Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Chicago’dan İstanbul’a Ben LaMar Gay

Chicago’dan İstanbul’a Ben LaMar Gay

Chicago’dan İstanbul’a Ben LaMar Gay30 Eylül 2026 - 05:09
36. Akbank Caz Festivali, Chicago’nun yaratıcı müzik geleneğinden yetişen kornetçi, besteci ve çok yönlü müzisyen Ben LaMar Gay’i İstanbul’da ağırlıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Akbank Caz Festivali’nin 36. edisyonu, İstanbul’un farklı mekânlarına yayılan programıyla devam ediyor. 26 Eylül-11 Ekim tarihleri arasında düzenlenen festivalin 1 Ekim programında kornetçi ve besteci Ben LaMar Gay’in cazı blues, hip-hop, elektronik müzik ve doğaçlamayla buluşturan özgün müzik anlayışını sahneye taşıyan topluluğu Ben LaMar Gay Ensemble yer alıyor. Gay’in kornet, vokal ve synth ile yer aldığı toplulukta Edhino Gerber gitar, Matthew Davis tuba, Tommaso Moretti ise davul çalacak. Konser Babylon’da saat 21.00’de başlayacak ve Gay’in İstanbul’daki ilk konseri olacak.
 
Chicago’nun yaratıcı müzik geleneği
 
Kornetçi, besteci ve çok enstrümanlı müzisyen Ben LaMar Gay’in müziği, farklı türler ve coğrafyalar arasında kurduğu bağlantılarla şekilleniyor. Bu müzikal dünyanın oluşumunda Chicago’nun South Side bölgesindeki kültürel ortam belirleyici oldu.
 
South Side’da büyüyen Gay, ilk enstrümanı olan kornetle genç yaşta müziğe başladı. Müzikal gelişiminde Association for the Advancement of Creative Musicians’ın (AACM) çevresi önemli bir yer tuttu. 1960’larda Chicago’da kurulan AACM, doğaçlama, özgün bestecilik ve müzisyenlerin kendi üretimlerini bağımsız biçimde geliştirmeleri üzerine kurduğu anlayışla kentin yaratıcı müzik tarihinin önemli oluşumlarından biri oldu. Gay de bu geleneğin içinde yetişirken yalnızca cazla sınırlı kalmadı; gençlik yıllarında Chicago’nun hip-hop, house, elektronik, rock, avangart, salsa ve Latin caz çevreleriyle ilişki kurdu.
 
 
Kornet, Gay’in müzikal yolculuğunun başlangıç noktası olsa da zaman içinde enstrüman yelpazesini genişletti. Vokal, synth, klavye, perküsyon ve elektronik sesleri bestelerine dahil eden sanatçı, kayıtlarında farklı enstrümanları üst üste kullanarak kendi ses dünyasını oluşturdu. Bu üretim biçimi, onu yalnızca bir kornetçi olarak değil, besteci, aranjör, prodüktör ve çok enstrümanlı bir müzisyen olarak da konumlandırdı. Chicago’daki farklı müzik çevreleri arasında kurduğu ilişkiler, ilerleyen yıllarda geliştireceği türler arası yaklaşımın temelini oluşturdu.
 
Gay’in müzikal gelişimindeki önemli dönemeçlerden biri de birkaç yılını geçirdiği Brezilya oldu. Chicago’dan ayrılarak Brezilya’da yaşayan sanatçı, burada ülkenin farklı müzik gelenekleriyle doğrudan temas kurdu. Brezilya’da edindiği deneyimler, daha sonra Chicago’ya döndüğünde geliştirdiği bestecilik anlayışının önemli parçalarından birine dönüştü. 2010’ların başında Chicago’ya geri dönen Gay’in üretiminde caz, blues ve hip-hopun yanı sıra samba ve diğer Latin Amerika müziklerinin ritmik ve melodik etkileri belirginleşti. Bu dönemden itibaren ortaya koyduğu çalışmalar, farklı Amerika kıtalarının müzikal miraslarını aynı üretim alanında buluşturan bir çizgiye yöneldi.
 
Yedi yıllık birikim
 
Gay’in solo diskografisinin başlangıç noktalarından biri 2018 tarihli “Downtown Castles Can Never Block The Sun”. Albüm, tek bir kayıt döneminin ürünü olmaktan çok, sanatçının Chicago’daki ilk yıllarında yaklaşık yedi yıl boyunca gerçekleştirdiği kayıtların bir araya gelmesiyle oluştu. Bu dönemde farklı albümler için hazırlanan ve uzun süre yayınlanmayan kayıtlar, 2018’de tek bir çalışma altında toplandı.
 
“Downtown Castles Can Never Block The Sun”, Gay’in müzikal yönelimlerinin çeşitliliğini ortaya koydu. Minimalizmden doğaçlamaya, Brezilya müziğinden Chicago’nun caz geleneğine uzanan farklı etkiler kornet, vokal, elektronik sesler ve çeşitli ritmik yapılarla bir araya geldi. “Muhal” adlı parça, AACM’nin kurucu isimlerinden Muhal Richard Abrams’a gönderme yaparken, albümün genelinde Gay’in farklı müzik gelenekleri arasında kurduğu bağlantılar öne çıktı.
 
Gay bu dönemde yalnızca kendi albümleriyle sınırlı bir çalışma yürütmedi. Chicago’nun yaratıcı müzik çevresinden çok sayıda müzisyenle ortak projelerde yer aldı. Joshua Abrams’ın Natural Information Society topluluğu, Nicole Mitchell, Jaimie Branch ve Bitchin Bajas gibi isimlerle yaptığı çalışmalar, onun kornetçi kimliğinin yanı sıra doğaçlamacı ve besteci yönünü de görünür hale getirdi.
 
“Open Arms to Open Us”
 
Gay’in 2021’de yayımlanan ikinci albümü “Open Arms to Open Us”, ilk albümdeki çok katmanlı yaklaşımı daha geniş bir kadro ve daha kapsamlı bir kompozisyon yapısıyla sürdürdü. Albümde kornetin yanı sıra vokal, organ, balafon, zither ve çeşitli perküsyonlar kullanıldı. Hip-hop ritimleri, serbest doğaçlama, samba ve deneysel elektronik sesler aynı çalışma içinde yan yana geldi.
Albümün müzikal coğrafyası Chicago ile sınırlı kalmadı. Chicago blues ve cazının yanı sıra Brezilya ve Güney Amerika müziklerinin ritmik ve melodik kaynaklarından yararlanan Gay, bu unsurları kendi bestecilik dili içinde yeniden düzenledi. ‘Pan-Americana’ olarak tanımlanan yaklaşım, sanatçının farklı Amerika kıtası müzikleri arasındaki bağlantıları araştıran üretim çizgisinin bir parçası oldu.
 
Müzikten sinema ve sahneye
 
Gay’in üretim alanı albümlerle sınırlı kalmadı. Sinema, görsel sanatlar ve sahne çalışmaları da bestecilik pratiğinin parçaları arasında yer aldı. 2022’de yayınlanan “Certain Reveries”, sanatçının ikili çalışmalarından oluşurken aynı dönemde hazırladığı “Balogun” filmi farklı disiplinlerdeki üretimini bir araya getirdi. Eddie Harris’e ithaf edilen filmde Gay yönetmenlik, görüntü yönetmenliği ve müzik görevlerini üstlendi.
 
Sanatçının disiplinlerarası çalışmaları sonraki yıllarda da sürdü. Theaster Gates’in Chicago’daki Rebuild Foundation bünyesinde Mellon Foundation Archives Innovation Fellow olarak çalışan Gay, arşiv ve yaratıcı üretim arasındaki ilişki üzerine çalışmalar yürüttü. 2024’te Fransa Ulusal Tiyatrosu’nda besteci olarak görev aldı ve Dorothée Munyaneza’nın “Inconditionnelles” adlı çalışması için özgün müzik hazırladı.
 
Bu çalışmalarla Gay’in bestecilik alanı konser sahnesinden daha geniş bir zemine yayılıyor. Kornet, vokal ve elektronik seslerin merkezde olduğu müzikal yaklaşım; film, tiyatro, görsel sanatlar ve arşiv çalışmalarıyla farklı biçimlere taşınıyor.
 
“Yowzers”
 
Gay’in güncel üretimindeki önemli durak 2025’te yayımlanan “Yowzer”s. Sanatçının üçüncü stüdyo albümü olan çalışma, önceki iki albümün çok katmanlı yapısını korurken daha sıkı bir topluluk anlayışı etrafında şekilleniyor. Albümün merkezindeki kadroda davulcu Tommaso Moretti, gitarist Will Faber ve çok enstrümanlı müzisyen Matthew Davis bulunuyor. Moretti ve Davis, 1 Ekim’de Babylon’daki İstanbul konserinde de Gay’e eşlik edecek.
 
“Yowzers”da blues, gospel ve folk geleneklerinden beslenen melodiler, Gay’in korneti, vokali ve elektronik sesleriyle birlikte ilerliyor. “Yowzers”, “John, John Henry”, “damn you cute”, “I am (bells)” ve “Leave Some For You” albümde yer alan çalışmalar arasında. Kayıtların bir bölümü Gay’in turne topluluğuyla Chicago’da canlı olarak gerçekleştirildi.
 
Albümün yaklaşımında geleneksel anlatılar ile güncel hayat arasında kurulan ilişki de öne çıkıyor. Gay’in müziğinde Amerikan folk kültürünün hikâyeleri, blues ve gospel kalıpları, Chicago’nun hip-hop mirası ve Brezilya müziğinden gelen ritmik unsurlar yan yana geliyor. Yowzersın kayıtlarında kornet, synth, tuba, gitar, perküsyon ve vokal farklı kombinasyonlarda kullanılıyor.
 
2025’te Gay’in erken dönem üretimine de yeniden dönüldü. “Downtown Castles Can Never Block The Sun”ın 20 parçalık “IA11 Edition”ı yayınlandı. İlk albümün daha önce yayımlanmamış yedi ayrı çalışmadan derlenen yapısını genişleten bu edisyon, sanatçının erken dönem üretimini daha kapsamlı bir biçimde ortaya koydu.
 
 
Akbank Caz Festivali’nde ilk İstanbul konseri
 
Gay’in müziğinde kornet başrolde olsa da enstrümanın geleneksel caz bağlamındaki kullanımıyla sınırlı bir yaklaşım bulunmuyor. Vokal, synth, elektronik işlemler ve perküsyonlarla birlikte kullanılan kornet, bestelerin melodik ve ritmik yapısının parçalarından biri olarak işlev görüyor. Bu nedenle Gay’in konserlerinde bestelenmiş bölümler ile doğaçlama alanı birlikte ilerliyor.
 
36. Akbank Caz Festivali kapsamında gerçekleşecek İstanbul konserinde Gay’e gitarist Edhino Gerber, tubacı Matthew Davis ve davulcu Tommaso Moretti eşlik edecek. Gay sahnede kornet, vokal ve synth kullanacak. Konser, 1 Ekim Perşembe günü Babylon’da saat 21.00’de başlayacak. Performans, Gay’in Türkiye’deki ilk konseri olacak.
 
Chicago’nun South Side’ından başlayıp AACM’nin yaratıcı müzik geleneğinden geçen, Brezilya’da geçirdiği yıllarla Güney Amerika müziklerine açılan ve son yıllarda film, tiyatro ve görsel sanatlarla da çalışan Ben LaMar Gay, İstanbul konserinde farklı dönemlerini aynı sahnede buluşturacak. 2025 tarihli “Yowzers” ile güncel dönemine ulaşan diskografisi, sanatçının yıllar içinde geliştirdiği caz, blues, hip-hop, folk, gospel, samba ve elektronik müzik arasındaki geçişlerin son halkasını oluşturuyor.
 
36. Akbank Caz Festivali’nde gecenin ikinci konseri
 
36. Akbank Caz Festivali 1 Ekim programında Babylon’daki Ben LaMar Gay Ensemble’ın ardından gecenin ikinci konseri Komünite’de gerçekleşecek. Saat 21.30’da başlayacak ACT Night: Jakob Manz Young European Stars konserinde Avrupa’nın genç caz kuşağından beş müzisyen aynı sahnede buluşacak. Saksafonda Jakob Manz, piyanoda Shuteen Erdenebaatar, trompette Jakob Bänsch, basta Nils Kugelmann ve davulda Leo Asal’dan oluşan topluluk, genç Avrupalı caz müzisyenlerini bir araya getiren Young European Stars projesi kapsamında sahne alacak. Konser, ACT Music’in genç kuşak müzisyenlere yönelik çalışmalarının İstanbul ayağını oluşturuyor.
 
Etiketler: 36. Akbank Caz Festivali  müzik  Ben LaMar Gay