetimine, sahne ve ses düzeninden sanatçıların ağırlanmasına, ulaşım programından basın mensuplarının koordinasyonuna kadar farklı ekiplerin aynı ritim içinde çalışması, festivalin izleyiciye ulaşan yüzünü doğrudan etkiledi.
Bunun arkasında yalnızca iyi bir programlama değil, ekipler arasındaki çalışma biçimi de vardı. Organizasyon ekibinde dikkat çeken şey, profesyonellikle sıcaklığın birbirinin karşıtı olmamasıydı. İşler zamanında ve düzenli yürürken ekipler arasındaki iletişimde samimi bir hava vardı. Bu atmosfer kısa sürede festivalin konuklarına da yansıdı.
 
Böylece ortaya yalnızca gazetecilerin konserleri izleyip kentten ayrıldığı bir basın programı çıkmadı. Yerli ve yabancı sanatçılar, gazeteciler, organizasyon ekibi ve yerel yönetim temsilcileri konserler dışında da aynı programın içinde bir araya geldi. Festivalin asıl değerlerinden biri de bu temas alanını yaratabilmesiydi.
 
Kızılkule altında caz
 
Festivalin ana sahnesinin konumu başlı başına güçlü bir deneyim sunuyordu. Yaklaşık 800 yıllık Kızılkule’nin hemen altında kurulan sahnede konser izlemek, müziği tarihî bir dokunun içine yerleştiriyordu. Kızılkule Meydanı dört gece boyunca yalnızca bir konser alanı değil, Alanya’nın merkezindeki ortak buluşma noktalarından birine dönüştü. Festivalin resmi programında da Kızılkule ve Alanya Kalesi’nin tarihî atmosferi özellikle öne çıkarıldı.
 
17 Eylül’de Önder Focan & Şallıel Bros’un “Funkbook” projesi, Cansu N. Akarsu’nun vokaliyle başladı. Gecenin ikinci konserinde The Puppini Sisters sahne aldı. 18 Eylül’de Eylül Ergül ile Iván “Melon” Lewis & The Cuban Swing Express, 19 Eylül’de Della Miles ve Cem Tuncer All Star Band, 20 Eylül’de ise Burçin Büke Quartet ve Buika izleyiciyle buluştu.
 
 
Buika
 
Haziran ayında 6. Uluslararası Denizli Caz Festivali kapsamında ‘Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ ile onurlandırılan Önder Focan’ın açılış gecesindeki performansı, benim açımdan özellikle öne çıkan konserlerden biriydi. Türkiye’nin en önemli caz gitaristleri ve bestecilerinden biri olan Focan’ın Şallıel Bros’un nefesli çalgıları ve Cansu N. Akarsu’nun vokaliyle genişleyen “Funkbook” projesi, festivalin ilk gecesine güçlü ve enerjik bir başlangıç yaptı. Focan’ın gitarındaki caz geleneğini funk, soul ve groove ekseninde yeniden yorumlayan yaklaşımı, Şallıel Kardeşler’in güçlü nefesli sazlarıyla birleşince Kızılkule Meydanı’nın atmosferine de çok yakışan bir performans ortaya çıktı.
 
Focan’ın Caz gitaristliği ve besteciliğinin yanı sıra farklı kuşaklardan müzisyenlerle kurduğu müzikal ortaklıklar, üretkenliği ve sahnedeki sürekliliği düşünüldüğünde Alanya’daki performansı yalnızca bir festival konseri olarak değil, Türk cazının deneyimli kuşağını temsil eden bir buluşma olarak da öne çıktı. “Jazz Talks” söyleşisine de katılarak Türkiye’de caz kültürünün hem performans hem de düşünsel tarafındaki yerini de görünür kılan Focan, Alanya’da hem gitarıyla hem de caz üzerine yaptığı değerlendirmelerle festivalin farklı katmanlarında yer alan isimlerden biri oldu.
 
 
Önder Focan, Şanlıel Bros. – Fotoğraf: Suzan Somalı Sönmez
 
Genç sesler, güçlü kadrolar
 
Festivalin önemli özelliklerinden biri, usta müzisyenlerle genç isimleri aynı program içinde buluşturmasıydı. Cansu N. Akarsu’nun Önder Focan & Şallıel Bros projesindeki performansı ve Eylül Ergül’ün 18 Eylül gecesindeki konseri, genç kuşağın festivalde kendine belirgin bir alan bulduğunu gösterdi. Eylül Ergül’ün ardından gelen Iván ‘Melon’ Lewis konseriyle program farklı kuşak ve coğrafyaları aynı gece içinde yan yana getirdi.
 
Selen Gülün’ün hem “Jazz Talks” söyleşisinde hem de Cem Tuncer All Star Band kadrosunda yer alması; Selen Beytekin ve Dilek Sert Erdoğan’ın aynı konserde buluşması festivalin vokal ve enstrümantal çeşitliliğini artırdı. Uzun süredir takip ettiğim Dilek Sert Erdoğan’ı Selen Beytekin ve Selen Gülün’le aynı sahnede izlemek festivalin yerli programındaki favori anlarımdan biriydi.
Yabancı sanatçılar tarafında ise The Puppini Sisters’ın swing geleneğini taşıyan performansı, Della Miles’ın güçlü vokali ve Buika’nın festivalin son gecesindeki performansı programın farklı renklerini oluşturdu. Daha önce Milliyet Sanat için röportaj yaptığım Iván ‘Melon’ Lewis’i bu kez sahnede izleme fırsatı buldum. İstanbul’daki konserini izleyememiştim; Küba müziğinin ritmik mirası ile cazın doğaçlamaya dayalı özgür yapısını klasik piyano ile bir araya getiren sanatçı ve The Cuban Swing Express, Alanya’da dinleyicilere unutulmaz bir gece yaşatarak performansıyla ayakta alkışlandı.
 
Festival sahneden ibaret değildi
 
Alanya’da geçirdiğimiz dört günün önemli bölümü konser alanının dışında geçti. Alanya Kalesi ve İçkale, Ehmedek, tarihî sarnıç, İpek Kültür Evi, Herbaryum, Bedesten Çarşısı, Kemal Atlı Evi ve Süleymaniye Camii gibi duraklar, kentin tarihî dokusunu yakından tanımaya imkân verdi. Syedra Antik Kenti gezisi ise Alanya’nın tarihini şehir merkezinin dışına taşıdı.
 
Programın bir başka ayağını gastronomi oluşturdu. Alanya’nın geleneksel mutfağından örnekler, yerel yemeklerin hikâyeleri, Öksüz Helvası workshop’u, S pasta, çiğirdik ve fıstıklı limonata gibi yerel tatlar programın parçasıydı. Tropikal meyve bahçeleri ve seralara yapılan ziyaretlerde ise muz ve mango başta olmak üzere bölgedeki üretim hakkında bilgi edinildi.
 
Bu yaklaşım, festivalin düzenlendiği kenti yalnızca konserlerin fonu olmaktan çıkarıyor. Alanya, bu programda müziğin gerçekleştiği yer olmanın ötesinde, festival deneyiminin kendisinin bir parçası haline geliyor.
 
Onur konuğu İzzet Öz
 
Festivalin 20. yılındaki onur konuğu İzzet Öz’dü. Türkiye’de müzik yayıncılığının gelişimine uzun yıllar radyo ve televizyon programlarıyla tanıklık eden, özellikle cazın daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmasında önemli rol oynayan Öz’ün festivalde onur konuğu olarak yer alması, bu 20 yıllık buluşmanın müzik belleği açısından da anlamlı bir karşılığıydı. Kişisel arşivinden seçilen 20 imzalı plağın sergilenmesi, yıllar içinde oluşturduğu müzik koleksiyonunu festivalin geçmişiyle buluşturdu. Öz’ün varlığı, festivalin yalnızca bugünün sanatçılarını ağırlayan bir etkinlik olmadığını; cazın Türkiye’deki geçmişine, birikimine ve kuşaklar arasındaki aktarımına da yer verdiğini gösteren başlıklardan biri oldu.
 
 
İzzet Öz
 
Cazın hafızası da festivaldeydi
 
Festivalin müzik dışındaki programı sergiler ve söyleşiyle de genişledi. Aykut Uslutekin’in “Caz’ın Büyüsü” fotoğraf sergisi, cazın görsel hafızasına odaklanırken festivalin Onur Konuğu İzzet Öz’ün kendi koleksiyonundan seçtiği imzalı taş plaklar da caz tarihinin başka bir dönemine pencere açtı. İzzet Öz’ün arşivinden hazırlanan sergide dünya cazının önemli isimlerine ait 20 imzalı plak yer aldı. Festival kapsamında Ali Artan’ın sergisi de izleyiciyle buluştu. Festivalin resmi kapanış değerlendirmesinde de İzzet Öz’ün arşivinden 20 imzalı plağın ve Aykut Uslutekin’in fotoğraflarının sergilendiği doğrulandı.
 
19 Eylül akşamı gerçekleştirilen “Jazz Talks” söyleşisi de festivalin yalnızca performansa dayalı olmadığını gösteren önemli buluşmalardan biriydi. İzzet Öz’ün moderatörlüğünde Önder Focan, Cem Tuncer, Ferit Odman ve Selen Gülün’ün bir araya geldiği söyleşi, festivalin müziğin sözlü hafızasına da alan açmasını sağladı. Türk cazının farklı dönemlerinin, değişen müzik anlayışlarının ve sahne deneyimlerinin konuşulduğu söyleşinin gördüğü ilgi, caz üzerine konuşma ihtiyacının da konserler kadar güçlü olduğunu gösterdi.
 
Festivalin 20. yılı kapsamında Alanya’ya davet edilen konuklar da bu hafıza duygusunu güçlendirdi. Türkiye’de caz yayıncılığının ve canlı müzik mekanlarının duayen ismi Zuhal Focan, yarım asırlık birikimiyle caz radyo programcılığının kurumsal hafızası Hülya Tunçağ ve Fransa ile Türkiye arasında bir kültür köprüsü kuran caz yazarı Füsun Levent gibi sektöre yön veren isimlerin yanı sıra; güçlü sesi ve hikaye anlatıcılığıyla tanınan caz vokali Erdem Özkan ile uluslararası zarafetiyle sinema ve sanat dünyamızın usta figürlerinden Zerrin Arbaş'ın festival kapsamında ağırlanması, etkinliğin yalnızca bugünün caz sahnesine değil, Türkiye’de caz kültürünün farklı dönemlerine ve disiplinlerine uzanan köklü bir buluşma alanına dönüşmesini sağladı.
 
Genç bir piyanistin dikkat çeken varlığı
 
Festivalin dikkat çeken genç isimlerinden biri de görme engelli 23 yaşındaki caz piyanisti Deniz Sincar oldu. Genç kuşağın dikkat çeken müzisyenlerden biri olacağı şimdiden belli olan ve halen Rusya’nın Arkhangelsk kentinde müzik eğitimi alan Sincar’ın, festival boyunca sahneye davet edilerek Kerem Görsev, Eylül Ergül, Burçin Büke, Della Miles ve Ivan ‘Melon’ Lewis’le ortak performanslar gerçekleştirmesi genç piyanistin festivalin farklı müzikal dünyaları arasında kurduğu bağlantıyı da görünür kıldı. Performansların izleyiciden aldığı yoğun alkış, Sincar’ın festivalin akılda kalan genç müzisyenlerinden biri olmasını sağladı.
 
Festivalin müzikal kadrosunun genişliği de burada önem kazanıyor. Bu yılki programının dikkat çeken özelliklerinden biri de farklı kuşaklardan müzisyenleri aynı sahnede buluşturmasıydı. Önder Focan, Anıl Şallıel, Volkan Şallıel, Burçin Büke, Ferit Odman, Serdar Barçın, Enver Muhamedi, Alper Yılmaz, Barış Doğukan Yazıcı, Bulut Gülen ve Serkan Alagök gibi deneyimli isimlerin yanı sıra Cansu N. Akarsu, Eylül Ergül, Selen Gülün ve Selen Beytekin de programın farklı bölümlerinde yer aldı. Böylece festival, tanınmış isimlerle genç müzisyenleri bir araya getirirken Türk caz sahnesinin farklı kuşaklarını da aynı çatı altında buluşturdu.
 
 
Deniz Sincar, Delia Miles- Fotoğraf: Suzan Somalı Sönmez
 
Festivalin finalini ise İspanyol sanatçı Concha Buika yaptı. Flamenko, caz, soul ve Afro-Küba ritimlerini kendine özgü yorumuyla buluşturan Latin Grammy ödüllü sanatçı, güçlü sesi ve sahne enerjisiyle festivalin son gecesine damgasını vurdu. Buika’nın konseri aynı zamanda festivalin en özel anlarından birine de sahne oldu. Türkiye’ye geldikten sonra ciddi bir sağlık sorunu yaşayan ve yaklaşık bir hafta hastanede tedavi gören sanatçı, kendisini tedavi eden üroloji uzmanı Prof. Dr. Oğuz Acar’ı sahneye davet etti. Acar’la birlikte üç şarkı seslendiren Buika, Türk hekimlerine teşekkür etti.
 
Alanya’nın cazla kurduğu bağ
 
Dört günün sonunda geriye yalnızca konserlerden oluşan bir festival deneyimi kalmadı. Alanya, tarihî yapıları, mutfağı, tarımı, insanları ve kültürel birikimiyle festivalin aktif bir parçası oldu. Bunun gerçekleşmesinde programın içeriği kadar organizasyonun çalışma biçiminin de payı vardı.
Alanya Belediyesi ve Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) tarafından bu yıl 20. kez düzenlenen Palmeras Hotels Uluslararası Alanya Caz Festivali’nin benim açımdan en dikkat çekici yanı da burada ortaya çıktı: Selçuklu mirası tarihi Kızılkule Meydanı’nda ve Alanya Kalesi’nin büyüleyici atmosferinde gerçekleştirilen ve İstanbul Caz Festivali'nden sonra ülkemizin en uzun soluklu ve kesintisiz yapılan caz festivallerinden biri olma ünvanını taşıyan festivalde caz, dört gün boyunca yalnızca Kızılkule’nin önündeki sahneden yükselmedi. Gazetecilerle sanatçıların sohbetlerinde, yerel yönetimle kurulan temaslarda, bir serginin önünde yapılan konuşmalarda, Alanya mutfağının tadına bakarken ya da kentin tarihî sokaklarında yürürken de festivalin bir parçasıydı.
 
Festivalin 20. yılında Alanya Turizm Tanıtma Vakfı’nın girişimleriyle Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) da organizasyona destek verdi. TGA’nın katkısı, festival kapsamında gerçekleştirilen influencer çalışmaları ve ağırlama programlarıyla Alanya’nın turizm destinasyonu olarak ulusal ve uluslararası görünürlüğünün artırılmasına yönelik oldu.
 
Tüm konserleri seyircinin yoğun katılımıyla gerçekleşen festivalin 20. yılı ile Kızılkule’nin 800. yılına ilişkin özel kutlamanın da kapanışa eklenmesi, bu buluşmaya ayrı bir anlam kattı. Konserlerin ardından sahnede kesilen kutlama pastasıyla, müzikle kentin tarihinin aynı gecede buluştuğu sembolik bir kapanış gerçekleştirildi.
 
İyi bir festivalin kentle kurduğu ilişkiyi ölçmek için belki de en doğru yer tam burası. Konser bittiğinde festival de bitmiyorsa, müzik sahnenin dışına taşabiliyorsa, organizasyon kendi sınırlarını aşmış demektir. Alanya’da geçirdiğim dört günün bende bıraktığı temel izlenim buydu.
 
Etiketler: caz  Alanya Uluslararası Caz Festivali  orman yangınları