Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Dolly Parton: Yoksulluktan dünya sahnesine uzanan bir country hikâyesi

Dolly Parton: Yoksulluktan dünya sahnesine uzanan bir country hikâyesi

Dolly Parton: Yoksulluktan dünya sahnesine uzanan bir country hikâyesi26 Ağustos 2026 - 04:08
Amerikan country müziğinin en önemli ve en etkili isimlerinden Dolly Parton, 80 yaşında hayatını kaybetti. Parton’ın kariyeri, country müzik tarihinin sınırları içinde başlayıp zamanla sinemaya, televizyona, müzikal tiyatroya, girişimciliğe ve hayır çalışmalarına yayılan bir hayat hikâyesi olarak şekillendi.

Suzan Somalı Sönmez

ssomalisonmez@gmail.com

 

Amerikan country müziğinin en önemli ve etkili isimlerinden Dolly Parton, 25 Ağustos 2026’da 80 yaşında hayatını kaybetti. Tennessee’de 12 çocuklu, yoksul bir ailenin dördüncü çocuğu olarak başlayan hayatı; yüz milyonlarca albüm satışına, yaklaşık üç bin şarkıya, Grammy’lerden ‘Country Music Hall of Fame’e uzanan sayısız ödüle, Hollywood filmlerine, ‘Dollywood’a ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran ‘Imagination Library’ye uzandı. “Jolene”, “9 to 5”, “Coat of Many Colors” ve “I Will Always Love You” gibi şarkılarıyla country müziğin sınırlarını aşan Parton, vaftiz annesi olduğu Miley Cyrus’la kurduğu kuşaklar arası bağdan Whitney Houston’ın dünya çapındaki “I Will Always Love You” yorumuna, Linda Perry ile “What’s Up?” buluşmasından son dönem rock çalışmalarına kadar müzikte sürekli yeni alanlar açtı.

Dolly Parton’ın hayatı, Tennessee’nin Great Smoky Mountains bölgesindeki yoksul bir aile evinden başlayıp Nashville’in country sahnesine, Hollywood’a, Broadway’e ve dünya müziğinin merkezine uzanan yedi on yıllık bir kariyerin hikâyesi. 25 Ağustos 2026’da Nashville’de hayatını kaybettiğinde arkasında yalnızca bir müzik kariyeri değil; şarkı yazarlığı, sinema, televizyon, girişimcilik, eğitim ve yardım faaliyetlerini içine alan geniş bir yapı bıraktı. Ailesi, Parton’ın yıllar önce istediği gibi ölüm haberini yeğeni ve 20 yılı aşkın süredir güvenlik şefi olan Brian Seaver’ın  “I Will Always Love You”  başlıklı You Tube video mesajıyla duyurdu. Associated Press, sanatçının Vanderbilt-Ingram Cancer Center’da kanser nedeniyle hayatını kaybettiğini bildirdi.

Parton’ın kendi isteğiyle hazırlanan video, veda biçimi açısından da dikkat çekiciydi ve kariyerinde sıkça görülen bir özelliği bir kez daha ortaya çıkardı: Hayatının önemli dönemeçlerinde kendi anlatısını kendisinin belirlemesi. Parton’ın kız kardeşi Cassie’nin oğlu olan Seaver, bu duyuruyu yapmasını yıllar önce halasının kendisine vasiyet ettiğini ifade etti, ayrıca cenaze töreninin küçük ve özel tutulacağını açıkladı.

Parton’ın, 59 yıllık eşi Carl Dean’in Mart 2025’teki vefatının ardından gözlerden uzak yaşamayı tercih ettiği ve sağlık sorunlarıyla mücadele ettiği biliniyordu. Santçının temsilcileri, People dergisine yaptıkları açıklamada sanatçının kısa süren bir kanser mücadelesinin ardından 25 Ağustos’ta Vanderbilt-Ingram Kanser Merkezi’nde hayatını kaybettiğini duyurdu. Açıklamada kanserin türüne ilişkin herhangi bir bilgi verilmezken, Parton’ın son anlarında ailesi ve yakınlarının yanında olduğu belirtildi.

Tennessee’de başlayan hayat

Dolly Rebecca Parton Dean, 19 Ocak 1946’da Tennessee’nin Locust Ridge bölgesinde doğdu. Robert Lee Parton ile Avie Lee Owens’ın 12 çocuğundan dördüncüsüydü. Babası çiftçilik, tütün yetiştiriciliği, inşaat ve farklı işlerde çalışıyor; aile son derece sınırlı maddi imkânlarla yaşıyordu. Parton’ın çocukluğu, elektriği olmayan tek odalı bir kulübede geçti. Evde müziğin kaynağı ise çoğu zaman aileydi: annesi Avie Lee şarkı söylüyor, gitar çalıyor ve çocuklarına Appalachian geleneklerinden türküler, baladlar ve gospel repertuvarı aktarıyordu. Aile, Grand Ole Opry’yi pille çalışan bir radyodan dinliyordu.

Parton’ın babası Robert Lee Parton okula devam edemediği için okuma yazma öğrenememişti. Buna karşın Dolly, onu hayatı boyunca tanıdığı en zeki insanlardan biri olarak anlatıyordu. Çiftçilik bilen, el becerisi yüksek ve ticarete yatkın olan Lee Parton, yaptığı anlaşmalar ve çeşitli işlerle ailesinin geçimini sağlamaya çalışıyordu. Dolly’nin babasına duyduğu hayranlık, yıllar sonra kurduğu ‘Imagination Library’nin de temelindeki hikâyeye dönüştü. Babasının okuyup yazamamasının onda yarattığı üzüntüyü bilen Parton, çocukların kitaplara ücretsiz ulaşmasını sağlayan bu programı onun anısına adadı. Kendi ifadesiyle babası “çok zeki”ydi ancak okuma yazma bilmemesi onu hayatı boyunca rahatsız etmişti.

Annesi Avie Lee Parton ise 12 çocuğun bakımını üstlenirken aynı zamanda ailenin gündelik geçimine katkıda bulunuyordu. Güney Carolina’da doğan Avie Lee, 1939’da Robert Lee Parton ile evlenmiş ve altı kız, altı erkek olmak üzere 12 çocuk dünyaya getirmişti. Çocuklarının bakımından yiyecek hazırlamaya kadar ailenin günlük yaşamının merkezinde yer alan Avie Lee, Dolly’nin müzikal gelişiminde de belirleyici bir role sahipti.

Parton ilk şarkılarını çok küçük yaşta yazmaya başladı. Kendi anlatımına göre yaklaşık altı yaşındayken, mısır koçanından yapılmış bebeği “Little Tiny Tasseltop” için bir şarkı yazmıştı. Dolly’nin henüz okuma yazma bilmeden bestelediği bu şarkının sözlerini annesi kâğıda geçirmişti.

Yedi yaşındayken amcası Bill Owens küçük Dolly’e bir gitar verdi. Küçük yaşta kilisede şarkı söylemesiyle başlayan sahne deneyimi kısa sürede radyo ve televizyona taşındı. 10 yaşında Knoxville’deki “The Cas Walker Farm and Home Hour” programında görünmeye başladı; 13 yaşında Grand Ole Opry sahnesine çıktı ve kariyeri konusunda ilk ilhamı aldığı Johnny Cash ile tanıştı. Liseyi bitirdiği günün ertesi sabahı, 1964’te Nashville’e gitmek üzere otobüse bindi.

Nashville’e giden genç Parton’ın ilk hedefi yalnızca şarkı söylemek değildi. Şarkı yazarlığı, kariyerinin temelini oluşturuyordu. Bir dönemde Bill Owens ile ortaklaşa çalışan Parton, daha kendisi tanınmadan başka sanatçılar için şarkılar yazdı. Nashville’de Combine Music ve Monument Records ile bağlantı kurdu; 1967’de “Dumb Blonde” ile solo kayıt kariyerine adım attı. Aynı yıl Porter Wagoner’ın televizyon programına katılması ise onu ülke çapında tanınan bir isme dönüştüren asıl kırılmalardan biri oldu.

Porter Wagoner dönemi

Parton, 1967’den 1975’e kadar “The Porter Wagoner Show” programının düzenli isimlerinden biriydi ve toplam 218 bölümde yer aldı. Wagoner ile yaptığı düetler, televizyon görünürlüğü ve ortak albümler, genç sanatçının geniş bir country dinleyicisine ulaşmasını sağladı. İkilinin ilk önemli başarısı “The Last Thing on My Mind” oldu. Bu dönemde Parton yalnızca Wagoner’ın programındaki genç kadın şarkıcı olarak kalmadı; kendi repertuvarını ve söz yazarlığını giderek daha fazla öne çıkardı.

Wagoner’la profesyonel ortaklık yedi yıl sonra sona erdi. Parton’ın solo kariyerinde kendi kararlarını vermek istemesi, ikili arasındaki gerilimin temel nedenlerinden biriydi. Parton’ın bu ayrılık için yazdığı “I Will Always Love You” şarkısı, daha sonra müzik tarihinin en bilinen şarkılarından birine dönüşecekti. Parton şarkıyı 1974’te Wagoner’a vedasının bir parçası olarak yazdı. Şarkıyı ilk kez ona söylediğinde Wagoner’ın duygulandığı ve kaydın yapımcılığını üstlenmesi koşuluyla Parton’ın ayrılmasına izin verdiği Parton’ın kendi arşivinde de anlatılıyor. Kayıt daha sonra country listesinde bir numaraya çıktı.

Bu dönem Parton’ın sanatçı kimliğinin şekillendiği yıllardı. “Jolene”, “Coat of Many Colors”, “My Tennessee Mountain Home”, “Love Is Like a Butterfly” ve “The Bargain Store” gibi şarkılar,  country müziğin geleneksel anlatı yapısını kişisel hikâyelerle nasıl birleştirdiğini gösteriyordu. Yoksulluk, aile, aşk, kıskançlık, ayrılık, kadınların hayatı ve memleket duygusu, Parton’ın şarkılarında doğrudan hayatın içinden gelen hikâyelere dönüştü.

“Coat of Many Colors”: Yoksulluğun şarkısı

Parton’ın çocukluk yıllarını anlattığı “Coat of Many Colors”, annesinin eski kumaş parçalarından kendisine diktiği paltoyu konu alıyordu. Şarkı, ekonomik yoksunluğu saklamak yerine onu aile sevgisinin ve aidiyetin bir parçası olarak ele aldı. Parton’ın kariyerinde bu yaklaşım sürekli geri döndü: Appalachia’daki çocukluk, ailesi, anne-babası, kardeşleri ve Tennessee’ye bağlılığı, ilerleyen yıllarda yazdığı pek çok şarkının temelini oluşturdu. “My Tennessee Mountain Home” albümü de bu coğrafyanın kişisel hafızadaki karşılığını doğrudan taşıyordu.

Parton’ın geçmişi daha sonra “Smoky Mountain DNA: Family, Faith & Fables” projesinde daha geniş bir aile arşivine dönüştü. 2024’te yayınlanan 37 parçalık albüm, Parton’ın baba tarafındaki Parton ailesi ile anne tarafındaki Owens ailesinin müzikal mirasını izliyor; aile üyelerinin yeni kayıtlarını, geçmiş kuşaklardan kalan arşiv sesleri ve fotoğraflarla bir araya getiriyordu. Proje, aile tarihini 1600’lerdeki Birleşik Krallık köklerinden Doğu Tennessee’ye kadar takip eden bir yapı olarak tasarlandı.

Country yıldızlığından popüler kültüre

Parton’ın country müziğin dışına daha güçlü biçimde taşındığı dönem 1970’lerin ikinci yarısında başladı. 1977 tarihli “Here You Come Again”, aynı adlı şarkının başarısıyla country ve pop listelerini aynı anda hedefledi. Bu albüm, Parton’ın yalnızca Nashville izleyicisinin değil, ana akım Amerikan pop dinleyicisinin de yıldızı olabileceğini gösterdi.

Nota okuyamamasına rağmen Parton; dulcimer, autoharp, banjo, gitar, elektro gitar, keman, piyano, flüt ve saksofon dahil pek çok enstrümanı çalabiliyordu. Çok enstrümanlı yeteneği hakkında mütevazı bir ifadeyle, “Her şeyden biraz çalarım. Hiçbirinde çok iyi değilim ama deniyorum” diyordu. Parton’ın en ilginç müzikal ayrıntılarından biri ise tırnaklarını da bir enstrüman gibi kullanmasıydı. Bunun en bilinen örneği 1980’ tarihli “9 to 5” oldu. Şarkının ritmik yapısındaki o karakteristik ses, Parton’ın filmin “9 to 5” setinde kuliste tırnaklarını birbirine vurarak çıkardığı ritimden doğdu. Jane Fonda ve Lily Tomlin ile birlikte rol aldığı filminin tema şarkısı, sinema kariyerinin de başlangıcı oldu. Şarkı iki Grammy kazandı ve Oscar adaylığı elde etti.

Parton, sonraki yıllarda “The Best Little Whorehouse in Texas”, “Rhinestone”, “Steel Magnolias”, “Straight Talk” ve “Joyful Noise” gibi filmlerde oynadı. Broadway için müzikler yazdı, televizyon programları yaptı ve dört Emmy Ödülü adaylığı dahil olmak üzere farklı televizyon başarılarına imza attı.

Sanatçı, 1976-77 yıllarında kendi varyete programı “Dolly!”yi de hazırladı. “The Porter Wagoner Show” sonrası televizyon görünürlüğünü kendi programına taşıyan Parton, daha sonra Johnny Carson’ın “The Tonight Show” programı başta olmak üzere Amerikan televizyonunun en büyük yapımlarına konuk oldu. Yüzlerce televizyon görünümü ve film çalışması, country sanatçısı kimliğinin çok ötesine geçmesinde önemli rol oynadı.

Önce söz yazarı ve besteciydi

Dolly Parton’ın Nashville’e gelişi, yalnızca sahneye çıkmak isteyen genç bir şarkıcının değil, aynı zamanda güçlü bir söz yazarı ve bestecinin hikâyesiydi. Henüz kendi adıyla büyük başarılar kazanmadan önce başka sanatçılar için şarkılar yazıyordu.

Bill Phillips’in 1966’da kaydettiği ve Parton ile Bill Owens’ın birlikte yazdığı “Put It Off Until Tomorrow”, ‘BMI Song of the Year / Yılın Şarkısı’ ödülünü kazanırken; Skeeter Davis “Fuel to the Flame”, Hank Williams Jr. ise “I’m in No Condition” gibi Parton bestelerini repertuvarına aldı. Merle Haggard’ın kaydettiği “Kentucky Gambler” da country listesinde bir numaraya ulaştı.

“I Will Always Love You”

Dolly Parton’ın adını müzik tarihine kalıcı biçimde yazdıran bestelerden biri “I Will Always Love You” oldu. Parton’ın söz yazarı ve besteci olarak ulaştığı en büyük küresel başarı ise kuşkusuz “I Will Always Love You” oldu. Önce kendi sesiyle 1974’te country listelerinin zirvesine çıkan şarkı, Linda Ronstadt’ın 1975 tarihli yorumunun ardından  Saskia & Serge (1976), Jimmie Peters (1978), Caroline Du Preez (1979) ve Kenny Rogers (1983) tarafından da yorumlandı. “I Will Always Love You”, 1982’de “The Best Little Whorehouse in Texas”için Parton tarafından yeniden kaydedildi. Ancak eserin küresel pop kültüründeki asıl dönüşümü 1992’de Whitney Houston tarafından gerçekleştirildi.

“The Bodyguard” filminin hazırlıkları sırasında Kevin Costner’ın önerisiyle şarkı yeniden gündeme geldi. David Foster’ın düzenlemesiyle Houston tarafından kaydedilen parça, Parton’ın country baladını büyük bir pop-soul vokal gösterisine dönüştürdü. Houston’ın “I Will Always Love You”su ‘ABD Billboard Hot 100’ listesinde 14 hafta bir numarada kaldı. Şarkı 1994 Grammy Ödülleri’nde ‘Record of the Year 7 Yılın Kaydı’ ve ‘Best Pop Vocal Performance, Female / En İyi Kadın Pop Vokal Performansı’ ödüllerini kazandı; “The Bodyguard” soundtrack’i de ‘Album of the Year / Yılın Albümü’ Grammy’sini aldı.

Parton, “I Will Always Love You”you pop tarihinin en büyük şarkılarından birine dönüştüren Houston’ın yorumundan elde edilen başarıda kendi payını hiçbir zaman öne çıkarmadı.  Aksine Houston’ın yorumunu sürekli olarak övdü. 1994’te Houston’ın kazandığı Grammy’yi ona bizzat Parton sundu. Houston’ın 2012’deki ölümünün ardından Parton, onun yorumuna duyduğu hayranlığı dile getirdi; Houston’ın cenazesinde şarkının yeniden çalınmasının kendisini derinden etkilediğini anlattı.

Houston’ın ardından farklı kuşaklardan çok sayıda sanatçı tarafından yeniden yorumlanan şarkı Şarkı Türkiye’de de kısa sürede karşılık buldu; Sertab Erener, 1992-1993 döneminde Sezen Aksu Show’da “I Will Always Love You”yu seslendirdi.

Christina Aguilera’nın 2017’deki ‘American Music Awards’ Whitney Houston anma performansı ve Asher HaVon’un 2024’te ‘The Voice’finalindeki yorumu, şarkının yeni kuşak vokalistler için hâlâ güçlü bir repertuvar parçası olduğunu gösteren dikkat çekici örnekler arasında yer aldı.

Kelly Clarkson da “I Will Always Love You”nun önemli yorumcularından biri oldu. Clarkson, Mart 2022’de ‘57. Academy of Country Music Awards’da Dolly Parton’a saygı duruşu olarak şarkıyı seslendirdi; törenin sunucularından biri olan Parton da performans öncesinde Clarkson’ı bizzat takdim etti. Aynı yılın sonunda ‘The Kelly Clarkson Show’da bir araya gelen ikili, bu kez doğaçlama biçimde “I Will Always Love You”yu birlikte söyledi. Parton’ın 25 Ağustos’taki ölümünün ardından program, 2022’deki bu düeti yeniden paylaşarak sanatçıyı andı.

Elvis Presley söyleyemedi

Whitney Houston’ın 1992 versiyonundan sonra 100’den fazla farklı kaydı yapılan şarkının hikâyesinin bir başka önemli ayrıntısı Elvis Presley’di.

1974’te Parton’ın kariyerinin dönüm noktalarından biri olan “I Will Always Love You” için Elvis Presley de devreye girdi. Şarkıyı kaydetmek isteyen Presley’nin menajeri Colonel Tom Parker, kayıt karşılığında Parton’dan yayın haklarının yarısını talep etti. Parton bu şartı kabul etmedi ve Elvis’in kaydı gerçekleşmedi.

Yıllar sonra Whitney Houston’ın 1992’deki dünya çapındaki yorumu, Parton’ın bu kararının hem sanatsal hem de ekonomik açıdan ne kadar önemli olduğunu gösterdi ancak ilginçtir yüzlerce şarkıcının yorumladığı şarkıyı bir tek Elvis Presley söyleyememiş oldu.

“Jolene”: Bir country şarkısından dünya repertuvarına

Bu noktada Parton’ın 1973’te yazıp 1974’te yayımladığı “Jolene”den de ayrıca söz etmek gerekiyor. Başka bir kadına, kocasını elinden almaması için yalvaran anlatıcının gözünden kıskançlık, güvensizlik ve kaybetme korkusunu anlatan şarkı, Parton’ın kendi kaydının ötesine geçerek farklı kuşak ve türlerden sanatçılar tarafından defalarca yorumlandı. Linda Ronstadt, Olivia Newton-John, The White Stripes, Mindy Smith, Rhonda Vincent, Norah Jones, Alison Krauss, Kelly Clarkson, Miley Cyrus, Pentatonix, Beyoncé, The Sisters of Mercy, Strawberry Switchblade ve Nicole Zuraitis’in de aralarında bulunduğu sanatçılar “Jolene”i kendi müzikal dilleriyle yeniden ele aldı. Bu yönüyle şarkı, müzik tarihinin en çok yorumlanan country eserlerinden biri haline geldi.

Özellikle Olivia Newton-John’ın 1976 tarihli Come On Over albümünde yer alan “Jolene” yorumu zamanla sanatçının repertuvarıyla özdeşleşen kayıtlardan biri oldu. Parton ve Newton-John, yıllar sonra şarkıda yeniden buluştu. Aralık 2021 ile Ocak 2022 arasında kaydettikleri düet, Newton-John’ın 8 Ağustos 2022’deki ölümünden sonra, 17 Şubat 2023’te single olarak yayımlandı ve aynı yıl çıkan “Just the Two of Us: The Duets Collection, Volume One” albümünde yer aldı. Böylece 1970’lerin Nashville sound’undan doğan “Jolene”, sonraki kuşakların ve farklı müzik türlerinin kendi yorumlarını kattığı kalıcı bir standarda dönüştü.

Linda Ronstadt, Emmylou Harris ve Kenny Rogers

Parton’ın kariyerini yalnızca solo albümler üzerinden değerlendirmek eksik olur. 1987’de Linda Ronstadt ve Emmylou Harris ile yayınladığı “Trio” albümü, üç farklı kadın country sanatçısının vokal gücünü aynı projede buluşturdu. Albüm Grammy kazandı ve country müziğin üç sesli vokal geleneğinin önemli çalışmalarından biri oldu. 1999’da yayınlanan “Trio II” de benzer bir başarı elde etti.

Kenny Rogers ile yaptığı ortaklık ise başka bir alan açtı. “Islands in the Stream” Rogers ve Parton’ın birlikte seslendirdiği, bestecileri Bee Gees olan bir şarkıydı. İkili yalnızca şarkı kayıtlarında değil turnelerde, televizyon programlarında ve özel etkinliklerde de birlikte yer aldı. Rogers’ın 2020’deki ölümünden sonra Parton, müzik tarihindeki bu ortaklığın kişisel tarafını da sık sık anlattı.

Parton’ın diskografisi onlarca yıllık bu üretim boyunca country, bluegrass, gospel, folk ve pop arasında hareket etti. “The Grass Is Blue”, “Little Sparrow” ve “Halos & Horns” gibi albümlerle bluegrass ve köklerine dönük çalışmalar yaptı; “Blue Smoke” ile yeni kuşak country izleyicilerine ulaştı. 1967’de yayınlanan “Hello, I’m Dolly” ile başlayan albüm kariyeri, onlarca solo albümün ardından 2023’te “Rockstar” ile yeni bir döneme girdi.

“Rockstar” ve Linda Perry ile “What’s Up?”

Parton’ın 2022’de ‘Rock & Roll Hall of Fame’e kabul edilmesi, kariyerinde ilginç bir dönemeç yarattı. İlk anda rock kurumunun kendi müzikal kimliğiyle ne kadar örtüştüğünü tartışan Parton, sonrasında bu kabulün ardından bir rock albümü yapmaya karar verdi. Sonuç, 2023’te yayınlanan “Rockstar” oldu.

49. solo stüdyo albümü olarak yayınlanan Rockstar, 30 parçadan oluştu ve Parton’ın rock müzik dünyasından çok sayıda sanatçıyla yaptığı işbirliklerini bir araya getirdi. Paul McCartney, Ringo Starr, Sting,Elton John, Sheryl Crow, Pink, Brandi Carlile, Rob Halford, Stevie Nicks, Linda Perry, Miley Cyrus ve Lizzo gibi isimlerin yer aldığı albüm, ‘Billboard 200’e üçüncü sıradan girerek Parton’ın solo stüdyo albümleri arasındaki en yüksek liste derecesini elde etti.

Albümün özellikle dikkat çekici bölümlerinden biri Linda Perry ile birlikte seslendirdiği “What’s Up?” oldu. 4 Non Blondes’un 1993 tarihli “What’s Up?” şarkısını Perry ile birlikte söyleyen Parton, country müziğin en tanınmış yüzlerinden biri olarak alternatif rock’ın klasikleri arasına girdi. Country müziğin içinde yetişmiş Parton gibi bir sanatçı için bu tür bir buluşma, kariyerinin son döneminde dahi türler arasındaki sınırları aşabidiğini gösteren örneklerden biriydi.

Parton’ın “Rockstar” dönemindeki başka bir önemli işbirliği Miley Cyrus ile yaptığı “Wrecking Ball” düetiydi.

 

 

Miley Cyrus ve kuşaklararası bağ

Dolly Parton, Miley Cyrus’ın vaftiz annesiydi ve Cyrus’ın çocukluk döneminden itibaren aile hayatında yer aldı. Bu bağ, “Hannah Montana” dizisine de taşındı. Parton, dizide Miley Cyrus’ın canlandırdığı karakterin vaftiz annesi ‘Aunt Dolly’ olarak üç bölümde yer aldı. Bu bölümler Parton’ı yeni kuşağın televizyon izleyicileriyle tanıştırırken Cyrus’ın müziği üzerindeki etkisini de görünür kıldı.

Miley Cyrus ile Parton’ın müzikal ortaklığı da yıllar içinde sürdü. “Jolene”i birlikte söylediler, “Wrecking Ball”u birlikte seslendirdiler ve Cyrus’ın Parton’ın mirasını genç kuşağa taşıyan en önemli isimlerden biri olduğu görüldü. 2023’te Cyrus, “Rockstar” albümünde yer aldı. Cyrus; Parton’ın 80. yaş gününde yayınladığı “Light of a Clear Blue Morning”in yeni versiyonunda da Lainey Wilson, Queen Latifah ve Reba McEntire ile birlikte yer aldı. Şarkının gelirleri Vanderbilt’te çocuk kanseri araştırmalarına aktarıldı.

Aile bağlarının ötesine geçen bu ilişki, aynı zamanda Parton’ın müziğini yeni nesle bırakma yöntemiydi. Kendi hitlerinin başka sanatçılar tarafından yeniden yorumlanmasına açık olması, repertuvarının yalnızca arşivlik eserlerden oluşmadığını gösterdi. “Jolene”in farklı sanatçılar tarafından yeniden söylenmesi, “I Will Always Love You”nun Whitney Houston ile yeni bir kimlik kazanması ve “9 to 5”ın farklı kuşaklar tarafından yeniden keşfedilmesi, aynı şarkıların farklı dönemlerde farklı anlamlar taşıyabileceğini gösterdi.

‘Dollywood’: Müzikten girişimciliğe

Parton, müziğin dışında da kariyer kurmayı bilen sanatçılardan biri oldu. 1985’te Tennessee’de Pigeon Forge’da açılan Silver Dollar City’nin 1986’da ‘Dollywood’ adını almasıyla Parton’ın adı büyük bir eğlence ve turizm yatırımıyla özdeşleşti. Tema parkı zamanla yalnızca eğlence alanı değil, Tennessee ekonomisi ve turizmi açısından da önemli bir merkez haline geldi. Parton ayrıca oteller, restoranlar, müzik yapım şirketleri ve farklı turizm girişimleri üzerinden Tennessee’de geniş bir iş ağı oluşturdu.

Parton’ın son dönem girişimleri arasında, müzik ve eğlence sektörünün dışına uzanan yeni bir seyahat merkezi de vardı. Haziran 2026’da Tennessee’nin Cornersville kentinde, I-65’in 22. çıkışında açılan ‘Dolly’s Tennessean Travel Stop’, Parton’ın hayatının büyük bölümünü yollarda geçirmesinden doğan bir fikirdi. Mevcut ‘Tennessean Travel Stop’un yeniden düzenlenmesiyle oluşturulan merkezde yakıt istasyonunun yanı sıra tam hizmet veren restoran, ‘DLY BBQ’, ‘Cup of Ambition’ kahve dükkânı, dinlenme alanları ve özellikle tır şoförlerine yönelik duş ve çamaşırhane hizmetleri bulunuyordu. Parton, açılışta bunun yalnızca kamyon şoförleri için değil yoldaki herkes için ‘ev gibi’ hissedilen bir durak olmasını istediğini söyledi. 24 Haziran’daki açılış törenine sürpriz şekilde katılarak kurdeleyi kesen Parton’ın bu etkinliği, 25 Ağustos’taki ölümünden önceki son kamuya açık görünümü oldu

Parton’ın ticari başarısı, sanatçı kimliğiyle girişimci kimliğini bir araya getirmesinin örneklerinden biriydi. Yoksul bir aileden gelen ve kariyerinin ilk dönemlerinde söz yazarlarının ve sanatçıların hakları üzerindeki pazarlıkları yakından gören Parton, ilerleyen yıllarda eserlerinin yayın haklarına ve ticari kullanımına sahip çıkmasıyla da tanındı.

Yardım çalışmaları

Farklı kuşakların ortak hafızasında yer etmiş bir kültür figürü haline gelen Dolly Parton ‘philanthropist’ yani hayırsever kimliğiyle de tanınıyordu. Kurduğu “The Dollywood Foundation” ile  Kızılhaç ve HIV bağlantılı yardım kampanyaları için bağışlar topladı.

Doğuştan gelen fiziksel rahatsızlığı nedeniyle çocuk sahibi olamayan sanatçı, özellikle çocuk kanser araştırmalarına hem bağış topladı hem bağış yaptı. Ayrıca Doğu Tennessee Çocuk Hastanesi’ne miktarları açıklanmayan ancak hastane başkanı ve CEO’su tarafından ‘kuşaklar boyu etkili ve dönüştürücü’ olarak nitelendirilen bağışlar yaptı. Hastane daha sonra onuruna ‘Dolly Parton Çocuk Hastanesi’ adını aldı.

2003’te , American Eagle Foundation tarafından ‘Dollywood’da işletilen bir koruma merkezi aracılığıyla kel kartalların korunmasına yönelik çalışmaları nedeniyle ‘U.S. Fish and Wildlife Service / ABD Balık ve Yaban Hayatı Servisi’nin ‘Partnership Award / İşbirliği Ödülü’ne layık görüldü.

2006’da Emmylou Harris’le birlikte, hayvan sahiplerini köpeklerini dışarıda zincirlemek yerine evlerinde tutmaya teşvik eden PETA kampanyasında müziklerinin kullanılmasına izin verdi.

Parton’ın yardım çalışmaları afet yardımını da kapsadı. 2016’daki Great Smoky Mountains yangınlarının ardından ‘My People Fund’ üzerinden evlerini kaybeden ailelere doğrudan aylık destek sağladı.

2020’de Vanderbilt University Medical Center’a COVID-19 aşı araştırması için bir milyon dolar bağışladı. Bu bağışın, Moderna aşısına giden araştırma zincirindeki çalışmalardan birine katkı sağladığı daha sonra üniversite ve araştırmacılar tarafından açıklandı. Parton’ın eğitim ve sağlık alanındaki çalışmaları 2022’de ‘Carnegie Medal of Philanthropy / Carnegie Hayırseverlik Madalyası’ ile de ödüllendirildi.

2024’teki Helene Kasırgası sonrasında, afet yardım çalışmalarına toplam 2 milyon dolarlık bağış yapacağını açıkladı. Bu miktarın 1 milyon dolarını kişisel olarak, diğer 1 milyon dolarını ise çeşitli şirketleri ve Dollywood Foundation aracılığıyla karşılayacağını duyurdu.

‘Imagination Library’ ve edebiyat

Parton’ın yardım çalışmalarının en kapsamlısı, 1995’te başlattığı ‘Imagination Library’ oldu. Kendi babasının okuma yazma bilmemesinden etkilenen Parton, okul öncesi çocuklara ücretsiz kitap ulaştırmak için programı önce Tennessee’nin Sevier County bölgesinde başlattı. Proje, daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin tamamına ve başka ülkelere de yayıldı. Program yıllar içinde yüz milyonlarca kitabı çocuklara ulaştırdı. 2026 itibarıyla ‘Imagination Library’nin dağıtımı 300 milyonun üzerine çıktı ve yıllık yaklaşık 25 milyon kitaplık bir hacme ulaştı. Kitaplar çocuklara doğrudan gönderiliyor ve ailelerden ücret talep edilmiyor.

Parton’ın edebiyatla ilişkisi yalnızca çocuklara kitap ulaştırmakla sınırlı kalmadı; kendisi de yıllar içinde farklı türlerde kitaplar yayımladı. 1994’te “Dolly: My Life and Other Unfinished Business” adlı otobiyografisini yayınlayan sanatçı, çocuk kitabı “Coat of Many Colors” (1994), “I Am a Rainbow” (2009) ve kişisel gelişim kitabı “Dream More: Celebrate the Dreamer in You “(2012) ile yazarlığını sürdürdü. Robert K. Oermann ile hazırladığı “Songteller: My Life in Lyrics” (2020), şarkılarının hikâyelerini kendi anlatımıyla bir araya getirirken, James Patterson ile birlikte yazdığı “Run, Rose, Run” (2022), Parton’ın ilk romanı oldu ve romana eşlik eden aynı adlı 12 özgün şarkılık bir albümle birlikte yayınlandı.

Son yıllarında kitap üretimini daha da genişleten Parton, Rebecca Seaver ve Holly George-Warren ile hazırladığı “Behind the Seams: My Life in Rhinestones” (2023) ile sahne kostümlerini ve moda geçmişini anlattı; kız kardeşi Rachel Parton George ile “Good Lookin’ Cookin’: A Year of Meals—A Lifetime of Family, Friends and Food” (2024) adlı yemek kitabını yayımladı. Billy the Kid karakteri etrafında çocuklar için bir kitap serisi de geliştiren Parton’ın bu serisine “Dolly Parton’s Billy the Kid Makes It Big” (2023), “Billy the Kid Comes Home for Christmas” (2024) ve “Billy the Kid Dances His Heart Out” (2025) eklendi. 2025’te yayımlanan “Star of the Show: My Life on Stage” ise müzik, sahne kostümleri ve performans geçmişini belgeleyen fotoğraflı üçlemesinin son kitabı oldu.

Aktivizm ve kamusal duruşu

Dolly Parton, kariyeri boyunca kendisini doğrudan siyasi bir figür olarak konumlandırmaktan kaçındı. Buna karşın eğitim, yoksulluk, sağlık, afet yardımı ve LGBTQI+ hakları gibi alanlarda çeşitli projelere destek verdi. Özellikle kapsayıcı yaklaşımı nedeniyle farklı siyasi ve kültürel çevrelerden insanlarla bağını koruyabilmesi, kamuoyundaki imajının önemli bir parçası oldu.

Okuryazarlık çalışmalarının yanı sıra genel hayırseverliğiyle de ödüllendirilen Parton, 2007’de Smithsonian Institution’a bağlı Woodrow Wilson International Center for Scholars tarafından ‘Woodrow Wilson Public Service Award / Kamu Hizmeti Ödülü’ ile onurlandırıldı. 2009’da Tennessee Üniversitesi Knoxville’ın mezuniyet töreninde konuşan sanatçıya, kültür elçiliği, hayırseverliği ve eğitime katkıları nedeniyle üniversitenin yalnızca ikinci fahri derecesi olan Doctor of Humane Letters / Beşerî Bilimler Fahri Doktoru’ derecesi verildi.

Parton için yardım çalışmaları, sanatçı kimliğinden ayrı değildi. Çocukluğunda yaşadığı yoksulluk, eğitime erişimdeki sorunlar ve ailesinin karşılaştığı güçlükler, daha sonra kurduğu kurumların temelinde yer aldı. Bu nedenle ‘Imagination Library’den ‘Dollywood Foundation’a kadar uzanan çalışmalarında kişisel geçmişinin izleri açık biçimde görülüyordu.

Parton 2017’de Tennessee yasama organının Nashville’de kendisi için bir heykel dikilmesi önerisi gündeme geldiğinde, bunun geri çekilmesini istedi. 2022’de Jeff Bezos’un verdiği 100 milyon dolarlık ‘Courage and Civility Award / Cesaret ve Nezaket Ödülü’nü de yardım çalışmalarını finanse etmek üzere kullandı. Parton, ayrıca Donald Trump’ın başkan olduğu üç farklı dönemde kendisine verilmek istenen ‘Presidential Medal of Freedom / ABD Başkanlık Özgürlük Madalyası’nı kabul etmedi; bunların ikisinde eşi Carl Dean’in sağlık durumu ve pandemi koşulları, üçüncüsünde ise siyasi bir görünüm yaratmama isteği etkili oldu.

 

 

Ödüller, rekorlar ve kültürel onurlar

Parton’ın kariyeri boyunca aldığı ödüller yalnızca country müziğe ilişkin değildi. Grammy Ödülleri’nde 55 adaylık elde etti ve 10 rekabetçi Grammy kazandı; 2011’de verilen ‘Grammy Lifetime Achievement Award / Yaşam Boyu Başarı Ödülü’  ile birlikte toplam Grammy sayısı 11 olarak anılan Parton 1999’da ‘Country Music Hall of Fame’e kabul edildi. 2005’te ‘National Medal of Arts / Ulusal Sanat Madalyası’, 2006’da ‘Kennedy Center Honors’, 2004’te Library of Congress tarafından ‘Living Legend / Yaşayan Efsane’ madalyası aldı. 2022’de ‘Rock & Roll Hall of Fame’ üyeliğine dahil edildi. 2025’te ise sinema ve müzik alanındaki kariyerinin yanında insani çalışmalarını da kapsayacak şekilde Jean Hersholt Humanitarian Award / İnsani Yardım Ödülü’ ile onurlandırıldı. Ayrıca Emmy, Grammy, Oscar ve Tony’nin dördünden de adaylık alan az sayıdaki sanatçıdan biri oldu.

Parton’ın popüler kültür içindeki konumu müzik ödülleriyle sınırlı değildi. 2022’de bir asteroide ‘(10731) Dollyparton’ adı verildi. 2023’te American Library Association sanatçıya ‘Honorary Membership / Onursal Üyelik’ verdi. 2021’de ‘Time 100’ listesine dahil edildi. Rolling Stone’un 2023 tarihli “Greatest Singers of All Time / Tüm Zamanların En Büyük Şarkıcıları” listesinde 27’nci sırada yer aldı.

Yetmiş yıla yaklaşan müzikal üretim

Parton’ın diskografisi 1967’de yayınlanan “Hello, I’m Dolly” ile başladı. Ardından “Just Because I'm a Woman” (1968), "In the Good Old Days (When Times Were Bad)" (1969), "My Blue Ridge Mountain Boy" (1969), "The Fairest of Them All" (1970), "The Golden Streets of Glory" (1971), "Joshua" (1971), "Coat of Many Colors" (1971), "Touch Your Woman" (1972), "My Favorite Songwriter, Porter Wagoner" (1972), "My Tennessee Mountain Home" (1973), "Bubbling Over" (1973), "Jolene" (1974), "Love Is Like a Butterfly" (1974), "The Bargain Store" (1975), "Dolly: The Seeker & We Used To" (1975), "All I Can Do" (1976), "New Harvest...First Gathering" (1977), "Here You Come Again" (1977), "Heartbreaker" (1978), "Great Balls of Fire" (1979), "Dolly, Dolly, Dolly" (1980), "9 to 5 and Odd Jobs" (1980), "Heartbreak Express" (1982), "Burlap & Satin" (1983), "The Great Pretender" (1984), "Real Love" (1985), "Rainbow" (1987), "White Limozeen" (1989), "Home for Christmas" (1990), "Eagle When She Flies" (1991), "Slow Dancing with the Moon" (1993), "Something Special" (1995), "Treasures" (1996), "Hungry Again" (1998), "Precious Memories" (1999), "The Grass Is Blue" (1999), "Little Sparrow" (2001), "Halos & Horns" (2002), "For God and Country" (2003), "Those Were the Days" (2005), "Backwoods Barbie" (2008), "Better Day" (2011), "Blue Smoke" (2014), "Pure & Simple" (2016), "I Believe in You" (2017), "A Holly Dolly Christmas" (2020), "Run, Rose, Run" (2022), "Rockstar" (2023), “Smoky Mountain DNA: Family, Faith & Fables” (2024) olmak üzere farklı dönemleri temsil eden albümler geldi.

Parton’ın üretimi bir türün içinde sabit kalmadı. Country pop döneminden bluegrass kayıtlarına, gospel repertuvarından ortak albümlere kadar farklı çizgilerde çalıştı. “Trio” ile Linda Ronstadt ve Emmylou Harris’i aynı projede buluşturdu. “For God and Country” ile vatanseverlik ve gospel repertuvarına yöneldi. “Blue Smoke” ile daha çağdaş country dinleyicisine ulaşırken, “Rockstar” ile kariyerinin en büyük tür değişimlerinden birini gerçekleştirdi. “Rockstar”, kariyerinin 49. solo stüdyo albümüydü. 2023’te yayınlanan 30 parçalık çalışma, yalnızca Parton’ın rock müziğe yaklaşımını değil, farklı kuşaklardan sanatçılarla kurduğu ortaklıkları da ortaya koydu.

Solo albümlerinin yanı sıra yüzlerce ortak çalışmada yer alan Parton son olarak Mart 2024’te, Beyoncé’nin sekizinci stüdyo albümü “Cowboy Carter”da iki farklı biçimde yer aldı. Beyoncé’nin Parton’ın klasik şarkısı “Jolene”i yeniden yorumladığı versiyonun girişinde Parton’ın konuşması kullanıldı. Parton burada “Jolene” karakterini, Beyoncé’nin “Lemonade” albümündeki “Sorry” şarkısında geçen “Becky” karakteriyle ilişkilendirdi. Ayrıca, “Cowboy Carter’daki “Tyrant” parçasında konuk sanatçı olarak yer aldı.

2024’te yayınlanan “Smoky Mountain DNA: Family, Faith & Fables” ise kariyerindeki en kişisel projelerden biriydi. Albüm, Parton ailesi ve Owens ailesinin müzikal geçmişini 37 parçada ele aldı ve aile üyelerini farklı kuşaklarda aynı projede buluşturdu.

Sinema, televizyon ve Dolly Parton hikâyeleri

Parton’ın sinema kariyeri de müzikteki yükselişiyle paralel ilerledi. İlk büyük oyunculuk deneyimini Jane Fonda ve Lily Tomlin’le birlikte rol aldığı “9 to 5” (1980) ile yaşadı; filmin aynı adlı tema şarkısını da yazıp seslendirdi. Ardından “The Best Little Whorehouse in Texas” (1982), “Rhinestone” (1984), “Steel Magnolias” (1989) ve başrolünü üstlendiği “Straight Talk” (1992) geldi. 2000’lerde “Frank McKlusky, C.I.” (2002) filminde yer alan Parton, animasyon dünyasında “Gnomeo & Juliet” (2011) için seslendirme yaptı; 2012’de ise Queen Latifah ile birlikte “Joyful Noise”da başrolü paylaştı. Böylece sinemada hem oyuncu hem de besteci olarak yer alan Parton, özellikle kendi yazdığı şarkıların filmlerle bütünleştiği projelerde müzik kariyeriyle oyunculuğunu aynı çatı altında buluşturdu.

Parton’ın kendi şarkıları ve yaşam öyküsünden beslenen televizyon yapımları da kariyerinin önemli bir bölümünü oluşturdu. NBC için hazırlanan “Dolly Parton’s Coat of Many Colors” (2015), sanatçının Tennessee’de geçen çocukluğunu ve ailesini anlatırken Parton yapımda anlatıcı ve yürütücü yapımcı olarak yer aldı. Filmin devamı “Dolly Parton’s Christmas of Many Colors: Circle of Love” (2016) oldu. Parton’ın yaşamı ve şarkılarından ilham alan bir başka yapım ise 2019’da Netflix’te yayınlanan ve Parton’ın farklı şarkılarından hareketle ayrı hikâyeler anlattığı“Dolly Parton’s Heartstrings” adlı sekiz bölümlük antoloji dizisiydi.

Müzikaller ve Broadway

Dolly Parton’ın müzik yazarlığı sahne müzikallerine de uzandı. 1980 tarihli filmin müzikal uyarlaması olan “9 to 5: The Musical” için müzik ve sözleri Parton yazdı; Patricia Resnick ise kitabını kaleme aldı. Müzikal, 2008’in sonlarında Los Angeles’taki Ahmanson Theatre’da sahnelendikten sonra Nisan 2009’da Broadway’de Marquis Theatre’da açıldı. Yapım 6 Eylül 2009’da, 24 ön gösterim ve 148 performansın ardından kapandı. Parton bu çalışmasıyla ‘Drama Desk Outstanding Music / Olağanüstü Müzik’, ‘Drama Desk Outstanding Lyrics / Olağanüstü Söz’ ve ‘Tony Award for Best Original Score / En İyi Özgün Müzik Ödülü’ adaylıkları aldı.

Son büyük projesi ise kendi hayatını sahneye taşıdığı “Dolly: A True Original Musical” oldu. Parton’ın yaklaşık on yıl üzerinde çalıştığı otobiyografik müzikal, 2024’te duyuruldu ve 2025 yazında Nashville’deki Belmont University Fisher Center for the Performing Arts’ta sahnelendi. Yapım, Parton’ın hayatının farklı dönemlerini ele alırken özgün şarkıların yanı sıra “Jolene”, “9 to 5” ve diğer klasikleşmiş parçalarını da bir araya getiriyor.

Son yılları ve sağlık sorunları

Parton son yıllarında daha seçici bir çalışma takvimi sürdürdü. 2016’daki ‘Pure & Simple’ turnesi, kapsamlı turne döneminin son büyük örneklerinden biri oldu. Buna karşın kayıt çalışmalarını, televizyon projelerini ve özel performansları sürdürdü.

2025 ve 2026 boyunca sağlık sorunları nedeniyle bazı konser ve planlarını erteledi. Eşinin 2025’teki ölümünün ardından kendi sağlık durumunu da yeniden değerlendirdiğini söyledi. Son dönemde böbrek taşı ve bunun yol açtığı enfeksiyon, bağışıklık sistemi ve sindirim sistemiyle ilgili sorunlarla mücadele etti. Las Vegas için planlanan konser serisini sağlık nedenleriyle iptal etmiş olsa da çalışmayı sürdürmekte ısrar etti. Broadway’de kendi hayatını anlatan “Dolly: A True Original Musical” projesi üzerinde çalışıyor, müzik arşivi için gelecekte yayınlanabilecek kayıtlar bırakıyordu. Daha önce de yayınlanmamış yüzlerce şarkısının bulunduğunu ve ölümünden sonra bile müziğinin dinleyiciyle buluşabilmesi için kayıtlarını hazırladığını anlatmıştı.

2026’daki 80. yaş günü için de “Light of a Clear Blue Morning”ın yeni versiyonu yayınlandı. Lainey Wilson, Miley Cyrus, Queen Latifah ve Reba McEntire’ın yer aldığı kayıt, çocuk kanseri araştırmalarına destek vermek amacıyla hazırlandı. “Light of a Clear Blue Morning”in Parton’ın ölümünden yalnızca birkaç gün önce, 19 Ağustos’ta resmî kanallarında 82 yeni küresel satış sertifikası aldığı duyuruldu.

Dolly Parton’ın ölümünün hemen ardından TIME dergisi sanatçıyı özel kapağına taşıdı. 26 Ağustos 2026 tarihli sayının kapağında gençlik yıllarından siyah-beyaz bir Parton portresi yer alırken TIME’ın kapsamlı anma yazısı, sanatçının müziğinin yanı sıra yardım çalışmalarına ve farklı kuşakları bir araya getiren kültürel etkisine odaklandı.

 

 

Veda

Hayatını üretmeye, ailesine ve yardım çalışmalarına adayan, yalnızca country müziğine değil, kadınların Nashville’deki konumuna, şarkı yazarlığına, eğitim çalışmalarına ve kuşaklar arası etki eden Parton’ın ölümünden geriye yaklaşık üç bin şarkı, 49 solo albüm ve yüzlerce ortak çalışma, sinema ve televizyon yapımı, ‘Dollywood’, ‘Imagination Library’ ve farklı alanlarda kurulmuş yardım projeleri kaldı.

Parton’ın tahmini 100 milyondan fazla plak satışı, onu tüm zamanların en çok satan müzik sanatçıları arasında konumlandırıyor. Kayıtları, Amerika Kayıt Endüstrisi Birliği (RIAA) tarafından verilen altın, platin ve çoklu platin sertifikalarına sahip. Country listelerinde 25 şarkısı bir numaraya yükselen Parton, bu alanda kadın sanatçılar arasında Reba McEntire ile birlikte zirveyi paylaşıyor. Kariyeri boyunca 44 adet ‘Top 10’ country albümüne ulaşarak bu alanda da tüm sanatçılar arasındaki rekoru elinde tutuyor; 40 yılı aşkın süre içinde listelere giren single sayısı 110. Solo kariyerinin 49’uncu ve son stüdyo albümü olan “Rockstar” (2023) ise “Billboard 200” listesinde üç numaraya kadar yükselerek kariyerindeki en yüksek liste derecesine ulaşan solo albümü oldu.

Hayatı; yoksulluk içinde başlayan bir çocukluğun müzik yoluyla dönüşmesinin ötesinde bir sanatçının kendi eserleri üzerindeki kontrolünü, iş hayatındaki gücünü ve sahip olduğu görünürlüğü başka alanlara taşımasının da örneği oldu. Tennessee’de elektrik olmayan tek odalı bir kulübede başlayan hayat Nashville’in sahnelerine, Hollywood’a, Broadway’e, ‘Dollywood’a ve dünyanın dört bir yanındaki çocukların evlerine gönderilen kitaplara uzandı.

Çok sevdiğim country müziğin en önemli anlatıcılarından Dolly Parton’ı, yalnızca unutulmaz şarkılarıyla değil hayatının son döneminde bile müziğe duyduğu merakı ve başka türlere açılma cesaretiyle hatırlayacağım. Özellikle Linda Perry’nin 4 Non Blondes için yazdığı kült şarkı “What’s Up?”ı Perry ile birlikte yorumlaması, Parton’ın bende kalan son ve en özel hatıralarından biri olacak. Country müziğin köklerinden gelen bu büyük sanatçının, kariyerinin son döneminde farklı kuşakların ve türlerin şarkılarına kendi sesini katmaya devam etmesi, geride bıraktığı müzikal mirasın ne kadar geniş olduğunu bir kez daha gösteriyor. Dolly Parton artık yok ama sesi, şarkıları ve anlattığı hikâyeler yaşamaya devam edecek.

 

 

Etiketler: dolly parton  country müzik  sanat