Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » ‘Cennetin galerisi’nden geleceğe kapılar

‘Cennetin galerisi’nden geleceğe kapılar

‘Cennetin galerisi’nden geleceğe kapılar15 Ocak 2026 - 03:01
Güncel sanatta yapay zekâ ile bu zekânın altındaki ideolojiyi sorgulayan, hakikat türlerini araştıran “Fijital Kapılar” sergisi, Küçükçekmece Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki Cennet Galeri’de. Sergiye farklı teknikteki eserleriyle yedi genç isim katılıyor. Küratörlüğünü Milliyet Sanat yazarı Doç. Dr. Fırat Arapoğlu’nun yaptığı, açılışına Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi’nin ev sahipliği yaptığı sergi, küratöre göre “Teknolojik egemenliği sorgularken, insan deneyimi için yeni olasılıklar hayal ediyor.”
EVRİM ALTUĞ
evrimaltug@gmail.com 
 
İstanbul Küçükçekmece Belediyesi’ne bağlı Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde (CKSM) bulunan Galeri Cennet, 22 Şubat’a kadar ücretsiz gezilebilecek “Fijital Kapılar” sergisine kapılarını açtı. 
 
Açılışına yediden yetmişe yaklaşık bin kişinin büyük ilgi gösterdiği serginin küratörlüğünü, Milliyet Sanat yazarlarından, Altınbaş Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi ve AİCA TR mensubu, Doç.Dr. Fırat Arapoğlu üstlendi. 
 
Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi’nin ev sahipliği yaptığı ve açılışına da katıldığı sergide, Ahmet Rüstem, Hakan Sorar, Büşra Çeğil, Cansu Sönmez, Dilara Başköylü, Elçin Arpaçay ve Murat Fırat’ın yapıtları bir araya geldi. 
 
 
Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi
 
Oluşumunda Kültür ve Sanat Sosyal İşler Müdürü Deniz Gürbey, Sanat Galerileri Birim Sorumlusu Ender Balkan ve Sanat Galerileri Ekibi’nden Feyza Akgül, Ahmet Burak Akdağ, Kadir Özdemir, Murat Sefa Dinç, Özgür Ozan Kotancı’nın yer aldıkları serginin grafik tasarımını Mehmetcan Öztürk ve uygulamada Irmak Çağ üstlendi. 
 
“Fijital Kapılar”ın açılışında konuşan Başkan Çebi, etkinlik vesilesiyle belediyenin belgeleyip yurttaşlara dağıttığı, son altı yıldaki, sayısı 30’a ulaşan çok disiplinli kültür sanat faaliyetlerine atıfta bulunarak, “Projelerimiz sürecek,” sözünü alkışlar eşliğinde yineledi. Başkan Çebi, sergiyle ilgili özetle şu açıklamada bulundu: “Artık içinde yer aldığımız dünya, sadece fiziksel değil; dijital olan her şey gündelik yaşantımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Hafızamız, ilişkilerimiz, hatta doğa ile kurduğumuz bağ, artık dijital araçlar aracılığı ile yeniden şekilleniyor.
 
Acaba yapay zekâ, resmin önüne geçebilir mi? Sanatçının önüne geçebilir mi? Bunu bilemiyoruz, ancak siyasetçilerin önüne geçse, iyi olacaktır. O zaman çok daha iyi bir dünyada yaşama fırsatı bulabiliriz!
 
Bedenimizin sanal ortamlarda çoğaldığı, hafızamızın yeniden kurulduğu, doğanın algoritmalarla yeniden üretildiği bir dünyaya bakıyoruz. Bu sergide yer alan eserler de, bize yalnızca izlenecek görüntüleri sunmayacak, aynı zamanda düşünmemize, sorgulamamıza ve durup, yeniden bakmamıza vesile olacaktır.”
 
“Fijital Kapılar” sergisinin kavramsal çerçevesi ise küratör Arapoğlu tarafından sergi alanına da katılan kavramsal metin ile özetle şöyle kayda geçti:  
 
“Fijital Kapılar”, bir düşünme ve katılım davetidir. Dijital çağda hakikat nerededir? Bellek, kodlar tarafından nasıl şekillendirilir? Sanatın dijital yüzeyinin altındaki ideoloji, nasıl ortaya çıkarılabilir? İşte bu soruları sorarken, dijital sanatı bir direniş ve özgürleşme pratiği olarak konumlandırıyoruz. Teknolojik egemenliği sorgularken, insan deneyimi için yeni olasılıklar hayal ediyoruz.”
 
Etkinlikte, yerleştirme, yapay zekâ ve etkileşimli sanatın imkânlarını bitiştiren bir zenginlik öne çıktı. Sergide MSGSÜ çıkışlı, heykel eğitimi alan genç imza Büşra Çeğil etkileşimli video ve ahşap zemin üzerine yağlıboya yerleştirmesi ile İstanbul’da “Kayıp Zamanın İzinde”ki dönüşümü, ziyaretçilerin keşfine sundu. Eser, bir dijital tablet desteği ile deneyimlenirken, akışkan çerçeve, sanatçının üst üste pozladığı kent mimari hafızasıyla da eleştirel bir üslupta kaynaştırıldı.   
 
 
Büşra Çeğil, “Kayıp Zamanın İzinde”
 
Serginin karşı komşusu, YTÜ’de doktora derecesini kazanmış sanatçı Murat Fırat ise ziyaretçilerin büyük ilgisini çeken çoğul bir sergileme ile “Fijital Kapılar”ın sayısını artırdı. Fırat sergiye, tamamı 2025 tarihli altı video sanatı eseri ve bir multimedya yerleştirmesiyle katkıda bulundu. Eserde kullanılan bütün imgelerin tamamen yapay zekâ mahsulü olması ve buna refakat eden trenin ziyaretçilerde yarattığı çekim gücü, gözlerden kaçmadı.
 
“Fijital Kapılar”ın bir diğer emekçisi ise yine akademisyen, İKÜ üyesi Elçin Arpaçay oldu. Sanatçının yapıtı “Soft Tech” ismini taşıyan, fantastik bir çok kanallı video yerleştirme olarak kayda geçti. Sanatçının ‘Simüle edilmiş hafıza çağında varlık ve arayüz üzerine bir inceleme’si, görsel bir ‘akademik metin’ olarak, özellikle küçük yaşta sanatseverler için büyük bir cazibe kaynağı halindeydi. Bu işin karşısında yer alan “Dönüşen Kırınımlar” adlı çalışmasında ise, Dilara Başköylü, izleyicileri teknoloji ve yaratıcılığa dair bir tür yolculuğa çıkarıyordu. Sergi açılışında da görüldüğü gibi insanların kendilerini içinde hissettikleri ve kayboldukları bu ışıklı yolculuk, sürekli akış halinde olan bir dünyayı betimliyordu.
 
 
Murat Fırat, “Fijital Kapılar”
 
 
Elçin Arpaçay, “Soft Tech”
 
Öte yandan, Ahmet Rüstem ve Hakan Sorar ise gelenek ve geleceği mimarlık ve geleneksel el sanatları üzerinden melezleyen, eleştirel bir duvar yerleştirmesi ile “Fijital Kapılar” çatısı altında kayda geçti. İkilinin 2024 tarihli “Başkalaşan Yüzeyler”i, bir dijital karolar bahçesi olarak kurgulanmış ve mozaik geleneğinin yapay zekâ şırıngası ile nerelere ulaşıp, kalıcılaşabileceğine dair, manyetik, ama kuşku yüklü bir önerme sunmuş oldu. 
 
 
Ahmet Rüstem ve Hakan Sorar, “Başkalaşan Yüzeyler”
 
Serginin belki de en derin çalışmalarından biri, 1991 doğumlu Cansu Sönmez’den geldi. Sanatçı, eserinde zemin ile derinlik meselesini medeniyet ve bellek ile kaynaştırarak, iki dakikalık yapay zekâ görseli “Herkesin ve Hiç Kimsenin”i, bir mekân yerleştirmesiyle bitiştirmişti. Homeros’un “Herkese aitim ve kimseye ait değilim. Sen gelmeden önce buradaydım ve sen gittikten sonra da burada olacağım,” deyişini temel alan iş, zeytin ve zeytin ağacı üzerinden araştırdığı manzara ve yarattığı hafıza – mekân NARA ile büyük ilgi gördü. Sanatçı eserinde zeytin atıklarından oluşturulmuş deri ve akrilik boya ile bir ‘üç boyutlu tuval’ üreterek, bunu da AI temelli bir düşle başa baş kılmış, münazara etmişti. 
 
 
Cansu Sönmez, “NARA”
 
Atölye Günlükleri ve İmzalı Müze’ye de ilgi büyük
 
Bununla birlikte,“Fijital Kapılar” sergisi vesilesiyle izleyiciler, merkezde Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi imzalı kamusal Güzel Sanatlar Akademisi işbirliğiyle devam eden “Atölye Günlükleri” sergisini de görme fırsatını elde etti. CKSM ayrıca, çatısı altındaki “İmzalı Müze” projesiyle de ziyaretçilerin büyük ilgisini çekmeyi sürdürdü. Türkiye edebiyatının yaklaşık 150’yi aşkın klasik, modern ve çağdaş kalemine ait özgün baskı eserleri, çoğu imzalı haliyle okurlar ve kitap kurtlarıyla buluşturan müze, aktif tasarımı ve projedeki özgünlüğüyle bugün de, yarın da önemli bir ziyaret nedeni olmaya devam edecek gibi görünüyor. 
 
 
 
Müzede Cemal Süreya’dan Bilge Karasu’ya, Orhan Pamuk’tan Murat Uyurkulak’a, Orhan Veli’den Latife Tekin’e, Oğuz Atay’dan Özdemir Asaf ve Mario Levi ile Enis Batur’a, yüzlerce imza bir araya getirilmiş bulunuyor. “İmzalı ve Birinci Baskı Kitaplar Müzesi” kapsamında merkezde sürpriz edebiyat buluşmaları da tertipleniyor. Öte yandan ziyaretçilerine bölgenin kendi kültür sanat haritasını ikram eden belediye, sergi, tiyatro, seminer, atölye, konser gibi, kimi kontenjanla sınırlı ve günler öncesinden büyük ilgi gören Ocak ayı kültür sanat etkinliklerini de kamuoyuna sunmaya başlamış bulunuyor.