Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Doğaya Sanat Kazdağları’nda

Doğaya Sanat Kazdağları’nda

Doğaya Sanat Kazdağları’nda13 Ağustos 2026 - 05:08
Doğaya Sanat Programı, 10–17 Ağustos tarihleri arasında, Derya Yücel direktörlüğünde Kazdağları'nda gerçekleşiyor. Katılımcı sanatçılar için araştırma, üretim ve paylaşım ekseninde ortak bir çalışma zemini oluşturan program 11 sanatçıyı ağırlıyor.
Doğaya Sanat 2026 Sanatçıları:  
 
Anıl Önen, Çağla Köseoğulları, Çağrı Saray, Elif Gözde Korkmaz, Evren Erol, İlhan Sayın, Murat Germen, Seniha Ünay, Sümeyye Bıyıklı, Talha Demiral, Tümay Erman.
 
Doğaya Sanat’ı Program Direktörü Derya Yücel ve Program Kurucuları Barış Atağ ve Oğuzhan Taflı’dan dinledik. 
 
 
Derya Yücel
Program Direktörü
 
"Doğaya Sanat Programı" ismi ilk bakışta doğayı merkeze alıyormuş gibi görünüyor ama metni okuyunca aslında odağın insanın doğayla kurduğu ilişki olduğunu görüyoruz. Siz bu programın asıl meselesini tek cümleyle nasıl tarif edersiniz?
 
Derya Yücel: Doğaya Sanat'ın temel meselesi, insanın doğaya bakışını değil, doğanın bir parçası olarak kendisini yeniden düşünmesini mümkün kılacak ortak bir araştırma alanı açmak. Bugün doğayı temsil edilen ya da üzerine konuşulan bir nesne olarak ele almak yerine, insanı da onun ekolojik, kültürel ve tarihsel ilişkiler ağı içinde yeniden konumlandırmaya ihtiyaç duyuyoruz. Programın çıkış noktası tam da bu. Doğa burada elbette hem ilham veren bir manzara hem de düşünceyi, üretimi ve birlikte yaşamayı dönüştüren aktif bir özne.
 
Bugün sanatçı rezidansları giderek çoğalıyor. Doğaya Sanat Programı'nı sadece bir üretim kampı olmaktan çıkaran, sanatçının pratiğine gerçekten dokunan taraf sizce neresi?
Derya Yücel: Bana göre sanatçı konuk programlarında asıl mesele yalnızca üretim için uygun koşulları oluşturmak değil, sanatçının düşünme biçimine temas edebilecek bir ortam yaratabilmek. Doğaya Sanat'ı farklılaştıran nokta da bu. Programı araştırma, üretim ve kamusal paylaşım olmak üzere üç aşamalı bir süreç olarak kurguladım. Sanatçılar yalnızca kendi işlerine odaklanmıyor, birlikte yaşıyor, birbirlerinin üretim süreçlerini izliyor, köy yaşamıyla ilişki kuruyor, yürüyüşlere katılıyor ve farklı disiplinlerden gelen bilgiyle karşılaşıyor. Bu karşılaşmalar çoğu zaman ortaya çıkan eserden daha kalıcı izler bırakabiliyor.
 
 
Jüri sürecinde teknik özelliklerin yanı sıra hangi düşünme biçimini aradınız? "Bu sanatçı burada olmalı" dedirten ortak özellik neydi?
 
Derya Yücel: Açık çağrıda sanatçının araştırma biçimine ve düşünsel yaklaşımına odaklandık. Çünkü Doğaya Sanat, belirli bir tema üzerine üretilmiş hazır projeleri sergilemekten çok, bulunduğu coğrafyayla ilişki kurabilecek üretim süreçlerini destekleyen bir program. Bu nedenle doğaya romantik ya da yalnızca estetik bir bakış geliştiren önerilerden ziyade ekoloji, kültür, hafıza, yer, insan ve insan olmayan yaşam biçimleri arasındaki ilişkileri sorgulayan, disiplinler arası düşünmeye açık, merak duygusunu canlı tutan sanatçılar öne çıktı. Sanırım jüriyi ortaklaştıran nokta da buydu.
 
Doğaya Sanat'ı anlatırken sık sık "birlikte düşünmek" ifadesini kullanıyorsunuz. Sizce bugün çağdaş sanatta en çok eksikliğini hissettiğimiz şey tam da bu ortak düşünme alanları mı?
 
Derya Yücel: Kesinlikle öyle düşünüyorum. Günümüz sanat dünyası görünürlük, üretim hızı ve sürekli yeni işler ortaya koyma baskısıyla hareket ediyor. Oysa düşünmek zaman isteyen, hatta bazen üretmemeyi de göze alabilen bir süreç. Birlikte düşünmek ise bundan da öte bir mesele. Farklı disiplinlerden, farklı deneyimlerden ve farklı kuşaklardan insanların aynı masa etrafında birbirlerinin fikirlerini dönüştürebildiği alanlar giderek azalıyor. Doğaya Sanat'ın önem verdiği şeylerden biri de tam olarak bu. Program yalnızca eserlerin üretildiği bir zaman dilimi değil, ortak hafızanın oluştuğu, karşılaşmaların mümkün olduğu ve yeni iş birliklerinin filizlenebileceği bir zemin. Bence bugün çağdaş sanatın en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de bu paylaşım kültürünü güçlendirmek.
 
Kazdağları burada bir fon değil, programın aktif bir parçası gibi kurgulanıyor. Sanatçıların bölgeyle kuracağı ilişki hakkında öngörüleriniz neler?
 
Derya Yücel: Kazdağları'nı bir arka plan manzarası olarak görmüyoruz. Burası jeolojik katmanları, mitolojik anlatıları, biyolojik çeşitliliği, yerel kültürü ve güncel ekolojik kırılganlıklarıyla yaşayan çok katmanlı bir bilgi alanı. Dolayısıyla sanatçılar da Mehmetalan Köyü'nde geçirecekleri süre boyunca yalnızca doğayla değil, köy sakinleriyle, gündelik yaşamla ve bölgenin hafızasıyla da temas edecekler. Ben bu karşılaşmaların doğrudan eser üretiminden daha değerli sonuçlar doğurabileceğine inanıyorum. Çünkü bazen bir yürüyüş, bir sohbet ya da yerel bir hikaye, sanatçının pratiğinde yıllarca etkisini sürdürecek yeni bir düşünme biçiminin başlangıcı olabiliyor. Doğaya Sanat da tam olarak bu tür uzun soluklu dönüşümlerin peşinde olan bir program.
 
 
Barış Atağ & Oğuzhan Taflı
Program Kurucuları
 
Doğaya Sanat Programı fikri nasıl ortaya çıktı bahsedebilir misiniz?
 
Yıllar önce yolumuz Mehmetalan Köyü'nde kesişti. Kazdağları Milli Parkı'nın girişinde yer alan bu köy, yalnızca doğal güzelliğiyle değil, bugüne kadar büyük ölçüde korunabilmiş kültürel yapısı ve yaşam biçimiyle bizi derinden etkiledi. Zaman içinde köy halkıyla güçlü ilişkiler kurduk, doğayla kurdukları gündelik, doğal ve dengeli yaşam pratiğine yakından tanıklık ettik.
 
Bu deneyim bize şunu düşündürdü: Burada var olan ilişki yalnızca korunması gereken bir değer değil, aynı zamanda üzerine birlikte düşünülmesi gereken güçlü bir kültürel miras. Sanatın disiplinler arası yapısıyla bu ilişkiyi görünür kılabileceğine inandık ve Doğaya Sanat fikri böyle doğdu. Kazdağları bizim için hem etkileyici bir coğrafya hem de doğa, tarih, mitoloji ve yerel yaşamın iç içe geçtiği yaşayan bir alan. Programın bu bölgede gerçekleşmesinin nedeni de tam olarak bu çok katmanlı yapıyla ilişki kurabilmek.
 
Bugün birçok sanat programı üretime odaklanıyor. Siz ise araştırma, birlikte yaşama ve paylaşım süreçlerini özellikle vurguluyorsunuz. Bu modeli kurarken aklınızdakiler nelerdi?
 
En başından beri amacımız yalnızca belirli sayıda eser üretilmesini sağlayan bir çalıştay düzenlemek değildi. Bize göre üretimin en değerli kısmı, çoğu zaman üretimden önce başlayan araştırma, karşılaşma ve birlikte yaşama deneyimi.
 
Bu nedenle sanatçıların Mehmetalan Köyü'nü tanımalarını, köy halkıyla ilişki kurmalarını, doğayı gözlemlemelerini ve birbirlerinin üretim süreçlerine tanıklık etmelerini programın temel bileşenleri olarak kurguladık. Geçtiğimiz yıl bunu çok güçlü biçimde deneyimledik. Köy sakinlerinin, özellikle çocukların programa aktif katılımı hem sanatçılar hem de yerel topluluk için unutulmayacak karşılaşmalar yarattı. Sanatın en kıymetli tarafının tam da bu karşılıklı etkileşim olduğuna inanıyoruz.
 
 
Bu yıl ikinci kez gerçekleşen program bir sene içinde nasıl bir gelişim ve dönüşüm yaşadı?
 
İlk yıl bizim için önemli bir başlangıçtı. Programın hem sanatçılar hem de köy halkı tarafından bu kadar sahiplenileceğini açıkçası öngörmüyorduk. Ortaya çıkan işler kadar kurulan ilişkiler de bize doğru bir yolda olduğumuzu gösterdi.
 
Bu yıl ise programı daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmayı hedefledik. Açık çağrı sistemi oluşturuldu, bağımsız bir jüri süreci tasarlandı ve program ilk kez bir direktörlük yapısıyla yeniden kurgulandı. Araştırma, üretim ve kamusal paylaşım süreçleri daha belirgin hale getirildi. Dolayısıyla Doğaya Sanat artık yalnızca belirli tarihlerde gerçekleşen bir etkinlik değil, yıl boyunca hazırlanan, birlikte düşünülen ve gelişen bir sanat programına dönüşüyor.
 
Programın gelecek planları neler?
 
Doğaya Sanat'ı uzun soluklu bir kültür ve sanat programı olarak görüyoruz. Her yıl farklı sanatçıların Kazdağları'nda araştırma ve üretim yapabildiği, zaman içinde güçlü bir koleksiyon ve arşiv oluşturan, ulusal ve uluslararası işbirliklerine açık sürdürülebilir bir platform olmasını hedefliyoruz.
 
En büyük arzumuz, Kazdağları'nın yalnızca çevresel sorunlarla anılan bir bölge değil sanatçılar, araştırmacılar ve kültür üreticileri için de önemli bir buluşma noktası olarak hafızalarda yer etmesi. Eğer Doğaya Sanat, yıllar içinde hem sanatçıların üretimlerine hem de Mehmetalan Köyü'nün kültürel yaşamına kalıcı katkılar sunabilirse, kuruluş amacına ulaşmış olacaktır.
 
Etiketler: Kazdağları  sanat  Derya Yücel