Drink The Sea projesi ilk kez istanbul’da
R.E.M., Screaming Trees, Queens of the Stone Age ve Them Crooked Vultures gibi kült grupların üyelerini aynı çatı altında buluşturan çok katmanlı müzik projesi Drink The Sea, 31 Ekim 2026’da İstanbul’da sahne alıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Alternatif rock sahnesinin farklı dönemlerine yön vermiş müzisyenleri bir araya getiren Drink The Sea, bireysel kariyerlerinde ayrı ayrı kült statüsü kazanmış isimlerin ortak bir üretim alanında buluştuğu nadir projelerden biri olarak öne çıkıyor. Grup, 31 Ekim 2026 Cumartesi akşamı IF Performance Hall Beşiktaş sahnesinde ilk İstanbul performansını gerçekleştirecek.
Alternatif Rock hafızasından doğan kadro
Projenin merkezinde, R.E.M.’in kurucu gitaristi ve grubun erken dönem sound’unu şekillendiren Peter Buck yer alıyor. Buck’ın gitar dili, 1980’ler alternatif rock estetiğinin melodik omurgasını kuran unsurlar arasında kabul ediliyor. Davulda ise Mad Season ve Screaming Trees ile grunge sahnesinin önemli kayıtlarında imzası bulunan Barrett Martin bulunuyor. Martin, özellikle Seattle sahnesinin atmosferik ve ritmik genişliğini belirleyen davul anlayışıyla biliniyor.
Kadronun bir diğer önemli ismi, Queens of the Stone Age, Them Crooked Vultures ve Eleven gibi projelerde gitarist, besteci ve prodüktör olarak yer alan Alain Johannes. Johannes, Josh Homme ile geliştirdiği sert ama minimalist gitar yaklaşımıyla 2000’ler sonrası modern rock sound’unun önemli mimarlarından biri olarak kabul ediliyor. Grubun İngiliz üyesi Duke Garwood ise Nick Cave & The Bad Seeds çevresiyle de ilişkilendirilen solo kariyeri boyunca blues, folk ve karanlık ambient tonları bir araya getiren çok katmanlı bir müzikal çizgi geliştirmiş durumda.
Kayıt coğrafyası ve üretim dili
Drink The Sea’nin üretim süreci tek bir stüdyoya bağlı kalmadan, farklı coğrafyalara yayılan bir kayıt pratiği üzerine kurulu. Olympia, Reykjavik, São Paulo, Joshua Tree, Santiago ve Barcelona gibi şehirlerde gerçekleştirilen kayıtlar, grubun müziğine yalnızca stilistik değil, aynı zamanda coğrafi bir çeşitlilik de kazandırıyor.
Bu üretim modeli, alternatif rock’ın klasik ‘grup stüdyoya girer, albüm kaydeder’ yaklaşımından ayrılarak, parçalı ama süreklilik taşıyan bir yaratım sürecine işaret ediyor. Ortaya çıkan sound, farklı kültürel dokuların aynı kompozisyon içinde bir araya geldiği hibrit bir yapı oluşturuyor.
Enstrümantasyon ve ses dünyası
Grubun müzikal yaklaşımı, geleneksel rock enstrümantasyonunu korurken aynı zamanda farklı coğrafyalardan enstrümanlarla genişletiliyor. Gitar, bas ve davul üçlüsüne Arap udları, Hint sitarı, Endonezya gamelanları ve çeşitli etnik vurmalılar eşlik ediyor. Bu yapı, grubun sound’unu yalnızca alternatif rock içinde değil, dünya müziği ve deneysel folk alanlarıyla da kesiştiren bir noktaya taşıyor.
Bu çok katmanlı enstrümantasyon, özellikle uzun form kompozisyonlarda atmosferik bir yoğunluk ve ritmik çeşitlilik yaratıyor.
İstanbul konseri
Drink The Sea, bireysel kariyerlerinde farklı alt türleri temsil eden müzisyenlerin bir araya gelmesiyle oluşan, klasik “süper grup” tanımını genişleten bir yapı olarak değerlendiriliyor. Proje, alternatif rock tarihinin Seattle grunge sahnesinden 2000’ler Kaliforniya stoner rock akımına ve Britanya blues-folk damarına uzanan çok katmanlı bir müzikal hattı aynı sahnede kesiştiriyor.
31 Ekim 2026’da gerçekleşecek İstanbul konseri, grubun Avrupa turnesi kapsamında öne çıkan duraklardan biri olarak konumlanıyor. IF Performance Hall Beşiktaş sahnesinde gerçekleşecek performans, farklı kuşaklardan rock dinleyicilerini aynı salonda buluşturmayı hedefliyor.
OYL Organizasyon tarafından düzenlenen gece, alternatif rock tarihinin farklı dönemlerine imza atmış müzisyenlerin ortak repertuvarını sahneye taşıyacak.
Etiketler: Drink The Sea müzik İstanbul


