Dilhan Şeşen ve Ekin Beril Salon İKSV’de
İstanbul’un alternatif müzik damarında son yıllarda belirginleşen en özgün seslerden biri olan Dilhan Şeşen, elektronik dokularla örülü içsel anlatısını Salon İKSV sahnesine taşıyor ve Şeşen’in sahnesine son dönem dijital üretimleriyle dikkat çeken Ekin Beril konuk oluyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Nisan ayında programına hız kesmeden devam eden Salon İKSV, farklı müzik disiplinlerini bünyesinde birleştirerek müzikseverlere zengin bir keşif alanı yaratıyor. Alternatif rock’tan çağdaş caza, R&B’den elektronik müziğe uzanan geniş seçki, 9 Nisan’da güçlü vokali ve kendine özgü estetiğiyle Dilhan Şeşen ve konuk sanatçı Ekin Beril ile başlıyor.
Müzikal miras
Alternatif rock ve elektronik müziği şahsına münhasır bir estetikle bir araya getiren, müzikle doğan, müzikte yaşayan İstanbullu şarkıcı, söz yazarı Dilhan Şeşen’in hikâyesi, Türk popüler müzik tarihinin önemli figürlerinden biri olan Burhan Şeşen’in mirasıyla başlasa da sanatçının üretimi bu mirası tekrar etmek yerine dönüştürmeye dayanıyor.
1998 doğumlu Dilhan Şeşen, çocukluk yıllarından itibaren müziğin hem teknik hem duygusal katmanlarına temas ederek büyüdü. İlk kayıt deneyimlerini henüz erken yaşlarda babasının stüdyosunda gerçekleştirmesi, müziği bir meslekten çok bir yaşam biçimi olarak kurmasına zemin hazırladı.
Sanatçının diskografisi, Türkiye alternatif sahnesinde nadir görülen bir iç tutarlılıkla ilerliyor. Sony Music Türkiye etiketiyle yayınladığı erken dönem teklileri “Acıtır Yara” (2019), “Sıcaklardandır” (2020), “Kaçtım” (2020), “Olta” (2021) ve “İsimsiz Çocuklar Ülkesi” (2022), kırılgan vokal estetiği ile elektronik altyapılar arasında kurduğu dengeyi ortaya koydu. Bu şarkılar, dijital platformlarda organik bir dinleyici kitlesi oluştururken, Şeşen’in söz yazımındaki içe dönük anlatı dili de belirginleşti.
Dilhan Şeşen
2023 yılı, sanatçının kariyerinde bir eşik noktası oldu. Gülbaba Records etiketiyle yayınlanan ilk uzunçaları “Kumdan İnşa Putlarla” (2023) tematik olarak kimlik, yabancılaşma ve kırılganlık ekseninde şekillenirken prodüksiyon anlamında daha katmanlı ve deneysel bir yapıya yöneldi. Albüm, Türkiye’de bağımsız müzik çevrelerinde yılın dikkat çeken işleri arasında gösterildi.
Şeşen’in üretim çizgisi 2024’te farklı bir kırılma yaşadı. Mabel Matiz imzalı “Şeker” yorumuyla daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan sanatçı, bu parçayla toplumsal dışlanmışlık ve aidiyet temalarını daha görünür bir düzleme taşıdı. Aynı dönemde Küçük İskender’in şiirlerinden ilhamla ortaya çıkan “Her Meyve Bir Yara” (2024), edebiyatla kurduğu bağın müzikal anlatıya nasıl dönüştüğünün güçlü bir örneği oldu.
2025’te Contrapol Records ile yayınladığı “Kaçak Elektrik” EP’si, Şeşen’in ses dünyasını daha karanlık, daha yoğun elektronik dokulara taşıdığı bir ara dönem kaydı olarak öne çıkıyor. Bu kısa çalar, analog synth katmanları ve minimal beat yapılarıyla sanatçının üretiminde yeni bir fazın habercisi niteliğinde.
Sanatçının müziğinde dikkat çeken en önemli unsur, vokalin bir anlatıcıdan çok bir ‘duygu taşıyıcısı’ olarak konumlanması. Dihan Şeşen, şarkılarını çoğu zaman bir hikâye anlatmak için değil, bir hissin içinde kalmak için kuruyor.
Dijitalden ana akıma
Konserin konuk sanatçısı Ekin Beril, Türkiye’de dijital üretim kültürüyle şekillenen müzisyen profilinin en belirgin örneklerinden.
1993 doğumlu sanatçı, özellikle YouTube üzerinden yayınladığı katmanlı vokal kayıtları ve loop tabanlı performanslarıyla geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı.
Beril’in diskografisi, bağımsız üretim estetiğinin izlerini taşıyor. İlk albümü “Dualite” (2017) tüm söz ve müziklerin kendisine ait olduğu, içsel çatışmalar ve kimlik temaları etrafında şekillenen bir çalışma olarak öne çıktı. Ardından gelen single üretimleri ve canlı performans kayıtları, bedroom pop ile elektronik müzik arasında kurduğu hibrit yapıyı geliştirdi.
Ekin Beril
Yeni dönem çalışmalarının merkezinde yer alan “Eko” projesi, sanatçının ses tasarımıyla kurduğu ilişkiyi daha deneysel bir noktaya taşıyor. Bu projeye ait ilk performanslarını Coke Studio gibi uluslararası platformlarda sergilemesi, Beril’in üretiminin yerel sınırları aşma potansiyelini de ortaya koydu.
Ekin Beril’in üretimi yalnızca yerel sahneyle sınırlı kalmayan, erken dönemden itibaren uluslararası projelere de temas eden bir çizgi izliyor. Sanatçı, Hugh Jackman’ın başrolünde yer aldığı “The Greatest Showman (Muhteşem Şovmen)” filmi için hazırlanan küresel soundtrack projesinde, farklı ülkelerden seçilen isimlerle birlikte yer alarak Türkiye’yi temsil etti; bu süreçte hem film müziklerinin performansına katıldı hem de uluslararası ekiplerle çalışma deneyimi edindi. Ayrıca Coca-Cola’nın global müzik platformu ‘Coke Studio’nun lansmanında, dünya çapında sınırlı sayıda müzisyen arasında yer alarak Queen’in “A Kind of Magic” parçasına getirilen yorumda bulunması, Beril’in uluslararası görünürlüğünü pekiştiren bir başka önemli adım oldu.
Öte yandan Pinhani’nin “Ben Nasıl Büyük Adam Olucam” ve Şebnem Ferah’ın “Bırak Kadının Olayım” parçalarına getirdiği yorumlar, milyonlarca izlenmeye ulaşarak geniş kitleler tarafından tanınmasını sağladı. Sertab Erener ile birlikte “Kime Diyorum” şarkısına yaptıkları ortak yorum, sanatçının dijitalden ana akıma uzanan etki alanını genişleten dikkat çekici iş birliklerinden biri olarak öne çıktı. Ancak Beril’in asıl gücü, cover performanslarının ötesinde, kendi yazdığı şarkılarda kurduğu atmosferde yatıyor.
Aynı sahnede türler üstü yaklaşım
Dilhan Şeşen ve Ekin Beril’i aynı sahnede buluşturan şey, türler üstü bir yaklaşım. Her iki sanatçı da alternatif pop, elektronik müzik ve kişisel anlatı arasında gidip gelen bir üretim pratiğine sahip. Ancak Şeşen daha karanlık ve içe dönük bir dil kurarken, Beril’in müziği daha deneysel ve katmanlı bir ses mimarisi öneriyor.
Bu karşılaşma, Salon İKSV’nin seslerin ve anlatıların yan yana gelişi üzerine programatik yaklaşımını da özetliyor. Yaşamın büyüsüne, doğanın gücüne, genlerin hayatta kalma inadına hayranlık duyacağımız gece klasik anlamda bir performanstan ziyade, iki farklı müzikal dünyanın kesişim anı olarak okunabilir.
+1 işbirliğiyle 9 Nisan Perşembe Dilhan Şeşen’in içsel anlatısı ile Ekin Beril’in dijital çağ estetiğinin Salon İKSV’de yeni bir duygusal coğrafya kuracağı, 18 yaş sınırı olan etkinlikte kapı açılışı saati 20.30, konser başlangıç saati ise 21.30.


