Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir
“Ya arkadaşın bugüne kadar zannettiğin kişi değilse?” sorusuyla, yakın iki arkadaşın toplumsal olaylara bakış biçiminin, onların ikili ilişkilerini nasıl etkilediğini ve nasıl farklı yaşamlar yarattığını izleyebileceğiniz “Müdahale”, kişisel olanın politik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
AYSU UZER
Ceren Koç ve Kerem Arslanoğlu’nun yönetmenlik koltuğunu paylaştığı “Müdahale”, iki yakın arkadaşın birbirleri ve hayat ile kurdukları ilişkiyi, toplumsal bir olaya gösterdikleri tepkilerin ve bakış açılarının farklılıkları üzerinden ele alıyor. Mike Bartlett’in metnini, Gülay Gür’ün çevirisiyle izlediğimiz oyunun en güçlü yanlarından biri, yerelleştirme başarısı. Özellikle son dönemde sahneleri kaplayan ve kötü bir televizyon dublajını andıran çeviriler düşünüldüğünde, hem Gür’ün metin üzerindeki çalışmasının hem de Koç ve Arslanoğlu imzalı düzenlemesinin hakkını teslim etmek gerekiyor. Benzer şekilde, oyunun yarısından fazlasında sarhoş bir karakteri canlandıran Nazlı Bulum’un, eğreti durma potansiyeli son derece yüksek rolünü, büyük bir gerçekçilikle taşıdığı performansı da övgüye değer. Sahnede ona Görkem Kasal eşlik ediyor.
İkilinin sürekli değişen tempodaki diyalogları ile bir türlü dengelenemeyen ruh halleri, ani çıkışları ve birbirlerini paylama çabaları, seyirciye hiç de yabancı olmayan bir kardeş kavgasını, sanki bir aile içi hesaplaşmayı anımsatıyor. Yalnızca fazlasıyla yakın bir ilişkiye dahil olma ön koşulu ile gerçekleşebilecek bu didişmeler, ilk andan karakterlerin birbirine ve hayata karşı tutumlarını ele veriyor. Biri, “En yakın arkadaşlarız biz,” derken diğerinin cevabı, “Seni bilmiyorum ama benim başka yakın arkadaşlarım var,” oluyor. Oyun, ikilinin birbirine karşı duydukları sevgiyi, hissettikleri sorumluluğun asimetrisini ve hayata nasıl farklı açılardan baktıklarını daha bu ilk sahnelerde anlamamızı sağlıyor ve seyirci de bir anda o evdeki birine dönüşürüyor. Böylece zıtlıkların birlikteliğine ve çatışmasına dönüşen öykünün her bir yargı bildiren cümlesi, seyircinin de kendi cevaplarını sorguladığı, ölçüp tarttığı ve kendisiyle yüzleştiği bir sürecin kilidini açıyor.
Sürdürülemeyen farkındalıklar…
Sonu gelmeyen bir sarmala dönüşen arkadaşlığın izleğinde ilerleyen oyunun ismiyle müsemma çatışmasını, hem karakterleri hem de oyunun akışını anlamlandırmak için ele alırsak, sözlük anlamına bir bakalım isterim. Müdahale, TDK’da “karışma”, “Bir hastalığın seyrine el koyma” ve “Bir dava sonucu verilecek olan kararın, dolaylı olarak etkileyeceği üçüncü kişilerin davaya katılmaları” şeklinde tanımlanıyor. İkilinin bu üç tanım içerisinden kendilerine farklı tanımlar seçişi hiç şaşırtıcı olmasa gerek.
Bulum’un canlandırdığı karakter, askeri müdahaleyi bir (haksız) “karışma” anlamıyla halkın tercih, direnme, seçme ve hatta hakkını arama hakkının bile elinden alınması olarak tanımlarken gündelik yaşamında büyük bir acı çekiyor. Sosyal çevresi ile çoğunlukla eylemler planlıyor, tepkisini gösteremediği her an öfkesi içinde büyüyüp boğazında düğümleniyor. Ve çok ama çok içiyor. Kasal’ın canlandırdığı daha az sorumluluk sahibi çizilmiş karakterse, bahsi geçen halkın zaten kendi kendisine tedavi ve yaptırım gücü olmadığını söylerken, dışarıdan bir etkiye muhtaç gördüğü halka karşı bu müdahaleyi bir “tedavi” olarak tanımlamış oluyor. Böylece, müdahaleyi kendince haklı bir zemine yerleştiriyor. Bunu yaparken yeni sevgilisiyle huzurlu, romantik ve eğlenceli günler geçirirken, new age inanışları öğreniyor, dünya meselelerine duyarlı eski arkadaş grubuyla görüşmeyi de azaltıyor. O artık, bazı taşlar tenine temas ettirildiğinde, mistik bir güç ile huzur bulacağına inandığı yeni dünyasında, gerçek dünyanın bitmeyen dertlerine yer vermiyor. Taban tabana zıtlığın seyredilebilen somut hali ve yarattığı şatafatlı çatışma, gözyaşlarıyla karışık şakalar ve esprilerle karışıyor. Oyunun en büyük başarısı da, parmak bastığı acılı gerçekliği göğsünde yumuşattığı bu sahnelerle, en basit tabiriyle keyifli bir seyir deneyimi sunabilmesi oluyor.
Tanıdığımız birileri…
Buraya kadar çizdiğimiz iki kesişmeyen küme gibi görünen karakterleri gerçek hayatta ele almaya çalıştığımda aklıma iki profil geliyor: Biri, her gün haberleri takip edip dünyanın bitmeyen savaşları nedeniyle bir sokak köşesinde, kahvesini yudumlarken bile kendisini içten içe huzursuz hisseden ve dünyada bu kadar haksızlık varken vicdanının baskın sesi eşliğinde keyifli bir saat dahi geçirmeyi kendisine yakıştıramayan biri. Kısacası, dünya onun hassas kalbi için bir cehennem. Ve o sonsuz farkındalığı ile bu cehennemde boğuluyor. Bir diğeri ise, bu ağırlığı taşımak istemeyen, bu nedenle çoktan haberleri izlemeyi bırakmış, yanında herhangi bir haber konusu açıldığında ise, şimdi iki dakika keyifli sohbet edecekken neden böyle konuları açtığınızı huysuzca sorup sohbeti sulandırmaya çalışan biri. Vicdanının sesini bilgisizlik ve bilinçsizlik maskesiyle susturmaya çalışan, sadece, kendi hayatını keyifle yaşamaya çalışan biri.
Bu iki kişiyi de çok yakından tanıdığımıza eminim, öyle değil mi?
Üç maymunu oynamak diye tanımlayabileceğimiz, “bilmediğim zulüm canımı sıkamaz” bakış açısının da, dünyadaki tüm zulümleri neredeyse birinci elden sorumlusuymuşçasına sırtlanıp bitmeyen dünya dertleri ile günlük yaşamında derin bir nefes dahi alamayacak hale gelmenin de, en fazla nereye kadar gidebileceğini tahmin etmek pek de zor değil. Ancak oyunun, fazlasıyla tanıdık karakterlerin ve bakış açılarının, kişisel yaşamlarını etkileyecek en kritik kararları doğrudan etkileyiş biçimlerini, temelden yarattıkları sürtüşmeleri ve derin çatışmaları tüm boyutuyla aktarılabilmesi büyük başarı. Kendinizi ve yaşamınızı mikroskobik bir incelemeye tâbi tutmanızı sağlayan oyunu, kendinize hiç sorma fırsatı bulamadığınız soruları cevaplama mecburiyetinin yarattığı yüzleşmeyi deneyimleyebilmeniz adına seyretmenizi önemle tavsiye ederim. Müdahale, 5 Haziran’da Kadıköy Pax Sahne’de ve 13 Haziran’da DasDas Sahne’de seyredilebilir.
Etiketler: Müdahale sanat film


