Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Dikmen Gürün'e “emeritus profesör” unvanı

Dikmen Gürün'e “emeritus profesör” unvanı

Dikmen Gürün'e “emeritus profesör” unvanı13 Nisan 2026 - 04:04
Yaklaşık yarım yüzyıldır Türk tiyatrosuna akademisyenlikten eleştirmenliğe, yöneticilikten kültür politikalarına uzanan çok katmanlı katkılar sunan ve uluslararası tiyatro dünyasıyla güçlü bağlar kurulmasında öncü rol oynayan Prof. Dr. Dikmen Gürün, Kadir Has Üniversitesi tarafından “Emeritus Profesörlük” unvanıyla onurlandırıldı.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Türkiye’de tiyatronun yalnızca sahnede değil, düşüncede ve hafızada da var olmasını sağlayan isimlerden biri olan Dikmen Gürün akademi ile sahne arasındaki mesafeyi kapatan nadir figürlerden. Gürün’ün hikâyesi bir kariyerin ötesinde, bir kültürün nasıl taşındığını ve dönüştüğünü anlatıyor.
Prof. Dr. Dikmen Gürün’e 33 yıl boyunca görev yaptığı Kadir Has Üniversitesi’nde verilen “Emeritus Profesörlük” unvanı için düzenlenen töreni izlerken kendimi yalnızca bir gazeteci olarak değil tiyatroya gönül vermiş biri olarak da anın parçası gibi hissettim. O gün sahnede olan biten, bir akademik unvanın ötesindeydi; yıllara yayılan emeğin, dostlukların ve birikimin görünür olduğu güçlü bir karşılaşmaydı.
 
 
Emeritus Profesör Dikmen Gürün
 
Özellikle salondaki atmosfer beni derinden etkiledi. Kadir Has Tiyatro Bölümü öğrencilerinin coşkulu tezahüratları, hocaların zaman zaman duygusallaşan konuşmaları ve Dikmen Gürün için hazırlanan videoda söz alan öğrencilerin, meslektaşların, dostların ifadeleri… Hepsinde ortak bir duygu vardı: Derin bir sevgi ve büyük bir saygı. Yıllar boyunca kurulmuş bağların ne kadar güçlü olabileceğini bir kez daha gördüm.
 
Aslında bu etki, benim tiyatroyla kurduğum kişisel bağdan da bağımsız değildi. Çocukken en büyük hayalim tiyatrocu olmaktı. 60 küsur sene gazeteci olarak kariyer yapan rahmetli babam, uzunca bir dönem Muammer Karaca ve Ses Tiyatrosu sanatçılarındandı ancak ne yazık ki bu hayalim konusunda bana destek olmadı. Bu yolda beni cesaretlendiren tek kişi, aile dostumuz Tarık Levendoğlu’ydu. Onu da henüz 10 yaşındayken kaybedince, tiyatro hayalim bir anlamda sahipsiz kaldı.
 
Yine de tiyatrodan hiç kopmadım. Yıllarca farklı tiyatro topluluklarının peşinden koştum. Sevgili hocam Banu Zorlutuna’nın öğrencisi olarak dublaj eğitimi aldım ve bu alanda kendimi geliştirdim. Hayat beni gazeteciliğe yönlendirdi; başlangıçta bir tercih değil, bir zorunluluk gibi görünse de zamanla mesleğimi sevdim. Üstelik dublaj eğitiminin sağladığı ses, tonlama ve ifade becerileri gazetecilikte de sandığımdan çok daha fazla işime yaradı.
 
Ama tiyatro hep oradaydı. Bir dönem Karşı Tiyatro’da set fotoğrafçılığı yaptım; sahnenin arkasını, kulislerin ritmini, oyuncuların prova anlarını yakından gözlemleme fırsatı buldum. Selim Naşit’i, Ahmet Uğurlu’yu, Selma Sonat’ı, Gülsen Tuncer’i kuliste ve sahnede izlemek benim için adeta bir okul gibiydi. Basın danışmanlığı yaptığım yıllarda Günay’da sahne alan sanatçılarla çalıştım; Seyfi Dursunoğlu’nun Huysuz Virjin’e dönüşümünü sahne arkasından izlemek, tiyatronun ve performansın büyüsünü yeniden hatırlatan anlardı.
 
Çocukluğumda dinlediğim radyo tiyatroları da bu bağın önemli bir parçasıydı. Tarık Levendoğlu’nun aynı zamanda çevirmen-dramaturg olması sayesinde pek çok tiyatro metni okuma şansı buldum. Tiyatro sahnesine okul müsamerelerinin ötesinde yaklaşamadım belki ama hayatımın içinde tiyatro hep vardı. Enteresandır, babam gibi gazetecilik mesleğinde ilerleyen bir tiyatrocu ile evlendim; onun sahne ve televizyon projelerine yakından tanıklık ettim. Ailemden genç tiyatrocular çıktı ve onların yolculuğunu izlemek bana her zaman gurur verdi.
 
Bu yüzden Prof. Dr. Dikmen Gürün’ün “Emeritus” unvanı aldığı törende hissettiklerim tiyatroyla hiçbir zaman kopmayan, sadece zaman içinde biçim değiştiren bağımın kendi hikâyemle kesiştiği derin bir tanıklık anına dönüştü.
 
Akademiden sahneye uzanan yol
 
Emeritus Profesör Dikmen Gürün’ün kariyerine baktığımda, tiyatroyu yalnızca sahnede var olan bir sanat olarak değil, düşünsel bir alan olarak ele alışının ne kadar belirleyici olduğunu görüyorum. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nin ardından eğitimini Amerika Birleşik Devletleri’nde tamamlaması, ardından Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nde doktora yapması uluslararası ve akademik perspektifini erken dönemde şekillendirmiş.
 
1970’li yıllardan itibaren akademide aktif olarak yer alan Gürün, uzun yıllar İstanbul Üniversitesi’nde Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü’nde öğretim üyeliği yaptı. Bu süreçte yalnızca ders veren bir akademisyen değil, aynı zamanda tiyatro düşüncesini canlı tutan bir isim oldu.
 
Uluslararası bir köprü: İstanbul Tiyatro Festivali
 
Kariyerindeki en önemli dönüm noktalarından biri de İKSV İstanbul Tiyatro Festivali direktörlüğüydü. Yaklaşık 20 yıl boyunca bu görevi üstlenerek, dünya tiyatrosunun önemli isimlerini Türkiye’ye getirdi ve yerli sanatçıların uluslararası alanda görünürlük kazanmasına katkı sağladı. Bu yönüyle Gürün, kültürel bir köprü kurucusu olarak öne çıktı.
 
Yazıyla kurulan kalıcı bellek
 
Dikmen Gürün’ün kitapları ise tiyatroya bıraktığı en kalıcı izlerden. “Tiyatro Yazıları”, “Tiyatro Benim Hayatım: Yıldız Kenter’in Hayat Hikâyesi” ve “Ateş Kuşu Semiha Berksoy” gibi eserleri, tiyatro tarihini belgeleyen önemli kaynaklar arasında yer alıyor.
 
Son kitabı “Bir Dönem Üstünden Türk Tiyatrosunu Eleştirilerle Okumak” ise bu birikimin güçlü bir devamı niteliğinde. 1950’lerden 1980’lere uzanan bir dönemi eleştiri metinleri üzerinden yeniden değerlendiren bu çalışma, tiyatro tarihine farklı bir okuma önerisi getiriyor.
 
 
“Emeritus Profesörlük”
 
Bu arada merak edenler için küçük bir not düşmekte fayda var: “Emeritus Profesörlük”, akademik hayatını tamamlayarak emekliye ayrılmış ancak üniversitesine ve bilim dünyasına uzun yıllar boyunca yaptığı katkılar nedeniyle onursal bir unvanla anılmaya devam eden profesörlere verilen bir statü. Latince kökenli “Emeritus” sözcüğü, “görevini tamamlamış, onurla ayrılmış” anlamını taşıyor. Bu unvan, aktif görevlerin sona erdiğini gösterse de akademik saygınlığın ve üretimin sürdüğünü de ifade ediyor. Emeritus profesör genellikle ders vermeye devam edebiliyor, tez danışmanlığı yapabiliyor, araştırma ve yayın faaliyetlerini sürdürebiliyor. Ancak bu, kurumdan kuruma değişen bir uygulama. Temelde bu unvan, bir akademisyenin bilim dünyasına ve üniversitesine yaptığı uzun soluklu katkının bir tür onursal karşılığı. Türkiye’de bu istisnai unvanı veren üniversite sayısı çok az. Kadir Has Üniversitesi’nin bu unvanı daha önce yalnızca üç isme vermiş olması ise Prof. Dr. Dikmen Gürün’e gösterilen bu takdirin ayrıcalıklı niteliğini daha da belirgin kılıyor.
 
Bir öğretinin izinde
 
2013 yılından bu yana Kadir Has Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren Dikmen Gürün, burada da düşünce geleneğini sürdüren ve öğrencilerine tiyatronun derinliğini hissettiren bir rehber.
Törende yapılan konuşmalar, Gürün’ün akademide ve sanat dünyasında bıraktığı izleri daha da görünür kıldı. Törenin açılışında konukları selamlayan Rektör Prof. Dr. Ayşe Başar, Prof. Dr. Dikmen Gürün’ün üniversiteye ve Türkiye’nin kültür-sanat hayatına kattığı eşsiz değerlerin altını çizerek, kendisinin bu yeni unvanını ve akademik başarılarını içtenlikle kutladı.
 
 
Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşe Başar, Emeritus Prof. Dr. Dikmen Gürün
 
Tiyatro Bölüm Başkanı Doç. Dr. Zeynep Günsür Yüceil, Gürün’ün birleştirici ve mütevazı duruşuna dikkat çekerek umutsuzluğa yer açmayan yaklaşımının ve kurduğu öğretinin gelecek kuşaklar için taşıdığı sorumluluğun altını çizdi; “Emeritus” unvanının kendisine ne kadar yakıştığını vurguladı.
Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Banu Manav ise Gürün’ün tiyatroyu yalnızca izlenen bir sanat olmaktan çıkarıp derinlemesine düşünülmesi ve çalışılması gereken bir alan olarak kavrattığını belirterek, emeğinin ve zarafetinin yıllara yayılan değerli süreçlerde somutlaştığını ifade etti.
 
 
Rektör Prof. Dr. Ayşe Başar, Sanat ve Tasarım Fak. Dekanı Prof. Dr. Banu Manav, Prof. Dr. Dikmen Gürün, Tiyatro Bölüm Baş. Doç. Dr. Zeynep Günsür Yüceil
 
“Emeritus Profesörlük” unvanının takdiminin ardından söz alan Dikmen Gürün’ün, tiyatronun özgür düşünce adına konuşan bir sanat olduğunu vurgulaması ise yıllardır savunduğu yaklaşımın özeti gibiydi. Otuz yılı aşkın akademik yaşamı boyunca tiyatronun akademik açılımlarla zenginleştiği özel bir döneme tanıklık ettiğini dile getiren Gürün, Türkiye’nin ilk kadın profesörlerinden Prof. Dr. Melahat Özgü’nün “Tiyatro bir kültür kalesidir” sözünü hatırlatarak tiyatronun bunun da ötesinde adalet, hak ve hukuk gibi kavramları sorgulayan, özgür düşünce adına söz alan bir sanat olduğuna vurgu yaptı. Tiyatronun bilgilenme, aydınlanma ve eleştirel düşünceye katkısına dikkat çeken Gürün, eleştirinin bu sanatın özünü oluşturduğunu ve sürekliliğini sağlayarak kendini yenilemesine imkân tanıdığını ifade etti. Kadir Has Üniversitesi çatısı altında öğrencilerle buluşmanın ve deneyimlerini paylaşmanın kendisi için ayrı bir değer taşıdığını da sözlerine ekledi.
 
 
Kadir Has Üniversitesi Akademisyenleri, Emeritus Prof. Dr. Dikmen Gürün
 
Yoğun ilgi
 
Yoğun ilgiyle karşılanan bu anlamlı günde tiyatro dünyasından Zeliha Berksoy, Göksel Kortay, usta yazar Haldun Taner’in eşi Demet Taner, Meral Çetinkaya, Suna Keskin, Nergis Çorakçı, Tilbe Saran, Şerif Erol, Nedim Saban, Ömür Bozkurt gibi dostları ve İKSV çalışma arkadaşları da Dikmen Gürün’ü yalnız bırakmadı. Sanat dünyasının temsilcileri ve akademisyenlerin bir araya geldiği organizasyon, Gürün’ün başarılarla dolu geçmişinin onurlandırıldığı duygu dolu anlara sahne oldu. Tören, hep birlikte çekilen anı fotoğrafları ve sunulan onur plaketinin ardından sona erdi.
 
Törenden çıkarken aklımda kalanlar, yalnızca bir akademik kariyerin özeti değil tiyatroya adanmış uzun bir hayatın bıraktığı izlerdi. Bir kez daha gördüm ki tiyatro, perde kapandığında sona ermiyor; insanın içinde yaşamaya devam eden, zamanla dönüşse de etkisini yitirmeyen bir bağa dönüşüyor. Dikmen Gürün hocamın yolculuğu ise bu hissin en somut karşılıklarından biri olarak öne çıkıyor.
 
 
Meral Çetinkaya, Suna Keskin, Zeliha Berksoy, Göksel Kortay, usta yazar Haldun Taner’in eşi Demet Taner, Tilbe Saran, Dikmen Gürün, Nergis Çorakçı