Devrim Erbil beyazperdede
Gelecek yıl 90 yaşına basacak çağdaş ressam Devrim Erbil, ömrünün dönüm noktalarını Durmuş Akbulut yönetmenliğinde beyazperdeye taşıyan “Gökyüzü Öyle Maviydi ki” filminin galası için Zorlu PSM’deydi. Filmde başrolü üstlenen ve alkışlarla sahneye gelen sanatçının filminde oğlu Barış Erbil de babasının gençliğine hayat veriyor. Bodrum, İstanbul, Kırklareli gibi noktalarda çekilen Picus Film, SM Sanat ve Devrim Erbil Kültür Sanat Vakfı imzalı uzun metrajlı dramatik film, farklı gösterimler ile de tanıtılacak.
EVRİM ALTUĞ
evrimaltug@gmail.com
Devrim Erbil, 17 Şubat Salı akşamı İstanbul’daki Zorlu Performans Sanatları Merkezi (PSM) Turkcell Sahnesi’nde ‘hayatının filmi’ni sevenlerine izletti. Dile kolay, 16 Eylül 1937 Uşak doğumlu ‘duayen’ çağdaş ressam Erbil, ‘benden zeki, yakışıklıdır,’ diye iltifat ettiği diş hekimi kardeşi Dilaver ile çocukları ve sevenlerinin alkışlarıyla filmin galası adına çıktığı sahnede, duygu dolu anlar yaşadı.
İstanbul’dan sonra, Balıkesir ve Bodrum’da da gösterisinin planlandığı filmden önce, Zorlu PSM’de yaklaşık 750 kişinin katıldığı özel bir davet de verildi. Davete çok sayıda sanatçı, gazeteci, koleksiyoner ve filmde rol almış oyuncu kadrosu da katıldı.
Devrim Erbil
Erbil’in, ‘Türk sinema tarihinde bir ressamın hayatını işleyen, kurmacaya dayanan ilk yapım’ olduğunu heyecan ve mutluluk içinde belirttiği ‘Gökyüzü Öyle Maviydi ki’ adlı filmde bizzat rol alan ressam Devrim Erbil’in yanı sıra oğlu Barış da yapımda ressamın gençliğini canlandırdı.
Yönetmen - yapımcı Durmuş Akbulut imzasını taşıyan eserin çekimleri, ressam Erbil’in Bodrum’daki atölyesi ile büyüdüğü ve eğitim gördüğü Balıkesir ve Kırklareli’nde gerçekleştirildi. Picus Film ve SM Sanat’ın imzasını taşıyan eser, ressamın kariyerini şekillendiren hatıraları ile ilkokul öğretmeninin kendisine verdiği ilk hayat ve resim dersiyle de akıllara kazındı.
Devrim Erbil ve SM Sanat Kurucusu Şengül Oğuz
Sürekli geriye dönüşlerle dramatik içeriğini belli eden, ressamın ilk çocukluk aşkına göndermelerde bulunan, ilk soyutlama bilgi ve deneyimlerini usta çocuk oyuncunun da alkışlık yeteneği ile gözler önüne seren yapımda, sanatçının asistanı Tuğba’yla anlarını da yansıtan Erbil’in, atölyesinde film izlediği, asistanı ile yapıtlarını detaylı biçimde analiz ettiği veya çok sevdiği bir kitabı okurken geçmişin düşlerine daldığı sahneler de akıllarda kaldı.
Erbil’in dünya ve doğa bilgisini şekillendiren Ali Usta’yı da yâd eden eserde, Erbil’in Marguerite Duras’nın “Sevgili / L’amant” adlı eserine ilgisinin yanı sıra yapımın sahneler boyu göndermelerde bulunduğu edebi ve felsefi diğer kaynaklar da kayıtlara geçti. Filmde bu yönüyle Elias Canetti’nin “İnsanın Taşrası” ile Avelina Lesper’in “Çağdaş Sanatın Sahtekârlığı” ve Honore de Balzac’ın “Gizli Başyapıt”ının yanı sıra ressam Rene Magritte’in “Işıklar İmparatorluğu” ve Peter Handke’nin “Çocukluk Şarkısı” adlı çalışmalarına da referans verildiği görüldü. İstanbul tarihi yarımada peyzajları ile Erbil tuvallerinin üst üste geldiği filmde ayrıca Shostakovitch ile Chopin gibi bestecilerin klasik yapıtlarına yer verilmiş olması ile yapımın ritminin dinginliği akla Altın Palmiye ödüllü yönetmen Nuri Bilge Ceylan filmlerini getirdi.
Eski adıyla Devlet Güzel Sanatlar Akademisi mezunu (bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) sanatçının adıyla özdeş, büyüklü küçüklü, renkçi ve lekeci soyut dışavurumcu İstanbul peyzajı içerikli tuvallerinin art arda eşlik ettiği film sanatçının küçüklüğünü aktaran Balıkesir doğasının soyut ve somutu kesiştiren kadrajlarıyla da dikkat çekti.
Gecede Londra’da yaşayan sanatçı kızı Renk’i de özlemle yâd eden Devrim Erbil, asistanları ve çocukluk arkadaşlarının da katılımı ile düzenlenen galada yaptığı açıklamada kendisini bir eğitimci olarak da tabir etti ve ortaya konulan eserle “yaşamındaki tecrübeleri paylaşarak, birilerine umut ışığı olabileceğini” vurguladı. Sanatçı, böylece “sanat dalları arasındaki bütünlüğün güçlenmesine de katkı sunmayı arzuladığını” dile getirdi.
2019’da Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü almış bulunan, 2000 yılında ise Sedat Simavi Görsel Sanatlar Ödülü alan Erbil, sahnede özetle şu ifadeleri kullandı: “Bu, Türkiye’de bir ressam için yapılan ilk sanat filmi; belki belgeseller yapıldı fakat burada, benim hayatımı esas alan bir film seyredeceğiz. Benim geride bıraktığım eserlerim kadar çocuklarım da çok önemlidir.
Benim üç evlilikten dört çocuğum var. Hayatımda kadınlar hep çok çok önemli oldu. Başta annem, İkinci Dünya Savaşı’nda üç kız kardeş; hep çok zor şartlarda, bizi alıp büyüten aynı şekilde babam… Büyük bir özveri. Ben resim yapar veya ders çalışırken, bizi hiç rahatsız etmedi, sobaya odun bile getirtmedi.
Ama Balıkesir gibi 36 bin nüfuslu bir yer... Savaş sırasında ekmek, çay karne ile… Buradan yaşım da çıkıyor ama yine söyleyelim, seneye 90 yaşında olacağım.
Kadınlar dedim ya, onlar sadece anne, sevgi, aşk değil. O kadınlar, bu Cumhuriyetin, Atatürk’ün kadınları, Türkiye’nin çağdaş yollarında gidecekler. Ve ben, o yüzden kadınlara, güzelliklerine, sıcaklıklarına hayranım.”
Erbil’in monografilerine imzasını atan eleştirmen ve akademisyen Mehmet Ergüven’in de eşi Lale ile katıldığı galada söz alan SM Sanat Yönetim Kurulu Başkanı, koleksiyoner ve Erbil’in yakın dostu Şengül Oğuz ise basına yaptığı açıklamada özetle “Film aslında hazırdı, sadece destek gerekiyordu; biz de gururla bu çalışmaya başladık, onun emanetlerine en iyi şekilde sahip çıkıp gelecek nesillere aktarmak için elimizden geleni yapacağız,” ifadelerini kullandı.
Yönetmen ve senarist Akbulut’tan övgüyle bahseden Devrim Erbil davette ayrıca yönetmenin Fransız Filolojisi eğitimi ve aldığı sinema eğitiminden söz ederek “Sanatı onun kadar bilen çok azdır, bu konuda kitap da yazmıştır,” diye konuştu.
Devrim Erbil ve oğlu Barış Erbil
Devrim Erbil Kültür ve Sanat Vakfı’nın da imzasıyla çekilen yapım adına sahnede babasıyla hazır bulunan, ressam Erbil’in oğlu Barış Erbil ise davetlilere gösterim öncesi yaptığı sunuşta şu ifadelere yer verdi: “İşin insani tarafını göreceğiz. O resimleri yaparken, eserleri üretirken, Erbil’in sanatçı kimliğinden, tekniği ve sanatından öte, bir de insani yanı vardı. Gelin hep beraber, Erbil’in hayatının perdesine şöyle ufak bir aralık verip, güzel bir sanat filmini, ilk kez bir ressam filmini, Yeşilçam tarihinde, beyazperdede ilk kez hep beraber izleyelim.”


