CSO Sahnesinde Bir Büyük Anlatı
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın Deniz Bank Konserleri kapsamında gerçekleşecek özel akşam Liszt’in romantik virtüozitesini, Beethoven’ın devrimci senfonik tahayyülünü ve çağdaş yorumculuğun en rafine örneklerinden birini aynı programda buluşturuyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, 9 Ocak Cuma akşamı saat 20.00’de, CSO ADA Ankara Ziraat Bankası Ana Salon’da, tarihsel ağırlığı ve müzikal iddiası yüksek bir programla dinleyicinin karşısına çıkıyor. Japon şef Masato Suzuki yönetiminde gerçekleşecek konserde, piyanoda Can Çakmur yer alıyor. Program, Franz Liszt’in dramatik enerjisiyle açılıyor; bestecinin “Macar Rapsodisi No. 2” ve “Piyano Konçertosu No. 2” ile romantik dönemin sınırlarını zorlayan dili sahneye taşınırken, konserin ikinci yarısında Beethoven’ın Üçüncü Senfonisi “Eroica”, müzik tarihinin yön değiştirdiği eşiklerden birini yeniden hatırlatıyor.
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası
Türkiye’nin en köklü senfonik kurumu olan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, yalnızca bir icra topluluğu değil, aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan modernleşme sürecinin müzikal hafızası. Yüzyılı aşan geçmişi boyunca CSO, Batı klasik müzik repertuvarını Türkiye’de tanıtmakla kalmadı, bu repertuvarın yorumlanış biçimlerine de yön verdi. Bugün hâlâ klasik kanonun merkezinde yer alan eserleri, çağdaş bir icra disipliniyle ele alan orkestra bu konserde de tarihsel bilinç ile güncel yorum anlayışını bir araya getiriyor.
Şef Masato Suzuki
Masato Suzuki, uluslararası müzik dünyasında özellikle barok ve klasik dönem repertuvarına getirdiği berrak, yapısal ve metne sadık yorum anlayışıyla tanınıyor. ‘Bach Collegium Japan’ın kurucusu Masaaki Suzuki ile aynı müzikal gelenekten gelen şef, romantik repertuvara yaklaşımında da bu disiplinli bakışı sürdürüyor. Suzuki’nin orkestra yönetiminde öne çıkan özellik, dramatik etkiyi abartıdan değil, yapının iç geriliminden üretmesi.
Bu yaklaşım, Beethoven’ın “Eroica” senfonisi gibi tarihsel ve ideolojik yükü ağır bir eserde özellikle anlam kazanıyor. Suzuki, eseri bir kahramanlık anlatısı olarak parlatmak yerine, formun içindeki çatışmaları ve dönüşümleri açığa çıkaran bir yorum çizgisi izliyor. Liszt yorumlarında ise virtüoziteyi parlaklıkla değil, orkestral dengeyle kurmayı tercih eden bir şef profili sunuyor.
Can Çakmur
Son yıllarda uluslararası piyano sahnesinde adından sıkça söz ettiren Can Çakmur, genç yaşına rağmen olgun ve içe dönük yorumlarıyla dikkat çeken bir piyanist. Liszt, Schubert ve Beethoven yorumlarıyla Avrupa’daki önemli konser salonlarında ve kayıt projelerinde övgü toplayan Çakmur, piyano repertuvarına yaklaşımında gösterişten ziyade metnin ruhuna odaklanan bir çizgi izliyor.
Liszt’in “Piyano Konçertosu No. 2”, teknik zorlukları kadar yapısal bütünlüğüyle de piyanistten derin bir müzikal bilinç talep eder. Çakmur’un bu eserdeki yaklaşımı, virtüoz pasajları dramatik bir anlatının parçası olarak ele almasıyla öne çıkıyor. Piyanonun orkestrayla kurduğu diyalog, solistin ön plana çıktığı bir rekabet alanından ziyade, ortak bir dramatik akışa dönüşüyor.
Konserin programı, yüzeyde üç büyük yapıtın ardışık sunumu gibi görünse de, altında güçlü bir dramaturjik hat barındırıyor. Liszt’in “Macar Rapsodisi No. 2”, halk müziği kökenli temaların romantik dönemin virtüoz estetiğiyle nasıl dönüştürülebileceğini gösterirken, “Piyano Konçertosu No. 2” bireysel anlatının orkestral yapı içinde nasıl eridiğini ortaya koyuyor. İki eser de bireysel ifade ile kolektif yapı arasındaki gerilimi merkeze alıyor.
Beethoven’ın “Eroica” senfonisi ise bu gerilimi tarihsel bir kırılma noktasına taşıyor. Senfoni, yalnızca müzikal formu genişletmekle kalmıyor; sanatçının bireysel iradesini, estetik bir devrim olarak müzik tarihine kaydediyor. Bu bağlamda konser, romantik bireysellikten devrimci senfonik düşünceye uzanan bir anlatı kuruyor.
9 Ocak CSO ADA Ankara
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın bu akşamı repertuvar zenginliğinin ötesinde yorum geleneği, disiplin ve estetik süreklilik üzerine kurulu bir müzikal düşünceyi sahneye taşıyor. Masato Suzuki’nin yapısal berraklığı ve Can Çakmur’un derinlikli piyanizmi, CSO’nun kurumsal gücüyle birleştiğinde, dinleyiciye yalnızca büyük eserler değil, bu eserlerin neden hâlâ konuşulmaya değer olduğunu hatırlatan bir deneyim sunuyor.
Ziraat Bankası Ana Salon’da yankılanacak müzik klasik repertuvarın yaşayan, dönüşen ve her kuşakta yeniden anlam kazanan bir anlatı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.


