Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Destanların Dansı, tarihin ritmini sahneye taşıyor

Destanların Dansı, tarihin ritmini sahneye taşıyor

Destanların Dansı, tarihin ritmini sahneye taşıyor03 Şubat 2026 - 02:02
“Destanların Dansı” performansı müzik, dans ve tiyatroyu bir araya getirerek izleyicilere hem görsel hem de duygusal bir yolculuk sunuyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Dans, insanlığın en eski ifade biçimlerinden biri. Sözcüklerden önce gelen bu dil, ritimle beden arasında kurulan doğal bir bağdan doğar; duyguları, inançları, toplumsal hafızayı ve kolektif kimliği hareket aracılığıyla aktarır. Zaman içerisinde ritüelden sahne sanatına evrilen dans, her kültürde hem bireysel hem de ortak bir anlatı alanı yaratır.
 
Bedenin ritimle kurduğu bu kadim ilişki, izleyiciyi zaman ve coğrafya sınırlarını aşan bir yolculuğa davet ediyor ve 3 Şubat akşamı yalnızca bir hareket dili değil; hafızayı, ritüeli ve anlatıyı bir araya getiren evrensel bir ifade biçimi olarak sahneye çıkıyor.
 
 
Serhat Turak’ın genel sanat yönetmenliğinde hazırlanan “Destanların Dansı” gösterisi, Atatürk Kültür Merkezi sahnesini tarih ve efsanelerin yeniden doğduğu bir zaman tüneline dönüştürmeye hazırlanıyor. Nuh Tufanı’ndan Dede Korkut’a, Dört Element’ten Nevruz’a, Sarı Gelin’den Tomris’e, Cevanşir’den Alparslan’a uzanan destanları ve kahramanları sahneye taşınarak Alparslan’ın cesareti, Boğaçhan’ın kahramanlığı ve Tomris’in liderliği, dramatik ve epik bir ritimle izleyiciye aktarılıyor.
 
Projenin köklü geçmişi, gösteriyi daha anlamlı kılıyor. “Destanların Dansı”, Serhat Turak liderliğinde Bursa, Eskişehir, Osmaniye ve Trabzon gibi şehirlerde de sahnelenmiş, her defasında izleyiciye renkli kostümler ve geleneksel koreografilerle destanların görsel bir özetini sunmuştu.
 
 
Gösterinin genel sanat yönetmeni Serhat Turak, halk dansları ve sahne sanatları alanında uzun yıllardır üretim yapan bir isim olarak, Anadolu’nun sözlü kültürünü ve tarihsel anlatılarını çağdaş sahne diliyle birleştiren projeleriyle tanınıyor. Turak, çalışmalarında yalnızca estetik bir dans anlatısı kurmakla kalmayıp, tarihsel olayları kronolojik bir dramaturji içinde ele alarak izleyiciye kültürel bir okuma alanı da açıyor. “Destanların Dansı” bu yaklaşımın en kapsamlı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
 
Gösterinin müzikleri, Taner Demiralp’in düzenlemeleriyle sahneye taşınıyor. Performansta, geleneksel enstrümanlar - bağlama, ney, kemençe ve davul - modern sahne tasarımıyla harmanlanıyor. Bu sayede Türk halk müziğinin zengin melodik yapısı korunurken, izleyiciye epik ve teatral bir deneyim sunuluyor. Dans ekibi ise yaklaşık 40 kişiden oluşuyor ve folklorik motifleri dramatik sahne hareketleriyle birleştirerek gösteriyi daha etkileyici hale getiriyor.
 
 
Taner Demiralp, geleneksel Türk müziği formlarını sahne ve dramatik anlatı ekseninde yeniden yorumlayan çalışmalarıyla biliniyor. Demiralp’in düzenlemeleri, folklorik ezgilerin özünü korurken sahnedeki anlatıyı destekleyen sinematografik bir müzik dili oluşturuyor; ritim ve melodi, anlatılan destanların dramatik yapısıyla bütünleşiyor.
 
“Destanların Dansı”, sadece bir sahne performansı değil; kültürel bir manifesto niteliği taşıyor. Türkiye’nin tarihi eserleri ve kültürel zenginlikleri dünya çapında tanıtılırken, genç kuşaklar da Dede Korkut’un öğütleri, kahramanlık hikâyeleri ve efsanelerle buluşturuluyor. Sahne tasarımından kostümlere, müzikten koreografiye kadar her detay tarihsel araştırma ve yaratıcı yorumlarla şekilleniyor. İzleyici, geçmişin kahramanları ve onların yaşadığı coğrafyanın ruhuyla bütünleşiyor; sahnede adeta bir zaman yolculuğu deneyimi yaşıyor.
 
Tarih ve sanatı bir araya getirerek, Türk kültürünün köklü ve evrensel değerlerini sahneye taşıyan, izleyiciyi hem düşündüren hem de büyüleyen bir performans olarak öne çıkan “Destanların Dansı”, 3 Şubat Salı akşamı saat 20.00 itibarıyla Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda.